Darkangelhome

FETİH 1453 – Askerler Savaşır, Komutanlar Kazanır…


Yapım: Türkiye
Tür: Aksiyon,Dram,Savaş,Tarih
Süre: 165 dakika
Yönetmen: Faruk Aksoy
Senaryo: Faruk Aksoy, Atilla Engin, İrfan Saruhan
Yapımcı: Faruk Aksoy, Ayşe Germen

Oyuncular

Ozan Çobanoğlu, İbrahim Çelikkol, Dilek Serbest, Şahika Koldemir, Recep Aktuğ, Sedat Mert, Özkan Güngör, Volkan Keskin, Cengiz Coşkun, Edip Tüfekçi, Namık Kemal Yiğittürk, Murat Sezal, Özcan Alişer, Raif Hikmet Çam, Hüseyin Santur, Erdem Alkan, Naci Adıgüzel, Devrim Evin, Ali Rıza Soydan

KONU : Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u feth etmesi üzerine bir film. Daha nasıl özetlerim adı üzerinde yahu! 😀 Fragmanlarıyla bir anda bütün dikkatleri üzerine çeken, milyonlarca kez tıklanan, bilet bulmakta zorlanılan film sonunda gösterime girdi.

BAŞTAN AŞAĞI SPOİLER DOLU BİR YORUMDUR ONA GÖRE!!!

Türk sinemasının en fazla para harcanan yapımı olarak lanse edilen – 17 milyon dolar olduğu söyleniyor – film sonunda gösterime girdi. Bazı yerlerdeki yorumlara baktım filmin bu paraya değmediğini söylemişler. Katılmıyorum. Bir düşünün ki yabancı yapımlarda basit bir romantik komedinin çekiminde bile bu rakamdan çok daha büyük rakamlar harcanıyor. Oysa bizim ülkemizin şartlarında o kadar parayı bir filmde kullanmak ” şu anda ” büyük olay sayılıyor. Evet, bence de paranın çoğunu görsel efektler değil kostümler almış. Zira o abartılan görsel efektlerin çoğu oldukça başarısızdı. Yine de çabalarını göz ardı etmek istemiyorum.

Beğendiğim pek çok nokta olmasına rağmen beğenmediğim pek çok nokta da vardı. Önce hangisinden başlasam bilemedim… Bari her ikisini birlikte vereyim,

Bence bu film en azından bundan sonra çekilecek olan tarihi filmlerimize bir ön ayak olacak diye düşünüyorum. Yapımcıları ve genç sinemacıları çok daha iyilerini yapmaya sevk edecek. Recep İvedik değil ama Fetih 1453 günümüz sinema tarihimizde bir mihenk taşı olacak. Tıpkı ” Eşkiya ” nın, ” Hamam ” ın olması gibi. Tarihi filmler olarak oldukça zayıfız. Malkoçoğlu, Tarkan vs gibi eski filmler artık sadece gülümsemek için izleniyor. Türk sinemasever artık çok daha iyisini, tarihini daha iyi anlatan, tarihindeki yüzlerce önemli olaya yer verebilen filmler bekliyor. Fetih 1453 bir açıdan bu açlığa iyi gelecek bir yapım ama sadece aperatif olabiliyor maalesef.

Pek çok kişi filmde konuşulan dili eleştirmiş. Ben şöyle düşünüyorum yabancılar bambaşka bir ülkede geçen filmlerindeki bütün karakterleri İngilizce konuşturabiliyorsa biz de bütün karakterleri Türkçe konuşturabiliriz. Bu takılınacak bir konu değil. Ancak, madem herkes Türkçe konuşacaktı o zaman Araplar da Türkçe konuşmalıydı. Araplar Arapça konuşurken koskoca Papa’nın bile nefis bir Türkçe’yle konuşması insanı biraz irrite edebiliyor. Madem herkese Türkçe konuşturacaksın o zaman en azından günümüz Türkçe’siyle konuşturma be adam. 😀 İyi de ne? Ala diyeceksin Ala 🙂 Grandük Notaras ise bizim Türklerden bile daha güzel Türkçe konuşuyordu vallahi helal! Böyle yumuşak yumuşak 😀

Zaten bence bu kadar da geriye gidilmesi gereksizdi. Filmin başında tıpkı fragmandaki gibi ” Peygamber efendimiz buyurdular ki… ” ile başlayan cümleye yer verilmesi fazlasıyla yeterliydi bence. Kaldı ki büyük bir yanlış Fatih ile Bizans imparatoru arasındaki konuşma esnasında Fatih’in ” Biz Kur’an’ın buyruğunu yerine getiriyoruz. ” demesiydi. Bir hadis nasıl bu kadar yanlış yansıtılabilir? Ama o sahne seyircinin çok hoşuna gitti bunu belirtmeden geçemeyeceğim. Zaten salondaki seyirci iki olayda tepkisini gösterdi. Birincisi bu konuşma esnasındaki laf sokmalar, ikincisi de Ulubatlu Hasan’ın Guistiniani’ye ” Bizde şehitler asla unutulmaz. ” lafı sonrası seyirciden beğeni dolu mırıltılar yükseldi.

Hadi bunu geçtik çünkü film bayağı bayağı dini duygulara yüklenen bir yapım. Ancak bunu yapacağız derken pek çok yanlışa imza atıldı. Öncelikle Akşemseddin Faith’in umutsuz bir anında gelmedi, zaten savaşın başından beri yanında olan bir şahıstı. Nasrettin Hoca’yla karıştırmışlar sanırım öyle ak saçlı felan da değildi kendisi keldi. Hele peltek hiç değildi. Ayrıca Akşemseddin Hz. Eyüb’ün mezarını çok daha sonra buluyordu. Bunu sokalım filme diye yer verilmiş ama üzerinde bile durulmamış bir detay olarak sırıttı. İşin kötüsü Fatih’in ” seçilmişliğine ” yoruldu. Çünkü o andan sonra bir baktık ki gemiler karadan yürütülüyor. Halbukisi filmin başında Faith’in mühendislik bilimleri okuduğundan bahsedilmişti. Ne ara Faith buldu bu fikri? Nasıl buldu? Bunun vezirlerindeki yankısı nasıl oldu? Gemiler Haliç’e indiğinde askerlerde nasıl bir etki yarattı? Bunlara hiç değinilmemişti. Savaşın en önemli hamlesi ancak bu kadar önemsizleştirilebilirdi.

Faith ve oğlu arasındaki ilişki bence güzel işlenmişti. Oğlan pek şekerdi. Ayrıca Faith’in eşi Gülbahar Hatun’a sevgisini gösteremese de ona mektubunu yazarkenki hali, gülümsemesi, içtenlikle yazdığını göstermesi eşine duyduğu sevgiyi seyirciye hissettirdi. Bütün kostümler çok güzeldi. Her bir askerin, her bir komutanın, figüranın kıyafetine olabildiğince özen gösterilmişti.

Çok gereksiz detaylar vardı ama bazı detaylar vardı ki benim çok hoşuma gitti. Mesela Lağımcılar’ın hikayesi çok etkileyiciydi. Koca bir savaşı bir kenara bırakıp küçük insanların büyük yüreklerle mücadelesi, gözlerini kırpmadan şahadet şerbetini içmeleri, inançlarının gücünü savaşta tepişen herkesten çok daha iyi gösterdi bence. Bir de o askerlerimizi surlarda idam etmek üzereyken kimliği belirsiz bir askerin koşturarak surların dibine kadar gelmesi, attığı mızrakla herifi biçtikten sonra sırıtarak kaçması inanılmaz eğlenceliydi. Böylesi ancak Türk filminde olur dedirtti. Çok saçma bir detay gibi gelebilir ama basit askerlerin kahraman olduğu bir savaştı bu ve bu tip detaylar bence filme güzellik katmıştı.

Her tarihi filmin elbette bir de kahramanı olur. Bu filmde Faith değil kahramanımız Ulubatlı Hasan. Ancak ne gariptir ki film boyunca tek bir zat bile adama ” Ulubatlı ” diye seslenmedi. Hasan aşağı Hasan yukarı… Ama arkadaş bir yerde de Ulubatlı kısmını belirtin ki biz de zihnimizdeki kahramanla izlediğimizi pekiştirelim değil mi? 😉 Bu karakteri canlandıran İbrahim Çelikkol gerçekten başarılıydı. Sinemadaki bayanlar kendisini pek beğendi. Bak bak bitmeyen bir vücuda sahipmiş. 😀 Yalnız sesi o bedene biraz tuhaf kaçıyordu ama bazı yerlerde çatladı mesela.

Her Türk filminde olmazsa olmaz bir aşk hikayesi bunda da mevcuttu ama abicim bu kadar mı klişe olunur, bu kadar mı sıkıcı işlenir, daha önce yapılmamış bir film yapmak için yola çıkıp daha önce binlerce kez işlenmiş bir şekilde romansa yer vermek ne kadar mantıklıdır? Çoğu kişi gibi ben de sonraki bebek mevzusunda öğğh oldum. Ayrıca madem bu Era saçını kesip erkek kılığına girdi ne diye Hasan’la dökümhanelerde sarışıp durdu yahu! İnsanlar demez mi Hasan da oğlancıymış diye? 😀 Hem bence hiç uğraşmasın basbayağı belliydi yani kız olduğu hatun ne kaşlarıyla oynama ne de sesini kalınlaştırma gereği duymuş erkek rolüne girmek için 😀

Bu hatun üzerinden şövalye Guistiniani ile kan davası bile başlattılar Hasan’la -evet gülebilirsiniz- Ben bekledim aslında bir yerde biri çıkıp ” Durun siz kardeşsiniz, hem de ikiz, baksanıza nasıl da birbirinize benziyorsunuz. ” diyecek diye. Zira Guistiniani’ni saçının bi ucundaki röfle dışında tıpatıp Hasan’a benziyordu. İkisini pek çok sahnede insanlar birbirine karıştırdı. Hele ikili kılıç dövüşünde millet kim kimi dövüyor anlamakta epey zorlandı.

Ancak Hasan ile Faith arasındaki, daha sonra Hasan ile Guistiniani arasındaki ikili kılıç müsabakaları Türk sinema tarihinde çekilmiş en iyi kılıç dövüş sahneleriydi. Hasan ve Guistiniani kavgası özellikle enfesti. Bir ara sanki evimdeymişim gibi başa sarıp bir daha seyretmek istedim o kadar yani. 😀 Filmdeki şiddet bence yerindeydi. Sonuçta 300 Spartalı’yı yerlere göklere sığdıramayanların kalkıp bu filmdeki şiddeti eleştirmesini çok abes buluyorum. Hasan’ın bayrak dikme mevzusu bile bence yeterince iyi işlenmemişti. Özellikle o bayrak dikildikten sonra, bunun getirdiği manevi gücün askerler üzerindeki etkisini, Allah Allah nidaları eşliğinde daha bir şevkle koşmaları falan gösterilseydi daha hoş olabilirdi.

Filmdeki en büyük eksikliklerden biri de bence Mehter takımıydı. Ah ne güzel olurdu Fatih surlardan içeri girerken Mehtar Marşı gümbür gümbür çalsın. Ama böylesine önemli bir şey unutuluvermiş. Ayrıca aslında surlardan içeri ilk giren kişi Fatih değil Akşemseddin’di, halk onu sultan sanıyorlardı hatta. Ama neyse bu kadar da detaya takılmayalım. Ancak Ayasofya’daki insancıklarında hemen gardını indirmesi biraz saçmaydı kabul edin.

10/8,5 Neden? Bir mihenk taşı olduğu için… Bu film bana bir şeyi yeniden hatırlattı. Askerler savaşır, komutanlar kazanır…

Reklamlar

4 Yorum

  1. nalan

    askerler komutanların emirleri doğrultusunda savaşırlar ve savaş için yürütülen akıl ve taktikler önem kaşır bunlar yoksa milyonlarca asker olsada nafile

    • Tamam ben de zaten aksini söylemedim ki. Askerler savaşır, komutanlar kazanır. Siz de bunun aksini söylemiyorsunuz zaten 😀

  2. abcd

    çok acımaasızca eleştirmişsin sende yani tamam film dört dörtlük değildi ama insanın milli ve dini duygularını kabartan bir film bence çok güzeldi izlenmeye değerdi ve seninde lafın bana truvadaki aşilin lafını hatırlattı ben de diyorum ki ordu gücünü komutandan alır:)

  3. Vatan Millet Sakarya evet ama gerçekçilikten de kopmamak lazım. Bir şeyin iyice altını çizelim ben burada bu filmi herhangi bir filmle kıyaslamıyorum çünkü sinema tarihimizde bu filmi kıyaslayabileceğim kalitede bir film yok. Ama bu demek değildir ki hatalarına gözlerimizi kulaklarımızı tıkamalıyız. Elbette yazacağız, biz yazacağız ki gelecek genç yetenekler aynı hatalara düşmesin. Zaten o kadar eleştirmeme rağmen bu kadar yüksek puan vermemin nedeni bu. 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: