Darkangelhome

Doukyuusei – Soda köpürcükleri gibi bir aşk…


Adı : Doukyuusei
İngilizce Adı : Classmates
Sequel mangaları : Sotsogyousei (Graduates), Occupation To Beloved ve Hara Sensei özel Sora to Hara (Story of Teacher ya da Sora ve Hara)
Mangaka : Nakamura Asumiko
Tür : Shounen-ai, Okul hayatı, Drama
Yayınlanma Yılı : 2006-2007
Animenin Yayınlanma Yılı : 2016
Anime seiiyu : Kusakabe – Hiroshi Kamiya * Sajou – Kenji Nojima

KONUSU : Rihito Sajou, liseye giriş sınavında tam puanlar almış olan bir onur öğrencisidir. Hikaru Kusakabe ise grubuyla birlikte gitar çalan ve kızlar arasında popüler olan biridir. Aynı sınıfta okuyor olmalarına rağmen daha önce yolları hiç kesişmemiştir. Ancak bir gün Hikaru sınıflarının koro çalışmaları sırasında Sajou’nun aslında şarkıyı söylemediğini ve sadece dudaklarını oynattığını fark eder. Bundan sonra ise onun erkek öğretmenlerini etkileyebilmek için hiç iyi olmadığı müzikte kendini geliştirmek için derslerden sonra çalıştığını öğrenir. Tamamen iyi niyetli bir şekilde Sajou’ya, yakında yapılacak olan koro festivaline hazırlanması için yardım edebileceğini söyler ve böylece konuşmaya başlarlar. Çalışmaları ilerledikçe ve birlikte zaman geçirdikçe hem arkadaşlıkları hem de birbirlerine olan hisleri değişip güçlenecektir.

Mangasının gördüğü yoğun ilgi sonrasında 2016 yılında anime filmi yapılmış ve gösterime girdiği Japonya’da 200 milyon yen hasılat elde etmiştir.




KİŞİSEL YORUM : Mangaka bu şirin, sevimli ve içten aşk hikayesini oldukça ağırdan alarak işliyor. İlk kısım sadece shounen-ai iken devam mangaları yaoi sahneler içermekte. İlk manga Doukyuusei de çiftimizin aynı sınıfta olmalarına rağmen birbirleriyle kesişmeden sürdürdükleri hayatları tesadüf eseri gelişen bir farkındalık sayesinde değişiyor. İlk manganın birbirlerine aşık olmalarını işlediğini söyleyebilirim. Serinin devamı niteliğindeki ikinci manga Sousugyousei ise çiftimizin geleceklerine yön verecekleri kararları alışlarını ve mezuniyetlerini işliyor. Bu mangada artık ilişkilerinden ve birbirlerine olan duygularından emin oluyor, geleceği birlikte paylaşmak istediklerine karar veriyorlar. Sajou’nun ailesinin Kusakabe’den haberi oluyor ve işin güzeli kabulleniyorlar da. Finalde gelen evlilik teklifi de çok şirin.^^




Halen devam etmekte olan Occupation To Beloved mangası ise hikayemizin son halkası oluyor. Geleceklerini inşa etmeye çalışmalarını, ilişkilerini riske etme pahasına da olsa önemli kararlar alarak bir arada kalmaya çalışmalarını okuyoruz. Tabii biri müzisyen, diğeri çalışkan bir öğrenci olunca farklı yollardan ilerlemeleri de çok normal aslında. Bu kadar farklı zevkleri ve ilgi alanları olan iki insanın böylesine iyi anlaşması da çok tatlı.^^ Bu manga özellikle çiftimizin çevresinde yer alan diğer iki gay öğretmenin de sonunda sevgiye ulaşmalarını işliyor diyebiliriz. Ama eğer Hara sensei sizin de ilginizi çektiyse üzülmeyin, mangaka sadece onun için özel bir manga serisi de hazırlamış.^^ Mangada Sajou Hara senseiye, Hara sensei de ona karşı hiç de boş değil. Eğer Kusakabe ile aralarında bir ilişki gelişmiş olmasaydı bu iki karakter arasında olası bir ilişki filizlenebilirdi. Hara senseinin de daha sonra onun için çizilmiş olan mangada yine başka bir öğrenciyle mutluluğa yelken açması okuyucular için şaşırtıcı olmasa gerek^^



Her mangakanın çalışmalarını farklılaştıracak detayları ve çizim teknikleri oluyor. Zaten kendisini diğerlerinden farklılaştırabilen mangaka daha başarılı işlere imza atmış demektir. Bu serinin mangakasının da farklı bir çizim tekniği var. Açıkçası insanları böyle plastik lastik gibi çizen mangakaların eserleri pek ilgimi çekmez. Upuzun bacaklar, insan anatomisine aykırı kocamaaaan omuzlar ve omuzlarla hiç de orantılı olmayacak şekilde küçük çizilen kafalar herkesin beğeneceği tarzda bir çizim şekli değil. Ancak Doukyuusei serisi içerdiği sevimli aşkla kendisini okutmayı becerdi. Animesi de manganın sahip olduğu bu plastik lastik insan görünümünü çok iyi bir şekilde işlediğini söyleyebilirim. Mangaka oldukça aktif biri, bir sürü mangasına aşağıda verdiğim linklerden ulaşabilirsiniz. Genellikle de shounen-ai ve yaoi çiziyor. Mangası ve animesi arasında çok fazla fark yok ama mangası oldukça eğlenceli başka detaylar içeriyor ve animenin bittiği noktadan daha fazlasını işliyor. Bu yüzden serinin hayranları anime filminin devamının gelmesini istiyorlar. Ayrıca Hara senseiye de mangada daha fazla yer veriliyor ve Sajou’ya baya baya yanık olduğunu mangada daha iyi anlıyorsunuz.😉

Animede karakterleri seslendiren isimler içinde en sevdiğim seiyuulardan Hiroshi Kamiya olunca tabii benim için izlemesi daha keyifli bir hal aldı. Animede arka planlarda müthiş detaylar olmasına rağmen tıpkı mangasındaki gibi ana karakterler dışındaki insanların yüzlerinin olmaması gerçekten çok can sıkıcı bir detay bence. Bu etraflarındaki insanları yüzeyselleştiriyor ve karakterlerin yüzsüz insanlarla dolu bir dünyada yaşadığı izlenimini veriyor. Ne zamanki karakterin ana karakterlerle önemli konuşmalar yapması gerekiyor, bam!, birdenbire bir yüzü oluyor. Bu da hem çok garip ve hem de itici bir detay. Animenin müzikleri oldukça başarılı. Sahip olduğu naif dünyayı yansıtan ve ana karakterlerden Kusakabe’ye de gönderme yaparcasına gitar ağırlıklı parçalar seçilmiş. Arka fonda hafif hafif çalan gitarın güzelliğiyle anime akıp gidiyor.^^

Sanırım ikinci resimdeki kolaj gerçekten de Kusakabe karakterinin özeti gibi ♥


Manganın ilk kısmı olan Doukyuusei ( Classmate ) bölümünü BURADAN İngilizce çeviri ile okuyabilirsiniz. İkinci kısım olan Sotsugyousei (Graduates) bölümünü de BURADAN okuyabilirsiniz. Halen devam etmekte olan son devam mangası Occupation To Beloved ise BURADAN okuyabilirsiniz. Hara Sensei’nin özel manga serisi Sora to Hara‘yı ise BURADAN okuyabilirsiniz.😉

Anime filmini Türkçe alt yazılı olarak BURADAN seyredebilirsiniz.^^

10/8 Neden? Plastik lastik gibi görünen insanlar bana korkutucu geliyor da ondan😀

Animenin Traileri

İkinci Trailer

Trailerlerde de duyduğunuz parça, Koutarou Oshio with Yuuki Ozaki from Galileo Galilei

5 ji Kara 9 ji Made – 5 ten 9 a Beni Seven Keşiş


Dizinin Adı : 5 ji Kara 9 ji Made ~ Watashi ni Koi Shita Ikemen Sugiru Obousan
İngilizce Adı : 5→9 From Five to Nine
Türkçe Adı : 5 ten 9 a Beni Seven Keşiş
Yönetmen : Shin Hirano
Senaristler : Miki Aihara (manga), Shota Koyama
Kanal : Fuji TV
Yayınlandığı Yıl : 2015
Tür : Aşk, Komedi
Bölüm Sayısı : 10
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Theme Song : Christmas Song by back number

OYUNCULAR

Ishihara Satomi – Sakuraba Junko
Yamashita Tomohisa – Hoshikawa Takane
Tanaka Kei – Kiyomiya Makoto
Furukawa Yuki – Mishima Satoshi
Takanashi Rin – Yamabuchi Momoe
Saeko – Mouri Masako
Yoshimoto Miyu – Ashigaka Kaori
Nagatsuma Reo – Hachiya Renji
Takada Hyoga – Satonaka Yuki
Tsunematsu Yuri – Sakuraba Nene
Terada Kokoro – Naha Sankyu
Nakamura Anne – Ino Ran
Hayami Mokomichi – Kimura Arthur
Toda Keiko – Sakuraba Keiko
Ueshima Ryuhei – Sakuraba Mitsuru
Ono Takehiko – Terada Kouei
Kaga Mariko – Hoshikawa Hibari
Shison Jun – Hoshikawa Amane

KONUSU : Junko Sakuraba New York’ta çalışmayı hayal ederken İngilizce speaking hocası olarak çalışmaktadır. Yakında 29 yaşına girecektir. Hayalini gerçekleştirmek için dişini tırnağına taksa da New York hayali hala çok uzaklardadır. Ayrıca uzun süredir kimseyle çıkmamıştır. Bir gün tapınakta düzenlenen cenazeye katılır. Cenaze sırasında sakarlığı tutunca ölünün küllerini o sırada dua eden keşişin üstüne döker. Mahcup olmuştur ve utanmıştır. Daha sonra Junko’nun ailesi duruma müdahale etmeye karar vererek onu görücü usulü randevuya gitmesine karar verir. Randevuda tanıştığı adam üzerine yanlışlıkla kül döktüğü keşiş Takane Hoshikawa‘dır. Takane büyük tapınağı bir gün devralacak olan varistir. Katı, hayati deneyimi az ancak çok iyi eğitim almış Takane neredeyse ilk görüşte Junko’ya aşık olur. Bundan sonra Junko ondan kurtulmaya, Takane ise onu kendine aşık etmeye çalışırken ilişkilerinin önünde kendilerinin dışında engeller de belirir.

Dizi Aihara Miki‘nin aynı isimli mangasından uyarlanmıştır. Yayınlandığı dönemde iyi reytinglerle seyircinin kalbini kazanan dizi 10 bölüm sonunda 11.71% averaj reytingle final yapmıştır. Dizinin them parçası olan Back Number’ın seslendirdiği ” Christmas Song ” 2015 senesinin en çok dinlenen parçası olmuş, satış rekorları kırmıştır. Grubun en popüler gruplar arasına girmesini sağlamıştır.

Dizinin aldığı reyting,

1. Bölüm 12.6
2. Bölüm 12.1
3. Bölüm 10.7
4. Bölüm 11.6
5. Bölüm 11.7
6. Bölüm 10.6
7. Bölüm 12.1
8. Bölüm 11.4
9. Bölüm 11.6
10. Bölüm 12.7
Average Rating: 11.71%

KİŞİSEL YORUM : Uzun zamandır bu kadar keyif alarak izlediğim bir Japon draması olmamıştı. Genellikle sevdiğim oyuncular olduğunda yeni yayınlanan dizilere şans veriyorum ama devam ettiğim çok az. Yamapi artık beni takip edenlerin de bildiği üzere sevdiğim oyunculardan biri. Her ne kadar robopi şeklinde takılsak da bu dizideki gibi rollere ne kadar uygun olduğunu bir kere daha tasdik etmiş olduk. Yamapi ağır dram içeren, onu duygularını yansıtmaya zorlayacak rollerde başarılı değil. Özellikle aşk ve sevgi gibi duyguları gözlerine yansıtmayı beceremeyen bir oyuncu bu da dolayısıyla karakterini istemese de duygusuzca canlandırmasına neden oluyor. Yamapi aşkı taklit edemiyor. Onun birlikte rol aldığı bayan oyuncudan gerçekten etkilenip etkilenmediğini sadece gözlerine bakarak anlayabilirsiniz. Bu yüzden kariyerinin en iyi yapımları sevdiği, en azından hoşlandığı insanlarla birlikte rol aldığı yapımlar olmuştur.

Neredeyse öpüşecekken babanın odaya dalması pfgphfdgphfhfg😀


Dizi boyunca oyuna dönene ” neredeyse ” öpücüklerden biri😀

Çok tatlı değiller mi yaaaa~



Yamapi’nin bu dizideki karakteri neredeyse Nobuta Wo Produce dizisinde canlandırdığı Akira kadar başarılı. Bu noktada pastanın büyük payını İshihara Satomi’ye vermek gerek sanırım. Satomi neşeli ve eğlenceli bir kadın. Son yıllarda canlandırdığı karakterler birbirinin kopyası olsa da ona böyle hızlı hızlı konuşan neşeli karakterleri canlandırmak yakışıyor. Satomi ve Yamapi’nin kimyaları da fazlasıyla tutmuş. Aslında Kitagawa Keiko’dan beri Yamapi’nin yanına yakışan tek kadın olduğunu düşünüyorum. Yamapi’nin bakışlarını yumuşatabilmesi ve içindeki muzırlığı rolüne dökmesini sağlayacak rahatlığı vermesi bile bir başarıdır. Yamapi’yi zaten biliyorum ama Satomi’nin de birkaç dizisini izlediğim için bizim Pi-chan’dan etkilendiği belliydi. Birkaç haftadır iki oyuncunun çıktıkları Japonya’daki dedikodu gazetelerinin manşetlerini süslüyor.^^ Boşuna değil yani bu yakıştırmalar. Aralarındaki kimyanın ne kadar uyumlu olduğu görünce bana hak vereceksiniz.

Diziye gelince oldukça eğlenceli ve kısacık bir Japon dizisi. Bol bol kahkaha atacağınızı garanti ederim. Özellikle de Takane’nin Junko’yu aşkıyla boğduğu bölümlerde tepine tepine izlediğim doğrudur.😀 Gereksiz bulduğum birçok yan karakter (hele de o kız kılığına giren velet) olsa da manga uyarlaması olduğu için fazla üzerinde durmuyorum. Japonların manga uyarlamaları olduğunda uygunluğuna ne kadar kafayı taktıklarını biliyoruz. O karakter gereksiz de olsa yapımda olacak.:P Dizide tanıdık bir çok isim var. Özellikle Arthur Sensei’yi canlandıran Hayami Mokomichi çok hoş bir sürpriz oldu. Uzun süredir şöyle kendine yakışan bir dizide rol almamıştı ama bu dizideki Arthur Sensei kendisine cuk oturmuş. Fanın olduk Arthur Sensei ♥ Miss Momoe de ise kendimi buldum. Tamam yaoi/shounen ai mangalara ben de deli oluyorum ama neyse ki bu kadar değil.😀 Ama iş yerindeki Mishima senseiyi kendi hayal dünyasındaki semelere uydurması pgdfpgfdgpfd😀 Ben de bunu sık sık izlediğim dizi/filmlerde yaparım😀



Satomi de İngilizce performansta bir Japon’un olabileceği en iyi düzeyde olunca Yamapi’ye ayak uydurabilmiş. İngilizce söz konusu olduğunda şu anda Johnnys içinde iki yetenek öne çıkıyor, biri Yamapi diğeri de Marius (babası Alman, hem Almanca hem de İngilizceyi çok iyi konuşabiliyor), durum böyle olunca Yamapi zaten rol için en iyi seçenek olmuş. Dizinin them parçası çok başarılı seçilmiş. Dizinin geçtiği dönem zaten kış olunca tam yeni yıl havasını yaşatmış. Dizinin neredeyse bütün karakterleri karikatür dergilerinden fırlamış gibi olunca bizlere de geriye yaslanıp izlemek kalıyor tabii ki. Takane’nin dizinin ilk başında takındığı aşırı baskıcı aşık tutumu bir parça can sıkıcı olsa da bu sıkıştırmalar sırasında birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldukları için bundan sadece 1 puan kırmakla yetineceğim.^^

10/9 Neden?

Japonya da 2015 senesinin en iyi romantik komedisi de ondan.^^ Birbiriyle bir o kadar alakasız ama bir o kadar da eğlenceli karakterler için mısır patlaklarınızı hazırlayıp arkadaşlarınızla ekranın karşısına geçebilirsiniz. Zaten kısacık bir dizi, 1-2 pijama partisi yeter de artar bile.^^

Dizinin uyarlandığı mangayı ingilizce olarak BURADAN okuyabilirsiniz. Dizi ve mangası arasındaki farkları merak edenler için mangada olaylar çok daha hızlı ilerliyor diyebilirim. Mesela Junko ve Takane karakterlerinin bol bol yatak sahneleri var. Ayrıca Junko Mishima’ya karşı hiç de boş değil, üstelik Arthur Sensei’den de bayağı etkileniyor. Arthur sensei de aslında Japonya’da çalışan bir yabancı öğretmen ama dizide Japon. Kız kılığına giren erkek öğrenci mangada da var, evet.🙂 Dizi konuyu mangasından çok daha serli toplu işlemeyi başardığı için mangasını okumanıza bile gerek olmadığını söyleyebilirim. Yani esinlendiği materyali aşmayı başarmış. Diziyi ayrıca Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz. Emeği geçenlere teşekkürler^^

Dizinin ilk traileri

Dizinin en önemli romantik anlarında çalan parçası ♥ Back Number – Christmas Song

Şarkının tamamını BURADAN dinleyebilirsiniz ama ses biraz kısık ne yazık ki. Bir de BURADA çiftimiz Junko ve Takane’nin görüntülerini de içeren bir video var ama spoiler görüntüler içeriyor benden söylemesi. Ses videoda çok iyi ama.

Şarkının tamamı ne yazık ki youtube da mevcut değil. Ama bu da güzel coverlarından birisi, keyifle dinleyebilirsiniz.😉

Train to Busan – Bu Tren Kaçmaz!



Filmin Adı :
Busanhaeng
İngilizce Adı : Train to Busan
Yönetmen : Yeon Sang-ho
Yapımcı : Lee Dong-ha
Yazar : Park Joo-suk
Görüntü yönetmeni : Lee Hyung-deok
Müzik : Jang Young-gyu
Gösterim Tarihi : Temmuz 2016
Süre : 118 Dakika
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Tür : Gerilim, Aksiyon, Macera, Korku

OYUNCULAR

Gong Yoo = Seok-woo
Kim Su-an = Su-an
Jung Yu-mi = Seong-kyeong
Ma Dong-seok = Sang-hwa
Choi Woo-shik = Young-guk
Ahn So-hee = Jin-hee
Kim Eui-sung = Yong-suk

KONU : Seok Woo eşinden ayrılmıştır, kızı ve annesiyle birlikte yaşamaktadır. Ayrıldığı eşi Busan’da yaşayan Seok iyi bir işi olsa da çok çalıştığı için kızına vakit ayıramamaktadır. Kızının doğum günündeki tek isteği annesinin yanına gitmek olunca onu kıramaz ve birlikte Busan’a doğru yola çıkmak üzere trene binerler. Trende hamile eşine eşlik eden güçlü kuvvetli Sang Hwa, bir beysbol takımı ve şehirde neler olup bittiği konusunda hiçbir fikri olmayan insanlar bulunmaktadır. Oysa tren hareket ettiğinde son anda trene binen virüslü yolcu bulunmaktadır. Şehir çoktan inanılmaz hızla yayılan virüsün etkisi altına girmiştir. Isırılan insanlar kısa sürede ölüyor ve öldükten sonra da zombiye dönüşüyorlardır.

Train to Busan Dünya Premierini 69. Cannes Film Festivali‘nde yapmış ve büyük ilgi toplamıştır. Gösterime girdikten sonra 10 milyondan fazla izleyici toplamayı başararak ülkesi Kore’de seyirci rekorunu kırmıştır.Gösterime girdiği Malezya da 20 Milyon RM hasılat elde ederek ülkede en çok izlenmiş Kore filmi olma başarısını göstermiştir. 15 Eylül itibariyle filmin dünya çapındaki hasılatı 99 Milyon dolara çıkmış bulunmakta. Filmin prequeli niteliğini taşıyan, aynı yönetmen tarafından hazırlanmış animasyon filmi ” Seul Station ” ise filmden 1 ay sonra yayınlanmıştır. Film eleştirmenlerden genel olarak pozitif eleştiriler almış olsa da birleştikleri ortak nokta World War Z ve Snowpiecer filmlerinden fazlasıyla etkilendiği yönünde.

KİŞİSEL YORUM : Bu film hakkındaki haberlerin dikkatimi çekmesinin tek nedeni baş rolünde Gong Yoo‘nun oluşu. Coffee Prince dizisinden sonra askere gidip gelen ve bir türlü istediği geri dönüşü yapamayan, kendisine teklif edilen projeleri ret eden (Secret Garden vs) ama bu projelerin reyting rekorları kırmasıyla şapa oturan Gong Yoo son iki yıldır aklını başına almış gibi görünüyor. Hiçbir al benisi olmayan projelerde kendini harcayıp reklamlardan para kazanıyordu. Kedi olalı sonunda ikinci fareyi bu filmle birlikte yakalamayı başardı. Film boyunca performansı son derece iyiydi, özellikle final kısmında.Başarının ve paranın tadını almış olacak ki duyduğum kadarıyla filmin yönetmenine devam filmi için baskı yapıyormuş. Bir takım fikirleri varmış, artık onlar neyse. Karakterini ve filmin sonunu düşününce nasıl saçmalıklar düşündüğünü merak dahi etmiyorum açıkçası.

Filmin kadrosunda gerçekten sevdiğim oyuncular var. Bad Guys dizisinden hatırlayabileceğiniz Ma Dong-seok ve Special Affairs Team TEN dizisinden hatırlayabileceğiniz Choi Woo-shik‘in kadroda bulunması da benim için filmi izlenir kılan etkenlerden biri. Ma Dong-seok filme gerçekten güzel dövüş sahneleri ortaya çıkarmış. Aslında pek çok yönden Gong’un karakterinden daha ” kahraman ” imajına sahip, önemli bir ikinci adam konumunda. Kim Eui-sung ise bu yıl iki ayrı yapımda katil ruhlu bencil kişilere hayat verdi. ” W “ dizisinden sonra bir de bu yapımda kendisini son derece bencil ve kibirli CEO rolünde izleyince ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu anlamış oldum. Adam bu tür roller gidiyor arkadaş. Bencil ve kötü olmak için doğmuş adeta.😀 Küçük oyuncu Kim Su-an elinden gelen en iyi performansı sunmuş. Hamile kadın rolündeki Jung Yu-mi ve Gong’un daha önce de birlikte çalışmışlardı. Kadının oyunculuğu pek iyi değil ama bu filmde fena değildi.

Train to Busan filminin zombi türüne getirdiği hiçbir yenilik yok. Warm Bodies’ten beridir de böyle bir film gelmedi zaten. Aksine zaten elinin altındaki materyallerden faydalanan ve tutmuş popüler yapımların izinden giden bir film. World War Z eleştirilerine sonuna kadar katılıyorum. Film boyunca zombilerin birbirleri üzerine yığılarak ilerlemesi gerçekten de bu filmi andırıyordu. Özellikle de ısırıldıktan çok kısa bir süre sonra insanların dönüşmesi, agresif ve saldırgan bir yapıya bürünmeleri ve saldırdıkları insanları yemek yerine sağlam insanların peşine düşmeleri sanki World War Z dünyasında Kore’de neler olduğunu gösteriyormuş izlenimi veriyor. İki film arasındaki tek fark zombilerin zayıf noktası o kadar. Filme ” World War K “ lakabının takılması boşuna değil hani^^

Tren gibi dar bir mekanda ilerleyen filmin en büyük avantajı insani duygulara eğilmesi. Böyle bir felaket sırasında insanların verebilecekleri tepkileri irdeliyor. Kimisi Seok gibi bencilliğini göz ardı etmeyi başararak başka insanların hayatlarının kurtulmasını sağlıyor, kimisi de CEO gibi sadece kendi hayatını kurtarabilmek için başka insanların hayatını feda etmeyi gözünü kırpmadan yapabiliyor. Önünde ölüm olduğunda başka insanları kurtarmak ya da kaderlerine terk etmek gibi çok zor seçimler karşısında insanların verebilecekleri tepkiler üzerinden ilerliyor. Bu da filmi izlenir kılıyor. Aksiyon sahneleri gayet başarılı. Zombi makyajları ve korkutuculukları gayet yerinde.


Tren ilerlerken geçtikleri şehirlerde neler olup bittiğini de televizyonlardan öğrenebiliyorlar ve hükumetin hastalık olduğunu kabul etmek yerine bir takım isyancıları bastırmaya çalıştığını açıkladığına tanık oluyoruz. Her zamanki gibi yönetimsel hatalar gözümüze sokuluyor. Bir ülke de doğru düzgün kararlar aslın yahu şu filmlerde.😀 Filmin sonu aslında gayet tahmin edilebilir. Ben şaşırmadım ama eminim gerilecek insanlar olacaktır. Filmin müzikleri ve görsel efektleri gayet güzel.

10/7 Neden?

Zombi filmleri seviyorsanız keyifle izleyeceğiniz bir film ama  türe bir katkısı olmadığı için fazla büyük beklentileriniz olmasın. Eskiden izlediğimiz güzel zombi filmleri gibi bir film işte^^ Alıp popcorn kasenizi eğlenmenize bakın.😉

Filmi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz. Aslında pek çok film izleme sitesinde de mevcut şu anda.😉

Filmin Traileri