Darkangelhome

Rich Man Poor Woman – Niyeti Adından Belli Dizi


Adı : Rich Man, Poor Woman (Ricchiman, Puauman)
Yönetmen : Masaki Nishiura, Ryo Tanaka
Senarist : Naoko Adachi
Yapımcı : Jun Masumoto
Kanal : Fuji TV
Bölüm Sayısı : 11 Bölüm + 1 Özel film ( Rich Man, Poor Woman in New York)
Yayınlanma Tarihi : 2012 – Film 2013
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Them Parçası : Hikari e – Miwa

OYUNCULAR

Shun Oguri – Hyuga Toru
Satomi Ishihara – Sawaki Chihiro/Natsui Makoto
Arata Iura – Asahina Kosuke
Saki Aibu – Asahina Yoko
Yosuke Asari – Yasuoka Michiya
Takeo Nakahara – Fueki Tadamasa
Yasuhi Nakamura – Ogawa Satoshi
Kiyohiko Ueki – Hosoki Riichi
Shiro Sano – Yamagami Toshiyuki
Tomomi Maruyama – Nogi Yuta
Yuki Furukawa – Kuga Tomoki
Masumi Nomura – Ono Haruka
Nozomi Yagi – Miyamae Tomoka
Aiku Maikawa – Tateishi Risa

KONU : Hyuga Toru inanılmaz bir bilgisayar dehasıdır. Yazdığı yazılımlar sayesinde işini kısa sürede Forbes dergisinin dünyanın en zengin genç iş adamları listesine girecek kadar büyütmüştür. Aslında bütün işi küçük bir internet sitesi yazmasıyla başlamış, biraz şans, onu sonuna kadar destekleyen bir arkadaş ve sahip olduğu karizmayla kısa sürede ilerletmeyi başarmıştır. Ortağıyla birlikte sahip olduğu Next Innovation gençlerin en çok çalışmak istedikleri şirket olarak geçmektedir. Ne kadar zeki olursa olsun Toru insanların yüzlerini ve isimlerini hatırlamakta zorlanan birisidir. Hayatının amaçlarından biri de onu gençken terk eden annesini bulabilmektir. Makoto Natsui ise fotografik bir hafızaya sahip olmasına rağmen teknoloji ve internet konunda tamamen bilgisiz birisidir. Üniversiteden yeni mezun olmasına rağmen henüz iş bulamamıştır ve bir gün Next Innovation’un toplantılarından birine gider. Burada konuşma yapmakta olan Toru öylesine seçtiği Makoto’yu herkesin içinde rezil eder. Sonrasında adını sorduğunda Chihiro Sawak diye cevap verince ise şok olur, çünkü bu aradığı annesinin adıdır.

Episode Ratings

01 13.9%
02 11.3%
03 13.1%
04 10.8%
05 10.2%
06 8.9%
07 12.2%
08 12.9%
09 13.7%
10 15.8%
11 13.2%
Average 12.4%

KİŞİSEL YORUM : Oguri Shun benim en sevdiğim Japon aktörlerden biridir. Kame ve Yamapi’den sonra en fazla onun dizi/filmlerini seyretmişimdir. Zaten burada yayınladığım dizi yorumlarından belli olmalı pfghpfghpgf 😄 Geçen arkadaşlarla Japon dizilerinden konuşurken Rich Man Poor Woman’dan açıldı konu, fark ettim ki henüz burada dizi hakkında bir yazı yazmamışım. O.o Halbuki en sevdiğim dizilerden biridir. Madem öyle dedim bir sonraki Japon dizi tanımında bu diziyi tanıtayım.^^

Rich Man Poor Woman adından da anlaşılacağı üzere fakir ancak gururlu bir kadın ile zengin piçi kıvamında gezinen, kendinden son derece emin bir erkek arasındaki aşkı konu ediniyor. Oguri’nin karakteri Toru belki de onun canlandırdığı en çekici, en karizmatik karakterlerden biri. Toru yakışıklı, ağzı iyi laf yapan, zeka fışkıran bir beyne sahip, gerektiğinde zekasını insanların yüzüne çarpmaktan da çekinmeyen biri. Dört dörtlük bir prens. Gelin görün ki çok zeki, etrafındakilerden daha zeki olunca kendini anlatmakta zorlanıyor. Hele de anlattıklarını anlamayan biriyle karşılaştığında sivri dilini tutamıyor. Makato ile tanışması da bu şekilde gerçekleşiyor aslında kızın aklıyla alay ediyor. Ama kader bu ya kendisi çok zeki olmasına rağmen insanların isimlerini aklında bile tutamazken Makoto bütün bir apartman kompleksinin adını sadece bir kere okuduktan sonra hafızasında tutabilecek foto grafik bir hafızaya sahip. Toru birbirlerine muhtaç olduklarını fark ettiğinde Makoto’yu işe alıyor.



Toru’nun üzerinde çalıştığı İnternet sitesi bayağı bayağı bizim e devlet uygulaması olayı. 😀 Toru devletten aldığı siparişle yaşlıların ve teknolojiye yabancı insanların bile kullanabileceği basitlikte bir İnternet sitesi yapmak zorunda. Yaptığı program mükemmel ama kısa sürede fark ediyor ki sadece teknoloji ineklerine göre bir program tasarlamış. Çünkü Makato ne kadar uğraşırsa uğraşsın programı kullanamıyor. 😀 Programını Makato’nun kullanabileceği düzeye çevirmeye çalışırken Toru’nun başarılarını ve herkesin Toru’yu bir ilah gibi görüp takdir etmesini kıskanan en yakın arkadaşı tarafından ihanete uğruyor. Japonya’nın en genç zengini birden kendini yıllar önce başladığı sıfır noktasında buluyor. Kendisine inanan birkaç çalışanı, Makato ve zekasıyla her şeye yeniden başlamak zorunda. Birlikte çalıştıkça birbirlerinin eksikliklerini tamamladıklarını fark ederek yakınlaşan ikili için her şey kolay bir şekilde yerine oturmuyor elbette.

Oguri Shun Toru karakterinde son derece başarılı. Hatta Ishihara Satomi’nin hızlı konuşma alışkanlığına da ayak uydurmayı başarmış. Son derece çekici göründüğünü belirtmeliyim. Oguri’nin her zaman kendine özgü bir çekiciliği olmuştur ama bu karakterde kalpleri hızlandırıyor. Ishihara Satomi ise canlandırdığı her dizide hemen hemen aynı karakterde kadınları canlandırıyor. Karakterlerine farklılık katamaması bence onun en büyük dezavantajı. Yahu kadının canlandırdığı bütün karakterler hızlı hızlı konuşan iş kadınları. O.o Hiçbir orijinalliği yok. Neyse ki yanına her seferinde farklı adamlar koyuyorlar da bu o kadar göze batmıyor. Her zamanki gibi sevimli, neşeli bazen yapmacıklığa kaçan gülümsemesi dudaklarında, çirkin iş takımları üzerinde dolanıp duruyor. Oguri ile kimyası da gayet güzel, bir parça boy farkları var, Satomi giydiği topuklu ayakkabılarla bunu azaltmaya çalışmış.

Tipik Japon hatta genel olarak Asya dizilerinde sıkça rastladığımız üzere burada da kadının kendine güvenini sağlaması için adamdan ayrılıp kariyer yapması gerekiyor. *facepalm* Her ne kadar Japonya kadınlara aynen ülkemizdeki gibi değer vermeyen, işte yükselmelerine engel olan, evlendikten sonra işten ayrılıp evinin kadını olmalarını bekleyen bir yapıda olsa da dizilerinde tam tersi olaylar işlemelerini hep komik bulmuşumdur. Mangaları olsun, animeleri, dizileri, filmleri olsun hepsinin verdikleri ortak mesajlar var, birincisi erken yaşta evlenip bir an önce çoluk çocuğa karışılması gerektiği ikincisi de kadınların mutlaka kadınlara özel üniversite de olsa giderek eğitimlerini tamamlamalarının teşvik edilmesi. Bizde birincisi var da ikincisi? 😀

Dizinin açılış jeneriği çok şeker ve Miwa’nın seslendirdiği parça diziye o kadar uymuş ki anlatamam. Hala ipodumun dinleme listesinde yer alan bir parçadır. Hikaei e yayınlandığı zaman single çok satmasa da en fazla indirilen parçalardan biri oldu. Bazen hani bir parça dinlersiniz de hemen o dizi aklınıza gelir, Hikari e de öyle bir parça.^^ Dizinin özel bölümü de farklı ilerlemiyor aslında. Aynı konu bir kere daha elden geçiriliyor gibi. Hele yurt dışında yabancılara trip attıkları bir sahne var ki gülmekten öldüm. Japon dizileri arşivi yapanlara gönül rahatlığıyla önerebileceğim biri dizidir, aileniz veya arkadaşlarınızla da sıkılmadan izleyebilirsiniz. Zaten özel bölümle birlikte hepi topu 12 bölüm dizi yahu birkaç gecede bitiriverirsiniz.^^

Diziyi Türkçe Alt Yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz.

10/8 Neden?

Ishihara’nın orijinal olamayan karakteri, ihanet için beslediği güdüsü son derece zayıf olan kötü (?) karakteri ve havada kalan anne meselesi yüzünden. Ayrıca Saki Aibu’nun neden dizide olduğunu anlayamadım. Hayır güzelce restoran aşkını da işlemediler. Olmasa da olurmuş da sırf kıskançlık olayları yüzünden fazladan bir bayan karakter olsun diye sanki kadroya alınmış. Bunun dışında dizi anlatmak istediği aşkı güzelce anlatıyor. Mesaj falan yok bam bam bam! 😀

Dizinin açılış jeneriği

Miwa Hikari e nin Japonca versiyonu Youtube’tan kısa sürede siliniyor. Bu yüzden şarkının MV sini izleyip dinleyebileceğiniz başka bir link veriyorum. BURADAN izleyebilirsiniz. Bence soundtrackı indirip şarkıyı dinlemeniz daha iyi olur çünkü videolarda ses bilinçli olarak kısılmış. 😉

Miwa ayrıca bu şarkının İngilizce versiyonunu da yayınladı. Dinlemeye katlanabilirseniz,

Sadako vs Kayako – Lanetli Hatun Dövüşü


Yönetmen : Koji Shiraishi
Senaryo : Takashi Shimizu, Kôji Suzuki
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Tür : Korku, Gerilim
Vizyon Tarihi : 01 Haziran 2016
Süre : 98 dk.
Müzik : Koji Endô

OYUNCULAR

Mizuki Yamamoto – Yūri Kurahashi/Sadakaya
Tina Tamashiro – Suzuka Takagi
Aimi Satsukawa – Natsumi Ueno
Masahiro Komoto – Shin’ichi Morishige
Masanobu Ando – Keizō Tokiwa
Mai Kikuchi – Tamao
Misato Tanaka – Fumiko Takagi
Masayoshi Matsushima – Sukeru Takagi
Ichiruko Domen – Hōryū
Runa Endo – Kayako Saeki
Elly Nanami – Sadako Yamamura
Rintaro Shibamoto – Toshio Saeki

KONU : Japonya’nın ünlü şehir efsanesi hayaletlerinden biri olan Sadako lanetli kasedinin birilerinin eline geçmesiyle birlikte uzun bir zaman sonra geri döner. Yuri Kurahashi ve Natsumi Ueno isimli iki üniversite öğrencisi eskici dükkanından aldıkları video oynatıcısının içindeki videoyu izleyerek Sadako’nun lanetine maruz kalırlar ve çaresizce kurtuluş yolu aramaya başlarlar. Bu arada ailesiyle birlikte şehre yeni taşınan lise öğrencisi Suzuka Takagi de sokağında bulunan eski evdeki lanetli hayaletlerle tanışmak üzeredir. Evi mesken tutmuş bir başka şehir efsanesi hayaleti olan Kayako ve ufak çocuğun hayaletleri eve giren herkesi lanetleyerek öldürmektedir. İki farklı hayaletin lanetine maruz kalan üç gencin son kurtuluş olarak başvurdukları rahip iki güçlü hayaletin lanetlerini birbirine kırdırmaktan başka çareleri olmadığını söyler.

Filmdeki hayaletler Koji Suzuki tarafından yaratılmış Ringu (Halka) filminin ana hayaleti Sadako ve Takashi Shimizu tarafından yaratılmış Ju-On (Garez) filminin hayalet Kayako’dur. Her ikisi de Japon korku filmi aleminde seyirciler tarafından bilinen ve ikonik olarak sevilen hayaletler. Zaten Ringu filminin de Ju-On filminin de Amerikan versiyonları çekildi. Sadako vs Kayako filmi 8 Milyon dolardan fazla bir hasılat yapmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Benim burada fazla korku filmi incelemesi yapmadığımı biliyorsunuz. Hem türü pek fazla sevmiyorum hem de ödlek korkağın teki olduğum için çok izlemeye cesaret edemiyorum. 😀 Ama çok klasik olan konular hakkında yeni filmler geldiğinde izlemeye çalışıyorum. Sadako hakkında çekilen Ringu (Ring – Halka) filmleri tam bir klasiktir. Özellikle de türün hayranlarını şoke ederek hafızalara kazınan ve bir külte dönüşen final sahnesiyle unutulmaz bir korku ikonudur. Şimdiye yayınlanmış korku filmleri içerisindeki en yüksek hasılatlardan birini elde etmiş olması gördüğü ilgiyi kanıtlıyor zaten. Halen izlemediyseniz şiddetle izlemenizi öneririm. Sonrasında çekilen Halka filmleri ne yazık ki ilk 3 filmin güzelliğine ulaşamamıştır.

Kayako ve oğlu hakkındaki Ju-On ise yayınlandığı zaman sinema salonlarını dolduran seyircileri korkutmak yerine güldürerek şaşkınlık yaratmış (kullanılan beyaz pudranın çokluğu yüzünden), ancak Sarah Michelle Gellar’ın baş rolünde yer aldığı yeniden çekimle karizmasını toparlamış ve yeni filmleri gelmişti. Halka’nın Amerikan versiyonu sevilmezken Garez’in Amerikan versiyonu nedense daha çok seviliyor, üstelik Garez’in yeniden çevrimini de aynı yönetmen yönetmiş olmasına rağmen. 😀 Kayako hakkında şimdiye dek 12 den fazla film yapılmış.

 

************************SPOİLER İÇERİR**************************

Japon sinema ve dizi sektöründe duyguları gözlerine ve mimiklerine yansıtabilen oyuncu bulmak çok zor ve ne yazık ki bu filmde onlardan bir tane bile yok. Bağıramayan, ağlayamayan hatta doğru düzgün konuşmak yerine mini mini seslerle konuşan karakterlerle dolu. Suzuka’yı canlandıran Tina Tamashiro‘yla başlayalım. Karakteri az önce anne ve babasını korkunç bir şekilde kaybetmiş ağlamıyor bile. O.o İnsan bi bağırır biraz ağlar kardeşim. O kadar duygusuz ki dolayısıyla filmin sonuna doğru büründüğü duygusal ifadeler inandırıcı olamıyor. Filmin baş rolündeki Mizuki Yamamoto‘yla duygusuzlukta yarışıyorlar. Mizuki öyle sakin ki karakter sanki her gün bir hayalet tarafından lanetleniyor. 😀 Filmin sonundaki Sadakaya‘ya hayat vermiş olması bile alacağı negatif puanları azaltmayacak. Sadece Natsumi rolündeki Aimi Satsukawa‘yı biraz beğendim en azından gerçekten hayatı için uğraşan biri izlenimini veriyordu. Gerçi bir buçuk gün içinde hayatını kurtarmaya çalışmaktan intihar etme aşamasına gelmesi hiç inandırıcı değil ama neyse…

Fikir aslında çok güzel, ikon haline gelmiş iki lanetli hayaleti birbirine kırdırmak ve sonucuna bakmak eğlenceli olabilirdi. Ama gelin görün ki Sadako ve Kayako’nun çarpışma sahnesi toplasanız 3 dakika falan ancak ediyor. O.o Resmen seyircilere atılmış yem. Kayako’nun Sadako’ya ait asıl lanetli kasedi parçaladığı sahne dışında elle tutulur hiçbir olay yok. Hele hele sondaki bombastik Sadakaya birleşmesi… Yani buraya nasıl bir facepalm çizsem de duygularımı ifade etsem bilemiyorum. Resmen komedi. 😀 İki hayaleti birbirine kırdırmak için uğraşırken olayı hayaletleri bir bedende birleştirerek daha da güçlendirip sözde ters köşe yapılmaya çalışıyorlar. Filmin finali o kadar oldu bittiye getiriliyor ki keyif almak mümkün değil.

Sadako’nun da Kayako’nun da kendilerine özgü hareketleri var. Kayako kocasının onu öldürme şekline bağlı olarak inanılmaz derecede korkunç bir yürüyüş şekline sahip ve şahsi fikrim bana Sadako’dan daha korkutucu geliyor. Sadako’nun da efsaneleşmiş bir yan yan yürüyüşü vardır ve özellikle de saçlarının arasından görünen korkutucu gözleriyle meşhurdur. Bu filmde iki hayalet de yeterince iyi değildi ama Kayako’nun sahneleri bence yine daha korkutucuydu çünkü yanında kedi ruhuyla birleştiği için kedi gibi sesler çıkararak dolaşan oğlunun hayaleti de var. İkiye karşı bir yani. 😀 Kayako ve oğlunun sahnelerini yine yüzlerini aşırı pudraya boğarak çektikleri dikkatimden kaçmadı, bir yandan hayaletin sergilediği korkunç yürüyüş yüzünden korkuyorsunuz ama yüzündeki makyaj o kadar abartılı, o kadar abes ki bir yandan da gülmek istiyorsunuz. Kayako bu açıdan cidden daha eğlenceli bir hayalet. Filmin ana hayaleti ve şehir efsanesi olarak daha yaygın olarak bilinen de Sadako olarak lanse edilmiş. Ama nedense bütün rahipler bu iki önemli lanetli hayalet konusunda bilgi sahibi olmalarına rağmen hiç harekete geçmemişler. 😀

Hem Sadako’da hem de Kayako filmlerinde hiçbir zaman net bir final olmaz. Her zaman ” lanet aslında bitmedi, devam edecek “ sinyali verilerek devam filmlerine göz kırpılır. Bu filmde bu durum abartılmış, hayatları için mücadele eden iyiler takımı tam bir yenildi almış. Göz kırpmaya gerek kalmıyor çünkü Sadakaya kimseyi sağ bırakmıyor. Bence filmi çekenlerin de devam filmi için umutları yoktu, bu yüzden böyle absürd bir son çektiler. Filmin zayıf yönlerinden birisi de etkileyici müzikler kullanılmamış olması. Korku filmlerinde müziğin etkisi tartışılmaz. Bu filmdeki müzik kullanımını da beğenmedim. Yani neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor.

 

************************SPOİLER İÇERİR**************************

 

10/4 Neden? Yaratıcı bir fikirle yola çıkıp yolda kaldıkları için…

 

Sadece kafa dağıtacak kısa bir film arıyorum diyorsanız bu bir buçuk saatlik eğlenceyi izleyebilirsiniz. Beklentilerinizi son derece düşük tutun, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. Ama özellikle Sadako veya Kayako hayranıysanız sinirleriniz açısından uzak durmanızda fayda var.^^

 

Filmi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN izleyebilirsiniz. Emeği geçenlere teşekkürler.^^

 

Filmin Traileri – DİKKAT Ring’i izlemeyenler için Sadako hakkında Spoiler sahne içeriyor.

 

Warrior Baek Dong Soo – Bromance da Zirve


Dizinin Adı : Warrior Baek Dong Soo
Diğer Adları : Moosa Baek Dong Soo, Honorable Baek Dong Soo
Türkçe : Savaşçı Baek Dong Soo
Yönetmen : Kim Hong Seon, Lee Hyeon Jik, Lee Myeong Woo
Senaryo : Kwon Soon Gyoo
Tür : Tarihi
Yayınlanma Yılı : 2011
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Toplam Bölüm Sayısı : 29

OYUNCULAR

Ji Chang Wook – Baek Dong Soo
Yeo Jin Goo – young Dong Soo
Yoo Seung Ho – Yeo Woon (Semanın Efendisi)
Park Gun Tae – young Yeo Woon
Yoon So Yi – Hwang Jin Joo
Lee Hye In – young Jin Joo
Shin Hyun Bin – Yoo Ji Sun
Nam Ji Hyun – young Ji Sun
Choi Min Soo – Chun (Semanın Efendisi)
Jun Kwang Ryul – Kim Gwang Taek (Kılıç Azizi)
Park Joon Gyu – Huk Sa Mo
Park Won Sang – Jang Dae Pyo
Lee Jin Ah – Jang Mi
Oh Man Suk – Veliaht Prens Sado
Yoon Ji Min – Ji / Ga Ok (Yeryüzü Lordu)
Park Chul Min – In (İnsan Lordu)
Jun Gook Hwan as Kral Yeongjo
Geum Dan Bi – Kraliçe Jungsoo

KONUSU : 1700’lü yıllarda Joseon döneminde krallığın koruyuculuğunu yapan bir ailenin çeşitli entrikalarla hain ilan edilmesinin ardından bu ailenin tümünün yok edilmesi emri verilir. Aileden sadece yeni doğan bir erkek bebek kurtulur. Bu çocuğun adı Baek Dong Soo‘dur. Dong soo’nun kurtulmasına babasının üç arkadaşı yardımcı olur. Bunlardan en önemlisi Sword Saint (Kılıç Azizi) lakaplı Kim Gwang Taek’dir. Kılıç Azizi çocuğun idamını önlemek için bir kolunu feda eder. Çocuğa bakmak için yanına alır fakat daha sonra çocuğu kaybeder. Ama çocuk Kılıç Azizi’nin diğer arkadaşı olan Huk Sa Mo tarafından bulunur ve büyütülür.

O dönemde efsanevi Kuzey Seferi Savaş Kitabı olarak bilinen ve bölgenin gizli yeraltı yollarının haritalarını barındırdığı düşünülen kitap büyük bir önem arz etmektedir. Bu kitabın peşinde olan iyi ve kötü insanlar bulunmaktadır. Veliaht Prens Sado‘nun kitabı elde etmesi ve aynı zamanda korunmasını sağlamak için özel savaşçılar yetiştirilmek üzere bir Savaşçı kampı kurulur. Artık ergenliğe adım atmaya başlamış olan Baek Dong Soo bu kampta bundan sonraki hayatında ona yoldaş olacak arkadaşlarıyla tanışacaktır. Bunlardan en önemlisi ve en yakın arkadaşı babasının da yakın arkadaşlarından birinin oğlu olan Yeo Woon‘dur. Yeo Woon doğduğu andan itibaren üstün savaşçı yeteneklerine sahip biridir. Babasının batıl inançları yüzünden onun kötü biri olacağına inanarak çocukluğu boyunca Yeo Woon’a kötü davranması sonucunda Veliaht Prensin düşmanları olan bir suikast grubunun lideri Semanın Efendisi lakaplı Chun’a bağlılık yemini eder. Kılıç Azizi Gwank Taek ve en az kılıç azizi kadar usta olan Chun ise, geçmişte aralarına bir kadın girmiş olmasından dolayı ezeli düşmanlardır. Birlikte büyüyen iki yakın arkadaş çok yakında hayatlarının en zor seçimlerini yapmak zorunda kalacaklardır.

Dizi Lee Jae Hyun tarafından 2010 yılında yayınlanmış olan ” Yanoe Baek Dong Soo (Honorable Baek Dong Soo) ” isimli çizgi romandan uyarlanmıştır. Çizgi romanın esinlendiği tarihi karakter Baek Dong Soo Kral Jeongjo tarafından görevlendirilmiş savaş sanatları kitapları serisini yazan 3 yazardan biridir. Savaş sanatları kitabını Yi Deokmu (1741–1793), Pak Je-ga ( 1750–1805) ve Baek Dong Soo (1743–1816) yazmışlar ve 1795 yılında 4 bölüm halinde yayınlanmıştır. Kitap Kore ordusu tarafından 18. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar kaynak olarak kullanılmıştır. Aslında dizinin arka planındaki gerçek hikayeyi algılayabilmek için bu tarihi olayları bilmek gerekiyor yoksa dizinin konusu saray entrikalarından ibaretmiş izlenimi verebilir. Çünkü bu önemli kitabın doğuşunun arkasında kumpas sonucu kendi babası tarafından öldürülen Veliath Prens Sado bulunmakta. Güney Kore’nin gelmiş geçmiş en başarılı krallarından biri olarak görülen Kral Jeongjo ise Prens Sado’nun oğludur.

Dizi yayınlandığı dönemde ilk bölümde elde ettiği reytingi final bölümünde iki katından fazlasına katlamış.

Episode Nationwide
1 8.6 (17th)
2 10.2
3 12.4
4 14.0
5 15.0
6 16.5
7 17.9
8 18.4
9 17.6
10 16.5
11 16.7
12 16.3
13 18.7
14 18.7
15 17.7
16 17.8
17 19.3
18 18.8
19 17.8
20 17.9
21 15.6
22 16.6
23 18.9
24 18.2
25 17.0
26 17.4
27 16.8
28 19.3
29 17.8 (3rd)

Dizinin basın toplantısında el ele sahneye çıkarak BROMANCE ın dibine vuran oyuncular 😄



KİŞİSEL YORUM : Yorumladığım dizileri takip etmişseniz çok fazla tarihi dizi izlemediğimin de farkına varmışsınızdır. Fazlasıyla uzatılan ve cılkı çıkarılan konuları sevmediğim, Kore tarihi dizileri de maşallah 30 bölümden az olmadığı için pek izlemiyorum. Ama dizinin baş rolünde Ji Chang Wook olduğu için bu diziye şans verdim, iyi ki de vermişim.^^ Aslında dizi eski sayılmaz ancak bizim Kore dizilerini izleme sitelerimizin çoğunda 2014 ve öncesi dizileri kaliteli görüntülerle izlemek biraz zor. Ne yazık ki 2011 yılına ait bu dizinin de izleme sitelerinin hepsinde videolarının kalitesi son derece düşüktü. Tost makinesi kıvamında falan 😄

Dizinin övülecek çok noktası olduğu için önce övgülerden başlayalım. Konusu tarihi olayları bildiğinizde oldukça ilgi çekici aslında. Korelilerin Veliaht Prens Sado’ya olan takıntısı, hayranlığı biraz bizim Süleyman’ın öldürttüğü Şehzade Mustafa olayına benziyor. Çok sevilmesine, daha prens iken bile birçok önemli gelişmeye imza atmasına rağmen güç dengelerini korkuttuğu için kumpas kurularak öldürülmüş Prens Sado ve onun muhteşem oğlu Kral Jeongjo üzerine tonla dizi, film ve kitap yayınlamışlar, yayınlamaya da devam ediyorlar. Yeni girdiğimiz 2017 yılında bile onunla alakalı iki sinema filmi ve birkaç dizi gösterilecek. Warrior Baek Dong Soo dizisinde de Veliath Prens Sado ile başlayıp onun üzerine oynanan kumpaslar sonucu öldürülmesi ve sonrasında oğlunun veliaht olarak belirlenmesine uzanan olaylar zinciri anlatılıyor.


Bu karmaşık entrikalar etrafında gelişerek büyüyen a-… Aşk diyeceğimi mi sandınız? Hayır efenim aşk değil, bir arkadaşlık destanı izliyoruz. Dizinin ana karakterlerinin çocukluklarını canlandıran karakterler o kadar başarılı ki karakterler büyüdüklerinde izleyiciler çocuk hallerini özlüyorlar. Özellikle Baek Dong Soo’ya hayat veren Yeo Jin Goo kesinlikle geleceğin en büyük oyuncularından biri olacağının sinyallerini veriyor. Sahnelerinde çok başarılı. Yeon Woon’un çocukluğuna hayat veren Park Geon Tae büyük halini canlandıran Yoo Seung Ho’nun sahip olmadığı yamuk gülüşüyle biraz tipten kaybediyor ama yine de olabilecek en uygun oyuncuyu seçmişler. Dizinin hikayesini anlatmak için acelesi olmadığı için çocukluklarına ve arkadaşlıklarının derinleşmesine uzun uzadıya yer veriyor. Baek Dong Soo ve Yeo Woon’un çekişme ve mücadeleyle başlayan ve zamanla birbirine değer vermeye dönüşerek gerçek bir arkadaşlık halini alan ilişkilerini izlemek çok keyifli. Ayrıca onlara babalık eden SaMo ile olan eğlenceli ilişkileri de dizi boyunca beni çok güldürdü. Baek’in Yeo Woon’u ilk kez gördüğünde kurduğu cümle ” Neden onunla arkadaş olacakmışım ki? Erkek orospu gibi güzel görünüyor. ” oluyor. 😀

Gözler güzel adam görsün be! 😀 ♥ Hangi açıdan bakarsan güzel amk yıkılsın bu dünya 😀






Islakken de güzel

Yüzünü kapasa bile güzel O.o Göz yaşına kurban ♥


Şöyle demek istediniz di mi?

Zaman atlamasından sonra bakmışız Baek Dong Soo ve Yeo Woon birer delikanlı olmuşlar ama ne olmuşlar. ♥ Baek Dong Soo’nun yetişkin haline hayat veren Ji Chang Wook her zamanki gibi harika. Zaten onun çıkış yakaladığı projelerinden birisi bu dizi. Uzun saçın kendisine ne kadar yakıştığını bu dizide keşfettim.*Hayır canım ne ağzımın suyunun akması?* Dövüş sahnelerinde uzun boyu ve yapılı vücuduyla göz dolduruyor. Dizinin dramatik tarafının ağır basmaya başladığı bölümlerden önce yayınlanan gençlik eğlencelerini gösterdikleri bölümlerde beni çok güldürdü. Komediye yatkınlığı şaka değil bu adamın, mutlaka bir romantik komedide rol almalı. Dramatik sahneleri oynamada rol arkadaşı Yoo Seung Ho kadar başarılı olamasa da ikisinin kimyası sayesinde sahnelerini sorunsuzca taşımayı başarmış.

Yeo Woon karakterinin büyümüş halini canlandıran Yoo Seung Ho kelimenin tam anlamıyla dizideki bütün ama BÜTÜN kadın karakterlerden daha güzel amk. O.o Yok böyle bir şey. Ağzından cımbızla laf alınan, sessiz, suskun ama yeteneğinin ünü kendisini aşmış Yeo Woon karakterine cuk seçilmiş bir oyuncu. Belki dövüş sahnelerinde Ji Chang Wook kadar başarılı değil ama dövüşürken ondan daha estetik durduğu ve daha göze hitap ettiği için o uzun siyah saçlarını savura savura dövüşmesini izlemek büyük keyifti. *Salyalarınısiler* Bir ara kötü bir peruk kullandılar saçları için ama neyse ki uzun sürmedi bu durum. Çocukken yaptığı hatalı seçimin bedelini ödeyen ve istemese bile girdiği yolda yürümeye devam et(tiril)mek zorunda kalan Yeo  Woon zaman zaman sinirlerinizi bozabilir. Yani düşünün yaşadığı dünyada ona meydan okuyabilecek yetenekte olan savaşçı sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor ama o inatla kötü yolda yürümeye devam ediyor. Bırakmak istediğindeyse artık bırakamayacağı kadar dibe batmış oluyor.

Yeon Woon böyle gülümseyince Baek Dong Soo ne yapsın? Az insaf yav. :(((




Yeo Woon karakteri tam anlamıyla bir anti-kahraman. Baek Dong Soo karakterinden daha fazla iyilik yapmasına rağmen önce bozup sonra tamir ettiğin her eşyada bir iz kalması gibi yaptığı her hamle, verdiği her karar geri dönüp onu vuruyor. Gölgelere saklanıp herkese iyilik yapıyor, hayatlarını koruyup kurtarıyor hatta dizinin ana kötüsünün alt edilmesindeki en önemli hamleleri de o yapıyor ama gelin görün ki gölgelerden uzanan bu yardım elini kimse takdir etmiyor. Sadece ve sadece Baek Dong Soo ona inanmayı bir an olsun bırakmıyor. Ne yaparsa yapsın, ne kadar yanlış adım atarsa atsın her zaman ona geri dönme şansını veriyor. Her zaman Seni bekleyeceğim. Senden vazgeçmeyeceğim. diyor. Sahip olduğu her şeyi bir kenara atmayı dahi göze alıyor. Bu da Yeo Woon’a aslında içten içe güç veriyor, cesur adımlar atmasına yardım ediyor. Ne yaparsa yapsın, nereye giderse gitsin Yeo Woon yanağındaki iz gibi Baek Dong Soo’yu kabinde taşıyor. Biri dönemin en iyi savaşçısı olurken diğeri en iyi suikastçısı oluyor ama dostluklarını bir kenara atamıyorlar. Dizi Kore dizileri içinde kesinlikle şimdiye dek izlediğin en iyi ” Bromance “ dizisi. Hani neredeyse aşk sınırlarına dayanan bir sevgi var Baek Dong Soo ve Yeo Woon arasında. Bu durumu Baek Dong Soo’nun maskülen, Yeo Woon’un feminen yapısı da destekliyor.

Baek/Yeo Woon arasındaki kimyayı nasıl anlatsam ki?




Bakışa bak bakışaaaaa gel de shipleme 😄

Yoo Seung Ho Yeo Woon karakteri için iyi ki seçilmiş. Temiz görünüşü, duygulu bakışları, uzun saçın yakıştığı yüzüyle genellikle sessiz sessiz kameraya bakan karakterini taşıyor. Aslında iki kelime etmeden sadece bakınan karakterleri sevmem ama Yoo Seung Ho o kadar güzel bakıyor ki sadece baksa da o sahne izleniyor. ¯\_(ツ)_/¯ Dizinin neredeyse yarısı boyunca zaten sadece kameralara doğru bakıp duruyor. Sesini ancak ikinci yarıda duymaya başlıyoruz. Ji Chang Wook ile yakaladığı kimya da hiç azımsanacak bir şey değil. Dizi bir ara aşk meşk olayı işlemeye niyetleniyor ama Baek ve Woon arasındaki kimya o kadar güçlü ki bir yerde bunu işlemeyi bırakıyorlar. Tamamen ikisinin ilişkisine odaklanıyorlar. İyi ki de öyle yapıyorlar çünkü mimiksiz, ifadesiz bir yüzle buzdan bir kraliçe gibi oyunculuk sergileyen Shin Hyun Bin ile Ji Chang Wook arasında zerre kimya yok. Her ne kadar dizide ikisini baş göz etseler de uyarlanan çizgi romanda aslında Baek karakterinin birlikte olduğu bayan Yoon So Yi‘nin canlandırdığı Jin Joo karakteri, dizide neden böyle bir birleşime gitmişler anlaşılır değil. Dizide bile bu kızla JCW un daha fazla kimyası var. :p Yeryüzünün Lord’u lakaplı Ga Ok karakteriyle Kılıç Azizi ve Semanın Efendisi arasında yaşanan aşk üçgeninin Baek/Woon/Ji Soon arasında yaşatılmaya çalışıldığı açık ama tutmayınca yol yakınken bundan vazgeçmeleri yerinde bir karar olmuş bence.






Dizinin kötü karakterlerine geldi sıra. Dizinin kahramanları nasıl şişirilmiş ise kötüleri de o kadar karikatürize edilmiş. Dizinin ana kötüsünü canlandıran Lee Won Jong o kadar başarılı ki diziyi izlediğin sıralarda sokakta karşılaşsan suratına tükürürsün. ¯\_(ツ)_/¯ İnsanı o kadar sinir ediyor. 😄 Onu iyi/kötü pek çok rolde seyrettim. İnanılmaz yetenekli bir oyuncu. Kötüyü oynarken küfürlere boğar, iyiyi oynarken sevgiyle coşarsınız. Sonra tiz çığlıklarıyla sahneye girmeyi seven suikast grubu Heuksa Chorong un İnsan Lordu’nu canlandıran Park Chul Min de iyi bir oyunculuk sergiliyor. Karakterinin iticiliği bazen sinirleri bozsa da katlanılmayacak düzeyde değil. Jack Sparrow çakması kıyafetleri, göz makyajı, saçı, aksesuarları ve tavırlarıyla adeta bir korsanı andıran, içtiği içkinin %95 ini sakalından akıtarak üstüne başına döken ve havasından geçilmeyen Heuksa Chorong’un lideri Semanın Efendisi’ni ise Choi Min Soo canlandırıyor. Her ne kadar yakışıklı ve role uyan bir havası olsa da dövüş sahnelerinde o kadar kasıntı bir performans sunuyor ki inanılmaz yetenekli kılıç ustası görüntüsünden son derece uzak olduğunu söylemek gerek.

Dizi hakkındaki yorumlara şöyle bir göz atarsanız herkesin Cho Rip karakterine sövdüğünü göreceksiniz. Boşuna değil. Spoiler vermek istemiyorum ama sadece keşke arkadaşına, hayatlarını defalarca kurtarmış birine daha fazla güvenebilseydi. Keşke alınganlığı ve güvensizlikleri bir kenara bırakarak Baek Dong Soo gibi arkadaşı için savaşabilseydi. Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen üçlüden birinin verdiği kararlar, hatasız olduğunu bildiği halde arkadaşından vazgeçmesi seyirci olarak beni üzdü açıkçası. Dizinin finalini herkes beğenmeyebilir. Ama bir kahraman ve bir suikastçinin arkadaşlığı nereye varabilirdi ki zaten? Sonuçta Yeo Woon her ne kadar büyük iyilikler yapmış olsa da kabullenmesi zor büyük kötülüklere de imza attı. Bütün yaptıklarından sonra herkesin onu Baek gibi kolayca bağrına basmayacağı açıktı. Final hakkında çok konuşup tadını kaçırmak istemiyorum, tarihi dizilerin yarısından çoğu böyle sonlarla bittiği için alıştım artık.^^



Dizinin havasına ve konseptine uygun olarak seçilmiş harika şarkılardan oluşan bir soundtrack albümü var. Tavsiye ederim, bütün albümü indirip dinleyin.^^ Dizi aynı zamanda hakkında en fazla fanfiction yazılan dizilerden birisi olma özelliğini taşıyor. Eh böyle inanılmaz bir Bromance işleyince normaldir.^^

Diziyi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz. Eski bir dizi olduğundan olabilir çeviri pek iyi değil, pek çok hata mevcut ama hikayeyi anlaşılmaz kılmıyor. Bazı kelimeleri ( unni vb) olduğu gibi Korece yazmışlar mesela. 😄 Ayrıca BURADAN TRT de yayınlandığı Türkçe dublajıyla birlikte izleyebilirsiniz ama uyarmam gerek yani TRT dublajı var pdfgfdhgdfhfdgp 😄

10/8 Neden?

Rezil bir görüntü kalitesiyle izlemiş olmama ve sonuna rağmen bu puanı hak ediyor da ondan. Kah SaMo ve Baek Dong Soo arasındaki ağız dalaşlarıyla güldük, kah Yeo Woon yüzünden gözyaşı döktük. Birbirinden yetenekli oyuncuların kadrosunda bulunduğu ve en iyi tarihi diziler arasında kendisine kolaylıkla bir yer bulacağını düşündüğüm, arşivlik diziyi özellikle tarihi dizileri sevenlere öneririm.^^

Dizinin Traileri

Dizinin güzel soundtrack parçalarından örnekler^^

Park Eun Tae – Yanoi (Wild) (Acoustic) versiyon. Tam bir tarihi dizi parçası değil mi? ♥ Bu şarkının BMK tarafından seslendirilmiş versiyonu da ayrı bir güzel, dinlemesi ayrı bir keyif verir. İki şarkıcının da bu kadar iyi seslere sahip olması ve bir şarkıyı farklı farklı böylesine güzel yorumlamasına şapka çıkarmak gerekiyor. İkisini de koyuyorum, dinleyin kulaklarınızın pası silinsin.

Yanoi – BMK versiyon

Super Junior Yesung solo – For One Day

Kim Tae Woo – Falling In Love