Darkangelhome

The Guest – Şeytan Çıkarmanın KDrama Versiyonu


Dizinin Adı : The Guest
Alternatif İsimleri : Hand: The Guest / Son: The Guest
Yönetmen : Kim Hong-Sun
Senarist : Seo Jae-Won, Kwon So-Ra
Tür : Gerilim, Gizem, Fantastik
Kanal : OCN
Bölüm Sayısı : 16 Bölüm
Yapım Yılı : 2018
Ülke : Güney Kore
Dili : Korece

OYUNCULAR

Kim Dong Wook /Yoon Hwa Pyung
Kim Jae Wook / Rahip Choi Yoon
Jung Eun Chae / Dedektif Kang Kil Young

Lee Won Jong / Şaman Yook Gwang
Park Ho San / Dedektif Ko
Ahn Nae Sang / Rahip Yang
Yun Jong Seok / Rahip Choi (Rahibin abisi)
Yoo Seung Mok / Hwa Pyung’ın babası
Jeon Mu Song / Hwa Pyung’ın büyükbabası
Lee Yong Nyeo / medyum
Jeon Bae Su / Kim Young Soo
Kim Si Eun / Kim Ryoon Hee
Kim Hye Eun / Park Hong Joo
Heo Yool / Jung Seo Yoon
Choi Seung Hoon / Hwa Pyung (çocuk)

KONUSU : Psişik güçleri olan Yoon Hwa-Pyung küçükken güçlü bir şeytan tarafından lanetlenmiştir. Annesinin ve büyükannesinin gizemli bir şekilde ölmesinden sonra şeytan vücudundan çıkmış ve o sırada etrafında olan rahiplerden birini lanetlemiştir. Lanetlenen rahip bütün ailesini katletmiş, küçük kardeşini öldüremeden önce bayan bir polis memuru ona engel olmuştur. Onun sayesinde çocuk kaçıp kurtulsa da polis hayatını kaybetmiştir. Dizi de seneler sonra Yoon Hwa-Pyung, artık rahip olmuş küçük kardeş Choi Yoon ve kendisi de polis olan bayan polisin kızı Kang Kil-Young birleşerek hala insanları lanetleyerek cinayetlere devam edem şeytanı durdurmaya çalışmasını konu ediniyor.

Dizi normalde seyircilerin en çok ekran başında olduğu altın saatlerde yayınlanmıyor olmasına rağmen 1.575% reyting ile başlamış finalde 4.073% reytinge ulaşarak bitmiştir. Bu başarısının ardından dizinin üç ana karakteri korunarak sinema filminin geleceği açıklanmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Son birkaç yıldır Güney Kore supernatural diziler alanında kendine güzel bir yer edinmeye başladı. Alana alışma turlarında bile çok güzel diziler izleme şansı bulduk. Ancak tek bir handikapı var, her sene bir moda akımı gibi bir tür belirleniyor ve bütün diziler bununla alakalı oluyor. Zaman yolculuğu, uzaylılar vs. Bu sene ise KDramalara ağır bir Hristiyanlık propagandası hakim olmuş durumda. Hemen her dizide bir rahip bulunuyor veya rahiplerin de dahil olduğu hikayeler işleniyor. Senelerdir KDramaları takip eden benim gibi izleyicilerin dikkatini çektiğinden eminim. Ancak tabii aslında Güney Kore’ye hakim olan bir inanç yok. Genel olarak ateist olan ülkede Şamanizm ve Budizm gelenekleri ağırlıklı olarak yer alıyor. Bunu da Hristiyanlık işlemeye çalışırken bile senaryolarına Şamanizmi katmaya çalışmalarından gayet net görebilirsiniz.

Ayrıca konuya hakim olmamaları yüzünden ellerindeki olaya nasıl yaklaşabilecekleri konusunda kararsızlıklarına dizi boyunca şahit olduk. Öncelikle şeytan çıkarma merasimini hayalet çıkarma gibi işlemelerinden belli. İblis lanetlemesi yerine hayalet lanetledi deniliyor. Görünüşe göre şeytan/iblis meselesini izleyici için daha inandırıcı hale getirmek için üstün bir kötü ruh veya hayalet yapmışlar. Hatta bu ruha isim vermeye bile çalışmışlar ki dizi sonunda “benim tarih boyunca bir çok ismim vardı” diyerek şeytana gönderme yapılsa da güçlü varlık şeytan mıydı, hayalet miydi, ruh muydu dizi sonunda belirsizliğini koruyordu. Aslında şeytan çıkarma birçok dinde mevcut olan bir kavram ve tabii ki sadece iblisler değil, cinler, kötü ruhlar da bu kavramın içinde olan bir şey. Yine de kafa karışıklığı yaratmadığını söyleyemem.

Dizide kötü ruhları çıkarmaya çalışan hem Hristiyan rahipleri hem de Şamanizm rahipleri mevcut. İkisinin de ne kadar farklı çalıştığını açıkça görebiliyorsunuz ve dizi ikisinin de geçerli, inanılır güçlere sahip olduklarını destekleyecek şekilde ilerliyor. Birine batıl inanç diyerek itemele yapmıyor. O geçerli din bu değil kesinlikle demiyor hatta bazı sahnelerde Hristiyan rahibin şaman rahipten akıl fikir aldığını ve Şamanizmin geleneklerine göre dua ettiğini bile görebiliyoruz. Bu da diziyi daha ilginç hale getiriyor bana göre. Düşünebiliyor musunuz, Müslüman imam ve Hristiyan rahip birleşerek cin çarpmış birini iyileştirmeye çalışıyorlarmış? 😀 İşte o kadar fantastik bir yapısı var dizinin ama bu, hoş görülü ilerleyen senaryosunu sevmemi sağladı. Bu noktada izlediğim sitelerde çevirileri yapanlara da iki çift lafım var. Şeytan çıkarma merasimini yapan rahipler için ” Üfürükçü rahip ” gibi bir tanımlamayı nerden bulup uydurdunuz acaba? 😀 Her ne kadar İngilizce alt yazı takip edemeyen seyircilere bu dizileri Türkçe alt yazıyla ulaştırdıkları için minnettar olsam da keşke çeviri yapacak kişileri daha iyi seçseler diye düşünmeden edemiyorum. Ben sırf yorumlarımda değineceğim için Türkçe alt yazılı olarak izliyorum diziyi. Yani ” This is my body!” cümlesini tutup ” Bu benim cesedim!” diye çeviren biriyle ne işiniz var?

Baş rol oyuncularının üçünü de beğendim ve dizinin aralarındaki bağı yavaş yavaş işleyerek güçlendirmesini, aşk üçgeniymiş falan girmeyip tamamen arkadaşlıklarına odaklanmasını, birbirleri için hayatlarını vermeye çalışırken bile birbirlerini kurtarmaya çalışacak kadar birbirlerine değer vermelerini işlemesine bayıldım. Along With The Gods filmlerinden de hatırlayabileceğiniz Kim Dong Wook zaman zaman transa girerek Park Il-Do’un gözünden olayları gördüğü sahnelerde oldukça iyiydi. Ama bence mimiksel olarak başarılı bir performans sunamadı. Dizinin son bölümündeki performansı ise bence en iyi performansıydı. Yoon Hwa Pyung aslında bir taksici olmasına rağmen doğru düzgün çalışırken görmedik karakteri, şaman arkadaşından otlanıyordu bariz şekilde 😀 Bu arada karakterin çocukluğunu canlandıran ufak oyuncuyu da pek beğendim.



En son Voice dizisinde izlediğimiz Kim Jae Wook yavaş yavaş baş rollere yükselmeye başlamış. İfadesiz yüzüyle rahip Choi Yoon rolünde gayet iyiydi. Ne zaman görsem biraz kilo alllll diye geçirdim içimden. Tek çizgili pijama gibi herif yahu! Kim Dong Wook’la ikisinin yeniden bir projede çalışacaklarını duyunca çok sevinmiştim. Hatırlayanlarınız varsa ikili seneler önce Coffee Prince dizisinde de birlikte rol almışlardı. Çok nostaljik oldum ikisini yan yana görünce. İkisi de olgunlaştılar ama pek değişmiş sayılmazlar. Jung Eun Chae erkek Fatma dedektifimiz Kang Kil Young rolünde başarılıydı özellikle de dövüş sahnelerinde. Abartılı değil gayet gerçekçi çekmişler kavga dövüş sahnelerini. Biraz fazla erkeksiydi gerçi hani kenardan bir hatun getirip bu kız arkadaşım dese yadırgamazdım o derece 😀 Hwa Pyung ve Choi Yoon arasındaki köprü karakterdi diyebiliriz.

Sanıyorum ki bu dizinin bu kadar başarılı olmasının arkasında ele geçirilmişleri oynayan oyuncuların her birinin üstün performanslar sergilemesi yatıyor. Elbette türe yabancı olduklarından bazıları rollerini irrite edecek kadar abartmıştı, özellikle de polisin ortağını oynayan Park Ho San ama hepsinin performansını beğendim. En çok beğendiğim de kesinlikle geleceğin yıldızlarından biri olduğunu düşündüğüm Heo Yool‘un performansıydı. Mother dizisinden sonra burada da harika işler ortaya koymaya devam ediyor. Fısıldaması olsun, tekinsiz bakışları olsun, dizideki en başarılı lanetlenmişti bence.




Dizi korku ve gerilim türünden olduğu için hayalet, cin, şeytan konulu dizileri/filmleri seyretmekte zorluk çeken biriyseniz izlemeyi iki kere düşünmenizi öneririm. Gerçekten korkutucu sahneleri var. Sırf bu yüzden izlemeyi bırakanlar olduğunu biliyorum. Özellikle de Park Il-Do‘nun göründüğü sahneler epey ürpertici. Ben bile gözlerimi kısmen kapatarak izlemeye çalıştım pdfgfdgdg Rahip Yang’ın olayını da güzel bağladıklarını düşünüyorum.

**************SPOILER*******************

Aslında Hwa Pyung kendini denize atarak feda ettikten sonra dönmemeliydi bence. Böylece şeytan da onunla birlikte yok olmuş olurdu. Ama dizimizin belki ikinci sezonu gelebileceğinden bu şekilde bitirmeye karar vermişler anlaşılan. Gerçi şimdilik ikinci sezon değil filminin geleceği açıklandı ama olsun. Buna yol yapmak için rahibin bütün denizi takdis ederek şeytanı çıkarması da oldukça fantastik, güzel bir fikirdi bence. Sondaki kavuşma sahnelerinde birbirlerine bir şey söylemeden, sarılmadan öylece duygu dolu gözlerle baktıkları sahneyi de çok sevmesine sevdim ama bu aynı zamanda bütün bir dizi boyunca verilen emeklerin boşuna gittiğini, şeytanın serbest kaldığını gösterdiği için buruk bir final oldu gibi.

**************SPOILER*******************

Dizinin müzikleri güzel, heyecanlı ve tempoluydu. Özellikle de fısıldama efektlerine hasta oldum, sadece duyunca bile tüyleriniz diken diken oluyor. Hayaletlerin makyaj çalışmaları da çok iyiydi. Az miktarda kullandıkları görsel efektler de bir sıkıntı yoktu ki Park Il-do’yu gösterebilmek için bir sahnede bunu kullanmaları gerekmiş ama ilk göründüğü sahnenin kamera arkasında gerçek vücut kullandıklarını görünce bayağı şaşırdım.

Diziyi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN seyredebilirsiniz. Ama belirttiğim gibi çeviride bazı aksaklıklar ve saçmalıklar mevcut. Özellikle de ” üfürükçü rahip ” betimlemesinde kahkaha atabilirsiniz.

10/8 Neden?

KDramalar artık daha önceden işlemedikleri alanlarda diziler ve filmler yapmaya başladılar. Bence bu dizi şimdiye dek şeytan çıkarmayı konu edinen Kore dizilerinin ve hatta filmlerinin içerisinde en iyisi konumunda. Özellikle de lanetlenmiş karakterleri canlandıran oyuncular diziyi baş rollerden daha çok taşıyorlar diyebilirim. Üç baş rolümüzün aralarındaki güzel arkadaşlığı da sevdim. Filminin yayınlanmasını merakla bekleyeceğim.^^

Dizinin Fragmanı

Moonlight Drawn by Clouds – Bir Tutam Aşk


Dizinin Bilinene Adları : Moonlight Drawn by Clouds / Love in the Moonlight
Korece Adı : Gooreumi Geurin Dalbit
Türkçe Yayınlanan Adı : Bir Tutam Aşk
Yönetmen : Kim Sung Yoon
Senaryo : Kim Min-Jung (ii), Im Ye-Jin, Yoon Yi-Soo (web novel)
Tür : Tarihi, Komedi, Dram
Bölüm Sayısı : 18
Yayınlandığı Yıl : 2016
Yayınlandığı Kanal : KBS
Ülkemizde Yayınlayan Kanal : Kanal 7
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece

OYUNCULAR

Park Bogum – Yi Yeong (Crown Prince Hyomyeong)
Kim Yoo jung – Hong Ra On
Jin Young – Kim Yoon Sung
Chae Soo Bin – Jo Hayeon
Kwak Dong Yeon – Kim Byung Yeon
Kim Seung Su – King Soonjo
Cheon Ho Jin – Kim Hun
Han Soo Yeon – Queen Kim
Park Chul Min – Kim Ui Gyo
Bang Joong Hyun – Kim Geun Gyo
Jung Hye Sung – Princess Myungeun

KONUSU : Hong Ra-On erkek kılığına girerek kadın olduğunu gizliyordur ve erkeklere kadınlarla olan ilişkileri hakkında öğütler vererek hayatını kazanmaktadır. Bir müşterisi için yazdığı bir aşk mektubunun prensese yazıldığının farkında olmadığı için Veliaht Prens Hyomyeong ile karşılaşır. Hong Ra-On, ne onun Veliaht Prens Hyomyeong olduğundan ne de Veliaht Prens Hyomyeong, Hong Ra-On’ın bir kadın olduğundan habersizdir. Ra On tesadüfler zinciri sonunda sarayda harem ağası olarak çalışmaya başladığında ikili giderek yakınlaşmaya başlayacaklardır. Dizi kısaca tüm hayatını erkek olarak geçiren genç bir kadın ve tesadüfen tanıştığı kişinin gerçekte bir kadın olduğundan habersiz bir prensin aşka dönüşen ilişkisinin konu edinmektedir.

Dizi 2013 yılında Naver‘de (Güney Kore’de popüler bir arama sitesi) web serisi halinde yayınlanmış ve daha sonra 2015 yılında 5 kitaplık seri olarak basılmış, Moonlight Drawn by Clouds isimli Yoon Yi Soo‘ya ait hikayeden uyarlanmıştır. Dizi yayınlandığı sırada kitapların satışlarında 56% artış olmuştur. Reytinglerinin oldukça yüksek olması neticesinde kanal orijinalinde 18 bölüm olarak planlanan diziyi 20 bölüme çıkarılmak istemiş ancak yönetmen ve oyuncular zaten bir sonraki projeleri için çoktan programlarını hazırladıkları ve senaryo çoktan planlanmış olduğu için değiştirmenin sorunlar yaratacağı gerekçesiyle kabul etmemişlerdir. Dizide baş rollerin taktıkları bileklikler dizinin promosyonu olarak satılan ürünler içerisinde en çok satılan ürün olmuştur. En düşük reytingi ilk bölüm olan dizi 8.3% reytingle başlamış final bölümünde 22.9% iki katından fazla reyting elde etmeyi başarmıştır. Dizinin averaj reytingi TNmS’e göre 16.9%, Nielsen’e göre 18.3% olarak gerçekleşmiş.

 

Dizi Çin, Tayland, Singapur, Malezya (iki farklı kanalda), Hong Kong (iki farklı kanalda), Vietnam, Tayvan, Japonya, Endonezya, Filipinler (Beş farklı kanalda), Amerika, Sri Lanka, Chile, Nicaragua, Paraguay, Porto Rico ve Peru’da gösterilmiştir. Ülkemizde ise Kanal 7 kanalında ” Bir Tutam Aşk ” adıyla yayınlanmıştır.

Dizinin kazandığı ödüller

2017 (53rd) BaekSang Arts Awards – May 3, 2017

Most Popular Actor (Park Bo-Gum)
Most Popular Actress (Kim You-Jung)

2016 (5th) APAN Star Awards – October 2, 2016

Best New Actress (Kim You-Jung)

2016 KBS Drama Awards – December 31, 2016

Best Actor (Park Bo-Gum)
Excellent Actress (medium-length drama) (Kim You-Jung)
Best New Actor (Jin Young)
Best Supporting Actor (Lee Joon-Hyuk)
Best Child Actor (Jung Yoon-Suk)
Best Child Actress (Heo Jung-Eun)
Netizen Award (Park Bo-Gum)
Best Couple Award (Park Bo-Gum/Kim You-Jung)


KİŞİSEL YORUM : Bu dizi yayınlandığında Moon Lovers: Scarlet Heart Ryeo ‘nun rakibiydi ve reytinglerde onu bayağı bir ezmişti. Ama iki dizide neredeyse eşit derecede uluslararası izleyiciler tarafından sevilmişti. Bu yüzden sanırım bu yazının ağırlığı biraz da iki diziyi karşılaştırmakla geçecek. Şahsen Moon Lovers’ın 2. sezonunun gelmesine engel olduğunu hissettiğimden bu diziyi izleme listemin alt altlarına itmiştim pfgpfdgdfg Ama ülkemizde yayınlanacağını duyunca Türkçe dublaj seçeneği gelmeden orijinal sesleriyle diziyi izlemek istedim. Park Bogum’u sunucu olarak çok izledim ama daha önce baş rolde olduğu bir dizi seyretmemiştim. Kim Yoo jung’u da çocuk oyuncu olarak yer aldığı dizilerden biliyordum. Artık yetişmiş, genç bir hanım olmuş da baş rollere yükselmiş.^^

Moonlight Drawn by Clouds konu olarak bizlere farklı bir şeyler sunamıyor ne yazık ki. Oldukça klişe başlayan ve ilerleyen dizi aynı klişelikte bitiyor. Erkek kılığına giren hatun konulu dizilerde bir parça da olsa erkeksi hatunların seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kim Yoo jung yuvarlak yüzü ve kocaman gözleriyle, hafif oğlanımsı çıkan sesiyle ve cılız vücuduyla bir erkeği andırıyor gerçekten de. Ama tavırları bir erkek olmaktan çok uzak olduğu için inandırıcılığını kaybediyor diyebiliriz.

Park Bogum ise şımarık prens rolünde oldukça başarılı. Çocuk gibi bütün dizi boyunca dudaklarını bükerek oynaması bir yerden sonra seyirci olarak beni sıkmaya başlasa da katlanılmayacak düzeyde değil. Komedi dizilerine yatkın olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Kim Yoo jung’la yakaladığı kimyayı da sevdim. İkisinin ilk öpüşme sahnesi Kore’de bayağı bir olay olmuştu, kızın yaşı küçük diye. Bu dizi yayınlandığında sadece 17 yaşındaydı. Ama öpücük sahnesi bile denemez aslında, tipik Korelilerin dudakların dudaklara değmesinden oluşan bir öpücük sahnesiydi o kadar.



Jin Young ise ikinci adam rolünde fena değil ama ne yazık ki Kim Yoo jung ile kimyasının tutmadığını düşünüyorum. ” I Am Not A Robot ” dizisinden hatırlayabileceğiniz Chae Soo Bin dizide ikinci kadın rolündeydi ama genellikle ikinci kadınlardan beklediğimiz kötülüklerden uzak, pırıl pırıl bir karakter olunca bu taraftan beklediğimiz gerilimi de alamadık. Kwak Dong Yeon prensin koruması rolünde başarılıydı. Saçlarının bu tarzı oyuncuya çok yakışmış. Ayrıca Bogum’la birlikte daha fazla kılıç ve dövüş sahnesi olmasını isterdim açıkçası. Tarihi bir dizi için oldukça az sayıda kılıç dövüşlü sahne vardı. İkisinin birlikte ve solo olarak yaptıkları talim sahnelerinden başka doğru düzgün bir dövüş sahnesi seyrettiğimizi söyleyemeyeceğim. Talim sahnelerinin güzelliğini görünce insan hayıflanmadan edemiyor. Hayır bir de dizide çok öne çıkan bir bromance sahneleri olmamasına rağmen bu ikisini bir ödül töreninde ” En İyi Çift “ seçmişler. o.O Cheon Ho Jin Bakan Kim rolünde iyiydi ama devamlı olarak ifadesiz bir şekilde dikilmesi, yardakçılarının onun yerine kameraya pis bakışlar atarak planlar yapmalarına neden oldu diyebiliriz. Çok etkili görünen ama etkisiz bir şekilde gidiveren bir karakter oldu.

Dizinin en büyük sorunu Hong Ra On’un kız olduğunun anlaşılmasından sonra başlıyor ki bu oldukça kısa bir süre içerisinde gerçekleşiyor. Bundan sonra dizi yavanlaşıyor. Her bölüm bir tane heyecanlı olay, bol bol aptal kütüphane sahneleriyle geçip gidiyor diyebiliriz. Boşuna çoğu izleyici bu dizinin neden Moon Lovers’dan daha iyi reyting aldığını anlayamamış. Moon Lovers daha karanlık, bu dizideki gibi pembiş pembiş işlenen bir aşka yer vermiyordu da ondan. Eş incik boncuk takmalar falan. Hayır zaten finali de çok güzel bir şekilde bağlandı diyemeyiz. Ne aralarındaki sınıf farkını aşabildiler, ne birlikte olabildiler. Gelecekte birlikte olabilirlermiş havası verildi o kadar. Bu açıdan Moon Lovers’ın karanlık ve açık bırakılmış sonu çok daha etkiliydi bence. Sanırım mutlu sonları sevenlerin hoşuna gidebilecek bir dizi Moonlight Drawn by Clouds.



Çalışmadığım bir sınava girdiğimde 😀

Prenses ve mektup aşkı arasındaki aşk fena değildi, prenses bayağı komikti. Gerçi makyajla yaptıkları kilolar gidince adamla birbirlerine hiç yakışmadıkları ortaya çıktı ama neyse~ Park Chul Min bir kere daha beni şaşırtmadı. Bu adam resmen kötü ve sinsi karakterleri oynamak için doğmuş. Her sahnesinde bana kahkahalar attırdı. Ayrıca canlandırdığı karakterin kovulmuş olmasına rağmen bir türlü gitmek bilmemesi biraz saçmaydı. Sanırım izlediğim tarihi diziler içerisinde en etkisiz kral bu dizideydi. Ama kötü kraliçeyi sevdim, böyle gözlerini pörtleterek kötü kötü bakması karakterine cuk oturuyordu. Sinsi değil açıkça kötüydü yani. Ancak bu babasıyla olan ilişkisi tam olarak anlayabildiğim söylenemez. Gerçek babası değil miydi bakan Kim? Seni eğlence evinden kurtarıp kraliçe yaptım dediğinde ne kast etti? Bu kısım biraz karışıktı, net değildi. Kızı olmasına rağmen eğlence evine mi düşmüş yani? Bakan Kim böyle bir şeye izin verecek birine hiç benzemiyor açıkçası.

 

10/7 Neden?

 

Erken açığa çıkan sırdan sonra durağanlaşan temposu ve açık bırakılan finali yüzünden. Dizinin soundtrack albümünü de öne çıkan birkaç parça dışında o kadar beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Yani Moon Lovers’ın efsane soundtrackını düşünürsek… Dizini Türkçe seslendirilmiş olarak Kanal 7’nin sitesinden izleyebilirsiniz. Türkçe alt yazılı olarak ise BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz.

Kanalın yayınladığı Park Bogum ve diğer oyuncuların ” Bombastik ” eşliğinde dans ettikleri bu video viral olmuş ve diziye olan ilginin artmasını sağlamıştı. Bence çok harika bir reklam çalışması yapılmış, diğer diziler örnek almalı.^^

Dizinin traileri

Gummy – Moonlight Drawn by Clouds dizinin büyük kısmında çalan parça olarak öne çıkmış

Park Bogum‘un dizisi için seslendiği parça ” My Person “bence bütün parçalardan güzel olmuş. Dinleme listenize ekleyeceğiniz güzellikte. Umarım gelecekte kendisini daha çok dinleme şansımız olur.^^

Along with the Gods : The Last 49 Days – Tanrılarla Birlikte : Son 49 Gün


Adı : Along with the Gods: The Last 49 Days
Yönetmen : Kim Yong-Hwa
Senaryo : Joo Ho-Min (webtoon), Kim Yong-Hwa
Yapımcı : Choi Ji-Sun, Won Dong-Yeon, KimYong-Hwa, Lee Jennice
Görüntü Yönetmeni : Kim Byung-Seo
Film müziğinin bestecisi : Bang Jun-Seok
Kostüm tasarımı : Sang-gyeong Jo
Tür : Dram, Aksiyon, Fantastik
Süresi : 141 Dakika
Yapım Yılı : 2018
Gösterim Tarihi : 1 Ağustos 2018
Ülke : Güney Kore
Dili : Korece
Bilet gişesi : 92,5 milyon dolar

OYUNCULAR

Ha Jung Woo – Gangrim
Ju Jihoon – Haewonmak
Kim Hyang Gi – Lee Deok Choon
Ma Dong Seok – Seongju (Ev tanrısı)
Kim Dong Wook – Kim Soo Hong
Lee Joon Hyuk – Teğmen Park
Lee Jung Jae – Kral Yeomra
Do Kyungsoo – Onbaşı Won Dong Yeon

KONUSU : Üç ölüm meleği daha önce kurtardıkları itfaiyecinin asker kardeşi olan Soo-Hong’un (Kim Dong Wook) davasını almışlardır. Onun kendiliğinden ölmediğini aslında öldürüldüğünü kanıtlamaya çalışırken diğer yandan çoktan canı alınması gereken ama evlerindeki Ev Tanrısı’nın gelen meleklere engel olması yüzünden başarısız oldukları başka bir olayla daha ilgilenmeleri gerekiyordur. Aslında karşılaştıkları bu en tanrısı onların 1000 yıl öncesinde davalarıyla ilgilenen melektir ve geçmişleri hakkında bilgi sahibidir. Ev tanrısı ölüm meleklerinin kaderini birbirine bağlayan gizemli geçmişlerini anlatma karşılığında yaşlı adamın hayatını almalarını geciktirmeyi teklif eder.

Filmin kazandığı ödüller:

2018 5. Koreli Film Yapımcılar Derneği Ödülleri: En İyi Teknik Ödülü
2018 39. Mavi Dragon Ödülleri: En İyi Teknik Ödülü (Jin Jong-Hyun)
2018 39. Mavi Dragon Ödülleri: Gişe Rekortmeni Ödülü
2018 55. Daejong Film Ödülleri: En İyi Teknik Ödülü (Jin Jong-Hyun)

Along With the Gods Part 1 ve 2 ₩40 billion ($36.6 milyon dolar)a mal olmuş. İki film aynı anda çekilmiş olmasına rağmen birer yıl arayla gösterime girmiştir. Film Güney Kore’de gösterime girdiği ilk gün 1.263.788 kişi tarafından izlenerek açılış rekorunu kırmıştır. Bu rakam ilk filmin açılış gününü iki katı bir rakama denk geliyor. Along with the Gods: The Two Worlds ilk gün 422,339 kişi tarafından izlenmiş. Film şimdiye dek ülkesinde 6.2 milyon izleyici tarafından izlenmiş ve $46.2 milyon dolar hasılat elde etmiştir. Bu rakamla ülkesinde gelmiş geçmiş en çok izlenen filmler listesinde 13. sıraya yerleşmiştir.

Film Tayvan’da gösterime girdiği ilk gün 37 milyon dolar hasılat elde etmiş ve Tayvan’da en yüksek ilk hafta hasılatını elde eden Güney Kore yapımı film olmayı başarmıştır. Bir haftada 5.8 milyon milyon bilet satılmış. Ayrıca Hong Kong’da, Kuzey Amerika’da, Avustralya’da, Yeni Zellanda’da da en yüksek ilk hafta hasılatını elde eden Güney Kore yapımı film olmuştur.

İki filmin kazandığı gişe başarısının ardından devamı niteliğinde iki film için daha anlaşma yapılmıştır. 3. ve 4. partların da ilk iki film gibi aynı anda çekilmesi muhtemel.

KİŞİSEL YORUM : Along With The Gods’un ilk filmini çok beğenmiş biri olarak bu filmden o kadar memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. Zaten eleştirmenler de benimle aynı fikirdeler. Aynı anda çekilmiş olmalarına rağmen ilk film ile ikinci film arasında bariz farklar mevcut. Öncelikle ilk filmi ilginç kılan mahkeme sahneleri neredeyse hiç yok. En sondaki mahkeme sahnesi için olsa gerek diğerleri atlayıp geçilmiş. Ancak en sondaki mahkeme sahnesi de beklentilerin çok altında kalan büyük bir sırrı açığa çıkarmak ve bir sonraki filmde ilgilenecekleri kişiyi belirlemek için düzenlenmiş havası yaratıyor. Yahu gözlerinin önünde çağırdıkları ruh öldü bir dakikalık şoktan sonra nerde kalmıştık diye devam ettiler pfdgfdsgfdg

Mahkeme sahnelerinin eksikliğini ise meleklerin geçmişlerini açığa çıkararak kapatmaya çalışıyorlar ama duygusal açıdan o kadar da etkili olamıyorlar. İlk filmi seyircilerin kalbine kazıyan finaldeki unutulmaz duygusal sahneydi. İkinci filmde bunu bulamıyoruz. Ne yaşlı adam ve torunu, ne meleklerin geçmişleri ne de reenkarnasyon olmak istemediği için hiçbir şeye ilgi göstermeyen askerin ruhu beklenen duygusal patlamayı yaratamıyor. Aslında bence askerin kendi ölümüne duyduğu ilgisizlik ve reenkarnasyon olmak da istememesi mahkemelerine duyulan ilgiyi de baltalıyor. İlk filmde itfaiyecinin hem mahkemeleri çok ilginçti, her birinde ilginç bir gerçeği keşfediyorduk, hem de oyuncu güzel tepkiler vermişti.



Bence üç meleğin hikayesini birbirine bağlamak yerine her birinin kendi özel hikayeleri olsa çok daha etkili olabilirdi. Tabii bu şekilde işlemelerinin nedeni uyarladıkları mangada bu şekilde olması olabilir. Mangayı okumadığım için bu yüzden bu konuda puan kıramıyorum. Ev tanrısının yaşlı adamın ölümünü geciktirmek için uğraşmasının nedeni de çok zayıf. Daha önce de yüzlerce evde hizmet vermiş, eminim daha önce de zor durumda kalanları görmüştür. Neden bu çocuk? Neden bu yaşlı adam? Çocuğa bakacak kimse kalmayacak diye cisimlenip bu insanların evlerinin satışından elde ettiği parayı bir de borsada çar çur etmesinden bahsetmiyorum bile. İyilik mi yapmaya çalışıyordu yoksa yaptığı kötülüğü telafi etmeye mi?

Baş rollerimiz yine çok başarılılar. Buna bir lafım yok. EXO elemanı Kyungsoo ne kötü oyuncu ya off bir de bu elemanın konusunu işleyecekleri ayrı bir film olacak. Bence dramdan çok komediye yatkın gibi, en son sahnedeki korkuyorum diye sızlanmaları falan komikti. Şimdi artık meleklerimizin geçmişleri de ortaya çıktığına göre 3. ve 4. filmlerde hangi konuları işleyeceklerini merak ediyorum. 3. filmde ölen diğer askerin hikayesini işleyecekler de 4. filme ne saklıyorlar acaba? Bunun ip ucunu da kesin 3. filmde alacağız.

Filmin belki de en absürd sahnesi dinozorlu olan sahneydi. Koreliler görsel efektlerde bayağı ilerlemişler ama öbür dünyada koşturan dinozorlar görmek çok komikti ya. Hiç heyecan uyandırmadı bende bu sahneler. Geçmiş dönem sahnelerini beğendim. Dövüş sahneleri çok güzeldi. Babanın birdenbire evlatlık almasının kıskançlık doğurmayacağını beklemesi de saçmalık. Üstelik üvey oğlu eziliyor diye ona yardım ederek bu kıskançlığın daha da büyümesine yol açmış. Hele de ölümünden sonra birçok masum insanın katledilmesinden sorumlu olmasına rağmen tutup ahireti yönetmek ister misin diye sorulmasına neremle güleceğimi şaşırdım. Demek ki soy kırım yapanlar öbür dünyada ödüllendiriliyorlarmış.

10/7 Neden?

Beklentilerin altında kalan senaryosu yüzünden. Duygusal açıdan ilk filmin fersah fersah gerisinde kalması da bu puanı almasında etkili oldu. Filmi Türkçe alt yazılı olarak film izleme sitelerinde bulup izleyebilirsiniz.^^

Filmin Traileri