Darkangelhome

Everything, Everything – Hayat ” Her şey ” i Deneyimlediğin Zaman Güzel


Türkçe Adı : Her Şey
Yönetmen : Stella Meghie
Senarist : J. Mills Goodloe
Orijinal fikir : Nicola Yoon’un aynı adlı eseri
Besteci : Ludwig Göransson
Yapımcı : Leslie Morgenstein – Elysa Dutton
Ülke : Amerika
Dil : İngilizce
Yayınlanma Yılı : 2017

OYUNCULAR

Amandla Stenberg – Maddy Whittier
Nick Robinson – Olly Bright
Anika Noni Rose – Dr. Pauline Whittier, Maddy’s mother
Ana de la Reguera – Carla, Maddy’s nurse
Taylor Hickson – Kara, Olly’s younger sister

KONU : 17 yaşındaki Madeline Whittier’in kapalı ve sürekli filtrelenmiş havalı alanlarda olmasını gerektiren SCID olarak bilinen nadir görülen bir hastalığı vardır. Tüm hayatı kitapları, kitap eleştirilerini yazdığı blogu, annesi ve hemşiresi Carla’dan ibarettir. Bir gün yan evlerine bir taşıma kamyonu gelir. Orada Olly’yi görür. Olly Bright Maddy’nin yeni komşularının oğludur. Emailler aracılığıyla birbirlerini tanırlar ve tanıdıkça da aşık olurlar. Olly sayesinde aslında yaşamadığını fark eden Maddy için yeni bir hayat başlayacaktır.

Film 2015 yılında yayınlanmış, Nicola Yoon‘un aynı adlı eserinden uyarlanmıştır. Kitabın yazarı kızının hastalığından esinlenerek kitabı üç yılda yazmış, kitap 40 hafta boyunca New York Best Seller listesinin zirvesinde kalmayı başarmıştır. Filmin haklarının satılmasından sonra yazar ikinci kitabı olan ” The Sun Is Also A Star ” ı yayınlamış, bu kitap da kısa sürede zirveye yerleşmiştir. Ayrıca bu kitabın da film hakları satıldı. Sadece 10 milyon dolara mal olmuş film toplamda 60 milyon dolardan fazla hasılat yapmayı başarmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Filmi izlemeye başladığınız daha ilk dakikalarda ” Aynı Yıldızın Altında ” esintilerini hissedeceksiniz eminim. Kitapların konularının benzerliğini bir kenara koyarsak iki uyarlama da benzer şekilde çok sade, duygulara ve oyunculara odaklanacak şekilde çekildiği için seyircilerin benzerlik kurması kaçınılmaz. Dolayısıyla eğer ” Aynı Yıldızın Altında ” filmini beğenmişseniz büyük ihtimalle bu filmi de beğeneceksiniz.

Aslında benim için filmin sonu başından belli. ” Aynı Yıldızın Altında ” kitabını okumadan önce filmini izlemiştim ve o da benim tahmin ettiğim şekilde sonuçlandı. Çünkü filmin başından itibaren içerisinde yaşanacak olaylara dair ip uçları verilmeye başlanıyor. Aynı şey ” Everything, Everything ” için de geçerli. İşlenilen olaylar ve karakterler arasındaki dialoglar zaten bize sürpriz olması gereken şeyin ip uçlarını veriyor. Bu yüzden Madeline hakkındaki gerçek ortaya çıktığında benim için hiç sürpriz olmadı.

Film dediğim gibi çok kaliteli bir şekilde çekilmiş. Detaylara önem verilmiş. Çekim tekniği olsun, kullanılan müzikler ve şarkılar olsun sizleri tamamen ısıtacak şekilde hazırlanmış. Ekrandan sıcaklık akıyor desem yeridir. 😀 Madeline’nin hastalığı basit ve güzelce açıklanmış. Kullanılan hayali figürler aslında Madeline’nin hayatını tamamen kapalı ve insanlardan soyutlanmış halde geçirmiş olması dolayısıyla tamamen doğal ve anlaşılır bir durum. İnternetin bu tür hastalıklara sahip, evlerinden dışarı çıkamayan veya minimum çıkabilen insanlar için ne kadar önemli bir gelişme olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Dışarı çıkamasalar bile aynı hastalıktan muzdarip olan diğer insanlarla konuşabiliyor, birbirlerine destek olabiliyorlar, arkadaş edinebiliyorlar, fikirlerini başka insanlarla paylaşabiliyorlar hatta eğitimlerini dahi alabiliyorlar.^^

Oyuncu kadrosuna baktığınızda zaten fazla kalabalık olmadığını göreceksiniz. Bu da karakterlere daha fazla eğilen bir senaryo demek. Beklentimiz bu ama ne yazık ki film bize bunu vermiyor. Örneğin Madeline gibi bütün hayatını dört duvar içinde geçiren bir kızın bu kadar pozitif olması neredeyse bir fantazi. İnsan biraz daha isyan, biraz daha depresyon bekliyor ama Madeline’i sıksanız çiçekler kalpler fışkıracak hatundan. Olly karakteri o kadar yüzeysel işleniyor ki bu çocuk nelerden hoşlanıyor, babasıyla derdi problemi ne, hayatındaki zorluklar neler bilemiyoruz. Hepsi üstün körü bir şekilde orada biraz, burada biraz azıcık değinilip geçip gidiyor.

Madeline karakterine hayat veren Amandla Stenberg oldukça başarılı. Ondan pozitif bir karakteri oynaması istenmiş o da bunu başarıyla yerine getirmiş. Gülümseyen sıcak yüzüyle karakteri bizlere sevdiriyor. Ancak beğenmediğim bir şey var, bilemiyorum oyuncunun kendisi mi bu şekilde davranıyordu yoksa ondan böyle davranması mı istendi, göğüslerini öne çıkarmak fazla uğraştığını düşünüyorum. Hatta genel olarak kızın vücudu fazlasıyla seyircilerin gözüne sokulacak şekilde çekilmiş. Ancak özellikle bazı sahnelerde resmen kendisini eğerek göğüslerini öp plana çıkarmaya çalıştığı açıkça anlaşılıyordu. Tabii bir de sanki böyle bir nedenden çekilmiş gibi duran bikini deneme sahnesi veya giydiği gece elbisesi de aynı şekilde itici geldi bana. Ha hasta kız neden güzel olmasın? Olur tabii ama burada yapılmak istenen şey başkaydı ve bu benim hiç hoşuma gitmedi.


Olly karakterini canlandıran Nick Robinson oyunculuğa yeni yeni ısınmaya çalışıyormuş havasında bir oyuncu. Ne çok iyi mimik kullanımına sahip ne de duyguları iyi yansıtabiliyor. Film boyunca yüzündeki ifadenin nadiren değiştiğini görüyoruz. Kaşları düşük, hafif şaşkın ve ilgisiz bir yüz ifadesine sahip. Gülümsediğinde ve konuştuğunda eksiklikleri daha az dikkat çekiyor. Yeni neslin çıkış yapmaya çalışan gençlerinden biri ama yeteneğini kanıtlamak için daha birkaç fırın ekmek yemesi gerek bunu söyleyebilirim.

Üzerinde destanlar yazmaya değecek bir film değil. Ama sıcak romantik filmlerden hoşlanıyorsanız, ” Aynı Yıldızın Altında ” filmi favori filmlerinizden biriyse, sade ve izlemesi çok da sıkmayan film film olduğunu söyleyebilirim. Filmi herhangi bir online film izleme sitesinden izleyebilirsiniz bu yüzden link vermeyeceğim. Ayrıca filmin oldukça hoş bir soundtrackı var.^^

10/6 Neden?

Bütün o bir günde balıklar gibi yüzme ve kayalıklardan atlanma olayını bir kenara bıraksak dahi filmde abartılı kaçan birçok ufak tefek saçmalık mevcut. Genç oyuncuların acemiliklerine rağmen ortaya derli toplu izlenebilir bir film çıkmış. Fazla yüksek beklentileriniz olmadan izlerseniz bence daha çok hoşunuza gidecektir.^^

Filmin traileri (aslında izlemeseniz daha iyi zira filmin neredeyse en güzel anlarını gösteriyorlar)

Naughty Boy – Runnin’

Skylar Stecker – How Did We

Reklamlar

Geçmiş ve Gelecek Arasındaki “Tunnel”


Adı : Tunnel
Korece Adı : Teoneol
Yönetmen : Kim Kyung Chul, Kim Sung Min
Senarist : Lee Eun Mi
Tür : Suç, Gerilim, Fantastik
Yayın Tarihi : 2017
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Kanal : OCN
Bölüm Sayısı : 16

OYUNCULAR

Choi Jin Hyuk – Park Gwang Ho
Yoon Hyun Min – Kim Sun Jae
Lee Yoo Young – Shin Jae Yi
Kim Min Sang – Mok Jin Woo
Jo Hee Bong – Jeon Sung Sik
Kim Byung Chul – Kwak Tae Hee
Kang Ki Young – Song Min Ah
Lee Shi Ah – Kwang Ho’nun Eşi
Cha Hak Yeon – N (VIXX) – Park Kwang Ho 2

KONUSU : 1986 yılında polis dedektifi Park Gwang Ho umutsuzca bir seri katili yakalamaya çalışıyordur. Tam katili çok yakalamaya çok yaklaştığı anda katil tarafından saldırıya uğrar. Yaralı haliyle de olsa katili yakalamaya çalışırken bir tünele girerler ve dedektif orada kendinden geçer. Uyanıp tünelden çıktığında ise kendini 2016 yılında bulur. Aradan tam 30 yıl geçmiştir. Eskiden çaylağı olan polis şimdi şef olmuştur ve bir çok teknolojik alet türemiştir. Tuhaf davranışları komik ve gariptir çünkü o geçmişten gelip modern hayata alışmaya çalışan eski moda bir dedektiftir. Ayrıca hamile karısı da geçmişinde kalmıştır ve onu nerede bulacağını bilemiyordur. Detektif Park tamamen kendi adını taşıyan bir polis dedektifinin kaybolduğunu ve karakoldaki herkesin yeni gelen dedektifin o olduğunu sandığını fark eder. 30 sene önce peşine düştüğü katilin de yine 30 yıl önce işlediği cinayetleri tekrarladığını görür. Bunun üzerine Dedektif Kim Sun Jae ve Adli psikoloji profesörü Shin Jae Yi ile birlikte katili yakalamaya çalışırlar.

Dizinin elde ettiği en düşük reyting 2.9%, en yüksek reyting final bölümünde elde ettiği 6.0%. Dizi kablolu kanalda yayınlandığı için bu reytingler gayet iyi olarak kabul ediliyor.

KİŞİSEL YORUM : Bu dizi benim en sevdiğim dalda hazırlanmış, polisiye ve fantastik olaylar bir arada, hele de güzelce çekilmiş ve işlenmişse değmeyin keyfime. Dizi kendi içerisinde derli toplu olmak için gerçekten çok uğraşıyor. Sonuçta zaman yolculuğu bir kavramı işlemek bu tarz diziler söz konusu olduğunda hala ısınma aşamasında olan Koreli yönetmenler için sıkıntılı sonuçlar doğurabiliyor. Tunnel dizisi de her ne kadar senaryosunda fire vermemeye çalışsa da ne yazık ki başarılı olamıyor. Zaten katilini gizlemek gibi bir derdi de olmayınca ” katil kim ” gerilimi de ortadan kalkıyor, bu yüzden dizinin heyecan kısmında tökezleme başlıyor. Böyle olunca gerilimi ve heyecanı dedektifin ailesi üzerinden yaşatmaya çalışıyor.

Dedektif Park Gwang Ho rolünde Choi Jin Hyuk gayet başarılı. Açıkçası bu kadar tok ses tonuyla konuşan erkeklere alışkın olmadığımdan kendisine ısınabilmem için bayağı bir bölümün geçmesi gerekti. Ama mimikleri başarılı, iri gövdesi ve duruşuyla polis olduğuna inandırıcı bir portre çiziyor. Özellikle de Yoon Hyun Min ile yakaladığı kimya sayesinde on numara iş çıkarmış. Eşi rolündeki Lee Shi Ah gerçekten de eşi olabilecek biri gibi duruyor ve bu da aile kavramlarının inandırıcılığını arttırmış. Her ne kadar iri yarı biri olsa da aksiyon sahnelerinde beni bir parça hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Böylesine kalıplı bir adam kadroda olunca birkaç dövüş sahnesi bekliyor insan.^^ Dedektif Park’ın özellikle cep telefonlarına ve bilgisayarlara verdiği tepkiler gerçekten çok tatlıydı. Hele bir de başkasının kimliğiyle geldiği için geçmişte kıdemli dedektif iken gelecekte birden çaylak dedektifliğe düşmüş olmasına verdiği tepkiler pfgfdgfd XD

Dedektif Kim Sun Jae rolünde Yoon Hyun Min bir harika. Kendisini daha önce hiç izlememiştim ama beğendim. Fazlasıyla yakışıklı olmasının yanı sıra hoş bir de ses tonu var. Dedektif Kim Sun Jae Dedektif Park’ın aksine kurallara uyan, karakoldaki kimseyle öyle aşırı samimi takılmayan mesafeli bir kişilik. Takım elbisesi her daim temiz ve kırışıksız. Yani Park’ın tam tersi. Bu yüzden zaman zaman çatıştıkları anlar oluyordu ve didişmelerini izlemek oldukça keyifliydi. İkilinin yakaladı kimya keşke ikinci sezonu olsa diye düşündürtmedi değil hani.^^


Dizi kadrosunda tek beğenmediğim isim psikiyatr/üniversite hocası Shin Jae Yi rolündeki Lee Yoo Young. Kim bu kadını kadroya seçtiyse ona iki çift lafım var. 😛 Böyle boş boş bakan yüzleri özellikle mi arayıp buluyorlar bilmem ki. Bu sene kaçıncıdır en güzel dizilerde en kötü, en uygunsuz kadın oyuncuları oynattılar. Hayır bir de dedektif Sun Jae ile olmayan kimyasını izlemek zorunda kaldık. *öğğyk*

Kim Min Sang üstlendiği rolde gayet başarılıydı. İkidir onu bu tarz bir rolde izliyorum. Hiç güven vermeyen tipinden midir nedir? Halbuki ne kadar sevecen görünüyor değil mi? Diğer yan rollerdeki karakterler de oldukça iyilerdi. Gelelim dizinin eksiklerine… Bu kısımda biraz spoiler vereceğim o yüzden uyarayım,

SPOİLER***********************

Şimdi dedektif Park geri döndüğünde katilin bir kurbanının sağ olduğunu bilerek döndü ve onu görmeye gitti. Konuşarak kızı katil hakkında ifade vermesi için ikna etmeye çalıştı ve en son ona kartını verdi. Bundan sonra ne olduğunu bilmiyoruz. Kız ifade vermeye gitti mi? Gittiyse neden gelecek değişmedi? Gitmediyse kız dedektifin kartını almıştı gelecekte yine de ölecek miydi? Bu durum tamamen havada kaldı. Ayrıca katili gelecekte yakalamanın adamın gelecekte işlediği bütün cinayetlere, bütün o kurbanlara ne faydası oldu? Asıl katili geçmişte yakalayacaktı ki adamın gelecekteki kurbanlarını kurtarabilsin. Olayı tamamen mantıksız bir şekilde ele aldılar sırf gelecekteki kızı üzerinden gerilim yaratabilmek adına hem de. *facepalm*

SPOİLER***********************

Dizinin müzikleri konusuna göre gayet yerinde. Zaten bu tarz dizilerde şarkı ağırlıklı değil de müzik ağırlıklı bölümler izliyoruz. Geçmişteki sahneleri öyle çok detaylı işlemediler ama sahneler yine de fena değildi. Ama gelecekteki karakolu bu kaçıncı bir dizide izleyişim bilemiyorum. Artık dizilerin resmi karakolu falan olmuş herhalde pdfgdpgdf XD

Diziyi BURADAN veya BURADAN Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz.

10/7 Neden?

Zaman yolculuğu gerçekten işlemesi zor bir konudur. İlmek ilmek olayları gelecek ve geçmişle birleştirmek gerekir. Mantıklı olması bir yana senaristin domino etkisini de asla unutmaması gerekir. Ne yazık ki dizi bu konuda başarılı bir sonuç ortaya koyamıyor ve birçok mesele havada kalıyor.

Dizinin Traileri

Secret Forest – Adalet Mi? İntikam Mı?


ADI : Secret Forest
Diğer Adları : Stranger
Forest of Secrets
Bimilui Soop
Yönetmen : Ahn Gil-Ho
Senarist : Lee Soo-Yeon
Tür : Hukuk, Gizem, Gerilim
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Yayınlandığı Kanal : TvN
Yayınlandığı Yıl : 2017
Bölüm Sayısı : 16

OYUNCULAR

Cho Seung Woo – Hwang Shi Mok
Bae Doo Na – Han Yeo Jin
Yoo Jae Myung – Lee Chang Joon
Lee Joon Hyuk – Seo Dong Jae
Shin Hye Sun – Young Eun Soo
Choi Byung Mo – Kim Woo Kyun

KONUSU : Hwang Shi Mok (Cho Seung-Woo) küçükken geçirdiği rahatsızlık sonucunda bir beyin ameliyatı geçirmiştir. Bu ciddi ameliyat sonrasındaysa duygu eksikliği yaşamaya başlamıştır. Mutluluk, şaşkınlık, öfke gibi normal insanların kolayca hissedebildikleri duyguları hissedemez, hissedemediği için de yüzü son derece ifadesiz, konuşması tonlamadan yoksundur. Normal insanların kolayca etkilenebilecekleri ölüm, cinayet, acı gibi olaylardan etkilenmediği için savcılığını yaptığı davalarında başarı oranı yüksektir. Mantıklı, soğukkanlı fakat yalnız biridir. Ayrıca savcılar arasında adı rüşvetçiliğe hiç karışmamış tek isimdir. Bir gün şüphelendiği bir ip ucu peşinde koşarken bir ceset bulur. Hemen polisi çağırmıştır ama bu arada kendi incelemesinden de taviz vermez. Olay yerinde Teğmen Han Yeo Jin ile (Bae Doo-Na) karşılaşırlar. Savcılıktaki rüşvetçiliği yok etmek ve cinayeti çözmek üzere birlikte çalışmaya başlarlar.

Dizi aynı zamanda bölüm başına 200 bin dolar bedelle Netflix’te yayınlanmıştır. Dizi yayınlandığı kablolu kanal olan TvN de yayınlandığı zaman dilimindeki en iyi reytingleri elde etmeyi başarmıştır. En düşük %3.41, en yüksek %6.45 reyting alan dizi averajda % %4.56 reyting elde etmiştir. Dizi hem eleştirmenlerden hem de yerel ve uluslararası izleyicilerden son derece olumlu eleştiriler almıştır.

KİŞİSEL YORUM : 2017 yılının Kore dizileri içerisindeki kuşkusuz en iyi Kanun/Hukuk dizisi Secret Forest’tir. Başladığı yoldan şaşmadan ilerlerken dallanıp budaklanan senaryosuna dolanmayan, başarılı oyuncularıyla ilgiyi bir an bile kaybetmeyeceğiniz, tertemiz bir iş çıkarmışlar. Her sene en az bir tane de olsa böyle güzel dizi çıkarsalar yeter. Hukuk dizilerini çok seven biri olarak izlerken büyük keyif aldım.

Duygusuz savcı Hwang Shi Mok rolünde izlediğimiz Cho Seung Woo‘u yine bir başka kaliteli yapım olan God’s Gift 14 Days‘den hatırlayabilirsiniz. Orada diziyi taşıyan oyuncuydu, burada da böyle. Karakterin sahip olduğu duygusuzluğu o kadar iyi yansıtıyordu ki ağzım açık izledim. Muhteşem bir performans ortaya koymuş. Sesinde titreme, ton oynaması, yükselmesi alçalması dahi olmadan, mimiklerinde en ufak bir kontrol dışı tepki vermeden, vücut dilini böylesine sakin, kontrol altında tutarak karakteri öylesine başarıyla canlandırmış ki alkış tutmaktan başka yapacak bir şey yok. Sadece bazı sahnelerde makyajını abarttıklarını düşünüyorum. Yani adamın yüzü bazı sahnelerde hayalet gibi bembeyazdı. Pudranın dozunu bariz kaçırmışlar. Bunun dışında karakterde fiziksel bir sorun yoktu. Zaten daha önceki projelerinden Cho Seung Woo’nun gülümsediğinde ne kadar tatlı, ne kadar yakışıklı olduğunu bilen biri olarak sanırım en çok gülümsemesini özledim diziyi izlerken. Bizlere verdikleri o küçük kaçamaklara bu yüzden minnettarım.^^


Bae Doo Na kendi ülkesinde olduğu kadar yabancı ülkelerde, özellikle de Amerika’da oldukça sevilen bir oyuncu. Sadece onun bu dizi kadrosunda bulunması dizinin Netflix’e satılmasını sağlamış. Umarım bu sadece Cho Seung Woo da kendisine yeni hayranlar edinir.^^ Canlandırdığı karakter olan Han Yeo Jin savcımız ne kadar duygusuz biriyse o  da o kadar içten ve sıcak biri. Yardımsever, insanları neşelendirmeyi seven, içinden geldiği için hediyeler veren, espriler yapan sevimli birini bütün gün beton gibi yüzle dolaşan bir adamın yanında düşünün. İşte böyle farklı ama tatlılar. ♥ Bae Doo Na canlandırdığı karakterlere farklılık katmakta zorlanan bir oyuncu bence. Six Sense dizisindeki karakteri gibi burada da zaman zaman yüzünde ifade olmadan durduğu sahneler var. Konuşurken ağzını tam olarak açmaması da hiç değişmiyor. Yine de özellikle de Cho Seung Woo ile kimyasının tutmuş olması sayesinde hiç sıkmadan etmeden izlettiriyor kendini. Polis olduğu için ondan aksiyon sahneleri bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar. Biraz aksiyon sahnesi var ve bunlarda da her zamanki gibi başarılı.


Yoo Jae Myung yükselmesinin önüne geçilemeyen, üzerine çektiği şüphelerden bir türlü kurtulamayan Lee Chang Joon karakterine harika. Cidden adamın oturduğu bütün koltukları kaldırabileceğini hissediyorsunuz. Yüzünden sinsilik akıyor ama bir yandan da acaba diye düşünmenize neden oluyor. Nitekim karakterin sonu da bu sorularımızı cevaplar nitelikte gerçekleştiği için ben fazlasıyla tatmin oldum. Her zaman bu adamın basit yükselişlerden fazlasının peşinde olduğunu düşünmüştüm zaten.^^ Lee Joon Hyuk ise canlandırdığı Seo Dong Jae karakterinde muh-te-şem! Bu dizideki Cho Seung Woo’dan sonraki en iyi performansı göstermiş. Karakterine ilk başta sinir olacaksınız, küfürler edeceksiniz. Ama Seo Dong Jae ilerleyen bölümlerde kesinlikle beğeninizi kazanacak, bundan eminim. Gözlerini pörtlete pörtlete fırsatların peşinden koşmasını, dakika geçmeden insanları satmasını, plan üstüne plan yapıp bütün planları bittiğinde yalvarmaktan gocunmamasını görünce bu adam balık olsa karada bile yaşamanın bir yolunu bulur diye düşünmeden edemedim. 😀 Karakter bizi hiiiiç hayal kırıklığına uğratmıyor. Başından beri nasıl bir insansa sonunda da öyle biri olmaya devam ediyor ki en eğlenceli kısmı da bu. Ne başına gelenlerden ne yaşadıklarından hiç ders almamış, hırsının kurbanı olmaya devam ediyor. 😀 Bazı insanlar böyledir, kumarbazlar gibi, ne kadar kaybetseler de oynamayı bırakamazlar.


