Darkangelhome

Fringe – Bilimin Gidebileceği En Son Sınır


TÜR: Bilim Kurgu
YAPIMCILAR: J. J. Abrams – Alex Kurtzman – Roberto Orci
ÜLKE: Amerika
DİL: İngilizce
YAYINLANAN SEZON: 5
TOPLAM BÖLÜM SAYISI: 100

OYUNCULAR

Anna Torv – Olivia Dunham
Joshua Jackson – Peter Bishop
John Noble – Walter Bishop
Lance Reddick – Phillip Broyles
Kirk Acevedo – Charlie Francis
Blair Brown – Nina Sharp
Jasika Nicole – Astrid Farnsworth
Mark Valley – John Scott
Leonard Nimoy – William Bell
Michael Cerveris – The Observer (Mr. Gemini)
Kevin Corrigan – Sam Weiss

Seth Gabel – Linconl Lee

KONU : FBI’ın bir kolu olan ve Boston, Massachusetts merkezli Fringe Bölümü özel ajanı olan Olivia Dunham, ortağı ve aynı zamanda sevgilisi olan ajanın başına gelen bir olay sonrasında onu kurtarabilecek tek kişinin akıl hastanesinde yatmakta olan bir bilim adamı olduğunu öğrenir. Ancak onu oradan çıkarabilecek tek kişi tek akrabası olan oğludur. Üstün zekalı eski bir Mit üyesi olan ve şimdilerde sahtekarlıkla para kazanan Peter Bishop’a ulaşan Olivia onun gözetiminde babası Walter Bishop’u akıl hastanesinden çıkarır. Çılgın bilim adamı Walter Bishop ve üstün zekalı oğlu Peter Bishop’ın metafizik ve ileri bilim ile ilgili konular hakkında atışa atışa çözdükleri garip davalar birbiri ardına geldikçe bir ekip olmaya başlarlar. Fringe takımı korkunç ve tüm dünyayı etkileyebilecek açıklanamayan olayları açıklamak için alışılmamış bilimsel yöntemlerden ve FBI soruşturma yöntemlerinden yararlanmaktadır.

Dizi özellikle The X-Files dizisinden ilham alarak yaratılmış ancak 3. sezondan itibaren çok başka bir şeye dönüşmüştür. Dizinin 10 milyon ile başlayan seyirci sayısı 4. sezon finalinde 3.08 milyona düşünce Fox kanalı diziyi bitirmeye karar vermiş ancak dizi 100 bölüme çok yaklaştığı için Warner tarafından yarım sezon için anlaşmaya varılarak 13 bölümlük bir 5. sezon çekilerek dizi 100 bölüme ulaştırılmıştır. Bu arada internet üzerinden düzenlenen destek kampanyaları ve hazırlanan videolar da kararda etkili olmuştur. Dizi Kanada, İngiltere, Avustralya dahil pek çok ülkede gösterilmiştir.

KİŞİSEL YORUM : X-Files bir dönemin efsane dizisi haline gelmişti hepinizin bildiği üzere. İşlediği konular olsun, her daim gizemini koruması olsun. Ondan sonra şöyle dişe dokunur bir bilim kurgu dizisinin geldiğini söylemek güç. Ancak artık gönül rahatlığıyla X-Files ve Fringe diye iki diziyi sayabiliriz.

X-Files daha çok uzaylılar çevçevesinde ilerleyen konusunu arada işlediği ama her zaman ana konuyla bağlantılı olduğu ortaya çıkan olaylarla ilerleyen bir diziydi. X-Files da Scully her zaman bilimin ve gerçekçiliğin yanında dururken Mulder inancın ve bilinmeyen gizemlerin yanında durarak aradaki dengeyi koruyor, böylece seyircilerin her iki tarafa da olan bakış açısını işliyordu. Fringe de aynı şekilde ara konularla desteklediği bir ana konuya sahip. Ancak o paralel evrenler ve gelecek insanları, dünyanın geleceği, bilimin ilerleyeceği son noktalar üzerine kafa yoran bir dizi. Her ne kadar işlediği konular çok ütopik olsa da tamamen bilim üzerinden ilerleyen arada sırada din inancına göndermelerde bulunan ve Tanrı’nın varlığına işaret eden bir dizi. Dolayısıyla karşımıza çıkan konuların hem problemi hem de çözümü bilimden geliyor.

 

Böyle olunca da devreye çılgın bilim adamı Dr Walter Bishop giriyor. Walter on yıldan fazla kaldığı akıl hastanesi, orada gördüğü tedaviler ve daha önemlisi beyninin bir kısmının eksik olması yüzünden çocuksu, iyi niyetli ama zehir gibi bir beyne sahip bir bilim adamı olup çıkmış. Sadece onun düşünmesini ve odaklanmasını sağlayabilecek bir şeye ihtiyaç duyuyor bu da zeka bakımından ondan aşağı kalmayan ve çok sevdiği oğlu Peter oluyor. Peter sayesinde Walter hastanede yaşadığı travmaları atlatarak olabildiğince normal olmaya çalışıyor. Elbette bu kolay değil. Kolaylıkla kaybolabiliyor, para kullanımında başarısız olabiliyor, panik atak geçirebiliyor, kendini açıklamakta zorlanıyor, dünyanın en zeki bilim adamlarından biri bile olsa bir parça kekle dikkati tamamen dağılabiliyor. 😄 Walter Bishop TV tarihinin en güzel karakterlerinden birisi. Walter’ın suç mahallerinde onu bunu koklamasına, parmaklarını sokuşturup yalamasına alışacağınızı söylemem gerek. 😄 Sırf kendisini rahatlatıyor diye laboratuvarda inek beslemesi mi dersiniz, yardımcısı ajan Astrid’in adını bile bile her zaman yanlış söylemesi mi dersiniz ( Aspirin, Asterix 😀 ), çok ciddi bir işle uğraşırken bir parça tatlı yüzünden olaydan tamamen kopup gitmesi mi dersiniz, oğluna duyduğu sonsuz sevgi mi dersiniz kısacası Walter bayılacağınız bir karakter. Bu açıdan kendisini Yüzüklerin Efendisi serisinden de hatırlayabileceğiniz John Noble tek başına diziyi sürükleyen dinamik karakter haline geliyor. Zaten yukarıdaki afişte bile elinde bir içecek olması karakterin ne kadar ciddi olduğunu göstermiştir sanırım. 😄

Peter Bishop rolünde Dawson’s Creek dizisindeki Pacey rolüyle hafızalarımıza kazınmış Joshua Jackson’u görüyoruz. Bu diziyi izledikten sonra Pacey sizler için artık Peter olacak o kadar söylim. ♥ Eşsiz zekası, bildiği bir sürü dil ve matematik konusundaki yatkınlığıyla Peter babasının ve Fringe departmanının vazgeçilmez bir üyesi oluyor. Peter hakkında daha fazla detay veremiyorum çünkü ne desem bu çok önemli karakter hakkında spoilere girecek. Ancak bu dizi sayesinde oyuncuyu ne kadar özlediğimi bir kere daha fark ettim. Şimdiye dek denediği karakterler pek ona uygun değildi ancak Peter Bishop olarak ondan başkasını düşünemiyorum.

Olivia Dunham rolünde Anna Torv’ye alışmanız biraz zaman alacak. O tok ve pek de hanımsı olmayan sesiyle zaman zaman beni diziden koparan biri oldu. Fazla bir oyunculuk yeteneği de yok. Yüzünü kasıp ekşiterek bir şeyler yapmaya çalışıyor. Dua etsin ki Joshua Jackson’un onun gibi bir soğuk nevaleyle bile kimyası tutuyor. 😛 Ancak güzel kadın Allah için. Özellikle de dizi boyunda %90 saçları toplu bir şekilde oynuyor ki bu bile onun güzelliğinden bir şey eksiltmiyor.

Kendisinin paralel evrendeki versiyonunu kızıl saçlı peruğuyla başarıyla canlandırıyor. Üstelik bunu yapması için sadece daha fazla gülümsemesi de yetiyor. 😄 Paralel evrendeki Olivia’nın en sevmediğim yanı bütün o dişi hallerine rağmen daha erkeksi bir yürüyüşe sahip olması. Yine de bizim sıkıcı Olivia’mızdan daha eğlenceli bir karakter olduğu kesin. Phillip Broyles rolündeki Lance Reddick bu role cuk bir karakter. Özellikle de konuşma stiline hayran kaldığımı belirtmeliyim. Adam bir ” Sit ” diyor ekran karşısında ayaktaysanız oturmak istiyorsunuz o derece 😄 Seth Gabel de Linconl Lee rolünde gönlümü çelmeyi başardı. Bütün o sevimli Clark Kent tavırları ppgrpgfgfhfhfghfg ♥

Dizi bir ara ciddi anlamda sıkıcı bir döneme giriyor. 3. sezonda özellikle bu hissediliyor. Ancak onu atlatırsanız dizi özellikle 4. sezon ve 5. sezonda hakkını veriyor. Eğer 5. sezondaki 13 bölüm olmasaydı dizi kesinlikle anlaşılamayacak bir şekilde biterdi. Mutlaka ama mutlaka 5. sezonu izlemeniz gerekiyor ki koca bir dizinin aslında neyi konu aldığını anlayabilin. 😉 Böylelikle dizi boyunca bizi meraklardan meraklara sürükleyen, tonlarca teoriler üretmemize neden olan  The Observer’ların varlığının arkasındaki nedeni ve amaçlarını anlayabiliyoruz. 😉 Spoiler vermeden ancak bu kadarını söyleyebilirim. 🙂

Bazı diziler işledikleri ana konuyu belirli bir duygusal ilişki üzerinden ilerletirler. Mesela Supernatural dizisinde bu kardeşlik sevgisidir. Fringe dizisi ne kadar bilimselliğin dibine vurmuş bir dizi olsa da işlediği ana konu aslında babalar ve oğulları, onların birbirlerine duydukları derin sevgi üzerinedir. Baba ve oğul sevgisini bu denli derin işleyen bir dizi daha izlemedim henüz. Walter’ın Peter için yapabileceklerinin bir sınırı yok. Onun için bütün dünyayı, evreni hatta evrenleri birbirine katabilir. Peter onun akıl ile çılgınlık arasındaki çizgisi. Onun ne kadar ileri gidebileceğini görmesine neden olan ve kendisi dizginlemesini sağlayan tek etken. Peter aklını destekleyerek güçlendiren ve kimsenin düşünemeyeceği şeyler yaratmasını sağlayan ilhamı. Peter çocuksu yanı ile ciddi bilim adamı arasındaki köprüsü. Kısacası Peter onun her şeyi. Birlikte bu kadar iyi baba oğul canlandırabilecek oyuncular da azdır sanırım. Bu kimyaları çok tutmuş öyle ki dizide var olan aşkı bile gölgede bırakacak kadar yoğun sevgileri.

Joshua’nın sanırım şöyle bir özelliği var soğuk nevaleler ile kimyası inanılmaz tutan biri. Dawson’s Creek’te Joey karakterini oynayan Katie Holmes da böyle biriydi ancak Olivia çıtayı bu konuda oldukça yükseltmiş bir karakter. Küçüklüğünde yaşadığı üvey baba sorunu, sonrasında deney faresi gibi kullanılması, annesini kaybetmesi gibi nedenler onu insanlara karşı mesafeli ve çabuk sevmeyen, sevmekten korkan birisi haline getirmiş. Güven sorunu yaşayan bu karakter belki de geçmişi nedeniyle güvenilmesi en zor karakterlerden biri olan Peter ile bir şekilde anlaşmayı hem kendisini hem de onu kabuğundan çıkarmayı başarıyor. Bu açıdan güzel bir çift oldukları kanısındayım.

Diziyi izlemek isterseniz online dizi izleme sitelerinin çoğunda Türkçe alt yazılı olarak bulup izlemeniz mümkün. Eğer bilim kurgu benim dalım diyorsanız kesinlikle izleme listenizin başında olması gereken bir dizi Fringe. Dizinin açılış jeneriğinde bulunan imgelere de dikkat etmenizi öneririm. Birden fazla anlamlar içerek bu objeler her birer ip ucu. Ayrıca her bölüm içinde yer alan gizli Observerları bulmak kimileri için bir tutku olmuş durumda. Yakalayabilirseniz bravo! 🙂

 

10/9 Neden? Walter Bishop var daha ne olsun? 🙂

 

Dizinin açılış jeneriğinde çalan parçanın tamamını jenerikteki objelerle birlikte dinlemeye ne dersiniz?

1. Sezon açılış Jeneriği

Müziği üzerine yapılmış başarılı bir remix

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: