Darkangelhome

ÇANAKKALE 1915 – Dudakları Mühürleyen Film…


Yapım: 2012 – Türkiye
Tür: Dram, Gerilim, Savaş, Tarih
Süre: 138 dakika
Yönetmen: Yeşim Sezgin
Senaryo: Turgut Özakman
Yapımcı: Serkan Balbal

Oyuncular:

Şevket Çoruh, ilker Kızmaz, Ufuk Bayraktar, Serkan Ercan, Barış Çakmak, Bülent Alkış, Emre özcan

DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!

Filmin konusunu anlatmadan direkt yorumuma geçiyorum zira zaten adı yeterince açıklayıcı. Sadece filmin ” Diriliş Çanakkale 1915 ” adlı kitaptan uyarlama olduğunu ve maalesef iyi bir uyarlama olmadığını bilin. Hep deriz tarihimizde nice zaferler, nice destanlar var, efsaneleşmiş olaylar mevcut ama neden filmleri yapılmıyor? Tarkan veya Malkoçoğlu filmlerinden bahsetmiyorum, bence zamanında vazifelerini yerine getirdiler, bakmayın şimdi pek çok özelliklerine gülüyoruz ancak bu filmlerin de birer mihenk taşları olduğunu asla atlamamak gerek. Günümüz sineması bu kadar gelişmişken, son yıllarda Türk filmlerine izleyici daha fazla değer verir, gişede ellerini boş göndermezken neden diye sormaktan kendimizi alamazdık. El oğlu kıytırıktan baskınlarını bile konu edinen bilmem ne kadar filmler yaparken bizim sadece oturmamız olur muydu? Neyse ki olmadı. Bu bakımdan Kahbe Bizans’ı (her ne kadar komedi de olsa gişe başarısı umut vermiştir), sonrasında ise Fetih 1453 ü birer köşe taşı olarak görüyorum ben. Özellikle de Fetih 1453 sayesinde sevindirici bir şekilde tarihsel filmler çekme akımı baş gösterdi. Elbette hepsinin muhteşem olmayacağı açıktı, kimini yerden yere vuracağımız da açıktı ama ne olursa olsun film arşivlerimiz büyüyecekti. Bu beklentiyle film haberlerini takip etmeye başladık.

Çanakkale destanı hakkında birkaç film yola çıktı, Sinan Çetin’in yerden yere vurulan (tamamen hak verdiğim şekilde) filminin ardından Çanakkale 1915 gösterime girdi, yolda bir Çanakkale filmi daha var ama bünye bir hüsranı daha kaldırır mı bilemeyeceğim. Çanakkale 1915 in en büyük kusuru bir film mi yoksa bir belgesel mi olmak istediğine karar verememesi. Daktilo yazılarıyla ekranda beliren açıklamalar ardından olayları seyretmek izleyiciye sıkıcı bir belgesel izleyeceksiniz mesajı veriyor adeta. Film daha başında izleyiciyi filme bağlamayı başaramayarak 1-0 geriye düşüyor. Filmin derdi ne komutanlar arasındaki akıl mücadelesini anlatmak, ne karşı kuvvetlerin zorluklarına, karşılaştıkları hüsranlar karşısındaki tepkilerine eğilmek ne de ” Karşı Orduları ” cisimlendirmek. Filmin tek derdi vatan mücadelesine katılan basit insanların, basit ama hayatları boyunca bağlı olduğu 3 şey için mücadele etmelerini anlatabilmek : Din, Vatan, Aile.

Komik görsel efektler bile filmin sadeliğini vurgular nitelikte sanki… Savaşın cereyan ettiği yerlerin çatapatlar gibi parıldaması dışında diğer alanların grimsi adeta hayalimsi bir şekilde işlenmesini izlerken şunu mırıldanmadan edemedim,

Orda bir savaş var, uzakta…

Çünkü biz o savaşın içine giremiyoruz. Yüz yüze mücadele sahneleri parmakla sayılacak kadar az ve onlarda da özellikle düşman askerlerinin yüzleri belirsizleştirilmiş, sadece sıçrayan kan, yere devrilen bedenler gösterilmiş, as olan ” bizim ” askerimizin mücadelesi ya. Savaşın en büyük etkeni Mustafa Kemal bile çok yüzeysel işlenmişti. Sadece zaten tarih kitaplarında gördüğümüz pozları birebir tekrarlamak dışında “komutanlık” namına bir şeyler sergilemesini bekledik karakterin ama naafile hatta ” Ben size taarruz etmeyi değil ölmeyi emrediyorum. ” muhteşem sözü bile alelade bir anda ağzından çıkıp gidiverdi.

Çanakkale destanı hakkında anlatılan pek çok efsanenin en çok bilinenlerine yer verilmiş, riske girilmemeye çalışılmış bir film var karşımızda. Ancak yiğidi öldür hakkını yeme demişler, bazı güzel şeyler de denemiyor değil hatta çok çok beğendiğim şeyler de oldu. İlk başta iki ordunun birleştiği noktayla bayrağımıza gönderme yapılan sahne tek kelimeyle muhteşemdi. Top atışları yüzünden toprağa gömülen askerlerin ” dirilişleri ” güzeldi. Seyircileri birkaç kez şoka sokma girişimi deneysel de olsa fena değildi. Yani sempatik bir karakteri birdenbire öldürerek ellerinden alıvermek, empati kurulan bir karakterin ölmüş olduğu gerçeğini bir anda seyircinin yüzüne çarpıvermek gibi… Özellikle çorap getiren teyze salonda gözyaşlarına neden oldu bunu belirtmeden geçemeyeceğim.

Çok tanınan oyuncular yerine role uygun oyuncular seçilmeye çalışılmış, bunu beğendim. Mustafa Kemal rolünde İlker Kızmaz rol için çok genç kalmasına rağmen oldukça iyi bir seçimdi bence ama keşke daha etkin kullanılsaydı. Detay vermeye çalışıp veremeyen bir film olarak Çanakkale 1915 eksi puanları topladı. Müzik kullanımı yetersizdi yani tamam bir destanı anlatıyorsun da bunun için o destanla ilgili yazılmış bütün türkülere yer vermek zorunda mısın arkadaşım? Alakalı alakasız neredeyse bütün asker türküleri ve ilahiler arz-ı endam ediyordu filmde. Maneviyatı güçlendirmek için yapıldıysa da bir-iki sahne dışında beni çok etkilemedi bu türkü olayı.

Sinemasal olarak 10/7 – Maneviyat olarak 10/10 Neden?

Bütün pozitif ve negatif etkenleri bir kenara bırakırsak bir şeyden bahsetmek istiyorum, bu film hayatım boyunca seyircinin tek bir ses çıkarmadan izlediğini gözlemlediğim ilk film oldu benim için. Seyirci adeta perdeye kilitlenmişti, açtı, beklenti içindeydi. Kendi tarihiyle ilgili bir şeyleri seve seve izleme hevesindeydi ve derin bir sessizlik içinde, çıt çıkarmadan değerlendirdi filmi, belki beğendi, belki beğenmedi ama film bitip jenerik akmaya başladığında bütün salon aynı anda, sanki anlaşmışlar gibi alkışlamaya başladılar.

Hayır, izledikleri çok muhteşem bir film olduğu için değil. O alkışlar birer saygı duruşuydu, şimdilerde veril-e-meyen… O alkışlar minnettarlıktı hiç tanımadığı, ismini bilmediği ama kanıyla, canıyla bu vatanı kurtarmış olanlara, aksanı veya kökeni ne olursa olsun… O alkışlar mesajdı milletin neyi takdir ettiğini neyi etmediğini bilemeyen, bilmezlikten gelen kulislere ileten…

Şair güzel demiş zamanında, geleceği bilircesine…

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı!

Filmin traileri

Reklamlar

2 Yorum

  1. Zaten izlemeye niyetliydim ama,yazınız sayesinde ne beklemem gerektiğine karar verdim son satırlarınızı okurken bile gözlerim doldu,demektir ki bol mendil almalıyım yanıma,kaleminize sağlık….

    • Rica ederim eğer film hakkında biraz fikir sahibi olmanızı sağladıysam yeter 🙂 Film çok çok mendillik bir film değil ama zaman zaman gözlerinizi dolduracaktır bunu söyleyebilirim 😉

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: