Darkangelhome

Şeker Portakalı – Acı neydi?


Düşünüyorum da bir insanı bir anda olgunlaştıran, büyüten, çevresine karşı farkındalık duymasına yol açan, belki ilk isyanlarını, ilk çığlıklarını atmasına neden olan şey, acıdır. Kalbinin farkına varmak bir insan evladı üzerinde balyoz gibi bir etki yaratır, ruhunu sarsar, bir gün önce bir çocukken bir gün sonra artık o bir yetişkindir. Sığındığı küçük, kendine göre belki de dünyalar kadar büyük hayal dünyası bir anda solar, gerçeklik tarafından zapt edilmiştir zira… Hayal dünyasına veda etmek demek çocukluğa da veda etmek demektir.

Okuduğum bir kitaptır bana bunları düşündürüp içimden taşan yazma isteğiyle bilgisayarımın karşısına sürükleyen. Birkaç saatte okuyup bitirdiğim ve kitabı okuyan hemen bütün herkes gibi gözyaşları içinde noktaladığım, kalbime dokunmayı başarmış bir kitap. O Meu Pe de Laranja Lima orjinal adıyla, 12 günde yazar José Mauro De Vasconcelos tarafından yazılmış ve ülkemizde ” Şeker Portakalı ” adıyla yayınlanmış bir kitaptır. Şimdiye dek keşfetmemiş olmamın sebebi büyük ihtimalle kitapçıların raflarında çoçuk kitapları kısımlarında yer alıyor olması olabilir ama Şeker Portakalı kesinlikle bir çocuk kitabı değildir. Lafea’cım iyi ki bu kitabı fark etmemi sağladın, çok sağol 😉

10 lu yaşlarda, 20 li yaşlarda, 30 lu yaşlarda ve daha nice yaşlarda her okuduğunuzda farklı bir tad alacağınız, farklı detaylar yakalayacağınız, yalın güzelliğiyle bir kere daha kalbinize dokunacak kitaplardan Şeker Portakalı. Anlatımındaki sadelik belki güzel kılan, süslü püslü kelimelerde değil sanki bizzat acının kendisiyle yazılmış gibi. Kelimeler bir su gibi akıp giderken, her satırda ruhunuzun yeni bir uyanışla sarsılışını hissediyorsunuz.

Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zeze’nin başından geçenler anlatılmaktadır. Bu günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsüdür. Bir babanın çaresiz acısı, fakirliğin acısı, kardeşlerine yetememenin acısı, yokluklar içinde bulduğu sevgi dolu bir kucağı kaybetmenin acısı, çocukluğu kaybetmenin acısı… Yazar ” Bu kitabı 12 günde yazdım ama 20 yıldan fazla yüreğimde taşıdım. ” demiş. Doğru demiş, böyle bir kitap ancak böyle bir birikimle yazılabilirdi diye düşünmeden edemiyor insan. Bana yazma ve okuma sevgisini bir kez daha hatırlatan, insan olmanın zorlukları ve güzelliklerini bir kere daha fark ettiren bu kitap için ellerine sağlık demekten başka ne yapabilirim.

10/10 Neden? Bu kitabı çocuğunuza okutun, kardeşlerinize, ailenize, sevdiklerinize… Dedim ya bazen acı gerekir insana, belki de daha da güçlenmek için… Son söz olarak Zeze’den acının tarifini alıp kapatıyorum postu,

“…şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı insanın yüreğini paralayan, sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, kafada en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi. “

Reklamlar

8 Yorum

  1. Canımm Nefertitiden beklerken ilk yorum senden geldi. Öncelikle rica ederim ve ne kadar sevindim beğenmene anlatamam. Bu kitabın yeri bende çok başkadır. Ne zaman okusam kalbime dokunur. 20 sene gibi bir zaman geçti sanırım ilk okuduğumdan ve bana okunduğundan bu yana ama hala okusam yine ağlarım. Son metin ezberimdedir. Giriş metni ezberimdedir. Vascencelos’un ben onu keşfetmeden çok önce öldüğünü bilmek de beni hayal kırıklığına uğratmıştı ilk öğrendiğimde. Aynı oranda etkileyici olmasa bile yine Zezenin hikayesi olan devam niteliğinde ‘Güneşi Uyandıralım’ ve ‘Delifişek’ romanlarını da okumanı tavsiye ederim.

  2. Şimdi hatırladım. Bu kitap yorumu benim ilk blog postum ve aslında beni blog açmaya iten sebep. Kendi düşüncelerimi kısıtlanmaksızın uzun uzun anlatmak istemiştim.Dizi-film ikinci plandaydı ilk anda.

    http://lafea.byethost10.com/wordpress/2009/02/01/seker-portakali/

  3. Okudum canım şimdi yorumunu gerçekten güzel olmuş, ekşi sözlükteki ve netteki yorumlara da göz attım ve hemen herkesin aynı duygularla bu kitabı okumuş olduğunu görerek mutlu oldum. Bir şekilde insanın içine dokunan bir yanı var kitabın. Ben okuldayken Çocuk kalbi’ni okutmuşlardı. Onu da sevmiştim ama bunu okumuş olsaydım çok daha farklı hisler duyardım eminim. Çok çok beğendim. Devam kitaplarını da belki sırf Zeze’ye neler olacağını öğrenmek için okuyabilirim.

  4. mavi

    devamını da tavsiye ederim ^^’

  5. okuduğumda 13-14 yaşlarındaydım,ondan sonraki 13 yılda bu kadar akıcı bir kitap daha okumadım ve doğrusu kapağı kapattıktan sonra hüngür hüngür ağlamama sebep olan bir kitaptır.Aynı şekilde devamı niteliğinde “Güneşi Uyandıralım” ve “Deli Fişek” okunması gerekenlerdir.

    • Bu kitap sanırım okuyan herkesin yüreğinde bir noktaya değinebilecek bir kitap. Bu yüzden belki ülkemizde de 100 küsur basıma ulaşmış ve uzun süre daha da basılmaya devam edecek. 🙂

  6. yurt odamda yatağımın üzerinde ağladığımı arkadaşlarıma çaktırmamaya çalışarak, ama kasarken arada bir iki hıçkırık kaçırarak okumuştum. ah sivrisinek ah.. beni yaralayan ve deli gibi ağlatan iki kitaptan biridir şeker portakalı. diğeri de Balzac’ın goriot baba sı…

    • Belirli bir yaşa ulaşmış ve hayatı deneyimlemiş insanlar üzerinde bence daha etkili oluyor bu kitap. Belki pişmanlıklarımızı ve acılarımızı hatırlattığı için olabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: