Darkangelhome

God’s Gift – 14 days – Gelecek notların, geçmişse sınavındır…


Dizinin Adı : God’s Gift – 14 Days
Orijinal Adı : Shineui Sunmool – 14 Il
Yönetmen : Lee Dong Hoon
Senaryo : Choi Ran
Tür : Dram, Fantastik, Gerilim, Aksiyon
Bölüm sayısı : 16 + Kamera Arkası Özel Bölüm
Yayın Yılı : 2014
Ülke : G.Kore
Dil : Korece

OYUNCULAR

Lee Bo Young – Kim Soo Hyun
Jo Seung Woo – Ki Dong Chan
Kim Tae Woo – Han Ji Hoon
Jung Gyeo Woon – Hyun Woo Jin
Kim Yoo Bin – Han Saet Byul
Baro – Ki Young-Gyu
No Min Woo – Te Oh (Snake)
Jung Eun-Pyo – Ki Dong-Ho

KONUSU : Bir TV programının yapımcılarından biri olan Kim Soo Hyun’un küçük kızı canlı yayın sırasında kaçırılır ve bir hafta sonra bir gölde ölü olarak bulunur. Kızının ölümünden sonra bunalıma giren ve kendini affedemeyen anne kızının ölü bulunduğu göle giderek intihar eder. Aynı anda eski bir polis dedektifi olan ama şimdilerde özel dedektiflik yapan ve başka bir kadınla yakaladığı için karısı tarafından terk edilmiş mafya patronunun adamları tarafından ayağına bağlanan beton kütleyle göle atılan Ki Dong Chan’da ölümle yüz yüze gelmiştir. Gölün dibinde ölümle kucaklaşan bu ikilinin kaderleri hiç bilmedikleri kadar birbirine bağlıdır aslında. Gölden kurtulan ikili kendilerini birden olayların yaşandığı günün tam 14 gün öncesinde bulurlar. Kim Soo Hyun ve Ki Dong Chan’ın küçük kızı ve başka masum hayatları kurtarmak için 2 haftaları vardır. Bu iki hafta boyunca daha önce bilmedikleri pek çok şeyi keşfedecek, gerçek katilin peşinde geçmişin bütün sırlarını gün yüzüne çıkaracaklardır.

Dizi Hans Christian Andersen‘in 1847 yılında yayınlanmış ” The Story of a Mother ” hikayesinden esinlenmiştir. Hikayenin orijinalinde ölüm iki çocuktan birini seçip diğerinin ölmesi seçeneğini anneye sunmuş, anne seçim yapamayınca Azrail çocuğu alıp götürmüş, anne çocuğundan vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Ki Young Gyu rolünde Kpop grubu B1A4 üyesi Baro‘yu izliyoruz. Dizinin elde ettiği en yüksek reyting 12.8% olmuş. Çeşitli büyük ödül törenlerinde pek çok dalda aday olsa da ne yazık ki elleri boş dönen dizilerden biri olan God Gift yapımcılarına göre Kore’de fazla örnekleri yapılmayan bir dal olan gerilim/polisiye dalında yapılmış nadir denemelerden birisi. Eh karşısında You Came From Stars, Heirs gibi reyting canavarı popüler diziler olunca bu polisiye gerilim dizisinin ne yazık ki fazla şansı olamamış. Dizi ayrıca Tayvan’da da yayınlanmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Kore dizileri denildiğinde etraf pembe romanslar, cılkı çıkmış fantastik yapımlar, nereye bağlanacağını bilemeyen senaryolar yüzünden karman çorman olmuş ama baş rolleri sayesinde tutan yapımlar her tarafı kaplamış durumda. Sağlam ve kalitesi polisiye yapımlar izlemek çok zor. Special Affairs Team TEN gibi yapımlara hasret kaldığımızı belirtmeliyim. Yapımcıların seyirciden fazla destek almayacaklarını bile bile böyle bir yapıma girişmelerini gerçekten çok takdir ettim. Baş rollerdeki kaliteli oyuncular, ters köşelerle dolu senaryosu ve temposunu hiç düşmeyen içeriğiyle dolu dolu bir dizi olmuş God Gift. Öncelikle dizinin pozitif yanlarından bahsetmek istiyorum, bir çocuk kitabından esinlenilerek yaratılmış hikayesi gerçekten çok güzel. Dizi annelerin çocuklarına duydukları büyük sevgiye odaklanıyor. Dizilerini sadece aşk varsa seçip izleyen seyircilere göre bir yapım olmadığını şimdiden söyleyeyim. Dizinin oyuncu kadrosu oldukça başarılı.




Cho Seung-Woo‘yu bu diziyle keşfettikten sonra ne kadar yetenekli oyuncular varmış ama bizler popüler oldukları için boğazımıza dayatılan, sadece şekil ama yetenek sıfır adamlar yüzünden bu oyuncuları izleyemiyormuşuz diye düşündüm. Çünkü gerçekten inanılmaz bir performans gösteriyor dizi boyunca. Cho Seung-Woo babası ve kız kardeşi müzikal oyuncusu/şarkıcı olmasının da etkisiyle kendisi de bu dünyaya adım atmış bir oyuncuymuş. Daha çok tiyatro ve müzikal sahneleyen oyuncu gösterdiği üstün performanslar sonrasında sinema sektörüne de hemen kabul edilmiş tabii ki. Rol aldığı filmlerin bu kadar az oluşunun nedeni hem müzikal sahneye daha fazla yer ayırması, hem de kendi tercihiymiş. Dizilerde oynamayı bile ancak 2012 yılından sonra kabul etmeye başlamış, teklifleri kabul etmeme nedeni de yemeğe ve uyumaya fazla vaktinin kalmayacağını düşünmesiymiş.^^ Ayrıca basın toplantısında bu konuda gelen soruyu da her zaman aynı konularda bilindik senaryoların teklif edildiğini, kendisi ise daha zorlayıcı, değişik, orijinal ve bir oyuncu olarak ona bir şeyler katacak yapımları tercih ettiğini söylemiş. Sanırım onu çok fazla yapımda izleyememizin nedenlerinden biri de bu:/

İlk dizisinde rol almayı bile fanlarından gelen isteklerin yoğunlaşması üzerine kabul etmiş. Düşünün o kadar iyi oyuncu ki askerden döndükten sonra rol aldığı ” Jekyll and Hyde “ müzikali için ona Kore’de şimdiye dek bir müzikal oyuncusuna ödenen en yüksek ücret ödenmiş. Biletlere ilgi o kadar yüksekmiş ki satışa çıktığı birkaç dakika içinde tükenmekle kalmamış siteyi de çökertmiş.😄 Cho Seung-Woo’ yu yayınlanmış kamera arkalarında izlerseniz nasıl bir oyuncu olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız diye düşünüyorum. Diğer oyuncuların aksine o rol yaparken bütün setin sessizliğe bürünerek hayran hayran kendilerini izledikleri performansa kaptırmalarını, sahne biter bitmez rolünden çabucak sıyrılıp ” action ” emriyle birlikte bambaşka birine dönüşmesini görünce tiyatronun bir oyuncuya neler katabileceğini ve ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anladım. Bu arada kendisi yine müzikallerde rol almayı seven JYJ grubu Junsu’nun da yakın arkadaşı.^^

Cho Seung-Woo’nun dizide sergilediği performans müthiş. Sadece aksanlı bir şekilde oynaması değil, aksiyon sahnelerinde müthiş olmasının yanı sıra dizinin en dramatik sahnelerinin de altından büyük bir beceri ve yetenekle kalkmış olması da izleyici olarak beni fazlasıyla keyiflendirdi. Dizinin adeta lokomotifi olan karakteri olmasaydı sanırım dizi bu kadar iyi olmazdı. Baş rol oyuncusu olan Lee Bo Young’dan kat be kat iyi oyunculuk sergileyerek rol bile çalmış hatundan.^^ Ayrıca müzikal oyuncusu olduğunu güzel sesini bizimle paylaştığı güzel bir sahneyle de sergilemekten geri kalmamış. ♥


Lee Bo Young‘a gelince sanırım bu oyuncunun kapasitesi belli. İyi bir oyuncu ama sadece mimiksel olarak, duygusal olarak değil. Çünkü oynadığı karakterin duygularını bu kadının gözlerinde görmek mümkün değil. Acıyı veya mutluluğu gözlerine yansıtamayan oyunculardan. İzlerken fazla göze batmasa da özellikle duygusal sahnelerde beni rahatsız ediyor bu görünüşü. Dizi boyunca en beğendiğim performansı canlı yayında katile hitap ettiği kısım ve bir de fidyeciyi ayaklarına kapanarak, dövülerek bile olsa bırakmadığı sahneydi. Çok güzel ve yetenekli bir kadın, ayrıca diğer Koreli artistlerin almayıp burun kıvırdıkları böyle senaryoları alacak kadar da cesaretli olmasını takdir ediyorum. Dediğim gibi bir sahnede çok başarılıysa ötekinde çok kötü olması seyirci olarak beni sinir ediyor ne yapayım.😄 Cho Seung-Woo ile yakaladıkları kimya da gayet güzeldi. Kader arkadaşı olan ikiliyi başarıyla canlandırmışlar.

Dizinin ana konusu, herkesin hayatını kurtarmak için seferber olduğu Han Saet Byul rolünde küçük oyuncu Kim Yoo Bin gerçekten üstün bir başarı sergilemiş. Naif, yardımseverliği her zaman başına iş açan, okuldaki rekabet ortamından nefret eden, neşeli ve sevimli küçük kızı harika canlandırmış. Dizinin özellikle çocukların bir yarış atı gibi okul, dershane ve özel dersler arasında mekik dokurken ne kadar mutsuz olabilecekleri, aileleri tarafından nasıl zorlandıklarına yaptığı öz eleştiriye de çok beğendim. Kore de, aslında genel olarak Asya nüfusunda böyle bir oldu ne yazık ki mevcut. Saet Byul’un en yakın arkadaşı rolünde çaylak bir oyuncu olmasına rağmen gayet iyi bir performans sergileyen Baron’u izliyoruz. Umarım kendisini daha fazla projede izleyebiliriz. Ayrıca My Girlfriend is Gumiho dizisinden hatırlayabileceğiniz No Min-Woo’yu burada tanımakta zorlandım. Zaten bu oyuncu gerçek bir yılan gibi, kılıktan kılığa girip duruyor. Kendini fark ettiren ses tonu da olmasa dizi bittikten sonra uyanmanız işten bile değil.😄 Dizinin müzik kullanımı, seçilen efektler de gayet yerinde.



Şimdi gelelim negatif özelliklerine, öncelikle senaryoda kimse masum değil. Herkes ama herkes bir şekilde suçlu. Bir yerde yeni suçlular ve yeni olasılıklarla senaryonun temposunun düşmemesinin sağlanması iyi olsa da ” Katil Kim? “ konulu dizilerde bu kadar çok suçlunun bir arada olması tutarsızlık yaratabiliyor. Tek bir katilin araştırılmasını değil, yakalanan her suçlu, her suçun arkasındaki gizemin ortaya çıkmasını ve ana konuya bağlanmasını izliyoruz bunun yerine. Şahsen ben tek bir katil yerine bir çok katilin ortaya çıkması ama hepsinin de ana katille bağlantılı olmasını çok beğendim. Kişiye göre bu beğenilebilir de ters tepebilir de. Ayrıca illa bir bağlantı kurmak için bazen saçmaladıklarını da düşünüyorum.😀 Özellikle beğenmediğim sahneler ortam arama sahneleri oldu. Karakter bir odaya girer ve orada arama yapar ama nasıl? Ellerini rastgele eşyaların üzerine koyup üstün körü karıştırarak arama yapılmaz kardeşim, en aceminiz, en aptalınız, en sıradan insan bile birkaç sayfayı şöyle bir karıştırıp arama yapılmayacağını bilir. Ayrıca isteri krizine girmişçesine hesap sorulmaz. Sorgulama yapılmaz. Bu sahnelerde Lee Bo Young’un çaresiz anne performansı ortaya koymaya çalıştığı açık ama o zaman kızını da önüne gelen herkese emanet çanta gibi bırakıp gitmesin.😄 Kızın hayatı tehlikede kadının kızı bırakmadığı mekan ve kişi kalmadı.😄 Senaryodaki ufak tefek ama can sıkan bazı tutarsızlıkları da türe acemiliklerine veriyorum. Özellikle de katille ölüm kalım mücadelesi verildikten, bütün evde kavga dövüş yapıldıktan sonra adamın ortama dönüp BÜTÜN DELİLERİ ve parmak izlerini silmiş olabileceğine asla inanmam. Üstelik adamla ölümüne kavga eden birisi olmasına rağmen ” delil yetersizliği ” denilmesi, şahit olmasına rağmen parmak izi yok diye adamın salıverilmesi saçmalığın daniskası.😀



******SPOİLER – FİNAL HAKKINDA SPOİLER YEMEK İSTEMEYEN OKUMASIN!!! – SPOİLER******

Senarist orijinal bir yapıma imza atmak istediği için olsa gerek dizinin finalini yoruma açık bir şekilde bitirmeye çalışmış. Genel olarak Ki Dong Chan’ın öldüğü açık olsa da katil olmasına rağmen dizinin en masum kişilerden biri olan karakterin böyle bir sonla yok edilmesini seyirciler beğenmeyeceği için olsa gerek böyle bir şey yapmış. Ağabey hapishaneden çıkarken onu karşılayanların yüzünün, Ki Dong Chan’ın nasıl öldüğü veya Saet Byul’u nasıl kurtardığının gösterilmemesi, iki suya atlama sesinin olması ve Saet Byul’un ” Şövalyeye ne oldu? ” sorusuna yanıt verilmemesi hep bu yüzden yani.

Bana göre kahinin söylediği ” İkisinden biri ölmeli ” cümlesi gayet güzel bağlandı. Bazen çok sevdiğimiz karakterler ölebilir, seyirci olarak bunu kabullenmemiz lazım. Gerçek hayat adil değildir, iyiler ve masumlar ölebilir. Tabii insanlar en azından bu kurgusal hayatlarda insanların adalete kavuşmasını, iyilerin kazanmasını ve herkesin mutlu olmasını istedikleri için genellikle bu tür sonları sevmez. Bu yüzden dizi hakkında yazılan genellikle bütün yorumlarda ” çok iyi dizi ama finali berbat ” cümlesini görebilirsiniz. Seyirciyi de bir yerde anlıyorum çünkü Ki Dong Chan karakteri yaşadığı haksızlıklar ve sempatik tavırlarıyla seyircinin en fazla empati kurduğu karakter olduğu için haksız ölümü de bizler için şok edici, üzücü bir durum.

Ayrıca açıklanmamış pek çok detay da mevcut. Zengin yaşlı amca gerçekten vaat ettiği gibi Ki Dong Chan’a para bıraktı mı? Ölümünden sonra bu para ailesine ulaştırıldı mı? Hastanedeki polis şefi iyileşti mi? Hapishane önündekilerden biri o muydu? Bütün bu tezgahların arkasındaki kişiler, Genel sekreter, başkanın eşi ve oğlu da dahil olmak üzere hepsi tutuklandı mı? Gerçi özel bölümde tutuklandıklarını görüyoruz ama bu yetmiyor tabii. Kafamızda deli sorularla biten dizi en azından keşke özel bir bölümde seyircilerin bütün sorularına cevap verseydi ama o zaman açık uçlu final bir işe yaramazdı değil mi?😀

*******SPOİLER – FİNAL HAKKINDA SPOİLER YEMEK İSTEMEYEN OKUMASIN!!! – SPOİLER*******

 

10/8 Neden?

 

Sadece Cho Seung-Woo’nun sergilediği muhteşem performans için bile izlenmelidir. Korelilerin yavaş yavaş polisiye gerilim kulvarına ısınmaya başladıklarını görüyorum. Umarım bunun gibi pek çok yapımı izleme şansını buluruz. Amerikan hayranı avukat dizilerinden daha iyidir diye düşünüyorum.^^

 

Diziyi BURADAN veya BURADAN Türkçe alt yazılı olarak seyredeblirsiniz.

 

 

Dizinin başında anlatılan masalla postumu noktalıyorum,

 

Uyku gafletindeki annenin evladını Azrail alıp götürmüş. Karanlıkta panik içinde evladını arayan anneye Gece Tanrıçası sormuş,

” Evladını bulmak mı istiyorsun? Öyleyse bana güzel saçlarını ver. Ben de sana Azrail’in nereye gittiğini söyleyelim. “

Derken annenin yoluna dikenli bir çalı belirmiş.

” Evladını bulmak mı istiyorsun? Öyleyse beni sıcak bedeninle sımsıkı sar. Ben de sana Azrail’in nereye gittiğini söyleyeyim.”

Nihayetinde kucağında evladıyla yürüyen Azrail’i görmüş. Bu sefer de aralarında bir göl peydah olmuş.

” Evladını bulmak mı istiyorsun? Bana saf ve içten bakan gözlerini ver. Ben de üzerimden aşmanı sağlayayım.”

Anne hiçbir tereddüdü olmaksızın iki gözünü de çıkarıp göre bırakmış.

– Eeee? Çocuğunu bulmuş mu? Hayatta mı?

 

Teaser

Dizimizin Rock yıldızı Snake (ICON/No Min Woo) ve çıkış parçası Snake Eyes

Cho Seung-Woo ve muhteşem sesi ♥

Hidamari Ga Kikoeru – Arkadaştan Daha Fazla, Aşıktan Daha Az…


Manganın Adı : Hidamari Ga Kikoeru

İngilizce Adı : I Hear the SunSpot: Theory of Happiness

Yazar-Çizer / Mangaka : Fumino Yuki

Tür : Dram, Okul Hayatı, Shounen ai

Yayın : 2013 – 2016

Bölüm sayısı : 2 Volume – 13 + 2 ekstra Bölüm

KONU : Kolej öğrencisi Kouhei işitme zorluğu çektiği için derslerde kendisine yardımcı olacak bir not tutucu aramaktadır. Kızlar arasında oldukça popüler olmasına rağmen kendini insanlardan soyutlar ve kimseyle yakınlaşmaya çalışmaz. Bir gün öğle yemeği için yine herkesten gizlendiği çatı katında otururken tepesine paldır küldür düşen Taiichi ile tanışır. Taiichi neşeli, parlak bir kişiliğe sahip, geniş bir arkadaş çevresi olan, aklında ne varsa patadanak söyleyen ve yemeğe çok düşkün biridir. Kendi bentosunu (yemek kutusu) ona veren Kouhei Taiichi’yi çok net duyduğunu fark eder. Çünkü diğer insanların aksine Taiichi oldukça heyecanlı ve yüksek sesle konuşan biridir. Taiichi Kouhei’nin not tutucu aradığını öğrenince bu göreve gönüllü olur, karşılığında da Kouhei her öğlen ona yemek kutusu getirecektir.

” Duyamıyor olman senin suçun değil! “

Taiichi’nin bu sözleri Kouhei’nin hayatını tamamen değiştirecektir. Arkadaştan daha fazla, aşıktan daha az… Onunla karşılaştıktan sonra Kouhei mutlu olmanın ne demek olduğunu öğrenecek…

KİŞİSEL YORUM : Bu manga şimdiye dek okuduğum en güzel Shounen ai mangalardan birisi olarak kalbimi kazanmayı başardı. Aşırı dram, aşırı romantik hikayeleri sevmeyen biriyseniz zaten manga kısa sürede sizi de saracaktır. Sanırım mangayı diğer benzerlerinden farklı kılan en büyük özelliği gerçekçi bir şekilde işlenmiş derin bir hikayeye sahip olması. Bedensel engel konusunu gerçekçi bir şekilde işleyen, hele hele de bu türde bulmak gerçekten çok zor.

Kouhei ve Taiichi karşılaştıktan sonra içine kapanık ve duyamaması yüzünden kendini suçladığının farkında bile olmayan Kouhei’nin hayatı, Taiichi’nin açık sözlülüğü ve karşısındaki kişiyle kurduğu inanılmaz empati yeteneği sayesinde yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Kouhei aslında doğuştan sağır veya işitme kaybı olan biri değil. Ortaokul zamanlarında işitme kaybı başlıyor. Bu mangayı okumanızı özellikle tavsiye ediyorum çünkü bilmeden de olsa karşımızdaki insanları nasıl kırabildiğimizi ilmek ilmek işleyen bir manga.

Kouhei işitme kaybı başladığında arkadaşlarından zaman zaman söyledikleri şeyleri tekrarlamalarını rica etmeye başlıyor. Arkadaşları ise ” Önemli değildi zaten “ veya ” Boş ver “ gibi laflarla gülüp geçiyorlar. Oysa Kouhei arkadaşlarının nelerden bahsettiğini gerçekten duymak, küçük şeylerden ve çok önemli şeylerden bahsediyor olmaları önemli değil, sadece nelerden bahsettiklerini gerçekten öğrenmek istiyor. Onun için ” Önemli değildi zaten “ cümlesi en acımasız cümlelerden biri haline geliyor ve zamanla insanlardan söylediklerini tekrarlamalarını istemeyi bırakıyor. Manga boyunca ne zaman birisi Kouhei’ye duyamadığı bir cümle yüzünden ” Önemli değildi zaten “ dese inanın benim de onunla birlikte canım acıdı.

Zaman içinde Kouhei etrafını saran kızların ona sadece acıdığı için ilgi gösterdiklerini ya da engelli bir prense yardım eden prenses gibi hissetmeye çalıştıklarını fark ederek ( örneğin çöpü çıkartırken kızın ona yardıma koşması gibi halbuki çocuğun sadece duyma sıkıntısı var elleri ayakları gayet çalışıyor yani) kızlarla yakınlık kurmaktan da kaçınmaya başlıyor. Kouhei için onu seven bir kadın bulmak önemini yitiriyor ve hayatında onu anlamaya çalışacak tek bir önemli kişinin arayışı başlıyor. Bu dönemde karşısına ” İnsanlara söylediklerini anlayana kadar tekrar ettir, tekrar ve tekrar. Ne kadar gerekiyorsa! Duyamıyor olmak senin suçun değil! “ diye çıkışan Taiichi çıktığında Kouhei’nin hayatındaki o kocaman boşluk dolmaya başlıyor. Taiichi her ne kadar Kouhei’yi en iyi anlayan insan olsa da o bile zaman zaman Kouhei’yi en çok inciten cümleyi, ” Önemli değildi zaten “ i söyleyebiliyor. O sahneler inanın okurken bile boğazımın düğümlenmesine neden olmuştu.

Arkadaşlıkları ilerleyip birbirlerini daha yakından tanıdıkça, Kouhei’nin hayatının merkezine yerleşen Taiichi daha korumacı, daha anlayışlı ve ona daha fazla yardımcı biri haline geliyor. Kouhei de Taiichi’ye her geçen gün daha fazla bağlansa da bir yandan artık bastırmaya çalışmakta zorlandığı duyguları yüzünden onu korkutup kaçırmaktan da ölesiye korkar hale geliyor. Bir de duyma probleminin de ilerlemesiyle belki de tamamen sağır olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında Kouhei’nin ilk düşüncesi işitmeyi kaybetmek istemiyorum olmuyor, Taiichi’yi bir daha asla duyamama korkusu ondan bile daha baskın hale geliyor. İpler de kopuyor haliyle. Kouhei’nin duygularını tek bir öpücükle açıklaması sonrasında arkadaşlıkları ufak bir sallantı geçirse de Taiichi kendisinin farkına varmadığı bir şekilde aslında Kouhei’nin duygularına karşılık veriyor. Sadece onun duygularını kabullenmesi, daha doğrusu farkına varması için biraz süre geçmesi gerekiyor. Bu süre zarfında Kouhei’nin ona en ufak bir baskı yapmaktan kaçınması, onu ürkütüp kendinden uzaklaştırmaktan ölesiye korkması o kadar tatlıydı ki… Hele bir ” Seni Seviyorum ” sahnesi var ki, bir klasik olmaya aday!

Manganın çizimleri ilk bölümden itibaren her bölüm gelişiyor ve okurken sanki gerçekten o dünyanın içindeymişsiniz gibi hissedeceğiniz harikulade sahnelere yer veriyor. Arka plan detaylarının mükemmelliği, sahnelerin detaylandırılmasındaki başarı takdir edilesi. İlk başlarda yüz ifadelerinde sorunlar vardı ama bu kısa sürede düzeliyor ve sanki sayfalardan bakan gözlerde acıyı net olarak görebiliyorsunuz. Mangakanın ilk çalışması olarak müthiş başarı elde eden manganın geçenlerde filme uyarlanacağı açıklandı. Japonların manga uyarlamalarını pek beğenmesem de çıktığı zaman mutlaka izlemeyi düşünüyorum. Şunu da iddia ediyorum ki eğer gerçekten iyi bir film çekilirse ödüllü bir film olmasının önüne kimse geçemez. Bazen bu tür mangaların haklarını Holywood alsa diyorum. Uzak doğulular öpüşmeyi bile beceremiyor, Holywood ise seks olmadan film yapamıyor. Yok mu bunun orta kararını yapıp şu mükemmelliği film haline getirebilecek bir yiğit!😀 Mangaka aslında ilk olarak sadece arkadaşlık hikayesi olarak planlamış hikayeyi ancak daha sonradan kendi talebiyle daha fazla kişinin okumasını sağlamak için shounen ai kategorisine almış iyi ki de öyle yapmış. Çünkü manga sitelerinde bu kararın ne kadar doğru olduğunu söyleyen pek çok yorum gördüm. Şimdi itiraf etmek gerek ki en çok okunan türlerden birisi Shounen ai ve bu mangada da karakterler arasındaki sevgi öylesine tatlı bir şekilde gelişip derinleşiyor ki bu kategoriyi sevmeseniz bile mangayı beğeneceğinizden eminim.

Yayınlanmış bölümleri BURADAN veya BURADAN İngilizce çeviriyle okuyabilirsiniz.

 

Uzun zamandır manga tanıtımı yapmamıştım, iyi oldu bu.^^ Burayı biraz daha sık güncelleyerek dizilerin arasında böyle manga tanıtımları yapmak istiyorum.^^ Ne kadar çok çeşit o kadar keyif~ 200. postumu da atmış oldum böylece! Hani konfetiler? ✺◟(∗❛ัᴗ❛ั∗)◞✺

Türk TV Tarihine Damgasını Vurmuş Pembe Diziler Bonus 2


Orijinal Adı : Carrusel

Türkçe Adı : Atlı Karınca

Yönetmen : Pedro Damián – Juan Carlos Múñoz – Víctor Hugo Saldierna

Yaratıcı : Abel Santa Cruz

Them Parçası : José Antonio “Potro” Farías

Açılış Parçası :
Carrusel de niños – Astrid Morales, Jessica Morales and the cast’s children

Ülke : Meksika

Dil : İspanyolca

Yayınlandığı Yıl : 1989 – 1990

Toplam Bölüm Sayısı : 358

Ülkemizde Yayınlayan Kanal : TRT

OYUNCULAR

Gabriela Rivero – Teacher Ximena Fernández

Ludwika Paleta – María Joaquina Villaseñor
Pedro Javier Vivero – Cirilo Rivera
Johan Sierra – Pedro Simishikis
Joseph Birch – David Ravinovich
Gabriel Castañón – Mario Ayala
Hilda Chávez – Laura Quiñones
Manuel Fernández – Adrián García
Rosario Zúñiga – Marcelina Guerra
Flor Edwarda Gurrola – Carmen Carrillo
Silvia Guzmán – Alicia Guzmán
Jorge Granillo – Jaime Palillo
Kristel Klitbo – Valeria Ferrer
Ramón Valdez Urtiz – Abelardo Cruz
Mauricio Armando – Pablo Guerra
Karin Nisembaum – Bibi Smith
Abraham Pons – Daniel Zapata
Yoshiki Takiguchi – Kokimoto Mishima
Rafael Omar – Jorge del Salto
Erika Garza – Clementina Suárez

KONU : Meksika’da bir ilk okulda öğrenciler ile idealist ve karizmatik öğretmenleri Ximena arasında gerçekleşen günlük maceralardan oluşmaktadır. Gerçek hayat, sevgi, güven ve arkadaşlık üzerine bir çok konu üzerinde duran dizinin ana çifti de fakir bir siyahi çocuk olan Cirilo ve zengin mi zengin, üstüne üstlük bir de kibrinden geçilmeyen Maria Joaquina Villaseñor arasındaki romanstır. Bu çift üzerinden dizi Meksika’daki sınıf farklılıklarını işlemektedir. Çocuklar da olabildiğince farklı karakterlerde ve ırklarda seçilmiştir, şakacı, yaramaz, romantik, iyi çocuk, hassas çocuk, iyi öğrenci, dağınık, kibirli gibi değişik kişiliklere sahiplerdir. Ximena öğrencilerine karşı her zaman arkadaşça ve yeri geldiğinde bir anne gibi yaklaşarak onların sevgilerini kazanmıştır.


Dizi 1990 yılında 8. TVyNovelas Ödüllerinde Ludwika Paleta‘ya ” Best Actress Child “ ve Jorge Granillo‘ya ” Best Actor Child “ ödüllerini kazandırmıştır. 20 den fazla ülkede gösterilen dizi özellikle Güney Kore ve Brezilya’da çok popüler olmuştur. Brezilya’da yayınlandığı dönemde bir bölümü 20 Milyon izleyici toplayan dizinin baş rolündeki öğretmeni canlandıran Gabriela Rivero ülkede oldukça popüler biri haline gelmiştir. 2012 yılında Brezilya dizinin yeniden yapımlarından birine imza atmıştır. Güney Kore de ise dizi ” Harmony of Angels “ adıyla gösterilmiş ve tüm ülkede oldukça popüler olmuş, bir sene arayla ikinci gösterimi yapılmıştır. Dizinin 1992 yılında ” Carrusel de las Américas “ adıyla yeniden çekimi yapılmış, 120 bölümlük dizide orijinal kadrodan sadece öğretmen rolüyle Gabriela Rivero yer almıştır.

Sevgili öğretmenimiz Bayan Kimera’nın şimdiki hali^^

Dizinin zengin kızı Maria Joaquina Villaseñor yani Ludwika Paleta gördüğünüz gibi hala çok güzel^^

Bizim kara oğlan da fena olmamış^^

İki yavuklu bir arada😀

beeeeen buuuuurdayııııım ööööögretmeniiiiiim~

KİŞİSEL YORUM : Bu partta hatırlamamız gerektiğini düşündüğüm baş rollerinde çocukların bulunduğu pembe dizilere yer vermek istedim. Çünkü özellikle bu dizi benim de çocukluğumun bir parçası ♥ O kadar çok severdim ki anlatamam. Akıllardan asla silinmeyecek sahnesi Valeri’nin sesli harfleri uzatarak jenerikte ” beeeeen buuuuurdayııııım ööööögretmeniiiiiim~ ” demesidir sanırım. Bizdeki seslendirmesiyle öğretmenin adı Bayan Kimena olmuştu. O gıcık zengin kız ve fakir ama gönlü zengin çocuk arasındaki aşağılamalara o kadar sinir olurdum ki kızı elime geçirsem saçlarını yolardım kesin. Zaten dizinin sonunda Cirilo’nnu babasına lotodan ikramiye vuruyor ve babası onun her zaman çok istediği oyuncak arabayı alıyordu. Ne mutlu olmuştum be, sanki bana almışlardı o arabayı.😀 Zamanında ekrandan kaldırılınca çocukların kampanya düzenleyerek tekrar yayınlanmasını istediği diziydi Carusel çünkü gerçekten çok güzeldi. Dizide sosyetik kız María Joaquina rolündeki aslen Pollanda’lı olan Ludwika Paleta diziden sonra ünlü olan tek çocuk oyuncuymuş. Henüz çocukken kavuştuğu ününü fazla projede yer almamasına rağmen 2. evliliğini eski başkanın oğluyla yaparak seneler boyunca korumayı başarmış.

Dizinin Açılışı

Karakterlerin büyümüş halleri🙂

ADI : Luz Clarita

Yaratıcı : Abel Santa Cruz

Yönetmen :
Pedro Damián

İlk bölüm yayın tarihi:
30 Eylül 1996

Son bölüm yayın tarihi: 21 Şubat 1997

Ülke :
Meksika

Dil : İspanyolca

Ülkemizde Yayınlandığı Kanal : Kanal D

Bölüm Sayısı : 105

Açılış Parçası : Luz Clarita – Daniela Luján & Ximena Sariñana

OYUNCULAR

Daniela Luján – Luz Clara Gonzalo Vertis “Luz Clarita”

César Évora – Mariano de la Fuente
Verónica Merchant – Soledad Martínez/Rosario Vertis vda. de Gonzalo
Ximena Sariñana – Mariela de la Fuente
Aitor Iturrioz – José Mariano de la Fuente
Paty Díaz – Natalia
Frances Ondiviela – Bárbara Vda. de Lomelí
Alejandro Tommasi – Father Salvador Uribe
Sussan Taunton – Erika Lomelí
Miguel Pizarro – Roque
Lili Garza – Brígida

KONUSU : Luz Clarita adından yetimhane de büyümüş sevimli, pozitif bir kızı konu alıyor. Bir gün zengin bir aile kızlarına arkadaşlık etmesi için Luz Clarita’yı evlat ediniyor ama arkadaşlık edeceği kız cadı cadı mı cadı. Aslında kızı yönlendiren kısa saçlı despot bir özel öğretmeni. Mariela de la Fuente’yi doldurup doldurup Luz Clarita’nın üzerine salar onu üzerlerdi. Yetimhanedeyken Luz Clarita’ya iyi davranan genç bir rahibe de aslında onun gerçek annesiydi. Daha sonradan bu rahibe ve Mariela’nın babası tanışıp aşık olmuşlardı.

1982 yapımı olan Chispita isimli başka bir dizinin yeniden çevrimidir. 1997 Yılında düzenlenen 15. TVyNovelas Ödüllerinde Verónica Merchant ” Best Young Lead Actress ” ödülünü, Daniela Luján ve Eleazar Gómez de ” Best Child Performance “ ödülünü kazanmıştır. Dizi 35 ten fazla ülkede yayınlanmıştır. Dizinin açılış parçasını seslendiren Daniela Luján ve Ximena Sariñana aynı zamanda dizinin de baş rollerini oynayan ufaklıklardır. Her ikisi de diziden sonra şarkıcılık kariyerine devam etmiş, Luz Clarita’yı canlandıran Daniela Luján ara ara dizilerde rol almaya devam etse de genel olarak dizilere soundtrack yaparken Ximena Sariñana ülke çapında ünlü bir şarkıcı olmuş hatta çıkış albümü Mediocre albümü ile ” Best Latin Rock or Alternative Album “ dalında Grammy‘e aday bile olmuştur. Diğer yandan da oyunculuk kariyerine de ara vermeden devam etmektedir. Yapımcı ve yönetmen bir baba, senarist bir anneye sahip olmasının da etkisiyle yeteneklerini daha kolay geliştirme ve ilerletme fırsatı bulmuştur. Meksika’da yayınlanan America’s Got Talent’in Meksika versiyonunda jüri olarak yer almıştır.

Daniela Luján nerden nereyeeee~ Bir insan 7 sinde neyse 70 inde de aynı arkadaş.^^


Şok bir diyetle birden zayıflayıp kökten imaj yenileyerek saçlarını da kızıla boyatınca herkesi şaşkına çevirdiği zaman

Gıcık kızımızı canlandıran Ximena Sariñana



Saçlara bakın yahu ♥

KİŞİSEL YORUM : Bu dizi rahmetli annemin de pek sevdiği dizilerden biriydi. Akıllardan seneler geçse de silinmeyen açılış parçasıyla da gönlümüzde ayrı bir yere sahip.^^ Luz Clariiiiitaa-aa-aa, Luz Clariitaa-aa-aaa diye kendini tekrar eden nakaratı unutulur mu? Baş rollerdeki beyefendinin yaşı biraz fazla olgun olduğundan olsa gerek bir de yan çift olarak genç hizmetçinin vurgun olduğu genç bey olayına da yer vermişlerdi. Hiç unutmuyorum o hizmetçi kızın saçlarına hastaydım ve bendeki bu saç takıntısının en büyük nedenlerinden biri bu kadındır.😀 Böyle pasparlak, dümdüz, bele kadar uzanan siyah saçları vardı, benim tiftik gibi elektiriklenen saçlarım aklıma geldikçe hala delleniyorum.😀 Ufaklıkların diziden sonraki kariyerlerini araştırdığımda Mariela’yı canlandıran itici kızın Luz Clarita’yı canlandıran sevimlilik abidesinden daha meşhur olduğunu öğrenince açıkçası şaşırdım. Ama bunda biraz Daniela Luján yaptığı yanlış tercihler ve kendi bedeni üzerindeki olumsuz deneylerinin de etkisi var diye düşünüyorum. Oysa Ximena Sariñana son derece inek göründüğü pozlari bile fanlarıyla paylaşabilecek kadar açık bir genç kadın haline gelmiş.

Luz Clarita açılış

Daha net şarkısı

Ximena Sariñana ve çıkış parçası Mediocre

ADI : Soy Tu Duena

Türkçe Adı : Kalbimin Sahibi

Yaratıcı : Inés Rodena

Yönetmen : Salvador Garcini

Açılış Parçası : Golondrinas viajeras – Lucero and Joan Sebastian

Kapanış Parçası : Dueña de tu amor – Lucero

Yayınlanma Yılı : 2010

Ülkemizde Yayınlandığı Kanal : Star TV (2011 – 2012)

Ülke : Meksika

Dil : İspanyolca

Bölüm Sayısı :
146

OYUNCULAR

Lucero – Valentina Villalba Rangel de Montesinos
Fernando Colunga – Jose Miguel Montesinos
Gabriela Spanic – Ivana Dorantes Rangel
Eduardo Capetillo – Horacio Acosta
Sergio Goyri – Rosendo Gavilán
Silvia Pinal – Isabel Rangel Vda. de Dorantes
David Zepeda – Alonso Peñalvert
Ana Martín – Benita Garrido
Jacqueline Andere – Leonor Montesinos
Eric del Castillo – Federico Montesinos

KONUSU : Valentina Villabla, aileden varlıklı, Meksika’da teyzesi Isabel, dadısı Benita ve kıskanç kuzeni Ivana ile birlikte, hayatı yaşamayı seven güzel bir kadındır. Nişanlısı Alonso ile evlenip çok mutlu olacağını düşünmektedir. Oysaki Alonso sadece para meraklısı bir insandır ve Valentina’nın kuzeni Ivana ile gizli bir aşk yaşamaktadır. Ivana ve Alonso, Valentina’nın servetini ele geçirip birlikte ülkeden kaçmak için planlar yaparlar ama Alonso, Ivana’yı da yarı yolda bırakır.

Gerçekleri öğrenen Valentina’nın hoşgörülü, mantıklı, sağduyulu halinden eser kalmaz. Bambaşka bir kadın haline gelmiştir artık. Kibirli, hoşgörüsüz ve soğuk…

Valentina, tüm olaylardan sonra her şeyi geride bırakıp Las Cascabels’de arazi içinde bir malikane satın alır. Bundan sonra hayatına girecek Jose Miguel ile de burada tanışır. Jose yan evde annesi Leonar ve babası Federico ile birlikte yaşamaktadır. Çevredeki insanlar zamanla Valentina’dan nefret etmeye başlarlar. Çünkü herkes malikanenin zalim kahyası, insanlar tarafından hiç sevilmeyen Rosendo’yu Valentina’nın yönlendirdiğini düşünmektedir.

Valentina ve Jose her ne kadar farklı karakterler olsa da, Ivana ve Rosendo’nun kötülüklerine rağmen aralarında bir yakınlaşma olması kaçınılmazdır.



1995 yılında yayınlanan La Dueña isimli dizinin yeniden çevrimidir. 26 dan fazla ülkede yayınlanmıştır. 2011 yılında düzenlenen 29. TVyNovelas Ödüllerinde Fernando Colunga ” Best Lead Actor “ ödülünü kazanmıştır. Star Tv de birer yıl arayla iki kere gösterilmiştir.

KİŞİSEL YORUM : Açıkçası dizi benim izlediğim dizilerden biri değil sizlerden gelen isteklerden biriydi. Pembe dizisi serimde yayınlanan en yeni pembe dizilerden biri olmuş. Severim ama böyle kovboylu dizileri hem de bunda baskın karakter kadın görünüyor, bu daha da güzel. Medyalarından gördüğüm kadarıyla bol dekolteli kıyafetleriyle at üzerinde arzı endam eden bu sert görünüşlü güzel hanımın yan çiftlikteki kovboyu etkilemiş olması hiç de şaşırtıcı değil.😀 Üstelik Gabriela Spanic ve eskilerden sevdiğimiz Eduardo Capetillo bu dizide kötü rolündeymiş. Gerçekten izlemek isterdim. Bakarsınız Star bir kere daha yayınlar daha önceden izleyemeyenler için^^

Umarım bu iki ek parttan memnun kalmışsınızdır. Eğer sizin de hatırlamak istediğiniz bir dizi varsa yorumlarda paylaşın, birlikte merak edip araştıralım ve bulalım.^^

Dizinin Açılışı

Açılıştaki muhteşem parça Golondrinas viajeras – Lucero and Joan Sebastian

Kapanış Parçası yine başrol oyuncusu tarafından seslendirilmiş Dueña de tu amor – Lucero