Darkangelhome

Crazy Little Thing Called Love – Aşk Basitçe Sadece Kalbini Açmaktır…


Adı : First Love
Nam-ı Diğer: Crazy Little Thing Called Love
Diğer adı: Little Thing Called Love
Yönetmen: Putthiphong Promsakha na Sakon Nakhon
Senaryo: Putthiphong Promsakha na Sakon Nakhon | Wasin Pokpong
Tür: Komedi | Romantik
Süre: 117 dk
Ülke: Tayland
Film Dili: Tay Dili

Oyuncular

Mario Maurer
Pimchanok Leuwisetpaiboon
Khachamach Promsaka Na Skolnakorn
Sudarat Butrprom

 

KONU : 14 Yaşındaki Nam sıradan gözlüklü, dişlerinde teller olan utangaç bir genç kızdır. Okuldaki en yakın arkadaşları da onun gibi diğer kızlar tarafından dışlanan, erkekler tarafından görmezden gelinen tiplerdir. Ama Nam hayatından ve arkadaşlarından memnundur. İstediği tek şey ise gizliden gizliye büyük bir aşk beslediği, kendisinden birkaç sınıf büyük olan P’Shone un kalbini kazanmaktır. P’Shone babasının eyalet finallerinde penaltıyı kaçırmasının getirdiği yükü omuzlarında taşıyan, bu yüzden de iyi bir futbolcu olmasına rağmen penaltı atmaktan kaçınan iyi bir öğrencidir. Sakin havası, fotoğrafçılığa olan ilgisiyle diğer gençlerden ayrılmaktadır. Görünüşe göre de kızımızın farkında bile değildir. Ancak bazı ufak şeyler Nam’ı mutlu etmeye yeter de artar, mesela P’Shone adını söylediğinde adını bildiğini fark edip deli gibi sevinmesi gibi. Nam’ın iki ideali oluşur böylece. Birincisi Amerika’da çalışan babasının yanına gidebilmek için bütün sınavlarından 1. olarak ayrılmak – bu arada 30. sırada yer almaktadır- ve P’Shone’u elde edebilecek kadar güzelleşebilmek.

Film ülkesinde beklentilerin üzerinde bir gişe elde etmeyi başararak dikkatleri üzerine çekmiş. Toplam hasılatı 70(+) milyon bath (yaklaşık 2.6 milyon dolar) Film dublajlı bir şekilde Filipin kanalında yayınlandığında oldukça yüksek bir reyting elde etmiş. Filmin ana amacı herkesin tecrübe edebileceği ilk aşkı sevimli bir şekilde işlemek olduğu için bir çok uluslararası festivalde gösterilme şansını elde etmiş ve bir kısmından ödülle dönmeyi de başarmış. Bir ara kayıp olan 9 yılın anlatılacağı devam filminin çekilme olasılığı gündeme gelse de sadece söylenti olarak kalmış.

KİŞİSEL YORUM (SPOİLER İÇERİR!): Tayland yapımlarına fazla şans vermiyordum eskiden ama Skip Beat dizisinden sonra şans vermeye karar verdim. İlk izlediğim film de hafif bir romantik komedi. Konusu fazlasıyla tanıdık bir gençlik filmi. Aşık olduğu gencin dikkatini çekebilmek için elinde rehberlik kitabı ” Aşkın 9 Farklı Yöntemi ” ile arkadaşlarıyla birlikte yöntemleri teker teker deneyerek sonuca ulaşmaya çalışıyor kızımız. Film öyle aman aman komik değil sadece yüzünüzde bir tebessüm oluşturuyor. Basitliğine rağmen sıcak bir yapısı var. Özellikle bayan öğretmenlerine çok güldüm ben durumu tam da ” Gülü seven dikenine katlanır ” duruma bağlandı ya ehehee 🙂 Ayrıca Tayland’lıların kendi fiziklerinde buldukları kusurların da bu kadar belirgin işlenmesi garibime gitti. Yani beyaz tenli ve güzel insanlara duyulan hayranlık, tıpkı Çinliler gibi denilerek beslenilen özenti öne çıkarılıyor filmde. Mesela beyaz tenli ve güzel kızlar diğerlerinden daha fazla beğeniliyor. Bu yüzden de kızımız da büyüdükçe her nasılsa beyazlamaya! başlıyor. Hatta kızın filmin başındaki hali ile sonundaki hali arasında dağlar kadar fark var. Araştırdım ama detaylı bir bilgi bulamadım acaba iki farklı kız mı canlandırıyor diye beni bile şüpheye düşürdüler yahu! 😀 Yani farka bakar mısınız?

Hadi güzelleşti felan diyelim de teni nasıl beyazladı arkadaş!? 🙂 Büyük ihtimalle filmin başında kızın tenini özellikle sarartmışlardır sonra da doğal rengine getirmişlerdir diyeceğim ama ya boyunun uzaması? Yani eğer aynı kız canlandırıyorsa diye soruyorum? Çocuk hemen hemen aynı kalırken kızın böylesine büyük değişimler geçirmesi biraz mantıksız oluyor ama romantik film işte deyip geçelim bu da çekim teknikleriyle alakalıdır büyük ihtimalle. Oyuncuların her ikisi de modellikten gelme. Nam’ı canlandıran Pimchanok Leuwisetpaiboon’un bu ilk rolü, çıkış rolü. Mario Maurer ise Alman asıllı bir anne ve Tayland’lı bir babadan dünyaya gelme, bu yüzden teninin açıklığı ve yüzündeki Avrupailik açıklanabilir. Babası İtalyan arabalarını çok sevdiği için adını Mario koymuş. 🙂 Ülkesinde ünlü bir model aynı zamanda erkek kardeşiyle bir müzik grubu da var. İkilinin kimyaları gerçekten de çok yakışmış. Birbirlerinin yanında sırıtmıyorlar.

Kızın gelişiminin bu kadar sırıtmasının bir diğer nedeni de o böyle gelişirken arkadaşlarının tıpatıp aynı kalmaları. Bu yüzden kızdaki değişim inandırıcılığını kaybediyor. Hatta filmin sonunda arkadaşlarının büyük ve olgunlaşmış görünmek için girdikleri o kılıklar beni hem güldürdü hem de çok irrite etti. Filmdeki köşe yapma denemelerinin basitliği de ayrıca bir gülme nedeni. Aslında eleştirilecek yeri çok ama verdiği minicik mesajların tatlılığı bunları görmezden gelmemizi sağlıyor. Başrol oyuncuları şimdi ne haldeler diye baktım şoke oldum resmen Mario olmuşşsun sen olum 🙂

Filmi BURADAN Türkçe alt yazılı olarak seyredebilirsiniz.

10/6 Neden? Çünkü insan kalbinin itiraflarını dillendirmediği sürece kaybetmeye mahkumdur. Kalbiniz ” Seni Seviyorum ” diyorsa diliniz de desin. Bunu kendinize saklamayın, çünkü o zaman ne bir kazanan olur ne de bir kaybeden. Zaten aşk kaybeden veya kazanın olduğu bir oyun değildir. Aşk basitçe sadece kalbini açmaktır…

Filmin Traileri

Filmin soundtrackından en beğendiğim parça baş rol kızımız tarafından seslendiriliyor  Someday

Reklamlar

5 Yorum

  1. Sakuraçan

    Yazıni ilk görünce yüzümde bir tebessüm oluştu:)filmi izledikten sonra bende kendime sordum,niye böyle basit bir film böyle etkiledi beni?ama cevap basitti ve sende bu yazında ifade etmişsin:)
    tabi başrollerin uyumuda etkiliydi.2.filmi gelse gerçekten güzel olur..bekleyelim bakalım.güzel yazıydı,teşekkürler

    • Teşekkürler yorumun için 🙂 Gerçekten de abartılacak bir film değil ama sevimli olduğu da inkar edilemez. Hoş vakit geçirmek ve kafa dağıtmak isteyenlere göre 😉

  2. Merhaba:) Ben de filmin methini duydum en yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum:) Hani Korelilerin bb krem diye bir kremleri var ten beyazlatan ondan kullanmış olabilir.Hatta Türkiye’ye falan da geldi gibi hatırlıyorum.Bu aralar Anita Blake okuyorum ve jean claude başlıklı yazınız çok hoşuma gitti 😀 Özellikle omurgamdan ak ılık ılık kısmı 😀 Ben daha bloğumu yeni açtım ama oraya da beklerim:) Sevgilerle.

    • Teşekkürler ben eğer basit ve rahat bir film izlemek isterseniz tavsiye ederim filmi. Beyazlatıcı krem elbette ki aklıma geldi ancak filmde bu konuda bir vurgu işlenmemiş olması o noktayı karanlıkta bırakıyor ve inandırıcılıktan uzaklaştırıyor. 😉 Blogunuz da hayırlı olsun.

  3. Sakuraçan

    Bence ikisi farklı kızlar yani boy farkı da var gibi kalmış aklımda

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: