Darkangelhome

The Phone – Geçmişten Gelen Arama


Filmin Adı : The Phone
Korece Adı : Deo Pon
Yönetmen : Kim Bong Joo
Senarist : Kim Bong Joo, Lee Jung Ho
Yapımcı : Suk Jae Seung, Gu Sung Mok
Yayınlanma Tarihi : 2015
Süre : 114 dakika
Tür : Aksiyon, fantastik, polisiye
Dil : Korece
Ülke : Güney Kore
Hasılat : 12.1 billion won

OYUNCULAR

Son Hyun Joo – Ko Dong Ho
Uhm JiWon – Jo Yeon Soo
Bae Sung Woo – Do JaeHyun

KONU : Uğraştığı davalar nedeniyle sık sık ölüm tehditleri alan avukat Ko Dong Ho genellikle bunları önemsemez ve yok saymaya çalışıyordur. Ancak bir gece eve geldiğinde eşinin cesediyle karşılaşır. Karısının ölümünden tam 1 yıl sonra güneş patlamaları nedeniyle manyetik alandaki sapmaların gerçekleştiği bir zaman diliminde geçmişteki eşinden telefon alır. Manyetik alan sapması ortadan kalkmadan önce acele etmeli, eşini kurtarmalı ve eşini öldüren katili bulmalıdır.

KİŞİSEL YORUM : Filmi tesadüfen keşfedip izledim. Konusu Signal dizisine çok benzediği için dikkatimi çekti. Bu tarz geçmişle gelecek arasında kurulan bağları işleyen dizileri/filmleri izlemeyi seviyorum. Hele de bu film ve Signal gibi kaliteli yapımlar olursa değmeyin keyfime. Zaten Signal hakkındaki yorumumu hala yazmamış olmamın nedeni de 2. sezonunun gelecek olması. 2. sezonu da izledikten sonra iki sezonu birden değerlendiren bir yazı yazmak istiyorum çünkü büyük ihtimalle 2. sezonda kadronun büyük kısmı değişecek.

Filme gelirsek konunun fantastik yanını güneş patlamalarının telefon hatlarında meydana getirdiği manyetik sapmalara bağlamaları gayet yerinde bir bahane olmuş bence. Ko Dong Ho telefonu çaldığında ekranda eşinin adını görünce şok oluyor tabii ki. Önce şaka olduğunu sansa da aslında eşinin öldüğü gün ondan aldığı telefon aramalarının aynısını tam 1 yıl sonra yeniden, aynı sıralamayla aldığını fark ediyor. Böylece gün bitip de karısı ölmeden önce gelecek diğer aramalarda onu uyarmaya çalışıyor.

Filmin baş rolünde birçok diziden hatırlayabileceğiniz kaliteli ve başarılı oyuncu Son Hyun Joo var. Belki biraz daha genç oyuncularla daha aksiyonlu bir film çekilebilirdi ama yaşını göz önüne alırsak filmdeki kovalamaca sahnelerinin altından başarıyla kalkmayı başarmış. Minimal yüz tepkilerine rağmen duyguları yansıtmayı beceriyor. Eşi rolündeki Uhm JiWon da gayet başarılı. Özellikle de katille mücadele sahnelerinde çok iyiydi. Diken üzerinde seyrettim o sahneleri.

Benim sorunlu olduğunu düşündüğüm karakter filmin kötüsü Do Jaehyun. Jaehyun’un aslında bir polis olduğu söylenmesine rağmen film boyunca onu polislik yaparken görmüyoruz, polis olmasının avantajını kullanırken veya polis arkadaşları sayesinde bilgiler kaçırırken görmüyoruz. Polis olmasını sadece kadını öldürürken kullanıyor ki orda bile sanki polis değil de polis gibi davranan bir mafya üyesi gibi bir his veriyor. Ama eğer gerçekten kirli ve kötü bir polisse daha çirkef şeyler de yapabilmeliydi diye düşünüyorum. Bu biraz filme hareket de katardı. Bir parça acındırma sosu kullansalar da bunlar karakterin oldukça acımasız, kötü ve sığ olduğu gerçeğini değiştiremiyor ve seyircide sempati uyandırmıyor.

Bae Sung Woo rolünde başarılı, dümdüz konuşuyor, ne hesaplarına çalıştığı kötü adamları ne de iyileri tutmayan, sadece kendi çıkarını düşünen biri havasını iyi yansıtıyor. Hele de adamın gerçekten geçmişteki karısıyla görüştüğünü anladığında hiç umursamadan gülüp telefonu kırması harikaydı. Gözünün önünde fantastik, inanılmaz bir şey oluyor adamın umurunda değil, neden acaba diye bile düşünmüyor hatta aklını kullanıp kendi avantajına çevirmeye dahi çalışıyor pgdfgfd

Filmin temposu oldukça yüksek, kovalamaca ve aksiyon sahneleri güzel, müzikler de filmin temposunu destekliyor. Oyunculuklar da yerinde olunca sıkılmadan izledim. Signal de olduğu gibi geçmişteki bir şey değişince etkilerini gelecekte görme gibi detaylar da güzeldi. Çok karmaşık bir senaryosu yok. Sadece bir günde olan bitenleri işlediği için polisin çok fazla piçlik yapmaya vaktinin kalmaması biraz senaryoyu basitleştirmiş ama çok takılınacak bir durum değil.

Diziyi BURADAN veya herhangi bir online film izleme sitesinden ismini aratarak Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz.

10/8 Neden?

Kötü adamın kötülük yapmaya daha fazla zamanının kalmaması yüzünden. XD İzleyince adam daha ne yapsın yahu diyeceksiniz biliyorum hehehe Elindeki konuyu derli toplu ve güzel bir şekilde işleyen fantastik bir gerilim filmi. Daha genç oyuncularla daha aksiyonlu olabilirdi diye düşünmeden edemiyorum ama bu filmi heyecan içinde izlediğim gerçeğini değiştirmiyor. Ailecek veya arkadaşlarınızla da izleyebileceğiniz türde bir film, 😉

Filmin traileri

Reklamlar

Criminal Minds – Suçlu Zihinler


Yaratıcı : Jeff Davis
Senarist : Jeff Davis, Edward Allen Bernero, Erica Messer, Rick Dunkle, Sharon Lee Watson.
Tür : Polisiye – Gerilim – Drama
Ülke : Amerika
Dil : İngilizce
Kanal : CBS
Yayına Başlama Tarihi : 22 Eylül 2005~
Yayınlanan Sezon Sayısı : 13
Süre : Her bölüm 40-45 dakika sürmektedir.
Yayınlanan Bölüm Sayısı : 299

OYUNCULAR

Mandy Patinkin – Jason Gideon (Sezon 1-2-3)
Thomas Gibson – Aaron Hotchner (Sezon 1-12)
Shemar Moore – Derek Morgan (Sezon 1 -11)
Matthew Gray Gubler – Dr. Spencer Reid
A.J. Cook – Jennifer “JJ” Jareau
Kirsten Vangsness – Penelope Garcia
Paget Brewster – Emily Prentiss
Joe Mantegna – David Rossi (Sezon 3-13)
Lola Glaudini – Elle Greenaway (Sezon 1-2)
Jeanne Tripplehorn – Dr. Alex Blake (Sezon 8-9)
Jennifer Love Hewitt – Kate Callahan (Sezon 10)
Aisha Tyler – Dr. Tara Lewis ( Sezon 11 den sonra)
Adam Rodriguez – Luke Alvez (Sezon 13 den sonra)
Daniel Henney – Matt Simmons (Sezon 13 den sonra)

KONUSU : Seri, Quantico, Virginia merkezli bir FBI Davranış Analiz Birimi’ndeki (BAU) profilcileri ele alır. BAU’nun amacı iki kereden fazla işlenen cinayetlerin ” seri katil ” olma potansiyelini ele almak, karşılarında bir seri katil olduğu kanısına varılırsa araştırmaya başlayarak elde ettikleri bulgulardan yola çıkarak katilin nasıl biri olduğunu ortaya koyma üzerine çalışmaktadır. İncelemelerinden yola çıkarak katilin boyuna, ten rengine, karakterine, giyim veya yaşam tarzına vb dair yüksek isabet taşıyan bir profil oluştururlar, böylece polisler de karşılarındaki şüpheli denizi içinden en olası seçeneğe ulaşabilirler.

Dizinin çekilen ilk spinn-off dizisi ” Criminal Minds: Suspect Behavior” (2011) sadece bir sezon yayınlanmış ve düşük reytingler yüzünden iptal edilmiştir. Ardından ” Criminal Minds: Beyond Borders ” (2016) yayınlanmış ancak çekilen 2 sezonun ardından yine düşük reytingler nedeniyle iptal edilmiştir. Ayrıca Güney Kore’de aynı adla tek sezonluk remeake dizisi yapılmıştır.

Dizi 1. sezonunda ilk bölümünde 19.5 milyonluk izlenme ile başlamış ve sezon genelinde ortalama 14 Milyon kişi izlenme oranlarına ulaşarak rakip olarak karşısına konulduğu Lost dizisinin yayınlanma saatini değiştirmesine neden olmuştur. 9. sezondan itibaren ilk defa 10 milyon izleyici oranlarının altına düşmeye başlamış, dizinin ana karakterlerinden Derek Morgan ve Aaron Hotchner’ın ayrılmasından sonra ortalama 5.5 milyon kişi izlenme oranlarına kadar düşmüştür. 13. sezonun yayınlanması devam ederken düşük reytingler nedeniyle dizinin iptal edilme olasılığı gündeme gelmiş ama Mayıs ayında 14. sezon anlaşmasının yapıldığı açıklanmıştır.

Sezon Sayısı, Yayınlanan Bölüm Sayısı ve her sezonun ortalama izlenme oranı

S1 – 22 – Average 12.63 Milyon
S2 – 23 – Average 14.05
S3 – 20 – Average 12.78
S4 – 26 – Average 14.95
S5 – 23 – Average 13.70
S6 – 24 – Average 14.11
S7 – 24 – Average 13.20
S8 – 24 – Average 12.15
S9 – 24 – Average 12.66
S10 – 23 – Average 14.11
S11 – 22 – Average 12.20
S12 – 22 – Average 10.86
S13 – 22 – Average henüz açıklanmadı ancak 1. bölümde 7 Milyon izleyici ile başlayan dizi 22. bölümü 5.39 milyon izleyiciyle kapadı.

KİŞİSEL YORUM : ****SPOİLER İÇERİR****

Polisiye dizi sevenlere önerebileceğim güzel bir dizi Criminal Minds. Özellikle ilk üç sezonu harika, bunun da en büyük nedeni Jason Gideon karakterinin bıraktığı büyük etki. Üçüncü sezonda karakteri canlandıran Mandy Patinkin dizideki şiddetin psikolojik olarak kendisini etkilediğini öne sürerek diziden ayrılmaya karar verince Criminal Minds en büyük sarsıntısını yaşadı diyebiliriz. Nasıl büyük bir etki bıraktığını şöyle anlatayım, her sezon bu karakterin geri geleceğini uman fanlar yüzünden en sonunda 10. sezonda Gideon karakterini öldürmek zorunda kaldılar. Tabii konuk oyuncu falan olmadı, sadece sözde cesedini buldular falan böyle kapatmaya çalıştılar. Mandy Matinkin karakteri ustalıkla canlandırmış, çok yetenekli bir oyuncu, Gideon’un ekibinin en iyisi, en zekisi olduğunu hissettiriyordu.

Gideon’un gidişinden sonra onun bıraktığı koltuğu bir başka usta oyuncu olan Joe Mantegna‘ya verdiler. Karakteri David Rossi diziye girdiğinde aşırı derecede Gideon havası yaratılmaya çalışıldıysa da kısa sürede bunun bu şekilde yürüyemeyeceği fark edildi. Uzunca bir süre seyirci olarak ben şahsen Rossi karakterini benimsemekte zorlandım. Ancak Gideon’un gölgesinden sıyrılıp onun kadar iyi bir karakter olamayacağını ama yine de iyi bir karakter olabileceğini gösterdi Rossi. Kendisine özgü mizacı, paraya para dememesi ve eskittiği üç karısıyla yaşadıkları keyifliydi. Bir Vietnam olayı başına sardılar, milliyetçi duygular yüzünden sanırım o kısımlar biraz sıkıcıydı. Üzerine yapıştırmaya çalıştıkları Gideon’un karanlığını kaldırdıklarında ekibin en esprili karakteri oldu ilerleyen zamanlarda.


Gideon’dan sonra kuşkusuz dizinin en iyi karakteri Thomas Gibson tarafından canlandırılan Aaron Hotchner bence. Taştan oyulmuşçasına gülümsemeyen ciddi yüzü, gerçek bir polis havası veren duruşuyla diğer karakterlerin arasından sıyrılıyordu. Tam bir yöneticiydi. Aaron dizinin ayrıca en bahtsız karakteriydi de. Serinin en heyecan verici katili ” Reaper ” in hedefi olan Aaron çok büyük bir darbe aldı. Dizinin 100. bölümünde oğlunu ve eşini yalnız yakalayan katil eşi Haley’i Aaron telefonda dinlerken vurarak öldürdü. Sanırım dizi boyunca işledikleri en etkili katildi, aynı reçeteyi Mr Scratch‘ta da denemeye çalıştılar ama açıkçası oldukça saçmaydı işledikleri bağlantılar. Üstelik dizi boyunca katillere ad koymayın vurgusu yaptıktan sonra bu katili önemli hale getirmek için ad koyan kendileri oldu.

Aaron karakterinin diziden ayrılması da bence dizinin çöküşünü başlatan en büyük etkenlerden biri oldu. Gerçi ayrılması dedimse atıldı desek daha doğru olur. Efenim öfke kontrolü sorunu yaşayan oyuncu Thomas Gibson sette tartıştığı senaristi tekmeleyince dizinin kadrosundan çıkarılmış. Daha önce de bir kere daha bu tarz sert bir tartışmaya karışmış olduğu için bu kez onu affetmemişler. Ama tabii bu ellerindeki en iyi karakteri kaybetmek anlamına da geldiği için bundan sonra diziyi toparlamakta zorlanmaya başladılar.

Aaron karakteriyle peş peşe diziden ayrılan diğer karakter de Derek Morgan oldu. Derek’i diğerlerinden farklı kılan aslında polis olarak çalışmak zorunda olmasa bile, ki kendisi bir parça emlak zengini, bu ekibin bir parçası olmayı sevmesi. Üstelik ekip içinde Aaron’dan sonra yöneticilik pozisyonuna en uygun karakterdi. Ancak karakteri canlandıran Shemar Moore ’45 yaşımı aştım artık evlenip çocuk sahibi olmak istiyorum’ diyerek diziden ayrılınca dizi iyice savsaklamaya başladı. Adam kesinlikle yaşını göstermiyor. Kendine baktığı her halinden belli. Ayrılma nedenini okuyunca bu yüzden şok olmuştum.


Dizide en sevdiğim karakter ve hayranlar arasında da Gideon’dan sonra en sevilen, en popüler karakter Matthew Gray Gubler‘in canlandırdığı Dr Spencer Reid. Reid 12 yaşında liseden mezun olmuş, Psikoloji ve sosyoloji alanında lisans, matematik, kimya ve mühendislik dallarında doktora yapan ve 4. sezon itibariyle bir felsefede dalında doktora almaya çalışan bir deha. 187 IQ ya sahip olan Reid bir dakikada kolayca 20.000 kelime okuyabiliyor. Foto grafik hafızaya sahip olduğu için kumarhanelere girmesi yasak. Reid’in en büyük korkusu ise genetik olduğu bilinen ve annesinin muzdarip olduğu şizofreniye yakalanmak. Dizinin ilerleyen bölümlerinde Reid JJ’nin oğlu Henry’nin ve Derek’in oğlu Hank’in vaftiz babası oluyor.^^ Hele Henry’nin cadılar bayramında onun gibi giyinip geldiği bir bölüm var bayılacaksınız. Çok tatlı~



Reid ekibin diğer üyelerinden farklı. Karakterinin yumuşak bakışlarının, aynı derecede yumuşak sözlerinin yerini tutabilecek biri yok. Matthew Gray Gubler bu konuda çok başarılı. Hüzünlü bir şekilde bakıp konuştuğunda ona sarılıp teselli etmek istiyorsunuz. Dizide onun zekasının insanlar üzerinde bıraktığı etkiyi izlemeyi her zaman çok sevdim. Mesela komiser ” Siz bu plajın ne kadar uzun olduğunu biliyor musunuz?” diye sorunca duraksamadan metresine kadar cevap verip adamı mort etmesi gibi pdgfdgdf. Bir keresinde verdiği bilgilerden sonra komiserin biri şaşkınlıkla ” Bu adamı nerden buldunuz?” diye sorunca Rossi ” FBI ın kapısının önüne bırakmışlar.” diye cevap vermişti 😀 Prentis’in de zaman zaman robot musun kardeşim tarzı esprileri de harikaydı. XD Kendisi aynı zamanda model olarak da çalışıyor. Derek ile Reid karakterini shipleyen tonla hayran vardı. Derek diziden ayrıldığında Matthew instagram hesabından Derek ve Reid için hazırlanmış bir fan manip resmini paylaşarak ona veda etti psdgdfgfd XD

Aaron’un gidişinden sonra BAU’nun liderliğini Emily Prentis‘e veriyorlar. Emily karakterini sevsem de Hotchner’ın ağırlığını yansıtmaktan aciz olduğunu söylemem gerek. Emily İspanyolca, Yunanca, Fransızca, Rusça, İtalyanca ve Arapça konuşabilen bir gizli ajan aslında ama bir dava için ekiple çalışmaya başlayıp sonradan ekibe katıldı. Paget Brewster’i ilk izlediğim dizi oldu. Kadın bayağı uzun boylu ve ilginç bir yüz ifadesi var. Burnu estetik olabilir diye düşünüyorum.


JJ benim dizideki en beğendiğim bayan karakter. İlk sezondan itibaren çizgisini hiç bozmadan devam ettiren karakterlerin başında geliyor. A.J. Cook kaç sene boyunca aynı dizde oynadı, bu arada evlenip iki çocuğa karıştı ve aslında dizide oğullarını canlandıran çocuklar, Henry LaMontagne (Mekhai Andersen) ve Michael LaMontagne (Phoenix Sky Andersen) kendi öz çocukları.^^ Mekhai daha şimdiden giyim markalarının gözdesi bir çocuk, o kadar tatlı ve güzel. Bence karakter olarak kendini geliştiren ve öne çıkan tek bayan karakter JJ oldu. Her zaman konuşma, söyleşi yapma konusundaki yeteneğini bildiğimiz karakterin banka soygunu bölümünde gösterdiği performansa hayran olmamak mümkün mü?

Dizide popüler olsa da varlığını hiç inandırıcı bulmadığım tek karakter sanırım Kirsten Vangsness‘in canlandırdığı Penelope Garcia. Benim bildiğim kadarıyla bu tarz ciddi kurumlarda belirli bir kıyafet düzeneği olur ki bunu diğer karakterlerde görüyoruz, Penelope’nin bu kuralların nasıl dışına çıkabildiği ve bunu yıllar boyunca sürdürebildiğini anlamak mümkün değil. Tamam öyle cik cikli görünmesi hoş da inandırıcı değil. Üstelik ayağına geçirdiği apartman topuklarla yürümekte zorlanması oldukça komik görünmesine de yok açıyor. Bilgisayarı kullanışı da inandırıcı değil. Birazcık bilgisayar bilginiz varsa yaptığı aramaların hiç de öyle yüksek yetenek gerektiren şeyler olmadığını görebilirsiniz. Tabii biraz hack falan yaptırıp gizli bir şeyleri öğrenmesini sağlıyorlar. Yoksa o sistemi ben de kullansam aynı bilgilere ulaşırım zaten.

Ayrıca Penelope ve Derek arasında yaratılmaya çalışılan o ilginç kimyanın bir yere varmaması da hayal kırıklığı yaratmadı desem yalan olur. Arkadaşlıkları çok güzeldi ama siyah adam ve beyaz kadının flörtleşmesini ileriye götürmeyip sadece arkadaş çizgisinde bırakmaları pek şaşırtıcı olmadı. Penelope’nin ‘ Neredeydin bugün Derek? Günlük flörtleşme dozumu alamadım.’ şeklindeki takılmaları ve Derek’in ona taktığı baby girl lakabı pek tatlıydı.

En ilginç kısım en ufacık aramada şakır şakır bilgilerin ekrana gelmesi. Trafik makbuzunuzdan ev tapunuza, ödediğiniz kira miktarına, okuldaki notlarınıza, verdiğiniz ilaç parasına, cinsel destek almak için gittiğiniz psikiyatriste kadar aklınıza hayalinize gelebilecek her türlü bilgilere sistemlerinden ulaşabiliyorlar. Resmen Amerikan vatandaşları bütün detaylı bilgileriyle birlikte diş kayıtları, parmak izi veya DNA’ları da eklenerek fişlenmiş. O.O Ama bunun faydasını da görüyorlar, mesela çocukken veya gençken hayvanlara zarar verdiği, işkence ettiği ya da öldürdüğü tespit edilmiş kişilerin profillerine bu yazılıyor. Çünkü bu bir psikopatlık belirtisi olarak görülüyor ve eğer civarda vahşi bir cinayet işlenmişse bu kişiler şüpheli denizine ilk girenler oluyor.

Dizinin yayınlanmaya başladığında eleştirmenler Patkin ve Gubler’in performanslarını fazlasıyla övdüler. Ancak Gideon karakterinin gidişinden sonra eleştiriler de başladı. En iyi sezon finalleri bence 5, 7 ve 10. sezon finalleri. Zaten 10. sezondan sonra çöküş başlıyor. Hele hele bu sene yayınlanan 13. sezon tam bir rezaletti. Boşuna dizinin bitme olasılığı gündeme gelmemiş. Geride kalan karakterler içinde dizinin son sezonunu izlememi sağlayan Reid ve JJ oldular ama 13. sezonda Reid’i bile doğru düzgün izleyemedik.

Özellikle de 10. sezona doğru dizinin senaryosu fazlasıyla kalıplaşmaya başladı. Birkaç cinayet işlenir, bunlar araştırma için uçağa atlarlar ama onlar uçaktayken bir cinayet daha işlenir. Bir de onlar indikten sonra işlenir. Gittikleri karakoldaki yetkili sanki onların her an kapıdan girmesini bekliyormuş gibi onlar daha girer girmez elini uzatarak onları karşılar falan. Hep aynı şeyler olmaya başlayınca hevesiniz de kırılmaya başlıyor. Birbirinden ilginç, iğrenç ve inanılmaz hastalıkları işlemeleri sayesinde de çevremizde bilmediğimiz bir sürü psikopatın olabileceğini anlamamı sağladı.

10/6 Neden?

Jason Gideon’un hatrı, Aaron’un yıllar boyunca sergilediği performansı ve Reid’in şekerliği sayesinde bu puanı hak ediyor. Yoksa özellikle 7. sezondan sonra başlayan senaryo bozulmalarıyla puan daha da düşebilirdi. Sadece Reid için yapılmış bir spin off olsa ne müthiş olurdu diye düşünmeden edemiyorum. Zaten geriye kalan kadro çok sönük. Yanına sadece JJ yi alsın yeter. Uzun soluklu polisiye sevenlere tavsiye edebileceğim bir dizi Criminal Minds. Beni 4 ay boyunca oyaladı.

Fan yapımı trailer

Criminal Minds’da şimdiye dek rol almış oyuncular ve gerçek hayattaki partnerleri

İzlediğim zaman gözlerimi dolduran bu sahneye yer vermezsem olmazdı. JJ nin okuduğu şiir,

” Once there was a baby star.
He lived near the sun.
And every night at bedtime that baby star wanted to have fun.
He would shine and shine, and fall and shoot and twinkle oh so bright.
And he said “Mommy, I`ll run away if you make me say good-night.”
And then his mommy kisses his sparkly nose and said, “No matter where you go, no matter where you are, no matter how big you grow and even if you stray far I`ll love you forever, because you`re always be my baby star.”

Along With the Gods: The Two Worlds – Kader Ölümden Sonra Da Devam Eder


Adı : Along With the Gods : The Two Worlds / With God
Korece Adı : Singwa Hamgge – Joewa Beol
Tür : Dram, Fantastik
Yönetmen : Kim Yong-Hwa
Senaryo : Joo Ho-Min (webtoon), Kim Yong-Hwa
Yapımcı : Choi Ji-Sun, Won Dong-Yeon, Kim Yong-Hwa, Kim Ho-Sung
Görüntü Yönetmeni : Kim Byung-Seo
Süresi : 139 Dakika
Gösterim Tarihi : 20 Aralık 2017
Ülke : Güney Kore
Dili : Korece

OYUNCULAR

Ha Jung Woo / Gang Rim
Cha Taehyun / Kim Ja Hong
Ju Jihoon / Haewonmak
Kim Hyang Gi / Lee Deok Choon
Lee Jung Jae / Kral Yeomra
Do KyungSoo / On Başı
Kim Dong Wook / Soo Hong
Kim HaeSook / Tembellerin Cehennem Meleği
Jang Gwang / Şiddet Suçlularının Cehennem Meleği
Jung HaeKyun / Cinayet Suçlularının Cehennem Meleği
Oh Dal Su / Yargıç
Lim Won Hee / Yargıç
Ye Soo Jung / Kim Ja-Hong’un annesi
Lee Joon Hyuk / Teğmen Park

KONUSU : Öldükten sonra örnek vatandaş unvanıyla öbür dünyaya giden bir itfaiyecinin 7 mahkemede yargılanma sürecini anlatmaktadır. Kim Ja Hong’u savunmak için de 3 tane melek verilmiştir. Eğer 7 mahkemeden de geçerse reenkarnasyonla dünyaya geri dönecektir. Ayrıca avukat melekler şimdiye dek 47 ruhu kurtarmayı başarmışlardır ve eğer 49. ruhu da kurtarmayı başarırlarsa kendileri de reenkarnasyon hakkı kazanacaklardır. İtfaiyeci Kim Ja Hong onların 48. ruhudur.

Film, Joo Ho Min tarafından yazılan ” Singwa Hamgge ” isimli bir webtoona ;(manga) dayanmaktadır. Webtoon ilk olarak 8 Ocak 2010 tarihinde yayınlanmaya başlamış ve Yeraltı dünyası, Yaşayan Dünyası ve Efsane olmak üzere üç parttan oluşmaktadır. Film Yeraltı Dünyası bölümünden esinlenerek yapılmıştır. Aslında manganın orijinal karakteri bir ofis çalışanıdır. Manga 450 bin kopyadan fazla satmıştır. Mangaya sadık kalarak uyarlanacak bir de dizi planı bulunmaktadır.

” Along with the Gods ” ın devamı niteliğini taşıyan ” Along with the Gods: The Last 49 Days ” in Ağustos 1 de gösterime girmesi bekleniyor. Aslında her iki filmin aynı anda çekimi yapıldı. Ama iki part halinde gösterime sokuluyor.

Film Güney Kore tarihinde en çok izlenen 2. film olma başarısını göstermiştir. Filmi şu ana kadar 14.410.000 kişiden fazlası izlemiştir. 37 milyon dolara mal olan filmin toplam hasılatı ise 108,381,561 milyon dolara ulaşmış durumda. En çok hasılat elde eden 2. film konumunda. Film gösterime girdiği Taywan’da Train to Busan’a ait olan en çok hasılat elde eden Kore filmi rekorunu kırmış ve 404 Milyon Tayvan doları hasılat elde etmiştir. Aynı şekilde Hong Kong’da da hasılat rekoru kıran film 40 milyon Hong Kong doları hasılat elde etmiştir.

Film 2018 9. Yıllık Film Ödülleri’nde Yılın Film Kadrosu Ödülü (Kim Yong-Hwa)’nü kazanmıştır.


KİŞİSEL YORUM : 2017 yılında Kore’de en çok ses getiren ve en çok izlenen film olduğu için merakımı cezbetmiş, uzun süredir gelmesini beklediğim filmdi Along With the Gods. Beklentilerimi boşa çıkarmadı ve nasıl geçtiğini anlamadığım 2,5 saat boyunca duygu fırtınası yaşamama neden oldu. Filmin konusundaki fantastik öğeler zaten filmi izlemek istememdeki en önemli etkenlerdi. Konuda fantastik öğeler olunca görsel efekt kullanımı kaçınılmaz oluyor, benim en büyük endişelerimden biri ucuz görsel efektlerle filmin içine edilmesiydi ama neyse ki harika görsel efektler kullanıldığını görerek rahatladım. Öbür dünyadaki her bir mahkeme ve cehennemi fazlasıyla güzel işlenmiş. Sadece dünyadaki kum fırtınası sahnesini beğenmedim. Sanırım yapımcılar da filmin patlayacağını tahmin ettikleri için aynı anda çekmiş olmalarına rağmen ikinci filmi bir yıl arayla gösterime sokacaklar. İkinci film gelmeden bu yazıyı yazabildiğime sevindim açıkçası.^^


Aslında çok öne çıkan bir oyunculuk yok, çünkü oyuncuların her biri ziyadesiyle iyi oynamışlar. Baş avukat melek rolünde sevilen oyunculardan Ha Jung Woo bulunuyor. Ses tonuyla her zaman dikkatimi çeken oyunculardan biri olmuştur. Kendisini en son 2016 yılında çevirdiği Tunnel filminde seyretmiştim. İtfaiyeciden çok bence onun erkek kardeşini canlandıran Kim Dong Wook ve annesini canlandıran Ye Soo Jung filmin en iyi oyuncularıydılar. Özellikle de anne rolündeki teyzenin filmin sonunda beni hüngür hüngür ağlattığını belirtmeden geçemeyeceğim. Mendillerinizi film boyunca elinizin altında hazır bulundurmanız tavsiye olunur.^^

Örnek insan olarak ölen itfaiyecinin 7 mahkemeye çıkması gerekiyor. Bunlar yalan mahkemesi, hırsızlık mahkemesi, tembellik mahkemesi, kötü evlat mahkemesi, cinayet mahkemesi gibi isimleri olan mahkemeler. Her bir mahkemenin kendi tanrısı var. Yargılamada iki cehennem melekleri suçlamalarını yapıyor ve delillerini sunuyor, melek avukatlar da suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışıyor. Hangi mahkemeyi geçemezse o mahkemenin cehenneminde cezasını çekecek. Cehennemler de mahkemenin içeriğine uygun hazırlanmış. Görsel efektleri bu kısımlarda çok yapay görünse ve göze batsa da etkililer. İtfaiyeci örnek insan olduğu için bazı mahkemelerde hiç suçlama dahi almadığından bazılarını atladılar. 49 kişiyi kurtarma meselesi bana 49 Days dizisini anımsattı. Bu 49 meselesi sanırım gerçekten Korelilerin mistik masallarında ve inançlarında yer alan önemli bir rakam.


Oyunculuğunu beğenmediğim tek kişi EXO grubundan Do KyungSoo oldu. Gerçekten kötüydü ama öğrendiğime göre birçok çaylak oyuncu ödülü falan almış, açıkçası çok şaşırdım. Bana medya oyunu gibi geldi, adamın toplasan 5 dakikalık sahnesi yok nasıl ödül alıyor anlaşılır gibi değil. İnandırıcılıktan uzak, erin psikolojik durumunu yansıtmakta son derece başarısızdı. Sanki sarhoşmuş gibi yerinde sallanmak, boş boş bakınmak psikolojik buhran yaşayan birini canlandırmak değildir. EXO grubundan oyunculuk denemesi yapan üyeler içinde en çok Baekhyun ve Kai’yi beğeniyorum açıkçası. Lay’in de Çince oynadığı dizileri övdüler ama henüz hiçbirini izleyemediğim için bir şey diyemeyeceğim. Ancak Teğmen Park rolündeki Lee Jun Hyuk bir harikaydı. Kendisini en son yayınlanan dizisi Secret Forrest ‘teki satıcı savcı rolünden hatırlayabilirsiniz. Her iki oyuncu da ikinci filmde yer alacak, çünkü askerin hikayesini anlatacak ikinci film ama keşke KyungSoo olmada demedim değil.

Filmin atmosferine uygun müzikleri güzeldi. Senaryosunda aksama olmaması, açık nokta bırakılmadan itfaiyecinin davasının kapanması hoşuma gitti. Sadece annesinin rüyasına girme sözünün gerçekleşmesini veya reenkarnasyon oluşunu izleyememiş olmamız kötü, belki diyorum ikinci filmde bunları görürüz. Sadece takıldığım bir nokta var, asker artık kötü ruh olmadığı ve öbür dünyaya geçtiği halde neden cehennem zebanileri onlara saldırıyordu? Tabii bir de anılarını hatırlayan meleğin ve kaçak ev tanrısı meselesini de işleyeceklermiş gibime geliyor. Bu konuları ikinci filmle bırakmışlar. Bu da dolu dolu güzel bir filmin bizi beklediğini gösteriyor. Umarım beklentilerimiz boşa çıkmaz. Filmi aratarak herhangi bir film izleme sitesinden izleyebilirsiniz.

10/9 Neden?

Devam filmi için açık bırakılan noktaları yüzünden. Aldığı hasılatı hak eden bir film mi? Evet. Train to Busan’dan sonra zaten bu kadar ses getirmesinden belli. Sıkılmadan heyecan içinde seyrettiriyor. Ailece izleyebileceğiniz ve sonunda ailece salya sümük ağlayacağınız bir film. Zaten aile temalı olması bence filmin ülkesinde bu kadar çok başarılı olmasını sağladı. %80 inden fazlası inançsız olan Güney Kore’de yaygın bir şekilde eski dinlerden izler ve gelenekler bulunmakta. Hatta aynı efsaneler bölge bölge farklılıklara uğramış olabiliyor. Bu açıdan filmin bu kadar sevilmiş olması da ilginç. Bence devam filmi gösterime girmeden izleyin.^^

Filmin Traileri

Trailer 2