RSS

Etiket Arşivi: Sailormoon

Uzak Doğu Postası – 13

Annemin giderek ciddileşen rahatsızlığı nedeniyle bir süre güncelleme yapamayacağım. Ama en azından taslak dosyamdaki haberleri atayım aklımdan çıksın. Bu yüzden son güncel haberleri de ekleyerek atıyorum ;)

Arashi’nin yeni albümü “Beautiful World” ilk gün 270,000 kopya, ikinci gün 145,895 kopya satarak iki günde 416,000 kopyaya ulaştı. Şu andaki satış rakamları 698,699 bir aya kalmaz 1 Milyonu geçerler ama bu ne yazık ki AKB48 in çok kötü bir şekilde gerisinde kaldıkları gerçeğini değiştirmiyor. Neyse en azından kendilerini hala en fazla satan erkek grup olmalarıyla avutabilirler.

Arashi’nin 2001 de çıkardığı ilk albüm “ARASHI No. 1 – Arashi ha Arashi wo Yobu” toplamda 323,000 adet satarken son albümleri 2010 da çıkardıkları “Boku wo Miteiru Fuukei” toplamda 1,115,000 kopya sattı. 12 albümün 10u haftalık listeyi 1 numarada tamamlamayı başardı. Bu arada 30 Haziranda çıkardıkları “Nippon no Arashi” fotobookları da 4 gün içinde 200,000 kopyadan fazla satmış. Anlayacağınız para basıyorlar arkadaşlar :)

***** Jpopsia’nın yeni anketinde güzel bir sonuç çıktı. Sanırım sadece birinin tanıtımını yapmamışım daha önce, zaman bulursam onun da tanıtımlarını da buraya ekliyeyim. Gelmiş geçmiş en güzel japon dizileri anketinde sıralama şöyle,

#1 Hanazakari no Kimitachi e

#2 Gokusen

#3 Nobuta wo Produce

#4 Hana Yori Dango

#5 One Litre of Tears

***** Kis-My-Ft2 ve AKB48 üyelerinin en sevilenlerini bir araya getiren dizi İkemen Desu Ne (You’Re Beautiful’un yeniden çevrimi) 10.9 luk reytingle oldukça kötü bir çıkış yapmış ama albette aynı saatlerde karşısında birkaç drama daha olduğu düşünülürse ve orjinal dizinin hayranlarının yeni diziyi pek hoş karşılamadıkları da hasaba katılırsa şaşılacak bir durum değil. Şimdilik idare eder bir reyting bile diyebilirim.

***** F.T Island’ın solisti Lee Hong Gi geçtiğimiz haftalarda bir Türk hayranının Kore’ce düzenleyerek kendisine gönderdiği tweeti retweetledi. Hayran ” Biz ne Japonuz ne de Koreliyiz. Bizler Türküz! Lütfen bizi de görün! ” şeklindeki mesajı retweetlerken güzel bir jest yaparak #PrimadonnaTurkey başlığını da başlattı.

***** ” Boys Over Flowers ” ve ” Playfull Kiss ” dizileriyle tanınan, SS501 grubunun eski lideri Kim Hyung Joong’un solo albümü çıktı. Kore’deki medya grupları albümün Japonya’da Lady Gaga ve Beyonce gibi ünlüleri geride bırakarak bir numaradan giriş yaptığını iddia etseler de Oricon’a göre durum tam tersi. Kim Hyun joong listeye 6 numaradan giriş yapmakla kalmıyor sadece 10.000 küsurluk bir satış rakamı yakalayabiliyor. Zaten klibini izleyince anlayacaksınız bu stil ve şu saçlarla çok bile satmış :P

Kim Hyun Joong – Break Down

***** X JAPAN grubu bir kayıpla daha sarsıldı. Grubun ilk kurulduğu zamanlarda üyelerinden olan ve daha sonra gruptan ayrılan Sawada TAIJI bir hostese sarkıntılık yaptığı iddiasıyla şikayet edilmesinin üzerinden birkaç gün geçmişken kendini asarak intihar etti. X JAPAN ın lideri Yoshiki tweetterinde ” REST IN PEACE MY FRIEND ” şeklinde bir mesaj geçti.

***** Yeni dizi dedikoduları pek iç açıcı değil. Kame’nin adı ” Youkai Ningen Bemu ” adlı dizi için geçse de bir anime uyarlaması olacak serinin oldukça garip bir konusu ve uçuk karakterleri olması sebebiyle hayranlar şimdiden buna karşı çıkıyorlar ve Kame’nin böyle bir teklifi kabul etme durumu varsa bile ret etmesini istiyorlar. Ayrıca Coffee Prince dizisinin de Japon versiyonu yolda görünüyor üstelik başrole Arashi grubunun Sakurai Sho’su düşünüyormuş. Peeeeehhh!

Smap ünlü konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Son konukları japonya’da büyük çıkış yapan Jang Geun Suk’tu. Bayağı kafa buldu bizimkilerle. Özellikle Japon kadınlar konusunda kaçamak cevaplar verdiği dikkatimden kaçmadı, Daha önceki basın toplantısında da ” Onlardan hoşlanmıyorum. Şaka şaka onları seviyorum. ” şeklinde karmaşık bir cevap vermişti. Yemek tadma ve sonra atış oyunları oldukça eğlenceli. Videolar biraz takılıyor ama idare edin bütün programı ancak buldum.

PART 1

PART 2

PART 3

PART 4

LAST PART

***** Kis-My-Ft2 grubu KAT-TUN un yeni singleından bir sonraki hafta debut singleını piyasaya sürecek ve eminim ki oldukça iyi de bir satış rakamı yakalayacak hatta ahanda şuraya yazdım şu anda Johnnys içindeki pek çok gruptan (KAT-TUN dahil) daha çok satacak. Çünkü adı üzerinde bu kuruluş albümleri ve 8 yıldır bunu bekleyen hayranları elbette onları hayal kırıklığına uğratmayacaklardır. En sonunda ilk kez Music Station’da sahne aldılar. Şarkıyı dediğim gibi beğenmedim ama dans performansları bir harika. Ancak seri danslardan sonra nefessiz kaldıklarını fark ettim. Bu grupta da Kame ve Jin gibi öne çıkan üç üye var hemen fark edeceğiniz üzere zaten. Ancak bu da grubun en fazla eleştri alan yanı. Çünkü KAT-TUN un aksine bu üçü çok fazla öne çıkarılıyor ve diğerlerine adeta backdancer muamelesi yapılıyor. Kıyafetlerinden, şarkılardaki duruşlarına kadar bu grup sanki üç kişilik bir grup, arkalarında da dört kişilik bir backdancer grubu var gibi. Bu hayranların pek çoğunu kızdırıyor. Bu durum ne yazık ki kliplerinde de değişmemiş. Gelecekte bu gruptan kopmalar yaşanabilirmiş gibime geliyor. Ne diyelim şimdiden hayırlı olsun.

Kis-My-Ft2 – Everybody Go Music Station

Kis-My-Ft2 – Everybody Go PV

***** Sailormoon dizi oluyor! Yanlış okumadınız hepimizin bir zamanlar bayılarak seyrettiği seri live action olarak TBS ekranlarında yayınlanacak. Cast bilmiyorum ilginizi çekecek mi ama NEWS severlerin şimdiden havada zıpladıklarını görür gibi oldum nedense :D Zaten bütün cast bakıldığında pop idol gruplarından seçilmiş bu yüzden iyi reyting alacağından hiç kuşkum yok.

Sailor Moon – Minegishi Minami (AKB48)

MAMORU CHIBA aka TUXEDO MASK~ MASSUDA TAKAHISA (NEWS)

Sailor Mercury – Serina (SDN48)
Sailor Mars – Kotera Mari (Tsubomi)
Sailor Jupiter – Akimoto Sayaka (AKB48)
Sailor Venus – Michisige Ayumi (Morning Musume)
Sailor Uranus – HIROKA (Tsubomi)
Sailor Neptune – Iuchi Rina (Tsubomi)
Sailor Pluto – Ogawa Saki (Smileage)
Sailor Saturn – Natsuyaka Miyabi (Berryz)
Sailor Chibiusa – Ihara Ryouka
Sailor Luna – Uchida Ai

***** Akanishi Jin’den haberler yok ama ailesinden haberler gelmeye başladı. Sevgili erkek kardeşi Reio (Leo) Akanishi Üç Silahşörler müzikalinde başrollerden birinde rol alıyor. (Resimde sol baştan ikinci) Aynı zamanda tweettere giriş yapan küçük kardeş babalarının arkadan çekilmiş bir resmini koydu. Buyrun Akanishi’lerin babası,

***** Yamapi’den haberler yok mu diyenler de üzülmesin haber yok ama nedeni kendisinin şu an İtalya’da tatilde olması. Hatta geçenlerde yanıp braonzlaşmış haliyle ve her zamanki gibi en yakın arkadaşı Jin gibi sarhoş bir halde çekilmiş resimleriyle netteydi.

Sonlara KAT-TUN la ilgili haberleri bıraktım. 3 Ağustos’ta çıkacak yeni singlelarıiçin şimdiden programlara çıkmaya başladılar. İlk sahne aldıkları program Hey! Hey! Hey! programı oldu. Kıyafetlerinin bir uyum içinde olduğunu görmek şaşırtıcıydı sanırım bunca zamandır ilk kez bir örnek kıyafetlerle sahne almışlardı. Daha önce aynı konsepte uygun kıyafetler giymişlerdi ama bir örnek giyindikleri ilk sahne kıyafetleri sanırım bunlar. Siyahlar içinde çok hoşlardı da onlara baktıkça ben terledim yahu! :D

Kame’nin JuJu’yla ilgili anısını anlatırken onu taklit ettiği yerde millet koptu. O anda diğerlerinin kafalarına şaplak atmasıyla bilinen sunucu ayağa fırlayınca şaplağın geldiğini anlayan Junno ve Koki’nni aynı anda engel olmak için atılması ve Koki’nin kahramanca öne çıkarak Kame yerine şaplağı üstlenmesi de çok ilginçti doğrusu, gözü gibi bakıyorlar Kame’ciklerine :D

Ya sunucular 2PM elemanlarıyla bizimkilerin kas farkını vurgulayınca kim kimden daha kaslı olayına girmeleri çok çocukça ve komikti. Hele eskiden grubun cılızı olan Kame’nin şimdi grubun en kaslı elemanlı olması ne garip bir tezattır. Zaten vurgudan sonra Kame’nin kaslarını gösterme pozuna girişi de çok komik. 2PM elemanları da onunla didişmenin kıyısından dönüyorlar ve KAT-TUN un ” sempai ” leri olduğunu söylüyorlar ama elemanın biri neredeyse Kame’yle kas yarıştırmak üzereydi, yanındakiler engel oldu. Hoş Kame’nin o çam yarmasının karşısında hiç şansı yoktu ya neyse :D

Sonra KAT-TUN sahneye çıktığında sauna konusu hakkında konuşuyorlar. Kame saunayı çok sevdiğini, sıcak banyo, sauna ve soğuk duş üçlemelesini vücudu dayanabildiği kadar 5 ila 10 kere arasında yaptığını, yaklaşık bir buçuk iki saat kadar kaldığını söyleyince millet epeyce şaşırdı nedense. Hele 2PM elemanlarından sol baştakinin surat ifadesine koptum ben. Sonra sunucu da diyor ki ” Dikkatli ol ama travestiler saunayı çok severler. ” Kame de ” Gerçekten mi? ” diyor. ” Dikkatli olurum. ” Ama bana pek komik gelmedi nedense bu espri, sunucular giderek yeteneklerini kaybediyorlar.

KAT-TUN TALK PART

Talk Part Alternatif Link

Performans güzeldi ama grup olarak danslarına o kadar dikkat ediyorlardı ki birbirlerinin adımlarını kolladıkları, konumlarına dikkat etmeye çalıştıkları çok açıktı. Bu yüzden performansı tedirgin bir havada yaptılar. Zaten sadece Kame’nin şarkının bir noktasındaki solosu dışında tamamen playbackti. Yine de grup uyumları 2PM in canlı performansından çok daha iyiydi bunu söyleyebilirim. 2PM beni hayalkırıklığına uğrattı. Dans adımları şaştı, uyumları bozuktu, sesleri rüzgar ve kalabalığın sesinde kayboldu. Zaten doğru düzgün anlaşılmıyor japoncaları bari playback söylesenize :P

KAT-TUN – RUN FOR YOU

KAT-TUN RUN FOR YOU

Sonrasında şu sıralar Japonya’da fırtına gibi esen, şimdiye dek çocuklar tarafından seslendirilmiş en çok satan (250.000 adeti geçtiler) şarkıda stüdyodaki bütün şarkıcı ve gruplar çocuklara eşlik ettiler. Bu ” Mori Mori ” şarkısı ve dansını EXILE dışında (normaldir hepsi kocaman adamlar) herkesin bildiğini görmek ilginç. KAT-TUN üyeleri özellikle Koki ve Kame peeek şekerlerdi. Şarkı da çok tatlı aslında ama söyleyen veletler ondan daha tatlı. :D

Maru Maru Muri Muri PV

Marching J kapsamında yapılan Johnnys Supports Days’ten videolar gelmeye devam ediyor. Smap grubu üyesi gruptan özel isteklerde bulunuyor. O sırada yanlarında bulunan bayan spikere favori KAT-TUN üyesi sorulduğunda Kamenashi-kun cevabını veriyor. Bilin bakalım kadının Kame’den duymak isteyeceği sözcükler nelermiş? ” Seni Koruyacağım. “ :) Smap üyesi Kame bu sözleri söylesin diye eğilerek ondan rica ediyor. Kadın biraz orta yaş üstü de ondan. Ama o sempaileri Kame hemen ondan daha aşağıya eğilmeye çalışarak onu kaldırmaya çalışıyor. Bir dramada oynarmış gibi davranarak Kame bu sözcükleri kadına söylüyor ama maalesef ciddiyetini fazla koruyamayarak sırıtıyor, sonra utanıp her zamanki gibi gözlerini kapatarak özür diliyor.

KAT-TUN MARCHING J

Kame’nin Home Run projesinden haberdar olmayan hayranı yoktur sanırım. Uzun zamandır topu tribünlere kadar vurmaya çalışıyordu. Aldığı derslerden sonra 30 Haziran son deneme günüydü. Tam 100 atış yaptı. Biri duvardan sekmek üzere hedefe çok yakın bir sürü atış yapmasına rağmen başaramadı. O kadar üzüldü ki neredeyse ağlayacaktı. Devamlı şu ana kadar kendisini destekleyenlerden özür diledi durdu. Müthiş ölümcül bir ciddiyetle çalıştığını ve elinden gelenin en iyisini yaptığını herkes biliyor. Bu yüzden başaramamış olsa bile çok takdir topladı. Özellikle de Home Run atışlarının Japonya’daki efsane isminden gelen mesaj ve hediye onu epey mutlu etti. Ben Kame’yi tanıyorsam denemeye devam edecektir. O kaybetmekten nefret ediyor. Bir gün mutlaka o atışı yapacak ahanda şuraya yazdım.

KAME GOING

Bakışlar öldürür derler ya…

Üzüntüden yıkıldığı an

Üzülme Kame-Chan biz seni yine de seviyoruz hatta şimdi daha çok seviyoruz.

PS: VİDEOLAR KISA SÜREDE SİLİNEBİLİR, BU DURUMDA VİDE SİTELERİNDEN AYNI ADLA ARATIP YENİ YÜKLENMİŞLERDEN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

 
12 Comments

Posted by 25/07/2011 in Uzakdoğu Postası

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Darkangel’s Top 10 Anime

Uzak Doğu dizilerinin olduğu kadar animelerinin de sıkı bir takipçisi olarak böyle bir liste hazırlamam gerektiğini düşündüm. Hayatımda yer etmiş, benim için apayrı önemlere sahip, aklıma geldiklerinde gülümseyerek hatırladığım ve hala da merakla takip ettiklerimi şöyle bir listeleyim. Bir kişi merak eder de keşfederse ne mutlu bana :D

1 ) LADY OSCAR ( The Rose of Versailles )

İzlediğim hiç bir animede bu seriyi seyrederken hissetiklerimi hissetmedim. Tarihten hoşlanıyorsanız, pespembe animelerden gına geldiyse, izlerken sanki bir film izliyormuşçasına zevk alacağınız bir seri arıyorsanız işte size bulunmaz bir nimet olan Lady Oscar. Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse 1755 yılında bir Fransız asilzadesi olan General de Jarjeyes’nin 6. kızı doğar. Oysa General’in tek istediği ölümünden sonra görevini devredebileceği bir erkek evlat sahibi olmaktır. Sabrı tükenen General kızına Oscar adını koyar ve onu oğlan gibi yetiştirmeye karar verir. Yıllar geçer ve Oscar dadısının torunu André’yle mutlu bir çocukluk geçirir.

Veliaht prenses Marie Antoinette’in Avusturya’dan Fransa’ya gelmesiyle birlikte o sırada askeriyede yükselmekte olan Oscar geleceğin kraliçesini koruma görevini üstlenir. Entrikalarla kaynayan Versay sarayında geçirdiği zamanda İsveç’ten gelen Kont Fersen’le tanışır. Fersen yakışıklılığı ve cezbedici tavırları karşısında Oscar kadın ruhuna yenik düşüp ona aşık oluverir. Fakat henüz bilmediği bir şey vardır: Fersen, Kraliçe Marie Antoinette’in sevgilisidir.

Oscar’ı deliler gibi seven André ise kıskançlık içinde sevdiği kadının bir başkasına aşık olmasını izler. Aralarındaki sınıf farkı nedeniyle Oscar’a asla sahip olamayacağı düşüncesi kalbini ökfeyle doldurmaktadır. Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır. Fransa’da zenginle fakir arasında süregelen adaletsizliği fark etmez. Fakat zamanla André’nin özgürlükçü düşünceleri ufkunun açılmasına yardımcı olur. Fransız İhtilali kapıya dayandığında ise artık Oscar ilkeleriyle duyguları arasında bir seçim yapmak zorundadır.

Yazar Riyoko İkeda, Stefan Zweig’in Marie Antoinette adlı kitabından etkilenip, Fransız İhtilali öncesi dönemi konu alan bir manga yazmak istemiştir. Gelmiş geçmiş en dokunaklı mangalardan biri olarak kabul edilen Versay’ın Gülü böylece doğmuştur. Toplam 9 bölüm ve 1700′den fazla sayfadan oluşan manga, Şūeişa Margaret Dergisinde 1972-1973 arasında yayımlanmış, sadece 1972-1974 yılları arasında 15 milyondan fazla satarak büyük başarı yakalamıştır. Avrupa’ya Lady Oscar adıyla pazarlanan animesi ise ülkemizde de üç ayrı kanalda zamanında yayınlanmıştı.

Hiç unutamadığım bölümlerinden birinde Oscar’ın artık evlenmesi gerektiğine karar veren babası onun talipleriyle tanışması için bir parti verir. Oscar bu partiye erkek kıyafeti olan asker üniformasıyla katılmakla kalmaz bir de partide eline bir kadeh alıp ” Ne ilginç bir parti, hiç kadın yok! ” diye durumla dalgasını geçer.

10/10 Neden? Başrorülde bir kadının olduğu bütün animelerden farklı olduğu için…

2 ) SAİLORMOON

Okuldan koşa koşa eve gelir bu seriyi seyrederdim yafz. Ne güzel günlerdi ah ahh :D Maskeli ile neler olacak acaba derken bir bakmışım Seiya ile neler olacak diye meraklanıyorum. Usagi-chan sevgi dolu, sakar mı sakar ve sulugöz tavırlarıyla kalbimde kocaman bir yere sahiptir. Ondan sonra bi tek Kotoko (İtazura Na Kiss) beni bu kadar etkilemiştir. Lezbiyen, gay hatta normalde erkekken dönüştüğünde kadın olan karakterleri bile mevcut olmasına rağmen hiç yadırganmadan izlenmiştir zamanında. Tabii TRT nin bunları çaktırmamak için yaptığı bütün katakulli sayesinde :D Konusu bir dönem tarafından ezbere biliniyor evreni ve dünyayı korumaya yemin etmiş olan gezegen savaşçılarının hikayesidir.

10/10 Neden? Arkadaşlık ölüm ve engel tanımaz da ondan…

3 ) DEATH NOTE

Dünya ikiye ayrılır. Death Note’u izleyenler ve bir gün Death Note’u izleyecek olanlar. Anime de bana göre derecelendirmede ikiye ayrılır 25. bölüm öncesi ve 25. bölüm sonrası. Spoiler vermeden yazabileceklerim bu kadar, eğer hala izlemediyseniz bu mükemmel anime hala keşfedilmeyi bekliyor demektir. Konusu, On yedi yaşındaki bir lise öğrencisinin, bir şinigaminin düşürmüş olduğu doğa üstü bir defteri -Ölüm Defteri’ni- bulup kendini nasıl ” Yeni Dünyanın Tanrısı ” yaparken peşindeki dünyanın en iyi dedektifi L ile arasındaki mücadeleyi anlatır.

10/8 Neden? Bu kadar mükemmelse neden tam puan diyorsanız cevap 25. bölümden sonra. Bu kadarla kalmasının nedeni de L’in varlığı.

4 ) BLEACH

Hala devam eden anime ve manga serisi olduğu için bu anime takip ettiklerim arasında ama yine de listeme girecek kadar iyi. Sadece Byakuya, Urahara, Gin ve Renji’nin varlığı bile bu animenin listede olmasına yeter. Özellikle de Gin benim için Harry Potter’daki Severus gibi gizemli ve merak uyandırıcı bir karakter olduğu için hastasıyımdır. Yakında ortaya çıkacak zaten neler olduğu *tırnaklarını kemirir* Konusu, ruhlar aleminin koruyucusu olan shiginamiler ve hollowlar arasındaki mücadele tüm hızıyla sürerken, shiginamilerden birinin beklenmedik ihanetiyle bir anda dengeler alt üst olur.

10/7? Şimdilik… Henüz bitmedi kiiii :D

5 ) NARUTO

Naruto şu yönden ilgimi çekiyor başrolde Naruto olmasına rağmen başrol olamaması, aksine Sasuke başrolü ondan çalması, hatta ikisinini başrolü birlikte paylaşması çok ilginç. İkisi arasındaki kimya o kadar belirgin ki izlerken onları yaoi bir çiftin geleceğini beklermişçesine izliyorum. Ama bunun ötesinde onlar birbirlerini, yanlızlıklarını, acılarını anlayan karakterler. Merakla Sasuke bakasının daha neler yumurtlayacağını beklerken yeter artık Naruto daha fazla acı çekmesin diye dellenmekteyim. Bunların ötesinde Gaara, Kakashi ve Rock Lee gibi bulunmaz karakterleri barındırdığı için mutlaka izlenmelidir. Konusu, köye bir anda musallat olan 7 kuyruklu efsanevi bir canavar köyün Hokagesi tarafından bir çocuğun içine mühürlenir. Bu çocuk Naruto’dur. Öte yandan Sasuke klanı bir gece içinde yok edilir ve bu katliami yapan Sasuke’nin öz ağabeyidir. İki acılı çocuk için gelecek çok daha büyüklerine gebedir.

10/7? Bitmediiii devam ediyor.

6 ) İTAZURA NA KİSS

Konusu, Lise son sınıf öğrencisi Aihara Kotoko, ilk yılından beri Irie Naokiyi sevmektedir. Okulun en üst sınıflarından “Sınıf A” da okuyan ve IQ’su 200 olan Irie Naoki, okulun ilk gününde bir konuşma yapar. Kotoko Naoki’yi ilk gördüğü andan itibaren ona vurulmuştur. Fakat yinede kötü bir durum vardır, o da okulun en salaklarının toplandığı “Sınıf F” dir. Kotoko Sınıf F’de okumaktadır ve Naoki Sınıf A’da okuduğundan dolayı ona aşkını anlatmaya bir türlü cesaret edememiştir. Çünkü kendisini ona layık görmüyordur.

Gizli hayranlığın 2 yılından sonra, kendine olan güvenini toplamış ve Naokiye bir mektup yazıp aşkını ilan etmeye karar vermiştir. Cesaretini toplayıp, mektupu Naokiye vermeye kalktığında (ki nerdeyse bütün okul bu olaya şahit olmuştur.) Naoki: “Bu mektubu istemiyorum.” demiş ve reddetmiştir. Daha kötüsü, Aptal kızlardan nefret ettiğini söylemiştir. Kotoko, okula hem rezil olmuştur hemde kalbi çok fena kırılmıştır ve aşkından vazgeçmeyi seçmiştir.

Kader bu ya, Kotokonun babasının yıkılmaz dediği evleri 2 şiddetinde :D depremle yıkılınca ikisi de ortada kalır. Babası, en iyi arkadaşının evinde bir süre kalabileceklerini söyler ve oraya doğru yol alırlar. Eve geldiklerinde kapının önünde “Irie” yazmaktadır. Kotoko sadece bunun bir benzerlik olabileceğini düşünmüştür fakat kapıyı açtıklarında içeride Naoki’ yi görür. Naoki’ nin babası, Kotoko’ nun babasının en iyi arkadaşlarından biridir ve kalmaları için onları evlerine davet etmişlerdir. Ve böylece, Kotoko’nun Naoki’yle geçireceği yaşamı başlamış ve aşkıda pekişmeye başlamıştır. Naoki’nin annesi, ( Mükemmel bir insan herkese böyle kaynana lazım ) Kotoko’ yu kendi gelinleri gibi görmekte ve onu Naoki’yle daha çok yakınlaştırmaya çalışmaya başlamıştır.

Kotogo gibi zıpır, sevimli mi sevimli bir karakterin elinde dizi su gibi akıp gidiyor. Her bir bölümü ağzınız gülmekten sancıyarak izliyorsunuz. Mimikler, tepkiler falan bir harika. Üstelik zaman yerinde saymıyor aksine bize gerçek bir hayatı izlettiriyormuşçasına akıp gidiyor, karakterler gelişiyor, değişiyor, olgunlaşıyor, büyüyor ama bir yandan da özlerini koruyorlar. Bu açıdan bambaşka bir öneme sahip benim için. Bu anime kanıtlamıştır ki aşk herşeyde olduğu gibi zekadan da üstündür. İrie bir bölümde Kotoko’yu şöyle tarif eder,

- Kotoko benim yapabildiklerimin %90′ını yapamıyor ancak geri kalan %10 luk kısım da kimsenin başaramayacaklarını yapabiliyor.

10/10 Neden? Yerinde durmayan ve hayat gibi akan bir anime de ondan.

7 ) VAMPİRE KNİGHT

Benim gibi vampir efsaneleri sevenleri tatmin etmek zordur. Ama bu seri barındırdığı geniş ilhamla beni etkilemeyi başardı. Özellikle başarılı müzkleriyle öne çıkan anime karanlık atmosferi, karakterlerinini güzellikleri, merak uyandırıcı gelişmeleriyle başarılı bir anime. Ancak ne yazık ki animesi mangasından kötü olanlarlan. Senaryosunda koca koca boşluklar, mantık hataları, beklenmedik gelişmelerden birinin pek çok hayranı tiksindirerek uzaklaşmasına neden olması da cabası. Bu seriden çıkacak kültler Kaname’nin siyah gömlekleri, Zero’nun silahı, Kaien’in saç tokası, Aido’nun tatlılığı :)

10/6 Neden? Olur mu yaa? Türk filmlerindeki gibi ortaya dalıp ” Durun siz … ” diye bağırasım geliyor ama zaten biliyorlar da ıyk.

8 ) ŞEKER KIZ CANDY

Herhalde japoncada ezberlediğim ilk şarkı bu seridir açılış parçasıdır. :D Bir dönemin unutulmazlarından olan seri eminim pek çoğunuzda tatlı anılar bırakmıştır. Konusu, Candy yetimhanede yaşayan kimsesiz bir kızdır. En iyi arkadaşı olan Annie varlıklı bir aile olan Brighton’lar tarafından evlat edilir. Bunun üzerine Candy ile artık görüşmek istemez çünkü kimsenin kendisinin yetimhanede büyüdüğüü bilmesini istemez. Aynı gün İskoçya’nın yerel kıyafetlerini giyinmiş, gayda çalan ve kendisinden birkaç yaş büyük bir çocukla karşılaşır. Kısa bir süre konuşurlar ve yabancı birden gözden kaybolur. Bu Candy’nin ilk aşkıdır ama onun kim olduğunu bilmez ve ondan geriye sadece bir çeşit madalyon kalmıştır. Onu “tepedeki prens” olarak adlandırır. İlk defa ölen bir anime karakteri arkasından ağlatmıştır. Bir çocuğun kalbine ağır geliyor böyle gelişmeler yafz.

10/8 Neden? Nedense herşeyini hatırlıyorum da sonunu hatırlayamıyorum. Sorduğum herkesten aynı cevabı aldım. Sonu çok silikmiş demek ki :D

9 ) KAPTAN TSUBASA

Ülkemizde küçük golcü adıyla gösterilmişti zamanında, ya sen bir kızsın demeyin ben de küçükken mahallenin erkek çocuklarıyla az maç yapmamışımdır. Erkek fatma gibiydim vallahi. :D Daha çok erkek çocukların sevdiği, favorisi olan bir seri olsa da benim için de önemi vardır.

10 ) MAGİC KNİGHT RAYEARTH

İzlediğim en sürpriz gelişmelerden birine sahip animelerden biridir. Sen ne için gel karşında ne bul. Bu sürpriz öylesine acıklıdır ki izlerken ağlatmıştır. Biraz Sailormoon havası taşısa da hikaye örgüsü bakımından biraz daha oturaklı ve güçlüdür. Konusu, Cephiro tamamen kişideki istek gücüne bağlı ayakta duran sihirli bir dünyadır. Cephiro’da ne isterseniz o gerçekleşebilir. Cephiro’nun çekirdeği o dünyadaki istek gücü en yüksek kişi olan prensestir ve prensesin Cephiro’nun iyiliği dışında bir şey düşünmesi yasaktır yoksa bir an bile olsun Cephiro karışabilir ve düşmanlarla dolabilir. Bu yüzden prenses sürekli Cephiro için dua etmelidir.

Bir gün prenses Emeraudeyi gardiyanı Zagato kaçırır ve Cephiro karışır. Dost halinde insanlarla birlikte yaşayan canavarlar insanlara saldırmaya başlamıştır ve Cephiro yavaş yavaş depremlerle yıkılmaya hazırlanır. Zagato Emeraude prensesi güzel bir yere hapseder. Bitkin düşen Emeraude prenses son kalan gücüyle Dünya’da bulunan efsanevî üç şovalyeyi Cephiro’yu koruması için çağırır. Tam bu arada Tokyo kulesine okul gezisi için gelmiş olan 3 farklı kız Hikaru, Umi ve Fuu bir anda kendilerini uçan bir balığın üzerinde Cephiro’da bulurlar. Artık görevleri efsanevî üç şovalyeyi uyandırmak olan bu kızların görevi Cephiro’yo karmaşıklıklardan kurtarmaktır.

10/8 Neden? Snifff işte yaaa sniff…

 
18 Comments

Posted by 08/04/2010 in Anime, Darkangel

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

 
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.