Darkangelhome

Kış Masalı – Gerçek Aşk Değil Gerçek Saçmalık


YAZAR : MARK HELPRIN

ORİJİNAL ADI : Winter’s Tale

TÜRKÇE ADI : Kış Masalı

YAYIN EVİ: Hyperion

KONU :

Şehirlerden… New York.

Nehirlerden… Hudson Nehri.

Göllerden… Haritada var olmayan ama her kış donan bir göl.

Ve bir adam.

Mevsimlerden… Merhametsiz kışlar.

Bulutlardan… Bir duvar.

Aslında ilginç bir şekilde kitabın arka kapağında yazan bu açıklamalar tastamam kitabın içeriğini anlatıyor. Bir adamın kış mevsimleri içerisinde şehre yaptığı yolculuğu ve burada aşkı bulmasının ardından garip bir şekilde günümüze gelmesi ve beraberinde bütün düşmanlarını da getirmesi anlatılıyor.

Kitap bu sene şubat ayında, Sevgililer Günü’nde gösterime giren, başrollerinde Colin Farrel, Russel Crowe ve Jessica Brown Findlay’in olduğu aynı adlı filme de uyarlandı.

KİŞİSEL YORUM : Uzun zamandır bir kitap yorumu yapmamıştım. Sevgili Pudra Tozu‘nun aracılığıyla yayın evi tarafından bana Mark Helprin’in ” Winter’s Tale ” yani Türkçe ismiyle ” Kış Masalı ” isimli kitabı verdiğim uzun arayı kesmeme neden oldu. Kitap son satırına kadar dolu 769 sayfa bir kitap. Kalın olması onun okumasını zor kılan etkeni değil zira daha önce bu kitaptan çok daha kalın kitaplar okudum. Kitabın okunurluğuna darbe vuran en büyük etken ağır bir edebiyat diliyle anlatılmış olması.

Şöyle basitçe açıklamam gerekirse yazar Beylikdüzü’nü mü anlatacak önce başlıyor Avrupa kıtasını anlatmaya. Bir tanım cümlesi içinde üç tanım cümlesi kurabilecek kadar uzun cümleleri var. Bazı cümleleri rahat bir paragraf sürüyor ve bittiğinde aslında neyi tanımlamak için yola çıktığını unutuyorsunuz. Her bir şeyleri benzetme, bir şeyleri derinlemesine anlatma derdinde. Ancak bu durumun ne kitaba ne de hikayeye faydası var ne yazık ki. Demek ki neymiş? Gereksiz edebiyat sıkarmış arkadaşım.

Kitabın ilk yüz sayfasından sonra biraz toparlanma olsa da özellikle son partında hikaye öylesine saçmalaşıp dağılıyor ki yazar da toparlayamayarak aynı saçmalıkla kitabı noktalıyor. Kitabın uyarlandığı film de zaten bu yüzden sıkıcı mı sıkıcı. Fragmanının gazıyla filme gidenlerin çoğunun yarısında çıktığını okuduğumda hiç şaşırmadım. Zaten Amerika’da Sevgililer günü promosyonuyla gösterime girmesine rağmen hasılatıyla masrafını ancak çıkarabilmiş film. Kitabın sahip olduğu karmaşa filme de yansıyınca insanların konuyu anlamakta zorlanması ve biz ne izliyoruz, bu insanlar neden bahsediyor diye düşünmeleri gayet normal.

Kitaptaki neredeyse bütün karakterlerin takıntılı oldukları bir şeyler var. Kimi renklere sapkıncasına hayran. Bir diğeri yeni kelimeler öğrenme meraklısı. Bir başkası makinelere aşık. Ama yazar New York’a ve kışa aşık olunca bütün bu detaylar sadece onun şehre ve kışa olan aşkını anlatmasına vesile oluyorlar sadece. Bir şehir üzerine bu kadar düşünülmüş ve böylesine aşkla yazılmış bir kitap bulmak zordur ancak yazarın bu aşkını başka bir aşkın kamuflesinde sunma çabası yüzünden her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdığını görüyoruz.

Peter Lake ve Beverly aşkı kitaba düzen gelen kısımlarda iyi olsa da ne için kitaba dahil olduklarını bir türlü anlayamıyoruz. Peter Lake neden ve nasıl günümüze geldi, bulut duvar neydi, Beverly önemli bir etken miydi, düşmanları onun peşinden gelmeyi nasıl başardı ve bunun gibi bir dolu soru cevapsız kalıyor. Kitap boyunca yazarın bizlere fırlattığı bütün sorular cevapsız bir şekilde havada kalıyor. Kitapta en güzel işleyen şey tesadüfler. Yazarın becerebildiği tel şey karakterlerini güzel bir tesadüf zinciri içinde karşılaştırmayı başarabilmek o kadar.

Kitap hakkında yorum yazmış bazı kitap bloglarına baktım da arkadaşım siz kitapları okumadan mı yorumları yazıyorsunuz? Kimisi başkalarının yorumlarından fikir edinerek yorumlamış kitabı kimisi fragmana bakıp bu kitabın da okudukları dönem kitapları gibi bir aşk romanı olduklarını zannederek övmüşler. Halbuki kapağını açıp kitabı bir okumayı deneseler neden bahsettiklerini anlayacaklar. Yayın evlerine yaranmak için veya kitap okumuş izlenimi vermek için böyle saçmalamayın reca edeceğim. En azından komik duruma düşmezsiniz oki?

Yayın evi de cinlik yapıp filmin afişini kitap kapağı yapmış ki satılsın. Bu tür ucuz numaralardan nefret eden biri olarak eğer bir kitap dükkanında görseydim izlemediğim filmin kitabını almazdım açıkçası.

10/4 Neden?

Kitabın kapağını kapattığımda bende bıraktığı tek iz istiridye kavurması yeme isteğiydi. İşte o derece dolu, ancak çok dolu olduğu için anlatacaklarını anlatamamış bir kitap işte…

Reklamlar

6 Yorum

  1. Helal çok doğru noktalara değinilmiş yazı olmuş. Gerçekten blog dünyası çoğunluğu öyle amacından sapıp yayın evi yalakası olmaları boşa değil!

    • Teşekkürler 🙂 Biraz sert bir eleştiri oldu ama hak edilmemiş bir şey yok bundan emin olabilirsiniz 😉

  2. Cidden ilk gördüğümde övecekmişsin gibi gelmişti bana da yanılmışım
    yani okumadığım için tabii
    kapağı beni etkiledi ama yorumların bayağı bi sert olmuş ‘sonunu zor getirdim almayın sakın’ ın biraz hafifi işte
    yine de merak ettim en kısa zamanda kitaba göz atıcam bilgilendirme için teşekkürler 🙂
    bu arada wordpresse üye olmayanlar beğenemiyo mu yayını?

    • Teşekkürler yorumun için 🙂 Bana göre kitabın bütün eksi ve artı yönlerini değerlendirdim. Okuduktan sonra da burada fikirlerini paylaşmanı isterim, katıldığın veya katılmadığın noktalar olacak mı bakalım^^

      Benim bildiğim kadarıyla üye olmayanlar da beğenebiliyorlar?

  3. Sinan

    Kitabı okumadım, filmini izledim. İlk başlarda filmi basit buldum. Fantastik filmleri sevmem. Fakat 2.bölümde filmde yazarın anlatmak istediği bazı şeyler olduğunu gördüm. Arka planda bir felsefe vardı. Bu beni çekti. Sıradan insanlara göre değil kesinlikle, fakat yaşadığı hayatın anlamını arayan insanlara birşeyler söylüyor yazar. Gündelik yaşamın dışında bir film. Mesela David Lynch filmlerini de izlediğimizde bişey anlamayız. Fakat bunlarda başka birşey var herkesin anlayamayacağı, anlamak istemeyeceği. Amaç sadece güzel bir film izlemekse bu film size bunu vermez. Ama bazı insanlar bu filmden alacağını alır. Çünkü yazar, yanlız değil. İyiki de yazmış bu kitabı.

    • Yazarın felsefe anlatmasında sakınca yok ki zaten ben de yazım da değindiğim gibi kitabın en büyük sıkıntısı birçok güzel konuya değinmesine rağmen hiçbirini toparlamadan öylece havada bırakarak noktalanmış olması. Siz ben okudum ve tamamen tatmin oldum diyebiliyorsanız ne güzel. Ancak ne yazık ki aynı cümleleri kuramayacağım. Eğer gerçekten insanlara ulaşmasını istediği bir felsefe, bir konu yazmak istiyorsa bence insanlara ” ulaşabilecek ” bir şekilde yazmalı.Şahsi görüşüm bu şekilde^^

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: