Darkangelhome

Ghost Seeing Detective Cheo Yong – Hayaletleri Gören Dedektif


BİRİNCİ SEZON

Adı : Cheo Yong
İngilizce Adı : Ghost Seeing Detective Cheo Yong
Korece Adı : Gwisinboneun Hyeongsa, Cheo Yong
Yönetmen : Lim Chan Ik
Senarist : Hong Seung Hyun
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Tür : Polisiye, korku, gizem, suç
Kanal : OCN Kablolu Tv
Yayın Tarihi : 2013
Bölüm Sayısı : 10

OYUNCULAR

Oh Ji Ho – Yoon Cheo Yong
Oh Ji Eun – Ha Sun Woo
Jun Hyo Seong – Han Na Young
Yoo Seung Mok – Byeon Kook Jin
Yeon Je Wook – Lee Jong Hyun
Yoo Min Kyu – Park Min Jae

İKİNCİ SEZON

Adı : Cheo Yong 2
İngilizce Adı : Ghost Seeing Detective Cheo Yong 2
Korece Adı : Gwisinboneun Hyeongsa, Cheo Yong 2
Yönetmen : Kang Cheol Woo
Senarist : Hong Seung Hyun
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Tür : Polisiye, korku, gizem, suç
Kanal : OCN Kablolu Tv
Yayın Tarihi : 2015
Bölüm Sayısı : 10

OYUNCULAR

Oh Ji Ho – Yoon Cheo Yong
Jun Hyo Seong – Han Na Young
Ha Yeon Joo – Jung Ha Yoon
Joo Jin Mo – Kang Gi Young
Yoo Seung Mok – Byeon Kook Jin
Yeon Je Wook – Lee Jong Hyun
Kim Kwon – Han Tae Gyeong

KONUSU : Yoon Cheo Yong (Oh Ji Ho) doğuştan hayaletleri görme, işitme ve dokunma kabiliyetine sahiptir. Kendisi şiddet suçları biriminin bir numaralı dedektifi iken bir gün talihsiz bir kaza sonucu ortağını kaybeder. Bundan sonra hayata küser ve dünyayı umursamadan bir kasaba polisi olarak yaşamaya başlar.

7 yıl sonunda başka bir dava nedeniyle yeniden şehir merkezinde bir karakolda çalışmaya başlar. Ancak burada ilginç bir hayaletle karşılaşacaktır. Uzun zamandır karakolda yaşayan ve bilinmeyen bir nedenden karakolun sınırları dışına çıkamayan liseli bir genç kızın hayaleti başına dert olur. Bu kez ortağı bayan bir dedektiftir. Gördüğü hayaletlerden yardım alarak olayları çözmeye başlayan dedektifimiz hem ruhları huzura kavuşturuyor hem de suçluları yakalamayı başarıyordur.

” Cheo Yong “ ismi Silla hanedanlığı zamanında anlatılmış bir efsaneden esinlenilmiştir. Cheo Yong karısının onu çiçek hastalığı tanrısıyla aldattığını öğrenince tanrı diz çöküp ondan özür dileyene kadar şarkı söyleyip dans etmiş. O zamandan bu yana insanlar kötü ruhları ve hastalıkları evlerinden kovmak için kapılarına Cheo Yong resmi asmaya başlamışlar.

Hayalet Han Na Yong rolünü canlandıran oyuncu Jun Hyo Seong aynı zamanda ” Secret ” isimli bir kız K-Pop grubunun üyesidir. Hatırlarsanız çok ciddi bir trafik kazasında üyelerinin ciddi bir şekilde yaralanmasından sonra grubun aktiviteleri durmuştu.

KİŞİSEL YORUM : Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi özellikle OCN ve TNT dizilerini pek seviyorum ve yine onlardan biri hakkında yazdım.^^ Hayaletleri gören dedektif Cheo Yong tam bana hitap eden konuya sahip bir diziydi, bu yüzden izlemeyi seçtim. Dizinin ikinci sezonu ilk sezonuna göre çok çok daha güzel. Resmen vites attırıp tırmanışa geçmiş diyebiliriz. Ancak ilk sezonda liseli hayaletimizle dedektifin ilişkisi çok daha birbirine geçiyordu, özellikle de bayan dedektifin vücuduna girmek zorunda kaldığı için. İkinci sezonda bu bağ kopukluğu hissediliyor olsa da liseli hayaletimizin istediği yere istediği şekilde gidebilmesinin rahatlığı da ikinci sezonun artısı oluyor.


Dedektifin ikinci sezondaki salak saç şeklini kim seçtiğiyle ona iki çift lafım var. Acayip yakışıklı, gamzeleriyle pek şeker görünen, uzun boylu ve kaslı bir adamı ne yapsak da embesil gibi göstersek diye çok mu düşünmüşler acaba? Dua etsinler de adamın kendine has bir çekiciliği var da bu rezil imajı bile taşımayı beceriyor. Oh Ji Ho hayaletleri gören dedektif rolünde fena değil, tek eksiği duyguları yansıtamayan yüz ifadesi. Mankenlikten gelen bir oyuncu olduğu belli. Aksiyon sahnelerinde müthiş, elinden geldiğince de duygulu oynamaya çalışıyor ama gerçekten mimik eksikliğini hissediyorsunuz.

Öte yandan dizimizin lokomotifi ve izlenir kılan öğesi liseli hayalet Han Na Yong rolünde Jun Hyo Seong bir harika. O ergenleri gerçekten yansıtan mimikleri, trip atmaları, karakoldaki en genç yakışıklı dedektifin peşinde ağzının suları aka aka dolanması, kendini ekibin gizli üyesi gibi gördüğü için olayların sunulduğu toplantılardaki tavırları falan sizi gülmekten öldürecektir. Üstelik kendisi de bir hayalet olduğu için dedektifimize bir çok davada yardımcı olabiliyor. Söylentilere göre yönetmen kendisi bizzat oldukça katı bir oyunculuk dersinden geçirmiş oyuncuyu ki rolü onun istediği gibi canlandırabilsin. Jun Hyo Seong’u umarım daha bir çok projede izleme şansımız olur, bence potansiyeli var.

İlk sezonda ve ikinci sezonda kadroda birer bayan dedektif var ama bence birinci sezondaki Ha Sun Woo rolündeki Oh Ji Eun gerçekten iyiydi. Boyunun uzun olması, hoş bir ses tonuna sahip olması bir yana dedektifimizde kimyası da tutuyordu. İkinci sezonda hiç bu tarz hoşlaşma belirtileri görmedik mesela. Ekip üyelerinin hepsi eğlenceli elemanlardan oluşuyor. İkinci sezondaki ekip liderini hangi dizide seyretsem hep sevmediğim rollerde gördüğüm için burada da kendisine ısınamadım. Her iki sezondaki en genç dedektifler pek yakışıklı ama ikinci sezondaki Kim Kwon bayağı bir çekici. Hep ufak roller kapabilmesi ilginç demek ki oyunculuğu pek iyi değil. Burada da pek kendini gösterebildiği söylenemez, sadece yakışıklı işte.^^

Hayaletlere yapılan makyajlar çok iyi sayılmaz ama görsel efektleri fena değil. İkinci sezonda aradan geçen iki senenin teknolojiye yansımasını fark edebileceğimiz kadar iyi. Aksiyon sahnelerinde gerçekten güzel dövüş sekansları var. Oh Ji Ho bu sahnelerde göz kamaştırıyor. Zaten epey uzun ve yapılı bir adam yani attığı yumrukların etkili olduğuna kolayca inanıyorsunuz. Tabii bazı bölümlerde salya sümük ağlayabileceğinizi belirtmem gerek. Söz konusu hayaletler olunca acıklı hikayeler de kaçınılmaz oluyor elbette.

Dizinin birinci sezonu soundtrack açısından çok zayıf ama ikinci sezonda öne çıkan iki parça var. Çekim teknikleri de ikinci sezonda daha iyi ama birinci sezonun da kendine has bir havası olduğunu belirtmem gerek. Birinci sezonda görsel efektten çok oyuncuların inandırıcılığına daha çok önem verildiği için olabilir. Dizinin iki sezonu hepi topu 20 bölümden oluşuyor. Bir dizi yerine iki sezonluk bir dizi seyretmiş olacaksınız. Sanırım şimdilik Master’s Sun‘dan sonra en beğendiğim hayaletli dizi bu oldu diyebilirim.

Ayrıca ufak bir ip ucu, dizinin bölümlerinden birinde bir önceki yazımda bahsettiğim Vampir Savcı’mızı konuk oyuncu olarak görüyoruz hem de dizisine gönderme yapan bir rolde. Düşük level bir polis memuru rolünde baş karakter dedektifimizle bir görüşme sahnesi var. Fark etmemiş olanlarınız için aşağıya videosunu koyacağım. Masasındaki bardağa zum yapıyorlar, kırmızı bir sıvı var. O sıvıdan içerken özellikle yakın çekim yapıyorlar falan. 😀 Aynı kanalda yayınlanan iki fantastik konulara sahip karakterlerinin bu tarz etkileşimlerde bulunduğunu görmek çok güzeldi. Benim çok hoşuma gitti.

 

10/8 Neden?

 

İlk sezonla ikinci sezon arasında birbirini takip etmesi gerekirken etmeyen konular yüzünden. Ama genel olarak dizi gerçekten iyi, izlerken insanı sıkmıyor ve işlediği konular da fena değil. Hayaletlerin bazı sahnelerdeki makyajları cidden kötü ancak genel olarak işi kotarmayı becermişler. Soundtrack eksikliği hissediliyor. Özellikle ikinci sezondaki bir sahnede kullandıkları şarkının ne kadar etkili bir hava yaratabildiğini gördükten sonra bunu siz de fark edeceksiniz.^^

 

Dizinin 1. sezonunu BURADAN ikinci sezonunu BURADAN Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz. Linkler ölmüş ise dizinin adını aratarak Türkçe alt yazılı olarak izleyebileceğiniz diğer sitelere ulaşabilirsiniz. 😉

 

Dizinin 1. sezon traileri

Dizinin 2. sezon traileri

Yukarıda bahsettiğim sahnede kullanılan şarkıyı çok aradım ama sadece bu klibi bulabildim. Genel olarak şarkının kullanıldığı bölümü toptan anlatmış ve spoiler içeriyor. Bu yüzden izlememişseniz sadece şarkıyı dinlemenizi tavsiye ederim.

Reborn by JL

Zion – I Believe

Reklamlar

Vampire Prosecutor – Vampir Savcı


SEZON 1

Korece Adı : Baempaieo Geomsa
İngilizce Adı : Vampire Prosecutor
Türkçe Adı : Vampir Savcı
Yönetmen : Kim Byung Soo
Senarist : Han Jung-Hoon, Kang Eun-Sun
Yayınlandığı Kanal : OCN
Yayın Tarihi : 2011
Bölüm Sayısı : 12
Tür : Gizem, Fantastik, Polisiye
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece

SEZON 2

Korece Adı : Baempaieo Geomsa 2
İngilizce Adı : Vampire Prosecutor 2
Türkçe Adı : Vampir Savcı 2
Yönetmen : Yoo Sun Dong
Senarist : Han Jung-Hoon, Kang Eun-Sun
Yayınlandığı Kanal : OCN
Yayın Tarihi : 2012
Bölüm Sayısı : 11
Tür : Gizem, Fantastik, Polisiye
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece

OYUNCULAR

Yeon Jung Hoon – Min Tae Yeon, prosecutor (Vampir Savcı)
Lee Young Ah – Yoo Jungin, prosecutor
Lee Won jong – Hwang Soon Bom, detective
Kim Joo young – Choi Dongman, intern
Lee Kyoung Young – Jo Jung-Hyun
Yuriko Yoshitaka – Runa (Japanese fortune-teller)

Yeon Jung Hoon, from Vampire Prosecutor 2, OCN cable drama, Korea

KONUSU : Savcı Min Tae Yeon kız kardeşinin katili olduğunu düşündüğü kimliği belirsiz birini kovalarken ciddi bir kaza geçirir. Ölmek üzereyken yüzünü tam olarak göremediği adam onu ısırır ve vampire dönüştürür. Yaraları iyileşen ve insan üstü güçler edinen savcımız başka bir vampir arkadaşının da yardımıyla kız kardeşinin katilini aramaya devam ederken diğer yandan da güçlerini kullanarak savcılık yapmaya devam eder.

Canlı insan kanı içmektense dondurulmuş paket kan içen savcımız içgüdülerini kontrol altına almaya çalışır. Olay yerlerinde kurbanların kanlarını tadarak veya içerek onların son anlarındaki görüntüleri görebilen savcımız o anlardan yakaladığı ip uçlarıyla suçluları yakalamaya çalışır.

Dizinin 1. sezonunun en düşük reytingi 2.05%, en yüksek reytingi final bölümünde elde ettiği 4.30% olmuştur. Dizinin ilk sezonu elde ettiği 4.30% reytingle bir kablolu kanalın elde ettiği en yüksek dizi reytingini elde ederek rekor kırmıştır. Ancak dizi ikinci sezonunda çok daha düşük reytingler elde ederek beklentilerin altında kalmıştır. İkinci sezonda elde ettiği en yüksek reyting 2.21% dir. Çok büyük ihtimalle de dizinin 3. sezonunun gelmemesinin nedeni budur.

KİŞİSEL YORUM : Vampir Savcı dizisi uzun zamandır izleme listemde olan ama bir türlü beklenen 3. sezonu gelmediği için başlayamadığım bir diziydi. Ama görünüşe göre artık 3. sezonun gelmesi gibi bir umut kalmamış gibi. Bu yüzden dizi hakkındaki yazımı yazmaya karar verdim. Yazılarımı takip ediyorsanız benim böyle fantastik öğeler içeren dizileri çok sevdiğimi bilirsiniz. Özellikle de OCN kanalının polisiye dizilerinde mutlaka biraz fantastik öğeler bulunuyor. Bu yüzden izlemeye listeme baktığımda bu kanalın pek çok dizisini seyrettiğimi fark ettim. İyi ki varsınız TNT ve OCN.^^

Vampir Savcı adından da anlaşılacağı üzere vampir bir savcının hem kendisini dönüştüren kişiyi hem de diğer suçluları arama konusundaki çabalarını işliyor. Dizinin ilk sezonu fena değil, bazı soruların yanıtlarını alıyoruz ve bir parça soruyu da gelecek sezon yanıtlamak üzere bırakıyoruz. Ancak 2. sezon ilk sezonun başarısını devam ettiremiyor. Peki neden? Çünkü hem cevap verme konusunda başarısız kalıyor hem de daha fazla sorular arkasında bırakarak bitiyor. Benim tahminimce bu dizi toplamda üç sezon olarak planlandı, her sezon azar azar cevapları vererek final sezonunda darbeyi vurup bitireceklerdi. Ama 2 sezonun kötü reytingleri 3. sezonun gelme ihtimalini yok edince bir yere varamadan biten bir diziyle kalakalmış olduk.


Vampir savcı Min Tae Yeon rolünde Yeon Jung Hoon gayet başarılı. Özellikle dövüş sahnelerinde kendisini çok beğendim. Ses tonu ve zaman zaman yüzüne yansıyan muzipliğiyle çok şeker ve yakışıklı bir oyuncu. Tabii vampir ya onu beyaz bir yüz ve kara kalem çekilmiş gözlerle izliyoruz. 😀 Biri de demiyor mu acaba bu adam neden böyle görünüyor? Savcıya bak nasıl da makyaj yapmış falan? 😀 Neyse efenim Tae Yeon’un ekibinden sadece bir kişi gerçekte vampir olduğunu biliyor ve onun kurban kanlarını tatmasına yardımcı oluyor. Kendisine takılmış sözde vampir dişleriyle biraz komik görünse de neyse ki yakışıklı da altından kalmasını beceriyor. Dizinin görsel efektleri eh idare eder seviyede. İkinci sezon birinci sezondan bu konuda daha iyi.



Bayan savcı Yoo Jungin rolünde Lee Young Ah gayet başarılı. Birinci sezonda saç şeklinin de etkisiyle çok çocuksu bir görüntüsü varken ikinci sezonda daha bir kadınsı görünüşüyle dikkatleri çekiyor. Aslında ilk sezonda da savcımızla aralarındaki kimya güzel ama ikinci sezonda saçları uzayınca birbirlerine daha bir yakışır hale geliyorlar. Konuşma şekli olsun, mimikleri olsun çok sevimli bir hatun. Bu yüzden ikinci sezonda karakterine yaptıkları karanlık dokunuşlar belki hoşunuza gitmeyebilir. Savcımızla birbirlerine olan duyguları zaman geçtikçe derinleşiyor ama ne yazık ki büyük ihtimalle birbirlerine açılacakları üçüncü sezonu izleyemeyeceğimiz için sonlarının nasıl olacağını bilemiyoruz.


Kore dizileri seyretmeye başlayınca karşınıza sık sık çıkan belli başlı oyuncuları izlemeye hazır olun. Bunların başında Lee Won jong geliyor. Kendisini hem kötü rollerde hem de iyi rollerde seyrettim, gerçekten harika bir oyuncu. Bu dizinin kadrosunda bulunması bile diziye pozitif bir puan kazandırıyor. Dizinin ikinci sezon kadrosunda sürpriz bir isim var, JDromaları sevenlerin hemen tanıyacağı, Tokyo Dogs dizisinden de hatırlayabileceğiniz Yuriko Yoshitaka. Yuriko’yu kahin rolünde seyrediyoruz ve rolünde gerçekten başarılı. Yalnız onun ekiple bir arada olduğu sahneler epey komik. Yani kadın Korece bilmiyor, savcımız dışında ekip Japonca bilmiyor. Ama karakteri Runa konuştuğu zaman savcımız anlıyor olsa bile nedense(!) cevap vermiyor. 😀 Cevaplar hep Korece. Yani herkes herkesin konuştuğunu anlıyor ama kimse kimseye cevap vermiyor gibi bir durum söz konusu. 😀 Neyse bu durum için Runa karakterine Korece alt yazı yapmışlar.^^ Yuriko dizinin premierine bile katılmış.

Dizinin müzikleri fena değil ama soundtrakı akılda kalıcı değil. Eski bir dizi olduğu için dizi forumlarındaki bölümlerin kalitesi ne yazık ki pek iyi değil, özellikle de birinci sezon bayağı kötü. Ama fazla bölüm yok, normalde bir sezonluk Kdrama da normal olarak bulunan bölüm sayısı ile iki sezonluk dizi seyretmiş olacaksınız.

Dizinin 1. sezonunu BURADAN veya BURADAN Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz.

Dizinin 2. sezonunu BURADAN veya BURADAN Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz.

10/6 Neden?

Çünkü finali yok. En son dizinin baş rol oyuncusuna gönderilmiş bir senaryodan haberimiz oldu. Dizinin 3. sezonundan komple vazgeçilmiş ama finali bir film olarak yapmayı düşünüyorlarmış. Ancak kesinleşmiş hiçbir şey yok ve bu paylaşımın da üzerinden epey süre geçti. Ya oyuncu senaryoyu beğenmedi ya da başka aksilikler oldu. Biraz talihsiz bir dizi ne yazık ki. Diziye başlarken bunu aklınızda bulundurarak başlayın. Öyle izlenmeyecek derecede kötü değil sonu ama pek çok şeyin cevabını alamamak da insanı biraz sıkıyor. Çok soru az cevapla bitireceğimiz bir dizi olduğunu bilerek başlayın derim. Zaten fantastik dizi ya çok da önemli değil diyorsanız zaten keyif alacaksınızdır.^^

Dizinin 1. Sezon Traileri

Dizinin 2. Sezon Traileri

Everything, Everything – Hayat ” Her şey ” i Deneyimlediğin Zaman Güzel


Türkçe Adı : Her Şey
Yönetmen : Stella Meghie
Senarist : J. Mills Goodloe
Orijinal fikir : Nicola Yoon’un aynı adlı eseri
Besteci : Ludwig Göransson
Yapımcı : Leslie Morgenstein – Elysa Dutton
Ülke : Amerika
Dil : İngilizce
Yayınlanma Yılı : 2017

OYUNCULAR

Amandla Stenberg – Maddy Whittier
Nick Robinson – Olly Bright
Anika Noni Rose – Dr. Pauline Whittier, Maddy’s mother
Ana de la Reguera – Carla, Maddy’s nurse
Taylor Hickson – Kara, Olly’s younger sister

KONU : 17 yaşındaki Madeline Whittier’in kapalı ve sürekli filtrelenmiş havalı alanlarda olmasını gerektiren SCID olarak bilinen nadir görülen bir hastalığı vardır. Tüm hayatı kitapları, kitap eleştirilerini yazdığı blogu, annesi ve hemşiresi Carla’dan ibarettir. Bir gün yan evlerine bir taşıma kamyonu gelir. Orada Olly’yi görür. Olly Bright Maddy’nin yeni komşularının oğludur. Emailler aracılığıyla birbirlerini tanırlar ve tanıdıkça da aşık olurlar. Olly sayesinde aslında yaşamadığını fark eden Maddy için yeni bir hayat başlayacaktır.

Film 2015 yılında yayınlanmış, Nicola Yoon‘un aynı adlı eserinden uyarlanmıştır. Kitabın yazarı kızının hastalığından esinlenerek kitabı üç yılda yazmış, kitap 40 hafta boyunca New York Best Seller listesinin zirvesinde kalmayı başarmıştır. Filmin haklarının satılmasından sonra yazar ikinci kitabı olan ” The Sun Is Also A Star ” ı yayınlamış, bu kitap da kısa sürede zirveye yerleşmiştir. Ayrıca bu kitabın da film hakları satıldı. Sadece 10 milyon dolara mal olmuş film toplamda 60 milyon dolardan fazla hasılat yapmayı başarmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Filmi izlemeye başladığınız daha ilk dakikalarda ” Aynı Yıldızın Altında ” esintilerini hissedeceksiniz eminim. Kitapların konularının benzerliğini bir kenara koyarsak iki uyarlama da benzer şekilde çok sade, duygulara ve oyunculara odaklanacak şekilde çekildiği için seyircilerin benzerlik kurması kaçınılmaz. Dolayısıyla eğer ” Aynı Yıldızın Altında ” filmini beğenmişseniz büyük ihtimalle bu filmi de beğeneceksiniz.

Aslında benim için filmin sonu başından belli. ” Aynı Yıldızın Altında ” kitabını okumadan önce filmini izlemiştim ve o da benim tahmin ettiğim şekilde sonuçlandı. Çünkü filmin başından itibaren içerisinde yaşanacak olaylara dair ip uçları verilmeye başlanıyor. Aynı şey ” Everything, Everything ” için de geçerli. İşlenilen olaylar ve karakterler arasındaki dialoglar zaten bize sürpriz olması gereken şeyin ip uçlarını veriyor. Bu yüzden Madeline hakkındaki gerçek ortaya çıktığında benim için hiç sürpriz olmadı.

Film dediğim gibi çok kaliteli bir şekilde çekilmiş. Detaylara önem verilmiş. Çekim tekniği olsun, kullanılan müzikler ve şarkılar olsun sizleri tamamen ısıtacak şekilde hazırlanmış. Ekrandan sıcaklık akıyor desem yeridir. 😀 Madeline’nin hastalığı basit ve güzelce açıklanmış. Kullanılan hayali figürler aslında Madeline’nin hayatını tamamen kapalı ve insanlardan soyutlanmış halde geçirmiş olması dolayısıyla tamamen doğal ve anlaşılır bir durum. İnternetin bu tür hastalıklara sahip, evlerinden dışarı çıkamayan veya minimum çıkabilen insanlar için ne kadar önemli bir gelişme olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Dışarı çıkamasalar bile aynı hastalıktan muzdarip olan diğer insanlarla konuşabiliyor, birbirlerine destek olabiliyorlar, arkadaş edinebiliyorlar, fikirlerini başka insanlarla paylaşabiliyorlar hatta eğitimlerini dahi alabiliyorlar.^^

Oyuncu kadrosuna baktığınızda zaten fazla kalabalık olmadığını göreceksiniz. Bu da karakterlere daha fazla eğilen bir senaryo demek. Beklentimiz bu ama ne yazık ki film bize bunu vermiyor. Örneğin Madeline gibi bütün hayatını dört duvar içinde geçiren bir kızın bu kadar pozitif olması neredeyse bir fantazi. İnsan biraz daha isyan, biraz daha depresyon bekliyor ama Madeline’i sıksanız çiçekler kalpler fışkıracak hatundan. Olly karakteri o kadar yüzeysel işleniyor ki bu çocuk nelerden hoşlanıyor, babasıyla derdi problemi ne, hayatındaki zorluklar neler bilemiyoruz. Hepsi üstün körü bir şekilde orada biraz, burada biraz azıcık değinilip geçip gidiyor.

Madeline karakterine hayat veren Amandla Stenberg oldukça başarılı. Ondan pozitif bir karakteri oynaması istenmiş o da bunu başarıyla yerine getirmiş. Gülümseyen sıcak yüzüyle karakteri bizlere sevdiriyor. Ancak beğenmediğim bir şey var, bilemiyorum oyuncunun kendisi mi bu şekilde davranıyordu yoksa ondan böyle davranması mı istendi, göğüslerini öne çıkarmak fazla uğraştığını düşünüyorum. Hatta genel olarak kızın vücudu fazlasıyla seyircilerin gözüne sokulacak şekilde çekilmiş. Ancak özellikle bazı sahnelerde resmen kendisini eğerek göğüslerini öp plana çıkarmaya çalıştığı açıkça anlaşılıyordu. Tabii bir de sanki böyle bir nedenden çekilmiş gibi duran bikini deneme sahnesi veya giydiği gece elbisesi de aynı şekilde itici geldi bana. Ha hasta kız neden güzel olmasın? Olur tabii ama burada yapılmak istenen şey başkaydı ve bu benim hiç hoşuma gitmedi.


Olly karakterini canlandıran Nick Robinson oyunculuğa yeni yeni ısınmaya çalışıyormuş havasında bir oyuncu. Ne çok iyi mimik kullanımına sahip ne de duyguları iyi yansıtabiliyor. Film boyunca yüzündeki ifadenin nadiren değiştiğini görüyoruz. Kaşları düşük, hafif şaşkın ve ilgisiz bir yüz ifadesine sahip. Gülümsediğinde ve konuştuğunda eksiklikleri daha az dikkat çekiyor. Yeni neslin çıkış yapmaya çalışan gençlerinden biri ama yeteneğini kanıtlamak için daha birkaç fırın ekmek yemesi gerek bunu söyleyebilirim.

Üzerinde destanlar yazmaya değecek bir film değil. Ama sıcak romantik filmlerden hoşlanıyorsanız, ” Aynı Yıldızın Altında ” filmi favori filmlerinizden biriyse, sade ve izlemesi çok da sıkmayan film film olduğunu söyleyebilirim. Filmi herhangi bir online film izleme sitesinden izleyebilirsiniz bu yüzden link vermeyeceğim. Ayrıca filmin oldukça hoş bir soundtrackı var.^^

10/6 Neden?

Bütün o bir günde balıklar gibi yüzme ve kayalıklardan atlanma olayını bir kenara bıraksak dahi filmde abartılı kaçan birçok ufak tefek saçmalık mevcut. Genç oyuncuların acemiliklerine rağmen ortaya derli toplu izlenebilir bir film çıkmış. Fazla yüksek beklentileriniz olmadan izlerseniz bence daha çok hoşunuza gidecektir.^^

Filmin traileri (aslında izlemeseniz daha iyi zira filmin neredeyse en güzel anlarını gösteriyorlar)

Naughty Boy – Runnin’

Skylar Stecker – How Did We