Dizide performansını beğenmediğim tek bir isim var o da Shin Hye Sun. Karakteri o kadar itici ki her göründüğü sahnede gözlerimi devirmek istedim. Hızlı hızlı konuşan, her şeye burnunu sokan, haddine düşmediği halde cevaplar talep eden, insanların özel hayatına kendini fırlatmaya ve bu sayede bir şeyler öğrenmeye çalışan Young Eun Soo karakteri en başından beri kendi kuyusunu kazan biriydi. Savcımızdan hoşlanıyor muydu, aralarında hafif bir kimya var mıydı hiç bilemeyeceğiz. Ama polis hanımdan daha fazla yakınlaşmaya çalıştığı bir gerçek. Dizinin sevdiğim bir diğer noktası da aşk meşk olaylarına azıcık kıyısından köşesinden dokunup ilerlemesi, kendini aşk senaryosuna dönüştürmemesi.

Dizimizin katilini tespit etmem aslında hiç zor olmadı. Tavırlarından belli oluyordu ve motivasyonu da son derece kabul edilebilirdir. Cidden o sorgulama sahnesinde göz yaşlarımı tutamadım. Spoiler vermeden katilin ve suçluların işledikleri suçlara rağmen lanetler yağdırabileceğimiz birileri olmaması sanırım dizinin en ağır bombası. Beraberinde götürdükleri isimlere bakınca özellikle de çabalarını ve feda ettikleri şeyleri takdir etmeden duramıyorsunuz.

Dizinin aslında çok kaliteli bir soundtrackı olmasına rağmen şarkıların dizide kullanıldığını pek duymuyoruz. Şarkılar yerine tempolu müzik kullanımı hukuk dizisi olduğu için gayet iyi ama bazı sahnelerde müzik kullanımını beğenmedim. İki adam sakin sakin konuşurken bile arka tonda birazdan aksiyon patlak verecekmiş gibi yükselen gaz bir müzik yerleştirmeleri gibi hoşuma gitmeyen sahneler vardı. Ama bunun dışında kovalamaca ve aksiyon sahnelerine uygun müzikleri var.^^

Diziyi BURADAN veya BURADAN Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz.

10 / 8 Neden?

Devam edecekmiş havasında bittiği için. Evet bir davayı kapattılar, suçlular ortaya çıktı. Ama bunun sonucunda davayı kovalayanlar hiçbir şey kazanamadılar, aksine kaybettiler. Son sahnelerde ise verdikleri mücadelenin karşılığını almaya başlayacaklarının sinyalini verdiler ama bizler bunu göremedik. Savcımız yeni bir politik mücadelenin başlangıcında gibiydi ve seyirci olarak bunu keyifle izleyebilirdik.^^ İkinci sezon neden gelmesin? Belki daha zor bir dava ve karmaşık olaylar işlenirse daha da güzel olabilir. Cho Seung Woo beni bir kere daha hayal kırıklığa uğratmadı. Umarım daha sık yeni projelerde yer alır. Özlüyoruz onun bu muhteşem oyunculuğunu :/

Dizinin Traileri

Diziden beğendiğim birkaç parça koyacağım ama bence bütün soundtrack dinlemeye değer.^^

Oohyo – Shower

Peter Han – Goodbye