Darkangelhome

VAMPİR SERİLERİ – PART 3 – Güneyli Vampir Serisi


CHARLAINE HARRIS – SOUTHERN VAMPIRE SERIES – Güneyli Vampir Serisi

Şimdiden 11 kitaba ulaşmış olan serinin yazarı Charlaine genellikle bu tarz mistiksel güçler barındıran karakterin olduğu kitap serileriyle tanınmakta. Yazarın adını duyuran seri elbette diziye çekilmesiyle birdenbire tüm dünyaca bilinen bir seri haline gelen Güneyli Vampir Serisi aka True Blood. Ülkemizde şu ana kadar 7 kitabı yayınlanmış bulunmakta. Diğer serileri ise şunlar,

Aurora Teagarden Serisi : 1990-2003 aralığında yayınlanmış 8 kitaptan oluşmaktadır.

Lily Bard Shakespeare Serisi : 1996-2001 aralığında yayınlanmış 5 kitaptan oluşmaktadır.

Harper Connelly Serisi : 2006-2009 arasında yayınlanmış 4 kitaptan oluşmaktadır.


KONUSU : Vampirlerin tüm dünyaca bilindiğini hayal edin… Mümkün olsaydı acaba nasıl olurdu? Seride olaylar japonların gerçek kanı aratmayan sentetik kanı bulmalarıyla başlıyor. Vampirler ” Gerçek Kan ” adı verilen bu sentetik kana istedikleri her yerde ulaşabileceklerini anlayınca açığa çıkma kararı alıyorlar. İnsanlar onları garipsese bile onlar dünyaya kendilerini kabul ettirmeye kararlılar. Üstelik etrafta kanlarının en sert uyuşturucudan bile daha iyi kafa yaptığı ortaya çıktığından beri onları avlamaya çalışan keşler varken…

Güneyde küçük bir kasabada yaşayan ve geceleri bir barda garsonluk yapan, sıradan basit bir genç kız olan Sookie Stackhouse’un ise en az vampirler kadar garip görünmesine neden olan bir yeteneği var. O insanların düşüncelerini duyabiliyor. Ancak söz konusu vampirler olduğunda bu özelliğini kullanmakta zorlanıyor. Özellikle de kasabaya yeni taşınan yakışıklı vampir Bill’e karşı. Bill ile aralarında çok çabuk bir etkileşim oluyor ve ilişkileri başlıyor. Macera da zaten bundan sonra başlıyor.

KİŞİSEL YORUM : Güneyli Vampir Serisi benim gerçekten çok sevdiğim bir seri. Evet pek çok yönden zaten daha önceden anlatılmış şeyleri anlatıyor. Vampirlerin insanlarla iç içe yaşayıp işletmecilik yaptıkları bir dünya (Bkz Anita Blake), normal olmak isteyen ama bir türlü olamayan aslında sahip olduğu özelliğe de muhtaç bir kız, sessiz ve ağır başlı, diğer vampirlerden farklı olmaya çalışan bir esmer vampir, İçgüdülerine tamamen sahip çıkmış, kurnaz ve içten pazarlıklı sarışın, seksi vampir.(Bkz Buffy The Vampire Slayer) Bu yüzden seriye başladığımda yazarın beni etkilemek için bundan daha fazlasını yapması gerektiğini bilerek başladım. Ve yazar beni hayal kırıklığına uğratmadı.

Karakterlerine hakimiyeti, onları yavaş yavaş derinleştirmesi, her kitapta ,sağlam düşmanlar, heyecanlı bir şeyler yaratamasa da okunası olaylar zinciri yaratabilmesi, mizahın vampir, dönüşen canlılar, karanlık emeller arasında yok olup gitmesine izin vermemesiyle alkışı hak ediyor. Bunca kitap oldu tebessüm etmeden hatta kahkaha atmadan okumadığım bir kitabı olmadı. Aşina olduğumuz bu evrende farklılıklar yaratmaya değil zaten sahip olduğumuz bu aşinalığa sindirmeye çalıştığı bir dünyası var. Bu da benim gerçekten hoşuma gitti.

Yurt dışı kapakları çok dandiktenmiş ama bizimkiler dizi yayınlanmaya başladıktan sonra seriyi yayınlamaya başladıkları için serinin dizi versiyonunun kapaklarına benzer kapaklar kullanıyorlar. Yeri gelmişken serinin dizisini de şöyle bir değerlendireyim,

Yep, denildiği kadar cinsel ağırlıklı bir dizi olmuş ama kitap serisinde de durum farklı olmadığı için aslına sadık kalındığını düşünüyorum. Bu diziyi güzel kılan sanırım kitapları birebir uyarlamak yerine kitapları referans alan ama bambaşka olaylara, karakterlere yer veren bir dizi haline gelmiş olması. Kitapta çok yüzeysel işlenen bazı karakterlerin zeminin doldurulması, bazılarının daha fazla ve farklı yerler tutması falan diziyi kötüleştirmiyor bence artı özellikler bile katıyor.

Tabii aksan meselesi en büyük sorun gibi çünkü yörenin en eskisi sevgili vampirimiz Bill olmasına rağmen güneyli aksanıyla konuş-a-mayan tek kişi de kendisi aynı zamanda:D Anna Paquin’de normalde konuşurken aksana çok hakim ama fısıldarken ya da Bill’le normal bir konuşma yaparken unutuveriyor aksanı.:P Neyse ki bu o kadar da önemli değil. Sevdim ben bu güneyli aksanını yafz 😀 Karakterler içinde benim favorim ne Bill, ne Eric ne de Sam. Benim favori karakterim Jason Stackhouse 😀 Allam o ne sevimliliktir, o ne saflıktır, ne salaklıktır. O kadar sevimli ki kitapta böyle ilgimi çekmemişti ama dizidekinin manyaa oldum ya. Kil gibi, istediğin şekle sokabiliyorsun safımı yavruum 😀

KİTAP SERİSİNE 10/9 Neden? İçinde barındırdığı saçmalıklara rağmen derli toplu bir hikaye ortaya koymayı başarabildiği için. Evet kusursuz değil, pek çok yerde çizgisini kaybediyor ama yine de gelecek kitaplardan umudunuzu kesmemenizi sağlayacak kadar iyi.

DİZİYE 10/7 Neden? Cinselliğe yenik düştüğü için…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: