Darkangelhome

47 RONİN – Ölmesi Gerekenler…


Yönetmen : Carl Rinsch
Senaryo : Hossein Amini, Chris Morgan, Walter Hamada
Görüntü Yönetmeni : John Mathieson
Müzik : Ilan Eshkeri

OYUNCULAR

Keanu Reeves – Kai
Hiroyuki Sanada – Ôishi
Kou Shibasaki – Mika
Tadanobu Asano – Lord Kira
Min Tanaka – Lord Asano
Jin Akanishi – Chikara
Masayoshi Haneda – Yasuno
Hiroshi Sogabe – Hazama
Takato Yonemoto – Basho
Hiroshi Yamada – Hara
Shu Nakajima – Horibe
Cary-Hiroyuki Tagawa – Shogun Tsunayoshi
Neil Fingleton – Lovecraftian Samurai
Rinko Kikuchi – Witch
Natsuki Kunimoto – Riku

KONU : Filmin konusu gerçek bir hikayeden esinlendiği için sizlere önce filmin esinlendiği orijinal hikayeden bahsetmek istiyorum. Böylelikle filmin size ne sunduğunu ve aslında nasıl bir hikayeden yola çıktığını daha iyi anlayabilirsiniz.

1700 yılında fazla gücü kalmamış olan İmparator Higashiyama Kyoto’da yaşıyor, Shogun Tsunayoshi ise Edo (yani şimdiki adı Tokyo olan şehir) dan Japonya’yı yönetiyordu. İmparatora saygısını sunmak isteyen Shogun hediyeler göndermişti, karşılığında imparator da kendi elçilerini Edo’ya gönderecekti. Tsunayoshi, İmparatorluk elçilerini kabul etmek ve onlara ev sahipliği yapmaları için iki genç Daimyo’yu(Feodal bey-Toprak Ağası) seçer. Bunlardan biri Harima vilayetindeki Ako Kalesi’nin efendisi olan Asano Takumi, diğeri de Sendai’nin lideri Date Munehare’dir. Her iki genç Daimyo yüksek sınıftan olan misafirleri ağırlamakta deneyimsizdiler ve bu yüzden Shogun onlara yardımcı olması için bir subay olan Kira Kozukenosuke Yoshinaka’yı görevlendirmişti.

Tarihsel kaynaklara bakıldığında açgözlü ve kendini beğenmiş biri olarak tanımlanan Kira, saygı ve minnettarlığın bir göstergesi olacak pahalı hediyelerin ona sunulmamasına sinirlenmiştir. Diğer Lord zor durumda kalacağını anlayınca hemencecik pahalı ve güzel hediyelerle Kira’nın gönlünü almış ve bu kez Kira’nın hedefi Asano olmuştur. Asano’ya yardım edeceği yerde, ona hakaretler etmiş, Asano’yu herkesin ortasında küçük düşürmek için her fırsatı kullanmaya başlamıştır. Bunlara ancak 2 ay dayabilen Asano’nun sonunda sabrı taşmış, kılıcını çekerek Kira’yı hafifçe yaralamıştır. Ancak Edo kalesi içinde kılıç çekmek yasak olduğu için Lord Asano suçlu bulunmuştur. Soruşturmalar sonucunda Shogun kışkırtmaları öğrenmiş ancak kurallar kesin olduğu için Asano’ya Seppuku (Hara kiri) emri vermiştir. 34 yaşındaki genç Lord resmi intihar yöntemiyle kendi canını almak zorunda kalmış, emrindeki 320 civarındaki sadık samurayı Ronin olmuşlardır. Efendilerini kaybeden sahipsiz samuraylara verilen isimdir ” Ronin “

Öte yandan Kira’ya hiç bir ceza verilmemiş aksine bir de tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Lord Asano öldükten sonra mallarına imparatorluk el koymuş ve ailesi mirastan men edilmiştir. Bu kararlara çok sinirlenen ve intikam almak isteyen samuraylar ne yapabileceklerini tartışırlar. Shogun onlara intikamı yasaklamıştır. Ancak samurayların liderleri olan ve Lord Asano’nun baş danışmanı Oishi Kuranosuke bir plan yapar. Hemen harekete geçtikleri takdirde zaten intikam almalarını bekleyen Kira hazırlıklı olduğundan onları kolayca yenecek ve intikamlarında başarısız olacaklardır. Bu yüzden beklemeye karar verirler. Bazı adamlar bu karara kızarak hemen kaleden ayrılırlar. Diğerleri Oishi’nin planına uymaya karar verirler.

Böylece Kira’yı gafil avlamak isteyen samuraylar değişik şehirlere dağılarak berduş hayatı yaşamaya başlarlar. Oishi yaşadığı şehirde sarhoş ve kumarbaz biri olarak ünlenecek kadar iyi rol yapmıştır. Hatta söylentilere göre bir gün alkollü bir halde yolda sızdığında başka bir samuray tarafından hakaretlere uğramış hatta yüzüne tükürülmüştür. Ancak Oishi büyük bir irade örneği sergileyerek bu hareketlere karşılık vermemiştir. Üstüne 20 yıllık sadık eşinden ona da bir zarar gelmemesi, hakaretlere uğramaması için boşanmış ve iki çocuğuyla onu ailesinin yanına geri göndermiştir. En büyük oğlu Chikara’ya ise gitmek ve onunla kalıp savaşma seçeneğini sunmuş, Chikara babasıyla kalmayı seçmiştir. İki yıl boyunca tüccar kılığında Kira hakkında bilgi toplayan ve bu arada içip serserilik yaparak kendilerini gizleyen samuraylar sonunda Kira’nın onlardan şüphelenmeyi bırakıp casuslarını geri çekmesiyle birlikte harekete geçme kararı almışlardır.

Ronin’lerden biri Kira’nın evinin planlarına ulaşmak için evin hizmetçisinin kızıyla evlenecek kadar ileri gitmiştir. Lordlarının ölümünden tam iki yıl sonra saldırı için toplanan 60 samuray gizli bir yerde buluşurlar, Oishi bazılarını evlerine geri gönderir ve toplamda 47 adet ronin saldırı için harekete geçerler. Lord Kira’nın çay seremonisi düzenlediği bir gece Oishi ve oğlu Chikara’nın liderlik ettiği iki farklı grup Kira’nın konağına saldırırlar. Bundan önce Oishi konağın komşularına saldırlarda kesinlikle zarar görmeyeceklerini, sadece Lord’larının intikamını almaya geldiklerini bildirmiştir. Zaten hali hazırda Kira’dan nefret eden komşuları da saldırılar sırasında sessiz kalmışlar ve onları engellemek için hiçbir şey yapmamışlardır. Büyük çatışmalar sonucunda Kira’nın bütün adamları ve torunu öldürülmüş 47 Ronin ise sadece 1 kayıp vermiştir. Kira evinin gizli bir köşesine saklanmasına rağmen yakalanmıştır. Önce Kira olduğunu ret eden Lord, Roninlerin efendilerinin kendisinde bıraktığı yara izi sayesinde kimliğini saklayamamıştır.

Oishi Kira’ya yine de rütbelerinden duyduğu saygıdan dolayı diz çökerek Lord’unu öldüren hançeri sunarak ona onurlu bir ölüm seçeneğini sunmuştur. Kira’ya Seppuku yapma hakkı sunulmuş olsa da korkudan titreyen hatta konuşamayan Lord bunu yapamamış bu yüzden Oishi aynı hançerle adamın başını kesmiştir. Oishi ve diğer samuraylar Kira’nın başını efendilerinin gömülü olduğu Sengakuji Tapınağı’na getirerek asarlar. Bir Ronin olanları Shogun’a iletmek üzere haberci olarak gider. Dikkat edilmesi gereken şey Ronin’ler Lord Kira’nın topraklarına, malına, karısına saldırmamış sadece amaçladıkları şeyi alarak Lord’un evinden ayrılmışlardır, Lord Kira’nın başı. Bu en başından beri amaçladıkları şeyin sadece intikam olduğunu açıkça ortaya koymuştur. İntikamları kısa sürede tüm diyarlarda duyulmuş ve herkes onlara saygılarını sunmuştur. Shogun onlar hakkındaki kararını verene kadar Ronin’leri 4 gruba ayırarak farklı daimyoların kontrolüne verir.

Samurayların hareketlerine kızması gerekirken hayran olan Shogun tam 47 gün boyunca ne karar vermesi gerektiğini düşünür. Samuraylar bir suç işlemişlerdir evet emirlerini dinlememişlerdir. Ancak istedikleri tek şeyin sadece efendilerini onurlandırmak olduğunu da samurayların en saygın kuralları çerçevesinde sergilemişlerdir. Eğer bunu görmezden gelirse kendi kültürlerine ve geleneksel kurallarına aykırı bir karar vereceğini biliyordur. Sonunda Shogun Ronin’lerin onursuz bir şekilde idam edilmeleri yerine efendileri gibi seppuku yapmalarını emretmiştir. Bir samurayın en onurlu ölümü olarak görülen seppuku kararıyla shogun hem öğretilerine sahip çıkmış hem de emirlerine uymamalarını cezalandırmıştır.

Oishi ve henüz 16 yaşında olan oğlu Chikara dahil olmak üzere 45 Ronin birlikte seppuku yaparak hayatlarına son vermişlerdir. Shogun’a mesaj vermek üzere giden 47. Ronin ise gençliği dolayısıyla affedilmiştir. Yine de efsanenin adı 47 Ronin olarak kalmıştır. Bu 47. Ronin hakkında değişik iddialar da bulunmaktadır. Genç yaşından dolayı Oishi’nin saldırılar başlamadan hemen önce onu göndermesi dolayısıyla saldırılara iştirak etmediğinden Shogun onun seppuku yapacak değerde olmadığına karar verip affettiği de söyleniyor. Nihayetinde kurtulan Ronin yaşlanıp öldükten sonra arkadaşlarının yanına gömülmüştür. Ölen Ronin’ler efendilerinin yanına defnedilmişlerdir. Daha önceden Oishi’ye sokakta hakaret edip tüküren samuray tapınağa gelerek içten özürlerini Oishi’ye sunmuş ve orada hara kiri yaparak kendi canına kıymıştır. Önceden en kötü koşullarda yaşayan diğer samuraylar 47 Ronin’in isimlerini temizlemelerinin ardından yeniden saygınlıklarını kazanmış ve iyi işler edinmişlerdir. Shogun Asano’nun küçük erkek kardeşine isimlerini yeniden inşa etmesi için de izin vermiştir. 47 Ronin’in hikayesi her daim anlatılan bir kahramanlık hikayesine dönüşmüş, haklarında yüzlerce kitap yazılmış, araştırma konusu edilmiş, dizilere ve filmlere konu olmuşlardır. Her sene Japonya’da binlerce kişi bu kahramanlara saygılarını sunmak için tapınaklarını ziyaret etmektedir.


KİŞİSEL YORUM (SPOİLER İÇERİR)

Filme gelecek olursak elimizdeki hikayenin muhteşemliği su götürmez bir şekilde ortada zaten. Ancak yönetmen Carl dünya bazında bir gişe elde etmek için kadroya Keanu Reeves gibi bir Hollywood yıldızını dahil etmeye karar vererek daha ilk anda büyük bir hata yapmıştır. Keanu’yu hikayeye uydurabilmek için bu eşsiz samuray efsanesinin içine cadıları, gizemli yaratıkları, sihri sokuşturmuş, gerçek bir hikayeyi mistiksel bir zırvalığa çevirmiştir. Sanırım bunu kimse inkar edemez. Ne tür yetenekleri olduğunu bilemediğimiz -sanırım iz sürebiliyor orası kesin- melez bir çocuk olarak hikayeye giriş yapan Keanu o kadar iğreti duruyor ki filmde anlatamam. Üstüne bir de biz ayrı dünyaların insanlarıyız sosuyla servis edilen bir aşk var ki sormayın gitsin…Öyle gereksiz, öyle iğreti ki… Hayır zaten senin elinde tek bir satırını bile değiştirmeye gerek görmeden uyarlayabileceğin muhteşem bir hikaye var zaten. Her filmin içinde bir aşk hikayesi olmak zorunda mı alla sen? Sırf Keanu’nun varlığı nedeniyle bütün castın çarpık bir İngilizce’yle konuşmalarından bahsetmiyorum bile. Neden kıçını sıkıp o da Tom Cruise gibi Japonca öğrenmemiş anlayamıyorum. Bu film İngilizce değil Japonca olmalıydı. Sadece dil bile izleyeni konuya yabancılaştırıyor.

Benimsenen ucuz reklam teknikleriyle mesela o afişlerde sayfa sayfa yer alan hatta fragmanda birle görülen kafatası dövmeli elemanın zaten fragmandaki kadar filmde yer alması gibi saçmalıklar da üzerine tuz biber ekliyor. 10 saniye ancak filmde yer alan bir adamı neden afişlerde kullanırsın? Böyle dandiklik olamaz. Film boyunca Yüzüklerin Efendisi veya Karayip Korsanları’na selam çakan sahnelere rastlamanız mümkün. Efsanevi olacağız derken kopyacı olmasaydınız iyi olurdu sayın yönetmen. Carl Rinsch acemiliğini sonuna kadar filmde sergilemiştir. Elinde izbandutlara taş çıkartan boyunu aşan bir senaryo olduğu belli ve o bunu batırmak için adeta özel bir gayret göstermiş.

Filme bakarsak bence film Oishi ve yararsız gördüğü için mi yoksa henüz yeterli görmediği için mi olaylara katmadığı, sakınıp kolladığı oğlu Chikara arasındaki ilişkiye odaklanan ve tüm hikayeyi bu ikili üzerinden yürüten, üstelik de enfes bir Japonca ile izleyeceğimiz bir film ne harika olurdu değil mi?

Hayır oğlanın neden böyle geri planda tutulduğu, baba ile oğul arasında neler olup bittiği çok havada. Gördük ki Oishi aslında oğlusunu seviyor ve onu kollamak için geri planda tutmaya çalışıyor ama insan bunu bir kerecik bile perdeye yansıtmaz mı? O zavallı Chikara’ya film boyunca çok güldüm. Baskına giderler ” sen burada kalacaksın “, kılıç kapmaya giderler ” sen dışarda dur “, her gün talim yapıyor babası ” phhffjhgjf… “, Shogun ” durun Chikara sen ölme. ” garipçiğim bir şeyi yapmasına da izin vermediler puhahha XD Halbuki eğer film orijinal hikayeye göre ilerleseydi Chikara yani bizim sevgili Jin’imizin filmde daha büyük bir rolü olacaktı. Hatta şöyle söyleyebilirim aslında Jin’in üstlenmesi gereken rolü kıytırıktan kılıflarla Keanu’ya giydirmişler. Jin’in karakteri belki de hikayedeki en önemli ikinci karakter olacakken oldukça önemsiz bir bireye dönüşmüş. Hatta babasının ona liderlik vermesini bırakın Oishi ve Chikara arasında garip bir soğukluk ve mesafe var.


Filmden önce Jin demeçlerinde öleceğinden bahsetmişti, ya filmin orijinal hikayeye uygun olarak aktarılacağını sandığından böyle dedi ya da fanlarıyla kafa buldu bilemiyorum. Ama neticede yönetmen Carl çok büyük bir hata daha yaparak orijinal hikayede babasıyla birlikte onuruyla ölen Chikara’yı filmde affettirdi. Üstelik Jin söyleşilerinde Kai karakterini yani Keanu’nun karakterini en iyi anlayan kişinin kendi karakteri olduğundan falan bahsetmişti. Filme bakıyorum Kai ve Chikara arasında sadece iki replik var, ikisinde de Kai Chikara’ya aynı şeyi söylüyor ” Git babanı getir. ” Bu kadar yani. Ekstra bir dostluk sergiledikleri yok anlayacağınız. Chikara filmde işe yarar tek bir şey yaptı sanırım pilav karıştırdı. XD Bir iki de ok atmasına izin vermişler garibin de heyecanı kursağında kalmamış bari. XD

Film vaat ettiği aksiyonu seyircilere veremiyor. Aksine cadılar ve saçma sapan şeylere odaklanıp çizgisini kaybediyor. Zaten Lord Kira karakteri oldukça zayıf çizilmiş bir de cadı olması gerektiği gibi kötü boşluğunu dolduramayınca film şirazesini kaybediyor. Müzikleri zaten hiç akılda kalıcı değil. Film hakkında neyi tutsanız elinizde kalıyor desem yanlış olmaz. Filmin en büyük artısı belki de Hiroyuki Sanada’ya sahip olması. Bu adam samuray olarak doğmuş yeminle. Yani onu rahatlıkla 1700 lü yıllarda belinde kılıçlarıyla dolaşan gururlu bir samuray olarak düşünebilirsiniz. Günümüzde bu ruhu koruyabilen ve hissettirebilen fazla Japon oyuncu kalmadı. Bir yerden sonra zaten ben gereksiz Keanu’yu değil sırf onu seyretmeye başladım. Neden intikam almaları gerektiğini filmin bir yerinde çok güzel özetledi.

” Lordumuz öldü, biz de onunla birlikte ölmeliydik. Ama yaşıyoruz ve bu doğanın dengesini bozuyor. Ölmemiz gerek. Ölmeden önce de Lord’umuzun onurunu geri alacağız. ”

10/4 Neden? Efsanenin içine ettikleri için.

Sen git elindeki bunca güzel malzemeyle böylesine dandik bir film çek. Bu da bir başarıdır zaten. 200 milyon dolar masrafına rağmen şu anda sadece 87 milyon dolar hasılat elde etmesinden belli seyircilerin de filme olan tepkisi. 2013 yılının gişede patlayan filmi olması boşuna değil arkadaşlar. Film gösterime girdikten sonra bekledim bu yorumu atmayı çünkü kimsenin filme gitmesini etkilemek istememiştim. Ama bence sinema yerine evinizde izleyebileceğiniz sıradanlıkta bir film. 3D seçeneği ise tamamen para aldatmacasından ibaret bunu da not düşelim…

Reklamlar

8 Yorum

  1. O kadar çok aynı şeyleri düşünmüşüz ki ne eklesem bilemedim heralde yazsam neredeyse aynı şeyleri yazardım film hakkında:D
    Beğendiğim bir şey vardı cadı çok gereksiz hikaye de ama onun sahnelerinde görsellikte güzeldi heralde sırf bah biz bunla iyi oynarız iyi görsellik katar diye koymuşlardı. İlk tilkiden kadına dönüşme sahnesi vardı tersten çekim orayı çok beğenmiştim bir de yılanımsı ejderha sahnesinde ki görsel efektler güzeldi gerisinde kadına sinir olmakla geçirdim:D
    Yüzüklerin efendisi olayını çok hissettim ben de bir kaç sahnede, kılıç dövme, dövüştüğü bi tip vardı orgdu resmen:D mağaraya girmeleri falan bi çok yerde, zaten o adaki gemiler ambians komple karayıp korsanlarından kopyala yapıştır:D
    Kai ile Chikara nın “git babanı getir” olayı komikti resmen yaa güldüm orda sadece iki kere konuşuyolar orda da aynı şeyler:D
    3D ye gittik biz de ama filmin sadece yüzde otuzu falan üç boyutluydu, arada gözlüğü çıkar izle alt yazı olmasa altyazı bulanık göründüğünden gözlükle izledik resmen.
    Orjinal hikaye de hiç fantastik ögeler katılmadan da etkileyiciymiş hani süprizli falan değil ama bir kahramanlık destanı olarak insanı etkilerdi gerek yoktu cadıya şeytana:D Umarım ilerde biri bunu yapamamışlar yaa ben bi daha çekeyim adam gibi der:D
    94 ve 41 yapımı japon filmi var, 94 yapım olanı izlemek istiyorum bi ara bakalım nasılmış:D
    Diyeceğim o ki eline sağlık yerinde bir yorumdu:D

    • Sağol canım aynı şeyleri düşündüğümüzü görmek güzel zira bence bizim gibi uzak doğuya yabancı olmayanların keyif almaları zor böyle filmlerde. Sanki sadece sırf aman gidiyim de Keanu’yu bir kere de samuray olarak izleyim diyecekler için çekilmiş gibi. Gereksiz detaylar ve kopyacılık had safhadaydı. Cadıdan mesela daha fazla atraksiyon bekliyordum ben. Kai ile son dövüşü ne saçmaydı öyle. Bir Komooooon bir kılıç hareketi bitti. 😛 Madem filmin ana kötüsü olarak bu hatunu seçtin o halde adam akıllı bir atraksiyon yaptırsaydın bari değil mi? Ama dediğim gibi orijinal hikaye gerçekten müthişmiş. Ben de film yüzünden araştırıp öğrendim. 94 yapımı olanı seyrettikten sonra bir karşılaştırma yazısı bekliyorum senden o zaman 🙂 Eğer beğenirsen ben de izleme listeme alırım 😉

  2. soner

    kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş siznki o hesap fetih 1453 de gördük çok biliyosanız yapın şöyle bizim tarihmizle ilgili film bakalım boş boş konuşuyonuz siz gidin kurtlar vadisi falan izleyin bu filmler sizi aşar hacım

    • Ne alakası vay 1453 ile 47 Ronin’in??? İkisinin de gerçek tarihten uyarlama olması dışında ki bilmiyorsanız gidip benim 1453 yorumumu da okuyabilirsiniz. Onu da beğenmedim zaten 😛 Bunlar benim kriterlerim ve benim değerlendirmelerim, beğenmiyorsanız okumak zorunda değilsiniz. Hem ben yönetmen değilim ki film çekeyim XD Ben biz izleyici olarak filmdeki eksiklikleri objektif olarak değerlendiriyorum. Siz beğenmişseniz bu sizi alakadar eder, ben herkesin film hakkındaki fikrine saygı duyarım. Farklı düşünceleri paylaşıyoruz o kadar. Bu kadar defensif olduğunuza göre ya Jin fanısınız ya da Keanu? XD

  3. açıkçası bazı noktalarda size katılıyorum lakin bu efsaneyle ilgili 6 tane film çekilmiş ve televizyonlarda programlarda yeterince bahsedilmiştir, illa epik epik diyorsak bence japonların kendi filmlerini izlemeliyiz. hali hazırda bir sürü film varken bunlara bir yenisini eklemek gereksiz olurdu, farklı bir bakış açısıyla anlatılmış saygı duymak lazım ama cidden ayrı dünyaların insanıyız, neydüğü belirsiz bir çocuk, saçma sapan geçmişi, cadı işi büyü işi zırvalıklarını bir filmde toplamalarına gerek yoktu

    • Teşekkürler yorumunuz için. 🙂 Ben diğer filmlerle bir kıyaslama yapmadım, filmi kendi çapında değerlendirdim. Sonuçta Japon uyarlamaları teaa ne zaman çekilmiş. Hollywood’un elindeki güzel imkanlarla epic bir destanı eli yüzü düzgün bir filmle beyaz perdeye aktarabilseydi Oscar’laya oynayan bir film olurdu diye düşünüyorum. Ne yazık ki potansiyeli harcanmış.

  4. esrajm

    Valla bayıldım değerlendirmene tüm içimden geçenleri söylemişsin. Filmi sırf Akanishi için 1 yıl kadar bekledim Allahtan o ara vaktim yoktu da sinemada izlemedim. Hayal kırıklığım ekranla birlikte büyürdü herhalde. Bu yaz oturdum evimde izledim filmi hem de bazı yerlerinde uyuklayarak 🙂 Samuraylar falan deyince bol aksiyon kılıç sahneleri vs. yaşadık diye düşünmüştüm. Tabi bir de Akanishi olunca görsellik de olur her saniyesini gözümü kırpmadan izlerim diye düşünmüştüm. Hiç de düşündüğüm gibi olmadı.
    İzlemeye başladım bekliyorum ki Jin gelecek tam umudumu kesmiştim ki geldi 🙂 Sırf onun hatırına tamamladım filmi. Çok fazla sahnesi olmasa da ha çıktı ha çıkacak derken filmi bitirdim bir şekilde.
    Sırf Keanu Japonca bilmiyor diye tüm Japonlar İngilizce konuşuyor. Üstelik bu bir ayrıntı olamayacak kadar büyük bir hata. Olay Japonyada geçiyor tüm oyuncu kadrosu Japon ama gereksiz Keanu yüzünden dil İngilizce. Bir an kendimden şüphe ettim. Yanlışlıkla İngilizce dublajlı versiyonunu falan mı indirdim diye. (En azından Jin’in İngilizcesini duymuş olduk)
    O mistik unsurlar da filmdeki birçok şey gibi aşırı gereksizdi.

    • Jin’i harcamışlar matmazel^^ Yukarıda da dediğim gibi Oishi ve Chikara üzerinden ilerleyen bir film olsaydı bu bence çok daha harika olurdu. Üstelik dil Japonca olur, Jin daha fazla görünür, rolüyle dikkat çekme şansı elde ederdi. Şimdi kim bu pilav karıştıran delikanlıyı fark edecek? Pıffff… Yüzü gözü düzgün, İngilizce de biliyor sen koy bu adamı ön saflara çek seyirciyi ama nerdeeeeeeee~ Eminim ki o ölen şişko seyircinin daha fazla aklında kalmıştır. 😛 Jin’in bir sonraki projesini daha ince eleyip sık dokuyarak seçmesini diliyorum sadece.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: