Darkangelhome

La piel que habito – İçinde Yaşadığım Deri


ADI : La piel que habito – İçinde Yaşadığım Deri
Yapım: 2011 – İspanya,
Tür: Dram
Süre: 120 dakika
Yönetmen: Pedro Almodóvar,
Müzisyen: Alberto Iglesias,
Görüntü Y.: José Luis Alcaine,
Senaryo: Pedro Almodóvar
Senaryo (Kitap): Thierry Jonquet,
Yapımcı: Pedro Almodóvar, Agustin Almodovar

Oyuncular:

Antonio Banderas, Elena Anaya, Fernando Cayo, Marisa Paredes, Blanca Suárez, Bárbara Lennie, Jan Cornet, Roberto Alamo, Teresa Manresa, Eduard Fernández, Susi Sanchez, José Luis Gómez,

KONU : Bir araba kazasında yanarak ölmekten son anda kurtulan eşini yanıklardan oluşan görüntüden kurtarmak için yeni bir deri yaratmak üzerine çalışmalar yapan estetik cerrahı Dr Robert Ledgard (Antonio Banderas) on iki yıl boyunca evindeki laboratuvarında çalışmaya devam eder ve domuz-insan kanı karışımıyla elde ettiği bir deri üretir.

Ancak bu ürettiği deneyi insanlar üzerinde kullanma onayını alamamıştır. Buna rağmen beklenmedik bir anda gelişen olaylar yüzünden elde ettiği denek üzerinde büyüttüğü, inanılmaz boyutlara ulaştırdığı deneyleriyle zamanla DR Frankenstein haline gelecektir.

Gerilim türündeki film, Fransız polisiye yazarı Thierry Jonquet’in “Tarantula” isimli 2005 tarihli romanından uyarlanmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Film Almodóvar filmlerinden bekleyeceğiniz her şeye sahip. Eşcinsellik göndermeleri, intikam duygusunun bel kemiğini oluşturduğu bir senaryo, şok edici gelişmeler, acı ve bolca dram. Pek çok izleyicinin filmi yarım bıraktığını okumuştum çünkü sıkıcı gelmiş. Aslında film ilk 20 dakikasını atlatmasını başaran izleyicilere kesinlikle sıkıcı gelmeyecektir eminim. Zira bütün gelişmeler bu 20 dakikadan sonra başlıyor. Yine de benim gibi filmin senaryosunu çabucak çözüp bundan sonra meydana gelecekleri sıkıntıyla bekleyen seyirciler için film yine de sıkıcı gelecektir. Verilen ip uçları o kadar belli ki zaten sinema kurdu izleyicilerin filmden ayy çok şaşırtıcıydı de miii nidalarıyla ayrılacaklarını hiç zannetmiyorum.

Bundan sonra değerlendireceklerim SPOİLER e girdiği için lütfen filmi izlemeden önce OKUMAYINIZ!!! DİKKAT SPOİLER!!!

Filmin bir intikam filmi olduğunu düşünebilirsiniz ancak bence film bir benlik mücadelesi filmi. Başından sonuna kadar… Kocasından ilgi göremediği için bir başka erkeğe yönelen bir kadın, o kadının intiharıyla dünyası kararan bir çocuk, o çocuğun psikolojik dengesini paramparça ederek kendi sonunu imzalayan bir delikanlı, o delikanlı yüzünden hayattaki tek varlığını kaybederek iyice kontrolünü kaybetme sınırına gelen doktorun kendini bilimle kurtarmaya ve bunu yaparken de intikam almaya çalışması, intikam objesi Vincent’in de cinsiyeti dahil kendisiyle ilgili her şeyi kaybetmesine rağmen ruhunu korumasını anlatan karman çormanmış gibi görünse de aslında tıkır tıkır işleyen bir senaryoya sahip film. Bunu da sanırım Almodóvar ustaya borçlu.

Ancak belki de artık yaşlandığından olsa gerek filmi gereksiz detaylarla doldurmuş usta. Mesela Kaplan ile doktorun kardeş olmalarının filme hiç bir getirisi yok. Ayrıca hizmetçinin doktorun annesi olması da çok çok gereksiz bir detay. Bunların ötesinde filmi inandırıcı kılamayan yapay deri meselesi de var. Doktorun domuzların derisini genetik olarak değiştirip sanayi aleviyle bile yanmayan bir deri geliştirebildiğine kim inanır? Zaten doktorun kişisel laboratuvarınızdaki sahneleri de aman bakın ne kadar da bilimsel çalışıyorum gösterileri de gereksiz ve inandırıcılıktan çok uzak.

Ama filmin en büyük gafı aslında en büyük kozu. Vincent’in geçirdiği değişimler ve sonunda ortaya çıkan kadın kesinlikle inandırıcı değil. Dünyanın en iyi plastik cerrahı bile olsan bir erkekten böyle bir kadın yaratamazsın. Vincent karakteri yapı itibariyle ufak tefek bir adam ve zayıf. Ancak sonuçta bir erkek ve hormonal olarak bir erkek gibi gelişmiş. Oysa Vera’ya bakıyoruz boyu neredeyse doktorun boyuna yakın ve bedeni de incecik, oldukça kadınsı. Adem elmasından tutun da sesine kadar bir erkeği sıfırdan kadına dönüştürme yapılamaz. Kas kütlesini eritemez ve kadınsı şekiller veremezsin. Omuzlarını ve kaburga kemiklerini şekillendiremezsin.

Filmin bir diğer beğenmediğim özelliği de herkesin soyunmak için bir fırsat kollaması. Çıplaklık göze sokulurcasına ön planda. Seks filmin önemli objelerinden biri. Çünkü herkesi bir şekilde yoldan çıkaran aslında seksin ta kendisi. Asıl suçlu ne doktor, ne Vincent, ne Kaplan, suçlu seks. Zincirleme olayların gelişmesi eğer cinsel istek olmasaydı asla gelişemezdi. Bu da tipik Almodóvar etkenlerinden biri zaten. 🙂

Daha filmin en başında Christina ile yapılan muhabbette olayların gidişatını ve senaryoyu çözmüş biri olarak filmden sıkılsam da bu beğenmediğim anlamına gelmiyor. Filmin başında Christina lezbiyen olduğu için Vincent’i ret etmişti, sonunda Vera ile karşılaştığındaki bakışları bundan sonra hikayenin nasıl ilerleyeceğini kapak gibi ortaya koyuyor zaten. Lezbiyen olan bir kadın ve erkeklerle birlikte olamayan ve kadınlara ilgi duyan ruhen erkek olan bir kadın bundan sonra hayatlarını birlikte geçirecekler kuşkusuz.

Kesinlikle çok farklı bir intikam hikayesi işliyor film bu açıdan sinemasal olarak mutlaka değerlendirilmesi ve izlenmesi gerekiyor. Ancak bu bir şaheser değil bunu da belirtmek gerek. Olayların çok çabuk çözümlenmesi, beklenen sona beklenen gelişmelerle ilerlemesi, patlattığı sürprizin ardından balon gibi sönmesiyle sizi biraz hayal kırıklığına uğratabilir. Yine de bu etkilenmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Zira ben bile bu kadar olumsuzluğa rağmen filmden etkilendiğimi düşünüyorum.

Antonio Banderas rolünde olabildiğince iyi. Yaşlandıkça daha iyi rol kesmeye başlamış olabilir ama bence bu rolde bir başkası çok daha iyi bir oyunculuk ortaya koyabilirdi. O kasıntı, kabadayı yürüyüşünden, dik dik bakışlarına kadar psikolojik olarak çöken ve sonrasında intikam objesine bir yaratıcı bakışlarıyla hayran olmasıyla birlikte aşka düşen doktoru yeterince iyi canlandıramadığı kanısındayım. Elena Anaya rolünde neredeyse kusursuz. Kaplan kısa ama etkileyici bir performansla filmde yer alıyor. Ne getirisi ne götürüsü var aslında.

Filmdeki karakterler ve mekanlar oldukça soğuk ve donuk, bu da senaryonun ilerleyişini destekliyor. Karısından sonra yalnız kalan doktor, kızını da kaybedince iyice tek başına kalıyor. Vincent yaptıklarından sonra onun için intikam objesi olmaya hak kazansa da aslında içten içe onu kendisine istediği dönüştürdüğü Vera’nın karısının tıpatıp benzeri olmasıyla kendini belli ediyor. Oysa ki en başta ikisi arasındaki dialogda ne demişlerdi?

– Ben senin tecavüz ettiğin kızın babasıyım.
– Bunun bir tecavüz olduğundan emin değilim.
– Ne demek emin değilsin? Hafızanı mı kaybettin?
– Bir sürü hap almıştım bu yüzden hatırlamak çok zor.
– Ben hiçbir şey almadım ve asla unutmayacağım.

Böylesine iddialı bir dialogdan sonra kendisini Vera’ya teslim etmesi ki pek savaştığı da söylenemez, oldukça irrite eden bir gelişme. Aslında Vera ve doktor arasındaki ilişkinin giderek ısınması biraz daha iyi işlenseydi filmdeki inandırcılık faktörü artabilirdi. Ama yakınlaşma kendisini seksle ifade ettiğinde film kazanmadı, aksine ucuzladı. Yine de eğer seks sahneleri olmasaydı fiziksel olarak bir kadına dönüşmüş olsa bile Vincent’in bir kadın gibi ilişkiye giremediğini, beynen ve ruhen kendini o şekle sokamadığını anlayamazdık.

Filmin karmaşık hikayesini özetlemek gerektiğinde insan gülümsemeden edemiyor şöyle ki,

Doktorun
Karısı onu aldattı, kardeşiyle kaçtı,
Kardeşi kaza yaptı, kaçtı, karısı yandı,
Karısını iyileştirmek için uğraştı, başarısız oldu,
Karısı camdan atladı öldü,
Kızı gördü hayata kapandı, psikolojik tedavi görmeye başladı,
Travmalardan travma seçen kızı iyileşirken tecavüze uğradı,
Kızı babasını tecavüzcüsü sandı,
Kızı annesini kopya ederek intihar etti,
Doktor tecavüzcüyü kaçırdı,
Çüküsünden başlayarak her tarafını kesti, ondan kadın yaptı,
5 çeşit dildoyla kadın olmaya alıştırdı,
Kardeşi geri geldi, eserine tecavüz etti,
Kardeşi olduğunu bilmediği kardeşini öldürdü,
Eseri annesi olduğunu bilmediği annesiyle onu vurarak öldürdü,
Eseri her ne şanssa annesinin dükkanında bulunan lezbiyenle hayatına devam etttiiiiii 🙂

Fıkra gibi di mi? Aslında bu kadar karmaşık olan bir hikayeyi derli toplu anlatabilmiş olmak da bir başarıdır diyorum.

10/7 NEDEN? Gereksiz detaylar, nedensiz cinsel kullanım, senaryodaki gaflara rağmen düzgün bir Almodóvar filmi izleyeceksiniz de ondan. 😉 Adını sonuna kadar hak eden bir film.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: