Darkangelhome

Darkangel’s Top 10 Anime


Uzak Doğu dizilerinin olduğu kadar animelerinin de sıkı bir takipçisi olarak böyle bir liste hazırlamam gerektiğini düşündüm. Hayatımda yer etmiş, benim için apayrı önemlere sahip, aklıma geldiklerinde gülümseyerek hatırladığım ve hala da merakla takip ettiklerimi şöyle bir listeleyim. Bir kişi merak eder de keşfederse ne mutlu bana 😀

1 ) LADY OSCAR ( The Rose of Versailles )

İzlediğim hiç bir animede bu seriyi seyrederken hissetiklerimi hissetmedim. Tarihten hoşlanıyorsanız, pespembe animelerden gına geldiyse, izlerken sanki bir film izliyormuşçasına zevk alacağınız bir seri arıyorsanız işte size bulunmaz bir nimet olan Lady Oscar. Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse 1755 yılında bir Fransız asilzadesi olan General de Jarjeyes’nin 6. kızı doğar. Oysa General’in tek istediği ölümünden sonra görevini devredebileceği bir erkek evlat sahibi olmaktır. Sabrı tükenen General kızına Oscar adını koyar ve onu oğlan gibi yetiştirmeye karar verir. Yıllar geçer ve Oscar dadısının torunu André’yle mutlu bir çocukluk geçirir.

Veliaht prenses Marie Antoinette’in Avusturya’dan Fransa’ya gelmesiyle birlikte o sırada askeriyede yükselmekte olan Oscar geleceğin kraliçesini koruma görevini üstlenir. Entrikalarla kaynayan Versay sarayında geçirdiği zamanda İsveç’ten gelen Kont Fersen’le tanışır. Fersen yakışıklılığı ve cezbedici tavırları karşısında Oscar kadın ruhuna yenik düşüp ona aşık oluverir. Fakat henüz bilmediği bir şey vardır: Fersen, Kraliçe Marie Antoinette’in sevgilisidir.

Oscar’ı deliler gibi seven André ise kıskançlık içinde sevdiği kadının bir başkasına aşık olmasını izler. Aralarındaki sınıf farkı nedeniyle Oscar’a asla sahip olamayacağı düşüncesi kalbini ökfeyle doldurmaktadır. Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır. Fransa’da zenginle fakir arasında süregelen adaletsizliği fark etmez. Fakat zamanla André’nin özgürlükçü düşünceleri ufkunun açılmasına yardımcı olur. Fransız İhtilali kapıya dayandığında ise artık Oscar ilkeleriyle duyguları arasında bir seçim yapmak zorundadır.

Yazar Riyoko İkeda, Stefan Zweig’in Marie Antoinette adlı kitabından etkilenip, Fransız İhtilali öncesi dönemi konu alan bir manga yazmak istemiştir. Gelmiş geçmiş en dokunaklı mangalardan biri olarak kabul edilen Versay’ın Gülü böylece doğmuştur. Toplam 9 bölüm ve 1700’den fazla sayfadan oluşan manga, Şūeişa Margaret Dergisinde 1972-1973 arasında yayımlanmış, sadece 1972-1974 yılları arasında 15 milyondan fazla satarak büyük başarı yakalamıştır. Avrupa’ya Lady Oscar adıyla pazarlanan animesi ise ülkemizde de üç ayrı kanalda zamanında yayınlanmıştı.

Hiç unutamadığım bölümlerinden birinde Oscar’ın artık evlenmesi gerektiğine karar veren babası onun talipleriyle tanışması için bir parti verir. Oscar bu partiye erkek kıyafeti olan asker üniformasıyla katılmakla kalmaz bir de partide eline bir kadeh alıp ” Ne ilginç bir parti, hiç kadın yok! ” diye durumla dalgasını geçer.

10/10 Neden? Başrorülde bir kadının olduğu bütün animelerden farklı olduğu için…

2 ) SAİLORMOON

Okuldan koşa koşa eve gelir bu seriyi seyrederdim yafz. Ne güzel günlerdi ah ahh 😀 Maskeli ile neler olacak acaba derken bir bakmışım Seiya ile neler olacak diye meraklanıyorum. Usagi-chan sevgi dolu, sakar mı sakar ve sulugöz tavırlarıyla kalbimde kocaman bir yere sahiptir. Ondan sonra bi tek Kotoko (İtazura Na Kiss) beni bu kadar etkilemiştir. Lezbiyen, gay hatta normalde erkekken dönüştüğünde kadın olan karakterleri bile mevcut olmasına rağmen hiç yadırganmadan izlenmiştir zamanında. Tabii TRT nin bunları çaktırmamak için yaptığı bütün katakulli sayesinde 😀 Konusu bir dönem tarafından ezbere biliniyor evreni ve dünyayı korumaya yemin etmiş olan gezegen savaşçılarının hikayesidir.

10/10 Neden? Arkadaşlık ölüm ve engel tanımaz da ondan…

3 ) DEATH NOTE

Dünya ikiye ayrılır. Death Note’u izleyenler ve bir gün Death Note’u izleyecek olanlar. Anime de bana göre derecelendirmede ikiye ayrılır 25. bölüm öncesi ve 25. bölüm sonrası. Spoiler vermeden yazabileceklerim bu kadar, eğer hala izlemediyseniz bu mükemmel anime hala keşfedilmeyi bekliyor demektir. Konusu, On yedi yaşındaki bir lise öğrencisinin, bir şinigaminin düşürmüş olduğu doğa üstü bir defteri -Ölüm Defteri’ni- bulup kendini nasıl ” Yeni Dünyanın Tanrısı ” yaparken peşindeki dünyanın en iyi dedektifi L ile arasındaki mücadeleyi anlatır.

10/8 Neden? Bu kadar mükemmelse neden tam puan diyorsanız cevap 25. bölümden sonra. Bu kadarla kalmasının nedeni de L’in varlığı.

4 ) BLEACH

Hala devam eden anime ve manga serisi olduğu için bu anime takip ettiklerim arasında ama yine de listeme girecek kadar iyi. Sadece Byakuya, Urahara, Gin ve Renji’nin varlığı bile bu animenin listede olmasına yeter. Özellikle de Gin benim için Harry Potter’daki Severus gibi gizemli ve merak uyandırıcı bir karakter olduğu için hastasıyımdır. Yakında ortaya çıkacak zaten neler olduğu *tırnaklarını kemirir* Konusu, ruhlar aleminin koruyucusu olan shiginamiler ve hollowlar arasındaki mücadele tüm hızıyla sürerken, shiginamilerden birinin beklenmedik ihanetiyle bir anda dengeler alt üst olur.

10/7? Şimdilik… Henüz bitmedi kiiii 😀

5 ) NARUTO

Naruto şu yönden ilgimi çekiyor başrolde Naruto olmasına rağmen başrol olamaması, aksine Sasuke başrolü ondan çalması, hatta ikisinini başrolü birlikte paylaşması çok ilginç. İkisi arasındaki kimya o kadar belirgin ki izlerken onları yaoi bir çiftin geleceğini beklermişçesine izliyorum. Ama bunun ötesinde onlar birbirlerini, yanlızlıklarını, acılarını anlayan karakterler. Merakla Sasuke bakasının daha neler yumurtlayacağını beklerken yeter artık Naruto daha fazla acı çekmesin diye dellenmekteyim. Bunların ötesinde Gaara, Kakashi ve Rock Lee gibi bulunmaz karakterleri barındırdığı için mutlaka izlenmelidir. Konusu, köye bir anda musallat olan 7 kuyruklu efsanevi bir canavar köyün Hokagesi tarafından bir çocuğun içine mühürlenir. Bu çocuk Naruto’dur. Öte yandan Sasuke klanı bir gece içinde yok edilir ve bu katliami yapan Sasuke’nin öz ağabeyidir. İki acılı çocuk için gelecek çok daha büyüklerine gebedir.

10/7? Bitmediiii devam ediyor.

6 ) İTAZURA NA KİSS

Konusu, Lise son sınıf öğrencisi Aihara Kotoko, ilk yılından beri Irie Naokiyi sevmektedir. Okulun en üst sınıflarından “Sınıf A” da okuyan ve IQ’su 200 olan Irie Naoki, okulun ilk gününde bir konuşma yapar. Kotoko Naoki’yi ilk gördüğü andan itibaren ona vurulmuştur. Fakat yinede kötü bir durum vardır, o da okulun en salaklarının toplandığı “Sınıf F” dir. Kotoko Sınıf F’de okumaktadır ve Naoki Sınıf A’da okuduğundan dolayı ona aşkını anlatmaya bir türlü cesaret edememiştir. Çünkü kendisini ona layık görmüyordur.

Gizli hayranlığın 2 yılından sonra, kendine olan güvenini toplamış ve Naokiye bir mektup yazıp aşkını ilan etmeye karar vermiştir. Cesaretini toplayıp, mektupu Naokiye vermeye kalktığında (ki nerdeyse bütün okul bu olaya şahit olmuştur.) Naoki: “Bu mektubu istemiyorum.” demiş ve reddetmiştir. Daha kötüsü, Aptal kızlardan nefret ettiğini söylemiştir. Kotoko, okula hem rezil olmuştur hemde kalbi çok fena kırılmıştır ve aşkından vazgeçmeyi seçmiştir.

Kader bu ya, Kotokonun babasının yıkılmaz dediği evleri 2 şiddetinde 😀 depremle yıkılınca ikisi de ortada kalır. Babası, en iyi arkadaşının evinde bir süre kalabileceklerini söyler ve oraya doğru yol alırlar. Eve geldiklerinde kapının önünde “Irie” yazmaktadır. Kotoko sadece bunun bir benzerlik olabileceğini düşünmüştür fakat kapıyı açtıklarında içeride Naoki’ yi görür. Naoki’ nin babası, Kotoko’ nun babasının en iyi arkadaşlarından biridir ve kalmaları için onları evlerine davet etmişlerdir. Ve böylece, Kotoko’nun Naoki’yle geçireceği yaşamı başlamış ve aşkıda pekişmeye başlamıştır. Naoki’nin annesi, ( Mükemmel bir insan herkese böyle kaynana lazım ) Kotoko’ yu kendi gelinleri gibi görmekte ve onu Naoki’yle daha çok yakınlaştırmaya çalışmaya başlamıştır.

Kotogo gibi zıpır, sevimli mi sevimli bir karakterin elinde dizi su gibi akıp gidiyor. Her bir bölümü ağzınız gülmekten sancıyarak izliyorsunuz. Mimikler, tepkiler falan bir harika. Üstelik zaman yerinde saymıyor aksine bize gerçek bir hayatı izlettiriyormuşçasına akıp gidiyor, karakterler gelişiyor, değişiyor, olgunlaşıyor, büyüyor ama bir yandan da özlerini koruyorlar. Bu açıdan bambaşka bir öneme sahip benim için. Bu anime kanıtlamıştır ki aşk herşeyde olduğu gibi zekadan da üstündür. İrie bir bölümde Kotoko’yu şöyle tarif eder,

– Kotoko benim yapabildiklerimin %90’ını yapamıyor ancak geri kalan %10 luk kısım da kimsenin başaramayacaklarını yapabiliyor.

10/10 Neden? Yerinde durmayan ve hayat gibi akan bir anime de ondan.

7 ) VAMPİRE KNİGHT

Benim gibi vampir efsaneleri sevenleri tatmin etmek zordur. Ama bu seri barındırdığı geniş ilhamla beni etkilemeyi başardı. Özellikle başarılı müzkleriyle öne çıkan anime karanlık atmosferi, karakterlerinini güzellikleri, merak uyandırıcı gelişmeleriyle başarılı bir anime. Ancak ne yazık ki animesi mangasından kötü olanlarlan. Senaryosunda koca koca boşluklar, mantık hataları, beklenmedik gelişmelerden birinin pek çok hayranı tiksindirerek uzaklaşmasına neden olması da cabası. Bu seriden çıkacak kültler Kaname’nin siyah gömlekleri, Zero’nun silahı, Kaien’in saç tokası, Aido’nun tatlılığı 🙂

10/6 Neden? Olur mu yaa? Türk filmlerindeki gibi ortaya dalıp ” Durun siz … ” diye bağırasım geliyor ama zaten biliyorlar da ıyk.

8 ) ŞEKER KIZ CANDY

Herhalde japoncada ezberlediğim ilk şarkı bu seridir açılış parçasıdır. 😀 Bir dönemin unutulmazlarından olan seri eminim pek çoğunuzda tatlı anılar bırakmıştır. Konusu, Candy yetimhanede yaşayan kimsesiz bir kızdır. En iyi arkadaşı olan Annie varlıklı bir aile olan Brighton’lar tarafından evlat edilir. Bunun üzerine Candy ile artık görüşmek istemez çünkü kimsenin kendisinin yetimhanede büyüdüğüü bilmesini istemez. Aynı gün İskoçya’nın yerel kıyafetlerini giyinmiş, gayda çalan ve kendisinden birkaç yaş büyük bir çocukla karşılaşır. Kısa bir süre konuşurlar ve yabancı birden gözden kaybolur. Bu Candy’nin ilk aşkıdır ama onun kim olduğunu bilmez ve ondan geriye sadece bir çeşit madalyon kalmıştır. Onu “tepedeki prens” olarak adlandırır. İlk defa ölen bir anime karakteri arkasından ağlatmıştır. Bir çocuğun kalbine ağır geliyor böyle gelişmeler yafz.

10/8 Neden? Nedense herşeyini hatırlıyorum da sonunu hatırlayamıyorum. Sorduğum herkesten aynı cevabı aldım. Sonu çok silikmiş demek ki 😀

9 ) KAPTAN TSUBASA

Ülkemizde küçük golcü adıyla gösterilmişti zamanında, ya sen bir kızsın demeyin ben de küçükken mahallenin erkek çocuklarıyla az maç yapmamışımdır. Erkek fatma gibiydim vallahi. 😀 Daha çok erkek çocukların sevdiği, favorisi olan bir seri olsa da benim için de önemi vardır.

10 ) MAGİC KNİGHT RAYEARTH

İzlediğim en sürpriz gelişmelerden birine sahip animelerden biridir. Sen ne için gel karşında ne bul. Bu sürpriz öylesine acıklıdır ki izlerken ağlatmıştır. Biraz Sailormoon havası taşısa da hikaye örgüsü bakımından biraz daha oturaklı ve güçlüdür. Konusu, Cephiro tamamen kişideki istek gücüne bağlı ayakta duran sihirli bir dünyadır. Cephiro’da ne isterseniz o gerçekleşebilir. Cephiro’nun çekirdeği o dünyadaki istek gücü en yüksek kişi olan prensestir ve prensesin Cephiro’nun iyiliği dışında bir şey düşünmesi yasaktır yoksa bir an bile olsun Cephiro karışabilir ve düşmanlarla dolabilir. Bu yüzden prenses sürekli Cephiro için dua etmelidir.

Bir gün prenses Emeraudeyi gardiyanı Zagato kaçırır ve Cephiro karışır. Dost halinde insanlarla birlikte yaşayan canavarlar insanlara saldırmaya başlamıştır ve Cephiro yavaş yavaş depremlerle yıkılmaya hazırlanır. Zagato Emeraude prensesi güzel bir yere hapseder. Bitkin düşen Emeraude prenses son kalan gücüyle Dünya’da bulunan efsanevî üç şovalyeyi Cephiro’yu koruması için çağırır. Tam bu arada Tokyo kulesine okul gezisi için gelmiş olan 3 farklı kız Hikaru, Umi ve Fuu bir anda kendilerini uçan bir balığın üzerinde Cephiro’da bulurlar. Artık görevleri efsanevî üç şovalyeyi uyandırmak olan bu kızların görevi Cephiro’yo karmaşıklıklardan kurtarmaktır.

10/8 Neden? Snifff işte yaaa sniff…

Reklamlar

18 Yorum

  1. Canım Şeker Kız Candy’nin sonunu hatırlamıyorsun çünkü Türkiye’de hiç yayınlanmadı. Bir sürü sebep diyorlar hangisi doğru bilemem.

    Oscara gelince hayatım da yeri büyüktür. Hep izlerim ve her seferinde yeni bir şeyler bulurum. Benim konuyla ilgili yazımı okur ve yorum bırakırsan sevinirim.

    http://lafea.byethost10.com/wordpress/2009/08/18/rose-of-versaillesgulun-kaderi-1/

    Death Note heyecandan sonuna kadar izleyemedim ama süperrrrr ötesi bir anime.

    Vampire Knight ı da izleyeceğim bir türlü fırsat bulamadım. Peki Quaran High School onu izledin mi? Adını yanlış yazdım biliyorum ama anlamışsındır sen. 🙂

  2. Vayş kimler gelmiş 🙂 Ya ben yeni yeni başladım bu blog olayına daha ne yapacağımı kestirebilmiş değilim henüz. Şimdilik birkaç şey yazıp kendimi oturtmayı düşünüyordum. Tanıdıkları ekledim, zamanla liste uzayacaktır zaten 😀 Oscar konusunda oraya da ufak birşeyler yazıyorum şimdi 😉 Ouran High School benim de bir türlü vakit ayıramadığım animelerden. Şu sıra The Wallflower ve Full Metal Alchemits’i bitirmeye çalıştığım için araya başka bir anime de sokamıyorum ama methini çok duydum. 😉

  3. superisi

    Yasemin Abla ben bu MAGİC KNİGHT RAYEARTH animesini taaa ne zaman bir kanalda görmüştüm. Ama o zaman izleme fırsatım olmamıştı. Adını da bilmiyordum şahsen. Açıklamalar için sağ ol. Ben bir bakim buna… 😀

  4. BRT kanalında yayınlanmıştı bu ilk ve tek olarak. Başka da bir kanalda yayınlanmadı benim bildiğim yayınlandıysa da ben izlemedim ama güzeldir cidden 😀

  5. Şimdi listelerde adettir ben de sevdiğim animelerden bahsedeyim şöyle. Öncelikle Lady Oscar’ı sanırım fi tarihinde izlemişim, La fea’ya da zamanında söz vermiştim izlicem diye, yakında (umarım) izlicem. sailormoon, naruto (yine yarım kalsa da), itazura na kiss, candy candy, vampire knight benim de çok sevdiklerimden. kendi adıma şöyle bir liste yapabilirim türlere göre ayırırsak.
    gerilim-macera (bu türe mi dahil tam biliyorum ama)
    death note, code geass (daha durağan ve karanlık olsa da ergo proxy)
    shoujo
    kimi ni todoke(özellikle mangası), wallflower, vampire knight, lovely complex. yeni başlıcağım NANA da sanırım zamanla listeme eklenecek, bir de hala devam ettiğim full metal alchemist’i de listede sayabiliriz.

  6. ya bir de unutmuşum. candy candy maalesef ki la fea’nın dediği gibi tam olarak yayınlanmadı, hatta muhtemelen yayınlanan bölümleri de yanlış çevirilerle izledik. her yayınlanışında aynı yerde biterdi, hatta beynime kazınmış, candy bir yerden kaçıyordu çiftlik gibi. her seferinde de ertesi gün umutla bakardım ama o bölümün sonrası asla yayınlanmazdı. şu aralar sırf merakımı gidermek adına bulup izleyesim var. bir de listede unuttuğum candy benzeri lady georgie var. çok ilginçti, o yaşta izlerken şok olduğum sahneler vardı(izleyenler anlar), deli gibi bir dram vardı. unutamadıklarımdan biridir. (ne konuştum be!)

  7. Candy’nin sonunu neden hatırlamadığımı böylece anlamış olduk ben en son Terry ile ağaçlarda zıbıldayarak buluştukları zamanları hatırlıyorum. Lady Georgie’yi sonuna dek izlemiştim ama gerçekten güzeldi. Bahsettiğin şok sahneler de hafızamda o kıvırcık saçlı kardeşiyle anadan doğma yatağa girdiğinde *maksat ısıtmak* ne olay olmuştu bea 😀

    Yukarıdaki listeme sığmadığı için alamadıklarım ama senin beğendiklerin içinde olduğunu gördüğüm TheWallflower mesela pek severim. Zaten Kame dizisini yaptı sevmem mi 😀 Full Metal de benim yarısında olduğum bir seri olduğu için listede değil ama gerçekten listede olabilecek kadar iyi. Bitirdikten sonra ona ayrı bir yorum alanı açacağım sanırım.

  8. Meraba, gene ben 😀 Rose of Versailles’ten bahsedilince dayanamadım, buraya da bir yorum bırakayım istedim.

    Evet, Lady Oscar kesinlikle bir dönemin genç kızlarının fenomeni olmuştur… Ben de izlediğimde 13-14 yaşındaydım ve resmen aşık olmuştum! Hatta ondan önce HimeChan No Ribon yayınlanırdı; Himechan’ın hikayesini ortada kesip Oscar’ı vermeye başlamışlardı günün birinde. Himeko’yla Daichi’yi beklerken Oscar’ı görüp şok olmuştum! Ama gıcık bile olmama fırsat kalmadan daha ilk bölümde beni can evimden vurdu bu anime, kendisine aşık etti. Bu da böyle bir anımdır 🙂

    Himeko’yu da sonradan, kocamanken (üniversiteyi bitirdiğim yıl!) izledim. Ve sanki ortaokul yıllarıma geri döndüm 🙂 Daichi’nin süper bir anime karakteri olduğunu fark etmiştim; hem akıllı, hem yakışıklı, hem de çaktırmadan Himechan’a karşı son derece şefkatli… Ne günlerdi be *snıf snıf*

  9. Böyle aklıma geldikçe parça parça yazıyorum, kusura bakma 🙂 İki şey daha ekleyeceğim:

    İtazura Na Kiss’in şimdi Mischievious Kiss adlı bir kdraması olduğunu biliyor muydun? Muhtemelen elbette biliyordun ama gene de yazmadan edemedim 🙂 Başrolünde ise benim pek bi bayıldığım (ama örneğin kardeşimin çok otistik bulduğu!) Kim Hyun Joong var. Ben bi göz attım ilk bölüme, fena değil gibi. Ama zaten animesini çok sevemediğim için (Irie-kun hıyarına fena gıcık olmuştum!! İki gram zekâsı, biraz yakışıklılığı var diye egosu tavan yapmış uyuzun… Zavallı Kotokocuğa pek bi üzüldüydüm izlerken…) izler miyim bilemiyorum.

    Bi de Vampire Knight’ı senin sevdiğin kadar sevemedim. Ama muhtemelen dediğin gibi, animeyle manga arasında fazlasıyla fark olduğu için olabilir… Bi yerlerde Vampire Knight’la ilgili şööle yazmıştım, hala da aynı şekilde düşünüyorum:

    “ama eksik bir şey var, olmamış dediğim bir şey: cross yuuki’nin her daim kurtarılmaya muhtaç o salak tavırları mı beni iten? yoksa karizmatik ötesi kiryuu zero’nun her daim emo kid modunda takılması mı? (tamam, çok zor günler yaşamışsın, ama azıcık neşelen, azıcık o depresif havandan çık be kardeşim! yuuki’ye de bok çuvalı gibi davranmaktan vazgeç, kızcağız senin iyiliğin için çırpınıyor!) ya da arka planda sürekli: “çok korkunç bir şeyler olacak…” “havadan korkunç şeylerin kokusu var…” “geliyor, yaklaşıyor, hissediyorum…” diye diye bizi gaza getirip büyük olaylara hazırladıktan sonra çat diye bitiveren savaş mı? tamam, sonuçta bu bir shoujo’dur, bir shounen’miş gibi aksiyon beklemek saçma olur; ama o savaş sahneleri filan biraz daha aksiyonlu olsa daha güzel olmaz mıydı be hacı? yuuki’nin salak salak “ah, zero’yu çok üzdüm, ah bunu nasıl yaptım? ah ah!” diye sızlanmalarını ellibin kere izleyeceğimiz yerde büyük savaş biraz daha uzun sürse daha güzel olmaz mıydı? bilemiyorum; romantizm sahneleri fazla ağdalı, yuuki ve zero fazla klişe geldi bana. vampirler dünyasını biraz daha derinlikli bir biçimde anlatmasını tercih ederdim. kuran rido’nun ne ayak olduğunun biraz daha ayrıntılı anlatılmasını isterdim… vampirden insana dönüşme sürecini anlamak isterdim. isterdim de isterdim, bir sürü açık nokta kaldı. tabii kimse anne rice romanları gibi bir şey beklemiyor; ama bari twilight’tan biraz daha fazla felsefe olsaydı içinde yahu…”

    ama hem kaname’sine, hem zero’suna aşık olduğum bir animedir kendisi, sezarın hakkı sezara. çizimler muhteşemdi.

  10. @ hikaruivy : Elbette Itazanura Kiss’in Kore’de uyarlanan dizisi Playful Kiss’in ilk 2 bölümünü izledim bilem. Hatta dizinin yapılacağı açıklandığında İrie için iki kişi olabilir demiştim biri Jang Suk diğeri de Kim Hyun Joong. İkinci seçenek seçildi. Odun hep odun. Animeyi güzel kılan Kotoko’nun varlığıydı ama dizideki kıza içim ısınmadı şimdilik.

    Vampire Knight benim de çok fazla eleştirdiğim serilerden biri. Zaten bu kadar çok yüksek not almasının nedeni Vampir ekolüne değişik bir bakış açısı getirmesi, harika soundtrackı ve Zero gibi bir karakteri barındırması. Yazdıklarının da çoğuna katılıyorum. Özellikle de Kuran Rido’nun böyle havada bırakılması büyük bir handikap oldu dizi için.

  11. handehilal

    sailormoon okuldan eve koşarak gelme sebebimdi benim tam ders bittikden 10 dakika sonra başlıyordu annem ne kadar dakik kızım var diye bakıyordu ama soluğu tv karşısında alınca hastasın sen diyordu.magic knight rayearth yarım kalan çok sevdiğim bir çizgi diziydi şeker kız candy çocukluğumun hatıralarından abel a bayılmıştım artiz gibiydi o zaman da şimdide aynı artiz gibi geliyor : D ben anime hastasıyım ama bunların tadında yeni animeleri keşfedenler varsa lütfen bana isimlerini verin bu arada sitene bayıldım canım geçen gün girdim uzun uzun okudum bir baktım 1-2 saat kaptırmışım kendimi tavsiye edeceğin dizi ,film ve animeleri bekliyorum sağlıcakla kal canım : D

    • Teşekkürler blogumu beğenmene sevindim 🙂 Arada sırada anime tanıtımları atıyorum ama daha çok dizi ve film tanıtımları yapıyorum. Takipte kal ve hoşuna giden birşey olduğunda yorumlarını eksik etme 😉

  12. SilenT

    Listen gzl bende 1 2 anime yaziim burda

    Code geass en begendim anime izlediim animelerden

    School rumble da var tavsiye edcek

    Ps: turkcem pek ii degil umarm anlamissindir

  13. ahmet

    magic knight rayearth bitiyorum bu animeye insana aşkı, çaresizliği çok güzel bi şekilde sunuyo.gerçekten de normal bi anime değil izlenmesini tavsiye ederim insan kendini hikarunun yerine koymuyo değil hani beni gerçekten etkileyen bi anime listen de güzel ama 10 numara gerçekten 10 numara yani…

    • Teşekkürler listeyi beğenmene sevindim. Magic Knight’ı listeye almasam kesinlikle olmazdı çünkü barındırdığı sürpriz final gerçekten de bu tür animelerde görmeye alıştığımızın ötesinde güzellikteydi.

  14. nazenin

    Şimdi liste güzel. Oscar izlemediğime her dafasında pişman olduğum ama bir türlü izleyemediğim anime. inşallah yakın zamanda başlicam. Death Note, Naruto, Bleach, İtazua Na Kiss, Şeker Kız Candy, Kaptan Tsubasa kesinlikle ilk onda olması gerekenler zaten. bu droya dahil edilmesi gerekenlerden bir tanesi bence Tsubasa Chronicle serisi. benim ilk onumda mutlaka olur.

    Sevdiğin anime karakterlerlerine değinmişsin arada. Bleach ve Naruto’da animeleri izlenmeye değer kılan karakterler. Byakuya, Urahara ve diğer kaptanlar. Naruto’da ise Sasuke, Gaara, Lee ve hocası ve Hyuuga Neji. anime dünyasının en sevdiğim karakterleri. Tabijki Death Note’un L’i. Tsubasa’da ise Fai. animeleri sevmek ayrı ama bu karakterleri de o animelerin içinde ayriyeten sevmek ayrı bence. benoturup NEji’nin dövüş sahnelerini ya da Byakuya’nın dövüş sahnelerini izleyip dururdum mesela.

    aslında daha çok anime var aklımda. Kaichou Wa Maid Sama örneğin. ben tam bir Usui aşığıyımdır. buçocuk benim hayatımın karakterleirnden. tabi orad kız da çok baskın bir karakterdeydi.gerçi bu anime de Vampir Knight gibi mangası animesinden güzel olnalardan. MAngası hala devam ediyodu. Animeyi güzel bir sonla noktaladlar ama mangasının tutkunu olup izleyenler de var.
    bunun gibi daha çok anime var sevdiğim. ama tabiki ilk 10 bunlara ait

    • Sağol canım bir anime severin listemş beğenmesine sevindim. Aslında bu listeyi oluştururken Tsubasa konusunda çok kararsız kalmıştım ya onu alacaktım listeye ya da Full Metal’i birinden birini çıkarmam gerekiyordu. Full Metal’i çok sevmeme rağmen ilk göz ağrılarımdan biri olan Tsubasa’da karar kıldım sonra. Ama Full Metal’in de kalbimde yeri apayrıdır. Byakuya, Renji, Gin (Arhhhh), Gaara benim takıntılı karakterlerim. Gerçekten de sanki onlar olmazsa seriler çekiciliklerini kaybedeceklermiş gibi geliyor.

Trackbacks

  1. Animesine yaklaşamayan ama benzerlerinden sıyrılan bir dizi « Darkangelhome

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: