RSS

VAMPİR SERİLERİ – PART 2

12 Oca

P.C . CAST + KRISTIN CAST – HOUSE OF NIGHT SERIES – GECE EVİ SERİSİ

İki yazar hanım tarafından yazılan (ancak ağırlığın P.C.Cast’ta olduğu söyleniyor) bu seri daha çok gençlere yönelik bir seri. Şimdiden kitap sayısı 9 a çıkan serinin her bir kitabı kısa sürede çevrilerek ülkemizde de yayınlanıyor. Sanırım Twilight serisinden sonra ülkemizde en fazla ilgi gören vampir serisi bu seri. Büyük ihtimalle bunun nedeni diğer serilerden önce, hemen Twilight’tan sonra yayınlanmaya başlamış olması.

Konusuna gelince, bu seride vampirler özel olarak seçilmiş insanlardan oluşturuluyor. Yani bir iz sürücü var ve özel olduğuna inandığı birini bulduğunda onu işaretleyerek vampire çeviriyor. ” İşaret ” lenen kişi hemen vampir olmuyor sadece vampir adayı vampircik oluyor. Yani vampir olmadan önce bir eğitim ve değişim geçirmesi gerekiyor. İşaretler genellikle adayların alnında beliren yarım ay şeklindeki bir dövmeyle kendini gösteriyor. Vampir değişimini tamamlayan kişilerde bu dövme genişleyerek desenli bir hal alıyor.

Vampir adayları seçildikleri andan itibaren toplumdan ayrılarak Gece Evleri denilen okullara giderek eğitimlerine başlıyorlar. Hikaye baş karakterimiz Zoey’in seçilmesiyle birlikte başlıyor. Seri vampir, kızılderili ve yunan mitolojilerini harmanlayarak kendine güzel bir alan yaratmış. Üstüne bir de Harry Potter evrenini omurga olarak kullanmış alın size okuyucuları kendine çekecek güzel bir sos.

Kitapların ilk negatif puanını da zaten bu özellikleri yüzünden alıyor. Harry Potter’ın vampir versiyonunu yaratabilmek için saçmalama boyutlarında kasmasıyla, adeta kopyacılık yaparak Harry Potter’ın kendine özgü bazı olaylarını kendince uyarlamasıyla pek çok Harry Potter hayranının tepkisini almış bir seri bu. Örneğin Hermione’nin devamlı bahsettiği Hogwarts Tarih 1 burada Damien’in devamlı bahsettiği Çaylak El Kitabı 101 e dönüşüyor. Zaten Damien’de Hermione’nin erkek ve gay versiyonu. :P

İkinci negatif puanını karakterlerini hemen her kitapta tekrar ve tekrar tanıtıp okuyucuyu bayma noktasına getirmesiyle alıyor. Evet biz kızların ikiz gibi davrandıklarını ama ikiz olmadıklarını biliyoruz, bundan önceki 7 kitapta zaten bahsetmiştin. :P Sırf sayfa doldurmak için zaten kitapların bilinen karakterlerini bir kez daha anlatması bir noktadan sonra insanları sayfa atlaya atlaya okumaya itebiliyor. Serideki hemen bütün karakterler kötüsünden iyisine hepsi muhteşem, hepsi çok güzel ve yakışıklı karakterler olduğu için durum biraz inandırıcılığını kaybediyordu ki durumu fark eden yazarlar Alaycı Kuş Rephaim hikayeye dahil ettiler. Rephaim’in hikayeye dahil olmasıyla birlikte seri de daha ayağı yere basan bir seri haline geldi. Ayrıca yazarlar okuyucunun şerbetine göre hikayeyi şekillendirmeyi de adet edinmiş görünüyorlar mesela Heath’ın durumu, okuyucu tepki gösterince nasıl da geri adım attılar ve onu tekrar hikayeye dahil ettiler. :P

Ayrıca en hoşlanmadığım şey yazarların özellikle de P.C.Cast’ın hemen bütün yazdığı kitaplarda aynı özellikleri tekrar etmesi. Yani bir dişi vardır ve bu dişi yine dişi olan tanrıçanın gözüne girmeyi bir şekilde başarır. Yazar feminist evet ama aynı zamanda yaratıcının erkek değil kadın olarak nitelendirilmesini tercih edenlerden, yani ona göre yaratıcı Tanrı değil Tanrıça olarak betimlenmeli. Bu yüzden hemen bütün kitaplarında ayı özelliklerin kendini tekrar ettiğini göreceksiniz, Tanrıça, dişi baş karakter, yapılan bir ayin, kadının aşkı için uğraşan bir erkek.

Önceleri Damien’den umutluydum ama o da sırf seride bir gay karakter olsun diye dahil edildiği tam anlamıyla anlaşılınca ondan da ümidimi kestim. Favori karakterlerim Aphrodite, Stevie Rae, Rephaim ve Heath. Aphrodite’in kimseyi sallamayan hallerine, her durumda Zoey ve kankalarına laf sokuşturma kabiliyetine, güzelliğini sonuna kadar kullanıp hayatını yaşama hevesine bayılıyorum. Rephaim’in hikayesinin sonu zaten daha hikayeye dahil olduğu andan beri belliydi ama olsun yine de Stevie Rae ile olan etkileşimlerini, kararsızlıklarını ve birbirlerini keşfedişlerini okumak zevkliydi. Hatta ben bir yerden sonra baş karakter olarak Zoey’i değil Stevie Rae’yi görmeye başladım. Zoey her kitapta level atlayıp orasına burasına dövme kazandıkça Stevie benim daha çok gözüme girdi diyebilirim.

Zaten Zoey’de öyle bayağı bir karakter ki bir sonraki bölüm kime aşık olacağını kestirmeniz çok zor. Bir bakmışsınız bunun kollarında bir bakmışsınız öbürünün. Üstelik ne zaman aşkları hakkında tartışma başlasa ” Şimdi görevlerim var bununla ilgilenemem ” ayağına yatıveriyor. Ha son kitaplarda Stark geldi geleli biraz düzene girdi ama genelin aksine ben sevmedim bu Stark karakterini. Zaten zart diye hikayeye dahil edilmesi, ardından bu karakter ön plana çıksın diye Eric ve Heath’in üzerine çizik atılması karakterden iyice soğumama neden oldu. Halbukisi en iyi işlenmiş karakterlerden biri.

Pozitif yönlerine gelirsek vampir bile olsalar bu karakterlerin teen olduklarını asla unutmamalı ve yaptıkları hataları buna göre değerlendirmeliyiz. Sonuçta hepsi bir avuç abur cubur tıkınıp vampir olduğu bariz olan ünlülerin çevirdikleri filmleri seyreden, aşkı keşfedip hayatlarını yaşamak ve bu arada dönüşümlerini tamamlayamayıp ölme riskini unutmaya çalışan gençler. Bu açıdan değerlendirdiğimde serinin pek çok hatasını göz ardı edebilirim. Sadece referans aldığı hatta kopyaladığı Harry Potter serisi için kalkıp da ” sıkıcı ” yakıştırmasında bulundukları an yazarlar benim için yerin dibi seviyesine inmişlerdir. Bu yüzden seriyi ” YANMIŞ ” kitanbından sonra bıraktım.

Serinin resmi sitesi BURADA yeni kitaplar hakkında buradan bilgi alabilirsiniz. Ayrıca serinin çok yakında sinemaya uyarlanacağının da bilgisini vereyim. Aman film gösterime girdiğinde konuya fransız kalmayım diyorsanız okuyabilirsiniz.

P.C. Cast’ın tek başına yazıp yayınladığı bir de TANRIÇA SERİSİ ülkemizde yayınlanmakta. Alıp okuyayım mı diyorsanız tema yukarıda anlattığım gibi hiç değişmiyor, kadın karakter, tanrıça, kadın karaktere aşık erkek karakter, ayin. Aynı konuları tekrar tekrar okumaktan sıkılmam ben diyorsanız…

10/6 NEDEN? İnsan araklama yaptığı seriye biraz olsun saygı gösterir de ondan…

 
7 Comments

Posted by 12/01/2012 in Darkangel, Kitap

 

Etiketler: , , ,

7 Responses to VAMPİR SERİLERİ – PART 2

  1. superisi

    12/01/2012 at 23:11

    Tek söyleyebileceğim bu seriden nefret ediyorum. Harry Potter’ın vampir versiyonu ve 3. kitaptan itibaren sürtük olmuş kız resmen… Anita’nın bile sebepleri vardı yahu…

     
    • darkangelhome

      13/01/2012 at 21:34

      Haaha di mi ya Anita’nın bile onu buna zorlayan!!! sebepleri vardı yani. :D Nefret edilecek kadar kötü bulmuyorum hele de Kasabanın Vampirleri serisinin yanında :P Aklında olsun uzak dur o seriden :D

       
  2. blackpearl

    13/01/2012 at 02:31

    Merhaba.
    Yazınızı çok yerinde buldum.
    Merak ediyordum gerçekten bu seriyi tek boş bulan ben miyim diye..
    Fantastik kitapları çok severim.HP serisi gibi bir devi okuyup bunları beğenmek oldukça güç.Ama hepsine birer şans vermek gereklidir diye düşündüm..Önce Alacakaranlık serisini okudum sonrada bu serinin ilk kitabını.Ve o gün şunu söyledim ” Stephanie Meyerden daha kötü bir yazar varsa oda PC Casttir” Fantastik insanı bir yere götürür evet ama bu seri boş gerçekten boş.Merak dahi edemedim 2. kitabı.En azından Alacakaranlık serisinde yapılan tek sanat olan betimlemeler gözümde canlanabiliyordu ama bu seride kendimi adapte edemedim bir türlü.Sahip olduğu ünü hakettiğini düşünmüyorum.Gerçi diğer kitaplarını bilmiyorum ama ilk kitap benim için bir yıkımdır. Alacakaranlığın ve de bu serinin zaman kaybı olduğunu düşünüyorum..Vampir serilerinde favorim Vampir Akademisidir.Onunda en az bunlar kadar basit bir dili olsada yinede sağlam karakterler görmek güzeldi..Basit bir üslubu çekilebilir kılan etkende bu değil midir zaten.
    HP beznetmelerinden söz etmişsiniz.O kadar içine girememişim ki fark edemedim bunu.Ama şuradan kaybettim sanırım.Okul kavramı bu tarzlarda (HP,VA gibi) daha sert ve tutucudur.Hani kendi ismini kendim koyma gibi seçeneklerin yoktur.Katıdır.Bu okul o kadar disiplinlimiydi emin değilim..
    Birde bana garip gelen şeylerden biri böyle kolayca can ciğer arkadaş olunması.Onun için kan vermesi kızın vs.. Erken gelen hiç birşey beni tatmin etmez.Gerçekçi gelmez açıkçası.Böyle kolay olmaz derin dostluklar.Olmamalı .
    Demek HP sıkıcıymış.Allah taş yapar vallahi . PC kendine dikkat etmeli.
    Yazınız yalnız olmadığımı gösterdi. Elinize sağlık ^^

     
    • darkangelhome

      13/01/2012 at 21:43

      Teşekkürler yorumun için :) Stephanie Meyer konusundaki lafına katılıyorum. Ama en azından Meyer farklı alanlarda hikayeler yazmayı deniyor. P.C.Cast ise kendi çemberinin etrafında dönüp duruyor. Bu yüzden belki ileride Meyer çok daha iyi kitaplara imza atabilir ancak P.C.Cast’ın bu kafayla yerinde sayacağını düşünüyorum. Pek çok tespitine katılıyorum. Özellikle de birden BF kesilivermeleri, ondan sonra daha birkaç gündür tanıdığı elemanlar için hayatlarını ortaya koymaları falan, bir de birbirlerine yalan atıp durmaları, gerçekleri gizlemeleri, arkadaş geçinip birbirlerinin arkasından her haltı çevirmeleri de pek hoşuma gitmemişti açıkçası. Yine de liseli gençlerin veya seçici olmayan okuyucuların seriden hoşlanabileceklerini düşünüyorum. Bu tip serileri okuyunca insan Rowling, Tolkien gibi yazarların değerini daha iyi anlıyor.

       
  3. dilara

    13/01/2012 at 17:40

    muhteşem bir yazı yanmışta bırakmışsın iyiki de bırakmışsın çünkü uyanmış çok kötü ve sıkıcıydı insanlar nasıl hala bu seriyi seviyo anlamıyorum (yani şurda vampir akademisi varken) bu arada yazılarını çok beğeniyorum

     
    • darkangelhome

      13/01/2012 at 21:44

      Teşekkürler yazılarımı takip edenleri böyle mesajları sayesinde tanıyabiliyorum. Yazı serisini beğenmene sevindim. Ama iyi olmuş desene yerinde bir karar vermişim :)

       
  4. Voodoo_Baby

    19/01/2012 at 04:19

    Uzun zamandır benim gibi bu seriye sinir olan birilerinin bir şeyler yazmasını bekliyordum. Blogları gezerken denk geldim. Çok da iyi oldu. Bu seri için diyebileceğim şey belki ilk başlarda merak ettiriyordu, bu yüzden kendini okutturuyordu. Rezil bi anlatış tarzı olmasına, sürekli okuduğum kitapta bir önceki kitaptan alıntılar olmasına sinir oluyordum. Zaten kitabın yarısı bir önceki olanları tekrar etmekle geçiyordu. Kadın aynı şeyleri anlatıp durmuş ya aklıma geldikçe deli oluyorum. Seriyi okumayı 3 yıl önce bıraktığım halde hala geçmemiş sinirim xD

    Hayatta yapmadığım şeydir ancak bu kitapta sürekli sayfaları okumadan atladığım olmuştu. Ve türk filmleri gibi en heyecanlı yerlerde kitap son bulunca ister istemez diğer kitabı almak istiyordum. Bu da belki de tek iyi tarafı diyebilirim. Çünkü asıl hikaye başka birinin elinden çıksa belki de mükemmel olabilirdi. Ancak ben de “Baştan çıkarılmış”a kadar sabredebilmişim.

    Son olarak ne yazık ki bir sürü kitap da yazsa o sıkıcı bulduğu kitapların değerine ulaşamayacak, çok, çok yazık.

     

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.