Darkangelhome

The Walking Dead – Yürüyen Ölüler


Adı : The Walking Dead – Yürüyen Ölüler
Tür : Drama/Korku
Yönetici yapımcılar : Frank Darabont
Gale Anne Hurd
David Alpert
Robert Kirkman
Charles H. Eglee
Glen Mazzara
Besteci : Bear McCreary
Yayınlanan sezon : 6

OYUNCULAR

Andrew Lincoln – Rick Grimes
Jon Bernthal – Shane Walsh
Sarah Wayne Callies – Lori Grimes
Laurie Holden – Andrea Ana
Jeffrey DeMunn – Dale Horvath
Steven Yeun – Glenn Rhee
Chandler Riggs – Carl Grimes
Norman Reedus – Daryl Dixon
Melissa McBride – Carol Peletier
Lauren Cohan – Maggie Greene
Danai Gurira – Michonne
Michael Rooker – Merle Dixon
David Morrissey – The Governor
Scott Wilson – Hershel Greene

KONU : Şerif Rick Grimes bir silahlı çatışmada ağır yaralanır. Zamanını bilemediği bir süre boyunca komada kaldıktan sonra birden kendine gelir. Hastane odasında tek başına gözünü açtıktan sonra Rick bıraktığı dünyadan çok farklı bir dünyada buluverir kendini. Bu dünyada hastaneyi, evleri, sokakları yaşanabilecek her yeri Aylaklar (Dizide zombilere böyle diyorlar) basmıştır. Bu aylaklar komşuları, arkadaşları, iş ortakları, akrabalarıdır. Rick tam anlamıyla şok geçirir ve elbette hemen evine koşar. Ancak ne karısını ne de oğlunu bulamaz. Ölmenin eşiğindeyken bir adam ve oğlu tarafından kurtarılır. Rick ailesinin ölmediğinden emindir. Bundan sonra Rick’in amacı eşine ve çocuğa kavuşabilmektir.

Dizi Atlanta ve Georgia eyaletlerinde geçmektedir. Dizinin ana konusu bir grup insanın hayatta kalma mücadelesi. Robert Kirkman, Tony Moore ve Charlie Adlard ‘ın aynı adlı çizgi romanından uyarlanmıştır. Dizinin ilk sezonu bir nevi pilot sezon gibi olduğundan sadece 6 bölümden oluşmakta. Aldığı güzel eleştiriler ve gördüğü yoğun ilgi sonrasında AMC kanalı dizinin 2. sezonuna karar vermiş, 2. sezonun ilk bölümü yayınlandığında 3. sezonun da yayınlanacağını duyurmuştur. Üçüncü sezon bitmeden serinin hayranları 4. sezonun da geleceği müjdesini çoktan aldılar. Dizinin 3. sezon prömiyeri 10.9 milyon kişi tarafından seyredilerek tarihteki en çok izlenen kablo drama dizi olmayı başardı.

Ancak dizi talihsiz olaylarla da karşılaştı. Özellikle de yazar ekiplerinin sezon sezon istifa edip ayrılmaları, birbirine düşen yapımcılar, kanal ve bütçe kesintileri yüzünden çekilemeyen sahneler derken The Walking Dead yine de her şeye rağmen eli yüzü düzgün bir dizi olmayı başarabilmiştir.

KİŞİSEL YORUM : Nicedir yazmak istediğim bir yazıyı yakaladığım bu boşluktan faydalanarak atmak istiyorum. The Walking Dead kardeşim ve benim severek, heyecanla takip ettiğimiz dizilerden biri. Gerçekten de üzerinde yazı yazılmasını hak eden, derin, çizgisini 3 sezon boyunca başarıyla korumayı başarabilmiş bir dizi. Ancak ağır işleyen yapısı nedeniyle sadece zombileri bekleyen ve aksiyon arayan seyircileri hayal kırıklığına uğratabileceğini en baştan söylemek istiyorum. The Walking Dead’in uyarlandığı çizgi roman da karanlık ve ağır bir kıyamet senaryosudur. Bu yüzden dizi de çizgi romanın çizgisinden ilerlemeye çalışıyor ve bence benzeri boş dizilerden bu sayede ayrılıyor.

Dizinin asıl amacı zombilerden nasıl kurtuluruzu çözmek değil, dizi sağ kalan insanların yavaş yavaş medeniyetleri, demokrasileri, hakları ve yaşam özgürlüklerini kaybetmelerini işliyor. Ve bir noktada anlıyoruz ki ” Yürüyen Ölüler ” olarak nitelendirilenler aslında zombiler değil, yaşam mücadelesi veren insanlar. Daha açıklayıcı yazamıyorum Spoiler olmasın ama oldukça güzel bir mesaj olduğunu söyleyebilirim.

Dizi ve çizgi roman arasında bazı farklar olsa da (romanda yaşayan karakterlerin dizide ölmesi, romanda olmayan karakterlerin dizide olması vs gibi) yine de bu farklılıklar diziyi çizgisinden saptırmıyor. Elbette mantık hataları gırla gitmekte. Yani dünya bir araba çöplüğüne dönmüşken neden külüstür arabaları tercih ettikleri gibi akıl almaz bir soru devamlı kafamızı kurcalayıp duruyor. Yani gidip bir tank al, zırhlı araç al, banka veya hapishane aracı al hatta milletvekili aracı al di mi? Kurşun giremiyor içeri zombi nasıl girsin yani? 😀 Ya da ellerindeki silahların kısıtlılığından dem vurup durmaları gibi abes bir durum da söz konusu olan Amerika yani kişisel silahlanmanın en fazla teşvik edildiği ülkelerden biri 😛 Ayrıca kullanışlı olabilecek eşyalar olan balta, testere (böylesine önemli bir zombi klasiği nasıl olur da es geçilir?) bıçak takımları, av takımları vs neden toplanılmaya çalışılmıyor cidden merak uyandırıcı. 😛 Ayaklarını sürüyerek ilerleyen ve agghhh uhggggahaa gibi sesler çıkaran zombileri nasıl oluyor da diplerine gelene kadar fark etmiyorlar bu daha da ilginç bi olay :d Elbette insanların neden aylaklara dönüştüğü konusunun açıklığa kavuşmaması, dünyanın geri kalanında neler olup bittiği hakkında hiçbir bilgi verilmemesi, sadece dizinin elinde bulundurduğu ufak insan grubu üzerindeki değişimlere odaklanmış olması da handikaplardan biri.

Bir olay üzerinde uzun uzadıya durulması seyircileri sıkabilir ama dediğim gibi dizinin acelesi yok. Her şeyi sindire sindire veriyor, bazen çok fazla uzatsa da elindeki kaynak bir çizgi roman olduğu için onu da idareli kullanması gerekiyor elbette. Karakterler arasındaki çatışmaları, vermek zorunda oldukları zor kararları, sadece zombilerle değil kendileri gibi yaşam mücadelesi veren diğer insanlara karşı da mücadele etmelerini seyrederken ben gerçekten büyük keyif aldım. Baş rolde oynayan Andrew Lincoln bir İngiliz olmasına rağmen o ağdalı aksanından arınmış bir şekilde, gayet hoş bir ses tonu ve vurgulu kelimeleriyle ciddi anlamda etkileyici bir adam. Liderlik vasfını omuzlayabileceğini de zaman içerisinde gösteriyor. O şerif üniformasını uzun bir süre üzerinde daha sonra da ruhunda giymeye devam ediyor.

Dizinin zombiler haricindeki kötü (ya da gıcık da diyebiliriz) insan karakterini de Jon Bernthal tarafından canlandırılan Shane üstleniyor. Jon Bernthal belki de hayatının en iyi performanslarından birini sunuyor bize. Shane’in o kamburumsu kabadayı yürüyüşünden, psikolojisinin yavaş yavaş kayıp delilik sınırlarına yaklaşmasına, baştaki amacı olan aşık olduğu kadını koruma durumunun giderek saplantı halini alışından, en yakın arkadaşını harcamak veya harcamamak, işte bütün mesele bu kararına dayanışına kadar her anını bize zevkle izlettiriyor. Hani elinizde olsa kürekle ağzına vurmak için can atacağınız cinsten bir adam 😀

Bir diğer önemli karakter de son zamanlarda Amerika’lı dizi ve romanlarda sık sık karşılaşmaya başladığımız bir uzak doğulu olmazsa olmaz kontenjanından kadroya girmiş Steven Yeun. Güney Kore de doğan sonra ailesiyle Amerika’ya göç eden Steven bu diziyle patlamasını yapmış durumda. Ailesinin oyuncu olmasını istemediği (avukat veya doktor olmasını istiyorlarmış bütün Asya’lılar gibi) ama ona destek olmak için şansını 2 yıl denemesine izin verdikleri Steven şansının ve yeteneğinin de yardımıyla artık tanınmış aktörlerden ve ufak bir fan kitlesi de edinmiş durumda.

Rick’in eşi rolünde Prison Break dizisinden de hatırlayacağınız Sarah Wayne Callies var. Kadına o dizide gıcıktım ama bu diziyle birlikte benim için nefret edilesi oyuncular kategorisinde gayet üst sıralarda kendine yer buldu diyebilirim. Carl rolünde rol yapamayan, donuk bir oyunculuk sergileyen Chandler Riggs‘i izliyoruz. Kendisi The Walking Dead’den ziyade etrafa kötü, sinsi ve donuk bakışlar atabileceği bir Amen filmi seti arar gibi.


Diziye Danai Gurira‘nın canlandırdığı Michonne karakteri girdiğinde en çok sevinenlerden biri de bendim. Uzun zaman boyunca bu gizemli ve sert karakterin diziye de girmesini bekledik. Çizgi Roman severler arasında yapılan gelmiş geçmiş en sevilen ilk 100 karakter sıralamasında kendine yer bulacak kadar çok seviliyor bu yan karakter. Elinde katanası (kılıcı), kollarını kesip çenelerini dağıtarak etkisiz hale getirdikten sonra boyunlarından zincirlediği ve kendisine koruma köpeği gibi kullandığı iki zombileriyle süper bir hatun Michonne. Bu arada bu zombilerin kimler olduğu dizide henüz açıklık kazanmadı ama çizgi romanda bu kişilerin Michonne’nun eski sevgilisiyle onun en yakın arkadaşı olduğu söyleniyor.


Gelgelelim fasülyenin faydasına, olayın özüne 🙂 Yukarıdaki zat-ı muhteşem de dizinin oyuncuları arasında efendim. Bazılarınız sanırım oyuncuyu görür görmez tanımışlardır. Sean Patrick Flannery ile birlikte rol aldığı ” Şehrin Azizleri ” filminden veya Lady Gaga’nın Judas müzik klibinden 😉 Norman Reedus tarafından canlandırılan Darly Dixon karakterine hayat veriyor, ekran başındaki bayanların yüreklerini titretiyor efendim. Darly Dixon ve ağabeyi Merl aslında orijinal çizgi romanda yer almayan karakterler yani aslında ikisinin de dizide kısa sürede harcanmaları gerekiyordu. Ancak Norman Darly Dixon’a öyle harika bir şekilde can verdi ki kısa sürede dizinin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi. O kadar ki hayranlar hemen her hafta kanalı mail yağmuruna tutarak Darly karakteri ölürse diziyi izlemeyi bırakırız diye kanalı tehdit ediyorlarmış ehauha 😀 Norman bile katıldığı eventlerde Darly’nin bu kadar uzun yaşamasının tek nedenin sahip olduğu hayranlar olduğunu açıkça söylüyor. Bu ilgi o kadar artmış ki sonunda çizgi romanın yaratıcısı Robert Kirkman Darly Dixon karakterini çizgi romana da dahil etmeye karar vermiş. Böyle bir şey daha önce bir kere de daha olmuştu, Smallville dizinde Chloe karakterinin gördüğü ilgi sonrasında çizgi romana da dahil edilmişti. Anlayın yani Darly’nin gördüğü ilgiyi 🙂

Darly ve ağabeyi Merl sarhoş, çocuklarını döven bir babanın çocukları olarak büyümüşler. Merl evden uzaklaşmak için başını devamlı belaya sokarken Darly geride kalıp yaşamaya çalışmış. Kendi ağzından anlattığı hikayesine göre bir gün ormanda kaybolmuş ve yokluğunu kimse fark etmemiş. Evinin yolunu bulduktan sonra ilk yaptığı şey mutfağa koşup kendine bir sandwich yapmak olmuş. Ondan sonra kendi başının çaresine bakmayı öğrenmiş. Ağabeyi Merl düştüğü hapishaneler ve ıslah evleri neticesinde nazi gruplarına karışmış. Başı her daim belada olmuş. Ancak Darly ondan başka sahip olduğu kimse olmadığı için ağabeyine değer veriyor. Merl ve Darly arasındaki en belirgin fark dikkatli izleyicilerin hemen fark ettikleri üzere Darly’nin ceketinin arkasında bir çift melek kanadı bulunmakta 😉

Darly deyim yerindeyse köylü çocuğu, karakterler arasında bu yüzden yaşama bilinci bakımından en gelişmiş olanı. Kendi avlarını ok atmak, bıçak fırlatmak gibi envai çeşit şekilde yakalayabiliyor ve diğerlerinin karınlarını doyuruyor. Avcılık yeteneği ona iyi bir iz sürme yeteneği de kazandırmış. İyi nişancı, attığı oklar Legolas kadar isabetli hatta kendisi aynen onun gibi saplanmış oku alıyor ve ziyan olmasın diye birkaç kere birden fırlatabiliyor. Ayrıca görünüşündeki sertliğe rağmen hayatın değerini en iyi bilen karakter. Diğerlerinin vazgeçtiği bir can için kendi canını hiçe sayıp günlerce arama yapabiliyor. Zombileri beyninden zımbalarken bir yandan ağzında bir fener elinde kenardan kaptığı oyuncak tavşanı taşıyabiliyor. Eğer Rick’e bir şey olursa Darly’den başka kimse de lider olamaz ahanda buraya yazdım.

Diyeceksiniz bir karakterden diziden daha fazla bahsettin ama bu karakter gerçek anlamda dizide ve romanda yer alan karakterlerden daha derin bir karakter. İlginç, gelişimi merak uyandıran, asi olmasına rağmen nasıl böyle yufka bir yürek taşıdığını anlayamadığımız haşin ama diğer yandan da evimizin erkeki yani 🙂 Zombilerle dolu bir dünyada ideal koca adayı 😀 Zaten sadece bayanlar değil erkekler tarafından da dizinin en sevilen karakterlerinden kendisi yane 😉

10/8 Neden?

Bir zombi aksiyonu olarak değil de Post-apokaliptik bir dizi olarak değerlendirdiğinizde gayet başarılı bir dizi de ondan.

Reklamlar

9 Yorum

  1. Ben bu dizinin ilk sezonu yani 6 bölümünü izlemiştim ve çok beğenmiştim. Ama sonra araya biiiiir sürü şey girdi, Supernatural dışında batı dizisi izlemez oldum. Şimdi bu yazıyı görünce ve 4. sezonun bile onaylandığını okuyunca bayağı şaşırdım. O kadar tutulmuş demek. Anlaşılan benim bir ara ufaktan ufaktan geri dönmem lazım bu diziye. 😀

    • Ben tavsiye ederim dizi çizgisini bozmadan kaliteli bir şekilde devam eden ender dizilerden. Zaman zaman sıkıcı olabiliyor ama amaç zaten insanların psikolojilerini kurcalamak olduğu için bunu bilerek seyreden seyirciler için tadından yenmez bir seyir veriyor 😉

  2. Bir sonraki bölümü sabırsızlıkla beklenen muhteşem dizi…Darly harika bir karakter hele ki son zamanlarda olanlardan sonra daha da önem kazandı bence,benim diğer bir favori karakterim ise Maggie,dizideki en düzgün,en kararlı kadınlardan biri bence…Eline sağlık çok güzel yazmışsın…

    • Sağol canım yazıyı beğenmene sevindim. Ben de 4. sezonu büyük bir merakla bekliyorum. Vali kesinlikle geri dönüş yapacaktır. Michonne ile hesabını hala kesemedi. Ayrıca spoilerleri de bilen biri olarak çizgi romanla yine farklılıklar yapacaklar mı bunun merakını da taşıyorum bakalım 🙂 Maggie de gayet iyi bir karakter, kısa zamanda zombi avlamayı öğrenip av ekibinin bir parçası olmayı başardı hem Glenn’le de pek yakışıyorlar bence 🙂

  3. nazenin

    Ben bu diziye şans eseri bir iki kez denk geldim ve açıkçası sevmemiştim, çok sıkılmıştım. ama şimdi sen böyle anlatınca acaba denesem mi dedim.
    Ayrıca ben diziyi izlerken geçmişte yaşanan bir hikaye olduğunu düşünmüştüm; dediğin gibi silahların ve arabaların eski ve eksik olması yüzünden böyle düşünmüştüm. Yani bu dizi günümüz dünyasında mı yaşanıyor?
    Prison Break’te seviyordum bu Sarah’ı ama bu dizide feci gıcık oldum, o kısacık 2, bölümde bile.
    Neyse dediğim gibi sen anlattığın için bir kez daha bakabilirim. teşekkürler yazı için

    • Diziyi aksiyon değil de karanlık bir dram olarak seyredersen bence diziye bakış açın değişecek ve daha fazla keyif alacaksın. Dizi bir zombi gerilimi değil aslında böylesi bir ölüm kalım sınırındaki insanların bütün sosyal haklarını yavaş yavaş kaybedip en ilkel insanı güdülerine geri dönmesini anlatıyor. Bu açıdan bakıldığında gayet başarılı bir drama bence 😉 Dizi günümüz dünyasında geçiyor ama tarih hemen hemen hiç zikredilmediği için net bir zaman dilimi yok.

  4. Bu diziyi bende izledim ve oyuncular rollerini o kadar güzel yapıyorlar ki onların dizide hissettiği çaresizlik duygusunu ben evimde otururken hissettim 🙂 Anlatımın gerçekten çok güzel ayrıca o beğendiğin zat-ı muhterem in hastasıyızz.:)

    • Zat-ı muhterem değil o benim için zat-ı Muhteşem ❤ 🙂 Yazıyı beğenmene sevindim, diziye henüz bir şans vermemiş olanlar için yazmak istedim veya sıkıldıkları için bırakanlara değişik bir bakış açıcı vermek için 😉

  5. İşe yaradığını söylemeliyim 😉

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: