Darkangelhome

Strong Woman Do Bong-Soon – Güç Kalpte Midir Yoksa Bilekte Mi?


Adı: Strong Woman Do Bong-Soon
Tür: Romantik, Komedi, Fantastik, Aksiyon
Yönetmen: Lee Hyeong-Min
Senarist: Baek Mi-Kyeong
Yapımcı: Park Jun-Seo, Lee Jin-Suk
Bölüm Sayısı: 16
Yayın Tarihi: 2017
Dili: Korece
Ülke: Güney Kore

OYUNCULAR

Park Bo Young – Do Bong Soon
Park Hyung Shik – Ahn Min Hyuk
Ji Soo – In Gook Doo
An Woo-Yeon – Do Bong-Ki
Shim Hye-Jin – Hwang Jin-Yi
Yoo Jae-Myung – Do Chil-Goo
Jun Suk-Ho – Secretary Kong
Lim Won-Hee – Baek Tak
Kim Won-Hae – Kim Gwang-Bok / Oh Dol-Byung

KONUSU : Do Bong Soon ikiz erkek kardeşinin aksine olağanüstü güçlerle dünyaya gelmiş bir kızdır. Aslında çok çok eskiden Kore’de savaş zamanlarında tanrı tarafından ailenin sadece ” bayan “ üyelerine verilmiş olan bu güç onların fiziksel olarak süper güçlü olmalarını sağlamaktadır. Ancak güçlerini sadece iyilik için kullanmaları gerekmektedir. Eğer güçlerini çıkar için kullanırlarsa veya masum birine zarar verirlerse güçlerini tamamen kaybederek normal insanlara dönüşmektedirler. Do Bong Soon bebekliğinden beri güçlerini kontrol edip gizlemeye çalışmak zorunda kalmıştır. Ufacık tefecik ve sevimli bir kız olan Bong Soon’un kolayca kocaman adamları fırlatıp atacak gücü vardır aslında. Do Bong Soon lise çağlarından bu yana yakın arkadaşı olan ve aynı mahallede oturan polis dedektifi In Gook Doo’ya platonik olarak aşıktır.

Ahn Min Hyuk ise dijital oyun firmasının CEO sudur ve kimliği belirsiz kişilerden tehditler almaya başlamıştır. Bir gün tesadüf eseri Do Bong Soon’un çete üyelerini evire çevire dövmesine tanık olur ve hemen ona koruması olmayı teklif eder. Bong Soon her zaman kendi oyununu yaratmak istediği için tehditler çözüldüğünde ona şirketin geliştirme bölümünde çalışma şansı vermesi karşılığında Ahn Min Hyuk’la anlaşır ve işe başlar. Öte yandan mahallelerinde gizemli bir katil ortaya çıkmış ve masum kadınları kaçırmaya başlamıştır. Do Bong Soon hem sevdiklerini katilden korumaya hem de kalbini alt üst eden Ahn Min Hyuk’la olan ilişkisini çözmeye çalışacaktır.

2017 yılının en çok izlenen romantik komedilerinden biri olan dizinin reytingleri yayınlandığı kanal JTBC‘nin en yüksek reytinglerini elde etmeyi başarmıştır. En düşük reytingi 3.8%, en yüksek reytingi 9.6% olan dizinin average reytingi 7.6% olarak gelmiş. Genel olarak bakıldığında aslında reytingler düşük ama yayınlandığı kanal ve zaman dilimi bakımından bakıldığında yüksek.Teselli ikramiyesi gibi düşünebilirsiniz.^^ Dizinin esas erkek karakteri rolündeki Park Hyung Shik aynı zamanda resmen dağılmamış olsa da artık üyeleri farklı ajanslar altında çalışan “ZE:A” isimli kpop grubunun üyesidir.

KİŞİSEL YORUM : Bu diziyi izlemeye niyetlenenler için verebileceğim tek tavsiye beklentilerinizi yüksek tutmadan izlemeye başlayın. Çünkü dizinin ait olduğu dal her ne kadar romantik komedi olsa da içerdiği supernatural olaylar ve gerilim kaynağı olan katil yüzünden bir tür çorbası sayılabilir. Diziyi siz ciddiye almayın zira dizi de kendisini ciddiye almıyor. 😀 Her türlü çete olayıyla dalgasını doya doya geçen dizi kendi içinde ikiye ayrılmış izlenimi veriyor. Bir yanda sonuna kadar gülmekten yarılacağınız sahneler içerirken diğer yandan ciddi bir polisiye işleme çabası mevcut. Çünkü her süper kahramanın dövüşmek zorunda olduğu bir kötü olmalıdır.^^

Dizideki en küçük karakterden en büyük karaktere kadar incelikle işlenmiş esprili bir yön var. Hatta bir oyuncu iki karakteri birden canlandırıyor ve her ikisi de birbirinden eğlenceli. 😀 Dizide sürpriz diyebileceğimiz neredeyse hiçbir gelişme yok, sonu başından belli dizilerden. Buna rağmen içerdiği eğlenceli sahnelerle sıkmadan izlettiriyor. Dizi bütün çete klişeleriyle, zengin ve yakışıklı CEO tribiyle hatta içerdiği aşkla birle dalgasını geçerek seyircileri bol bol güldürüyor. Aslında çete olaylarının diziye neredeyse hiçbir katkısı yok ama baş rol kızımızın gücünü sergilemesi için dizide olmaları gerekiyormuş. Çünkü kızımız sadece ” kötüleri ” dövebiliyor. 😀

Park Bo Young canlandırdığı Do Bong Soon karakterinde son derece başarılı ve role çok yakışmış. Ama şahsen bebek ağzıyla konuşan kızlardan, kocaman olmuş hala barbie bebekmiş gibi konuşan kadınlardan hiiiiiiiç hoşlanmadığım için konuşma stili ilk bölümlerde fazlasıyla sinirlerimi bozdu. Yavaş yavaş alışsam ve sonradan sevimli de bulsam ne zaman sesini inceltip çocukça (!) konuşsa içimden bir ürperti geçmedi değil. 😀 Ufacık boyuyla esas erkeklerin yarısı kadar olduğu için fiziksel olarak da çok sevimliydi. Hele polis memuru rolündeki Ji Soo nam-ı diğer Eyfel Kulesi yanında minicik kalıyordu. 😀 Madem bu kadar minik bir baş rolün var esas adamları da buna göre seçsenize kardeşim. Oyun tasarlıyormuşmuş gibi davrandığı her sahnede gözlerimi devirdim yaptığı da aynı tıklamayı tekrar edip durmak.


Zengin CEO muz Ahn Min Hyuk rolündeki Park Hyung Shik belki de dizinin en iyi oyuncusu, hem rolüne uygun hem de çok doğal bir şekilde canlandırdığı karakteriyle bir bütün olabilmiş. Do Bong Soon’un sevimliliğiyle yarışan tatlı mimikleriyle birbirlerine gerçekten yakışıyorlar. Ji Soo ile Park Bo Young arasında neredeyse sıfır kimya olduğu için ilişkilerini kabul etmek de seyirci için daha kolay oluyor elbette. Sürmeli göz makyajını abartılı, tenini beyazlatmak için kullandıkları ürünlerde aşırıya kaçtıklarını düşünsem de yine de yakışıklıydı kerata.^^ Sinir olduğum bir başka nokta da sözde çalışmak için ofislerine geçtiklerinde üstlerindeki kabanları, paltoları çıkarmamaları. O kadar zenginsiniz de ofisinizde ısıtma sistemi mi yok yoksa paltolarınız üzerinize mi yapışık kardeşim? İkisi de üzerilerinde kalım paltolarla çalışıyorlardı, bu da inandırıcı olmayı bırak çok absürd duruyordu.

Polis dedektifi In Gook Doo rolündeki Ji Soo rolüne uygun ama bu diziye uygun biri değildi bence. Çünkü esas kızla kimyası yoktu ayrıca komedi sahnelerine katılımı da çok azdı. Dizideki herkes komedi yardırırken Ji Soo’nun son derece ciddi bir yüzde ortalıkta dolaşması biraz eğreti duruyordu açıkçası. Ji Soo’nun ses tonunu özellikle çok beğeniyorum. Ciddi rollere de çok yakışıyor, belli ki komediye de uygun biri değilmiş. Onu gelecekte polisiye, gerilim veya tarihi dramalarda görmeyi umuyorum. Dizide Park Hyung Shik ile birlikte esas iki erkek karakter arasında doğabilecek aşka gönderme yaptıkları sahneler bayağı eğlenceliydi. 😀



Kore dizileri boklu püsürlü iğrenç şeyleri işlemeden yapamıyorlar. Bu tür sahnelere neden ihtiyaç duyduklarını anlamıyorum ama komedi dizilerinin hepsinde bu öge bolca kullanılıyor. Bok şarabı denen şeyle alakalı sahneleri mideniz kaldırmıyorsa direkt geçebilirsiniz, izlemenizi gerektirecek önemli bir şey değil sonuçta. 😀 Do Bong Soon’un annesi ve babası arasındaki meselenin çözülmemiş olması bir yana erkek kardeşiyle dedektifin eski kız arkadaşı arasındaki meselenin neden işlendiğini anlamak güç. Madem birlikte olmayacaklardı neden dedektiften ayırdınız? Hadi dedektifle Bong Soon kavuşmayacağı teaaa en başından belli madem neden adamcağız her iki kadından birden oldu? Hay sizin senaryonuza yani. 😀 Mantıksız bir başka nokta da esas erkeklerin bütün mahalleyi tek bir sıyrık almadan dövebilecek bir kadına devamlı ” Seni koruyacağım. ” demeleri. Erkeğin kadını koruması gerekliliği ince hatlarıyla derinlemesine işleniyor. Kadınlar duygusal olarak zayıf yaratıklardır, süper güçlerinin olması hiçbir şeyi değiştirmez, erkekler onları korumalıdır mesajından hiç hoşlanmadım. Bu durumu esas erkek karakterin kadın için yaralanmasına kadar götürmeleri de can sıkıcıydı. Kadın 20 katlı bina tepesinden yere atlıyor hiç bir şey olmuyor, bu ne  yani, kahramanlığa ne gerek var? 😀

Dizinin soundtrack albümünde öne çıkan iki parça dışında akılda kalıcı bir parçaya rastlamadım. Müzik kullanımını da genel olarak bu iki parça üzerinden yapmışlar zaten. Dizinin geneli gibi sonu da aşırı mutluluğa boğulmuş. Yine de bir çok romantik komediden farklı bittiği için güzel denilebilir. Reklam kullanımına gelince evet sahneler içerisine gömülmüş reklamlar bu dizide de mevcut. Sırf su markasının reklamını gözümüze sokmak için bir şişe su açıp bir yudumcuk aldıkları sahneler mevcut. *facepalm*

Diziyi  BURADAN VEYA  BURADAN Türkçe alt yazılı olarak izleyebilirsiniz.

10/7 Neden?

Absürd komedi sınırlarında gezinen romantik komedileri sevenlere yönelik bir dizi de ondan. Uzun zamandır Kore drama piyasası sadece komediye odaklanmış bir romantik dizi çekmediği için olsa gerek gereğinden fazla sevildi dizi. Komedi pompalayıp durduğu için bir yerden sonra sıkılabilirsiniz. Mantıksız bulacağınız bir sürü detay ve olay da olabilir ama kafanıza takmadan izleyin çünkü dizi dediğim gibi kendisini ciddiye almıyor. Siz de almayın.^^

Dizinin fazla güzel soundtrack parçası yok. Bu yüzden sadece en sevdiklerimi paylaşacağım. Suran – Heartbeat

Eunji (Apink) – You Are My Garden

Rich Man Poor Woman – Niyeti Adından Belli Dizi


Adı : Rich Man, Poor Woman (Ricchiman, Puauman)
Yönetmen : Masaki Nishiura, Ryo Tanaka
Senarist : Naoko Adachi
Yapımcı : Jun Masumoto
Kanal : Fuji TV
Bölüm Sayısı : 11 Bölüm + 1 Özel film ( Rich Man, Poor Woman in New York)
Yayınlanma Tarihi : 2012 – Film 2013
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Them Parçası : Hikari e – Miwa

OYUNCULAR

Shun Oguri – Hyuga Toru
Satomi Ishihara – Sawaki Chihiro/Natsui Makoto
Arata Iura – Asahina Kosuke
Saki Aibu – Asahina Yoko
Yosuke Asari – Yasuoka Michiya
Takeo Nakahara – Fueki Tadamasa
Yasuhi Nakamura – Ogawa Satoshi
Kiyohiko Ueki – Hosoki Riichi
Shiro Sano – Yamagami Toshiyuki
Tomomi Maruyama – Nogi Yuta
Yuki Furukawa – Kuga Tomoki
Masumi Nomura – Ono Haruka
Nozomi Yagi – Miyamae Tomoka
Aiku Maikawa – Tateishi Risa

KONU : Hyuga Toru inanılmaz bir bilgisayar dehasıdır. Yazdığı yazılımlar sayesinde işini kısa sürede Forbes dergisinin dünyanın en zengin genç iş adamları listesine girecek kadar büyütmüştür. Aslında bütün işi küçük bir internet sitesi yazmasıyla başlamış, biraz şans, onu sonuna kadar destekleyen bir arkadaş ve sahip olduğu karizmayla kısa sürede ilerletmeyi başarmıştır. Ortağıyla birlikte sahip olduğu Next Innovation gençlerin en çok çalışmak istedikleri şirket olarak geçmektedir. Ne kadar zeki olursa olsun Toru insanların yüzlerini ve isimlerini hatırlamakta zorlanan birisidir. Hayatının amaçlarından biri de onu gençken terk eden annesini bulabilmektir. Makoto Natsui ise fotografik bir hafızaya sahip olmasına rağmen teknoloji ve internet konunda tamamen bilgisiz birisidir. Üniversiteden yeni mezun olmasına rağmen henüz iş bulamamıştır ve bir gün Next Innovation’un toplantılarından birine gider. Burada konuşma yapmakta olan Toru öylesine seçtiği Makoto’yu herkesin içinde rezil eder. Sonrasında adını sorduğunda Chihiro Sawak diye cevap verince ise şok olur, çünkü bu aradığı annesinin adıdır.

Episode Ratings

01 13.9%
02 11.3%
03 13.1%
04 10.8%
05 10.2%
06 8.9%
07 12.2%
08 12.9%
09 13.7%
10 15.8%
11 13.2%
Average 12.4%

KİŞİSEL YORUM : Oguri Shun benim en sevdiğim Japon aktörlerden biridir. Kame ve Yamapi’den sonra en fazla onun dizi/filmlerini seyretmişimdir. Zaten burada yayınladığım dizi yorumlarından belli olmalı pfghpfghpgf 😄 Geçen arkadaşlarla Japon dizilerinden konuşurken Rich Man Poor Woman’dan açıldı konu, fark ettim ki henüz burada dizi hakkında bir yazı yazmamışım. O.o Halbuki en sevdiğim dizilerden biridir. Madem öyle dedim bir sonraki Japon dizi tanımında bu diziyi tanıtayım.^^

Rich Man Poor Woman adından da anlaşılacağı üzere fakir ancak gururlu bir kadın ile zengin piçi kıvamında gezinen, kendinden son derece emin bir erkek arasındaki aşkı konu ediniyor. Oguri’nin karakteri Toru belki de onun canlandırdığı en çekici, en karizmatik karakterlerden biri. Toru yakışıklı, ağzı iyi laf yapan, zeka fışkıran bir beyne sahip, gerektiğinde zekasını insanların yüzüne çarpmaktan da çekinmeyen biri. Dört dörtlük bir prens. Gelin görün ki çok zeki, etrafındakilerden daha zeki olunca kendini anlatmakta zorlanıyor. Hele de anlattıklarını anlamayan biriyle karşılaştığında sivri dilini tutamıyor. Makato ile tanışması da bu şekilde gerçekleşiyor aslında kızın aklıyla alay ediyor. Ama kader bu ya kendisi çok zeki olmasına rağmen insanların isimlerini aklında bile tutamazken Makoto bütün bir apartman kompleksinin adını sadece bir kere okuduktan sonra hafızasında tutabilecek foto grafik bir hafızaya sahip. Toru birbirlerine muhtaç olduklarını fark ettiğinde Makoto’yu işe alıyor.



Toru’nun üzerinde çalıştığı İnternet sitesi bayağı bayağı bizim e devlet uygulaması olayı. 😀 Toru devletten aldığı siparişle yaşlıların ve teknolojiye yabancı insanların bile kullanabileceği basitlikte bir İnternet sitesi yapmak zorunda. Yaptığı program mükemmel ama kısa sürede fark ediyor ki sadece teknoloji ineklerine göre bir program tasarlamış. Çünkü Makato ne kadar uğraşırsa uğraşsın programı kullanamıyor. 😀 Programını Makato’nun kullanabileceği düzeye çevirmeye çalışırken Toru’nun başarılarını ve herkesin Toru’yu bir ilah gibi görüp takdir etmesini kıskanan en yakın arkadaşı tarafından ihanete uğruyor. Japonya’nın en genç zengini birden kendini yıllar önce başladığı sıfır noktasında buluyor. Kendisine inanan birkaç çalışanı, Makato ve zekasıyla her şeye yeniden başlamak zorunda. Birlikte çalıştıkça birbirlerinin eksikliklerini tamamladıklarını fark ederek yakınlaşan ikili için her şey kolay bir şekilde yerine oturmuyor elbette.

Oguri Shun Toru karakterinde son derece başarılı. Hatta Ishihara Satomi’nin hızlı konuşma alışkanlığına da ayak uydurmayı başarmış. Son derece çekici göründüğünü belirtmeliyim. Oguri’nin her zaman kendine özgü bir çekiciliği olmuştur ama bu karakterde kalpleri hızlandırıyor. Ishihara Satomi ise canlandırdığı her dizide hemen hemen aynı karakterde kadınları canlandırıyor. Karakterlerine farklılık katamaması bence onun en büyük dezavantajı. Yahu kadının canlandırdığı bütün karakterler hızlı hızlı konuşan iş kadınları. O.o Hiçbir orijinalliği yok. Neyse ki yanına her seferinde farklı adamlar koyuyorlar da bu o kadar göze batmıyor. Her zamanki gibi sevimli, neşeli bazen yapmacıklığa kaçan gülümsemesi dudaklarında, çirkin iş takımları üzerinde dolanıp duruyor. Oguri ile kimyası da gayet güzel, bir parça boy farkları var, Satomi giydiği topuklu ayakkabılarla bunu azaltmaya çalışmış.

Tipik Japon hatta genel olarak Asya dizilerinde sıkça rastladığımız üzere burada da kadının kendine güvenini sağlaması için adamdan ayrılıp kariyer yapması gerekiyor. *facepalm* Her ne kadar Japonya kadınlara aynen ülkemizdeki gibi değer vermeyen, işte yükselmelerine engel olan, evlendikten sonra işten ayrılıp evinin kadını olmalarını bekleyen bir yapıda olsa da dizilerinde tam tersi olaylar işlemelerini hep komik bulmuşumdur. Mangaları olsun, animeleri, dizileri, filmleri olsun hepsinin verdikleri ortak mesajlar var, birincisi erken yaşta evlenip bir an önce çoluk çocuğa karışılması gerektiği ikincisi de kadınların mutlaka kadınlara özel üniversite de olsa giderek eğitimlerini tamamlamalarının teşvik edilmesi. Bizde birincisi var da ikincisi? 😀

Dizinin açılış jeneriği çok şeker ve Miwa’nın seslendirdiği parça diziye o kadar uymuş ki anlatamam. Hala ipodumun dinleme listesinde yer alan bir parçadır. Hikaei e yayınlandığı zaman single çok satmasa da en fazla indirilen parçalardan biri oldu. Bazen hani bir parça dinlersiniz de hemen o dizi aklınıza gelir, Hikari e de öyle bir parça.^^ Dizinin özel bölümü de farklı ilerlemiyor aslında. Aynı konu bir kere daha elden geçiriliyor gibi. Hele yurt dışında yabancılara trip attıkları bir sahne var ki gülmekten öldüm. Japon dizileri arşivi yapanlara gönül rahatlığıyla önerebileceğim biri dizidir, aileniz veya arkadaşlarınızla da sıkılmadan izleyebilirsiniz. Zaten özel bölümle birlikte hepi topu 12 bölüm dizi yahu birkaç gecede bitiriverirsiniz.^^

Diziyi Türkçe Alt Yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz.

10/8 Neden?

Ishihara’nın orijinal olamayan karakteri, ihanet için beslediği güdüsü son derece zayıf olan kötü (?) karakteri ve havada kalan anne meselesi yüzünden. Ayrıca Saki Aibu’nun neden dizide olduğunu anlayamadım. Hayır güzelce restoran aşkını da işlemediler. Olmasa da olurmuş da sırf kıskançlık olayları yüzünden fazladan bir bayan karakter olsun diye sanki kadroya alınmış. Bunun dışında dizi anlatmak istediği aşkı güzelce anlatıyor. Mesaj falan yok bam bam bam! 😀

Dizinin açılış jeneriği

Miwa Hikari e nin Japonca versiyonu Youtube’tan kısa sürede siliniyor. Bu yüzden şarkının MV sini izleyip dinleyebileceğiniz başka bir link veriyorum. BURADAN izleyebilirsiniz. Bence soundtrackı indirip şarkıyı dinlemeniz daha iyi olur çünkü videolarda ses bilinçli olarak kısılmış. 😉

Miwa ayrıca bu şarkının İngilizce versiyonunu da yayınladı. Dinlemeye katlanabilirseniz,

Sadako vs Kayako – Lanetli Hatun Dövüşü


Yönetmen : Koji Shiraishi
Senaryo : Takashi Shimizu, Kôji Suzuki
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Tür : Korku, Gerilim
Vizyon Tarihi : 01 Haziran 2016
Süre : 98 dk.
Müzik : Koji Endô

OYUNCULAR

Mizuki Yamamoto – Yūri Kurahashi/Sadakaya
Tina Tamashiro – Suzuka Takagi
Aimi Satsukawa – Natsumi Ueno
Masahiro Komoto – Shin’ichi Morishige
Masanobu Ando – Keizō Tokiwa
Mai Kikuchi – Tamao
Misato Tanaka – Fumiko Takagi
Masayoshi Matsushima – Sukeru Takagi
Ichiruko Domen – Hōryū
Runa Endo – Kayako Saeki
Elly Nanami – Sadako Yamamura
Rintaro Shibamoto – Toshio Saeki

KONU : Japonya’nın ünlü şehir efsanesi hayaletlerinden biri olan Sadako lanetli kasedinin birilerinin eline geçmesiyle birlikte uzun bir zaman sonra geri döner. Yuri Kurahashi ve Natsumi Ueno isimli iki üniversite öğrencisi eskici dükkanından aldıkları video oynatıcısının içindeki videoyu izleyerek Sadako’nun lanetine maruz kalırlar ve çaresizce kurtuluş yolu aramaya başlarlar. Bu arada ailesiyle birlikte şehre yeni taşınan lise öğrencisi Suzuka Takagi de sokağında bulunan eski evdeki lanetli hayaletlerle tanışmak üzeredir. Evi mesken tutmuş bir başka şehir efsanesi hayaleti olan Kayako ve ufak çocuğun hayaletleri eve giren herkesi lanetleyerek öldürmektedir. İki farklı hayaletin lanetine maruz kalan üç gencin son kurtuluş olarak başvurdukları rahip iki güçlü hayaletin lanetlerini birbirine kırdırmaktan başka çareleri olmadığını söyler.

Filmdeki hayaletler Koji Suzuki tarafından yaratılmış Ringu (Halka) filminin ana hayaleti Sadako ve Takashi Shimizu tarafından yaratılmış Ju-On (Garez) filminin hayalet Kayako’dur. Her ikisi de Japon korku filmi aleminde seyirciler tarafından bilinen ve ikonik olarak sevilen hayaletler. Zaten Ringu filminin de Ju-On filminin de Amerikan versiyonları çekildi. Sadako vs Kayako filmi 8 Milyon dolardan fazla bir hasılat yapmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Benim burada fazla korku filmi incelemesi yapmadığımı biliyorsunuz. Hem türü pek fazla sevmiyorum hem de ödlek korkağın teki olduğum için çok izlemeye cesaret edemiyorum. 😀 Ama çok klasik olan konular hakkında yeni filmler geldiğinde izlemeye çalışıyorum. Sadako hakkında çekilen Ringu (Ring – Halka) filmleri tam bir klasiktir. Özellikle de türün hayranlarını şoke ederek hafızalara kazınan ve bir külte dönüşen final sahnesiyle unutulmaz bir korku ikonudur. Şimdiye yayınlanmış korku filmleri içerisindeki en yüksek hasılatlardan birini elde etmiş olması gördüğü ilgiyi kanıtlıyor zaten. Halen izlemediyseniz şiddetle izlemenizi öneririm. Sonrasında çekilen Halka filmleri ne yazık ki ilk 3 filmin güzelliğine ulaşamamıştır.

Kayako ve oğlu hakkındaki Ju-On ise yayınlandığı zaman sinema salonlarını dolduran seyircileri korkutmak yerine güldürerek şaşkınlık yaratmış (kullanılan beyaz pudranın çokluğu yüzünden), ancak Sarah Michelle Gellar’ın baş rolünde yer aldığı yeniden çekimle karizmasını toparlamış ve yeni filmleri gelmişti. Halka’nın Amerikan versiyonu sevilmezken Garez’in Amerikan versiyonu nedense daha çok seviliyor, üstelik Garez’in yeniden çevrimini de aynı yönetmen yönetmiş olmasına rağmen. 😀 Kayako hakkında şimdiye dek 12 den fazla film yapılmış.

 

************************SPOİLER İÇERİR**************************

Japon sinema ve dizi sektöründe duyguları gözlerine ve mimiklerine yansıtabilen oyuncu bulmak çok zor ve ne yazık ki bu filmde onlardan bir tane bile yok. Bağıramayan, ağlayamayan hatta doğru düzgün konuşmak yerine mini mini seslerle konuşan karakterlerle dolu. Suzuka’yı canlandıran Tina Tamashiro‘yla başlayalım. Karakteri az önce anne ve babasını korkunç bir şekilde kaybetmiş ağlamıyor bile. O.o İnsan bi bağırır biraz ağlar kardeşim. O kadar duygusuz ki dolayısıyla filmin sonuna doğru büründüğü duygusal ifadeler inandırıcı olamıyor. Filmin baş rolündeki Mizuki Yamamoto‘yla duygusuzlukta yarışıyorlar. Mizuki öyle sakin ki karakter sanki her gün bir hayalet tarafından lanetleniyor. 😀 Filmin sonundaki Sadakaya‘ya hayat vermiş olması bile alacağı negatif puanları azaltmayacak. Sadece Natsumi rolündeki Aimi Satsukawa‘yı biraz beğendim en azından gerçekten hayatı için uğraşan biri izlenimini veriyordu. Gerçi bir buçuk gün içinde hayatını kurtarmaya çalışmaktan intihar etme aşamasına gelmesi hiç inandırıcı değil ama neyse…

Fikir aslında çok güzel, ikon haline gelmiş iki lanetli hayaleti birbirine kırdırmak ve sonucuna bakmak eğlenceli olabilirdi. Ama gelin görün ki Sadako ve Kayako’nun çarpışma sahnesi toplasanız 3 dakika falan ancak ediyor. O.o Resmen seyircilere atılmış yem. Kayako’nun Sadako’ya ait asıl lanetli kasedi parçaladığı sahne dışında elle tutulur hiçbir olay yok. Hele hele sondaki bombastik Sadakaya birleşmesi… Yani buraya nasıl bir facepalm çizsem de duygularımı ifade etsem bilemiyorum. Resmen komedi. 😀 İki hayaleti birbirine kırdırmak için uğraşırken olayı hayaletleri bir bedende birleştirerek daha da güçlendirip sözde ters köşe yapılmaya çalışıyorlar. Filmin finali o kadar oldu bittiye getiriliyor ki keyif almak mümkün değil.

Sadako’nun da Kayako’nun da kendilerine özgü hareketleri var. Kayako kocasının onu öldürme şekline bağlı olarak inanılmaz derecede korkunç bir yürüyüş şekline sahip ve şahsi fikrim bana Sadako’dan daha korkutucu geliyor. Sadako’nun da efsaneleşmiş bir yan yan yürüyüşü vardır ve özellikle de saçlarının arasından görünen korkutucu gözleriyle meşhurdur. Bu filmde iki hayalet de yeterince iyi değildi ama Kayako’nun sahneleri bence yine daha korkutucuydu çünkü yanında kedi ruhuyla birleştiği için kedi gibi sesler çıkararak dolaşan oğlunun hayaleti de var. İkiye karşı bir yani. 😀 Kayako ve oğlunun sahnelerini yine yüzlerini aşırı pudraya boğarak çektikleri dikkatimden kaçmadı, bir yandan hayaletin sergilediği korkunç yürüyüş yüzünden korkuyorsunuz ama yüzündeki makyaj o kadar abartılı, o kadar abes ki bir yandan da gülmek istiyorsunuz. Kayako bu açıdan cidden daha eğlenceli bir hayalet. Filmin ana hayaleti ve şehir efsanesi olarak daha yaygın olarak bilinen de Sadako olarak lanse edilmiş. Ama nedense bütün rahipler bu iki önemli lanetli hayalet konusunda bilgi sahibi olmalarına rağmen hiç harekete geçmemişler. 😀

Hem Sadako’da hem de Kayako filmlerinde hiçbir zaman net bir final olmaz. Her zaman ” lanet aslında bitmedi, devam edecek “ sinyali verilerek devam filmlerine göz kırpılır. Bu filmde bu durum abartılmış, hayatları için mücadele eden iyiler takımı tam bir yenildi almış. Göz kırpmaya gerek kalmıyor çünkü Sadakaya kimseyi sağ bırakmıyor. Bence filmi çekenlerin de devam filmi için umutları yoktu, bu yüzden böyle absürd bir son çektiler. Filmin zayıf yönlerinden birisi de etkileyici müzikler kullanılmamış olması. Korku filmlerinde müziğin etkisi tartışılmaz. Bu filmdeki müzik kullanımını da beğenmedim. Yani neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor.

 

************************SPOİLER İÇERİR**************************

 

10/4 Neden? Yaratıcı bir fikirle yola çıkıp yolda kaldıkları için…

 

Sadece kafa dağıtacak kısa bir film arıyorum diyorsanız bu bir buçuk saatlik eğlenceyi izleyebilirsiniz. Beklentilerinizi son derece düşük tutun, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. Ama özellikle Sadako veya Kayako hayranıysanız sinirleriniz açısından uzak durmanızda fayda var.^^

 

Filmi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN izleyebilirsiniz. Emeği geçenlere teşekkürler.^^

 

Filmin Traileri – DİKKAT Ring’i izlemeyenler için Sadako hakkında Spoiler sahne içeriyor.