Darkangelhome

Sadako vs Kayako – Lanetli Hatun Dövüşü


Yönetmen : Koji Shiraishi
Senaryo : Takashi Shimizu, Kôji Suzuki
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Tür : Korku, Gerilim
Vizyon Tarihi : 01 Haziran 2016
Süre : 98 dk.
Müzik : Koji Endô

OYUNCULAR

Mizuki Yamamoto – Yūri Kurahashi/Sadakaya
Tina Tamashiro – Suzuka Takagi
Aimi Satsukawa – Natsumi Ueno
Masahiro Komoto – Shin’ichi Morishige
Masanobu Ando – Keizō Tokiwa
Mai Kikuchi – Tamao
Misato Tanaka – Fumiko Takagi
Masayoshi Matsushima – Sukeru Takagi
Ichiruko Domen – Hōryū
Runa Endo – Kayako Saeki
Elly Nanami – Sadako Yamamura
Rintaro Shibamoto – Toshio Saeki

KONU : Japonya’nın ünlü şehir efsanesi hayaletlerinden biri olan Sadako lanetli kasedinin birilerinin eline geçmesiyle birlikte uzun bir zaman sonra geri döner. Yuri Kurahashi ve Natsumi Ueno isimli iki üniversite öğrencisi eskici dükkanından aldıkları video oynatıcısının içindeki videoyu izleyerek Sadako’nun lanetine maruz kalırlar ve çaresizce kurtuluş yolu aramaya başlarlar. Bu arada ailesiyle birlikte şehre yeni taşınan lise öğrencisi Suzuka Takagi de sokağında bulunan eski evdeki lanetli hayaletlerle tanışmak üzeredir. Evi mesken tutmuş bir başka şehir efsanesi hayaleti olan Kayako ve ufak çocuğun hayaletleri eve giren herkesi lanetleyerek öldürmektedir. İki farklı hayaletin lanetine maruz kalan üç gencin son kurtuluş olarak başvurdukları rahip iki güçlü hayaletin lanetlerini birbirine kırdırmaktan başka çareleri olmadığını söyler.

Filmdeki hayaletler Koji Suzuki tarafından yaratılmış Ringu (Halka) filminin ana hayaleti Sadako ve Takashi Shimizu tarafından yaratılmış Ju-On (Garez) filminin hayalet Kayako’dur. Her ikisi de Japon korku filmi aleminde seyirciler tarafından bilinen ve ikonik olarak sevilen hayaletler. Zaten Ringu filminin de Ju-On filminin de Amerikan versiyonları çekildi. Sadako vs Kayako filmi 8 Milyon dolardan fazla bir hasılat yapmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Benim burada fazla korku filmi incelemesi yapmadığımı biliyorsunuz. Hem türü pek fazla sevmiyorum hem de ödlek korkağın teki olduğum için çok izlemeye cesaret edemiyorum. 😀 Ama çok klasik olan konular hakkında yeni filmler geldiğinde izlemeye çalışıyorum. Sadako hakkında çekilen Ringu (Ring – Halka) filmleri tam bir klasiktir. Özellikle de türün hayranlarını şoke ederek hafızalara kazınan ve bir külte dönüşen final sahnesiyle unutulmaz bir korku ikonudur. Şimdiye yayınlanmış korku filmleri içerisindeki en yüksek hasılatlardan birini elde etmiş olması gördüğü ilgiyi kanıtlıyor zaten. Halen izlemediyseniz şiddetle izlemenizi öneririm. Sonrasında çekilen Halka filmleri ne yazık ki ilk 3 filmin güzelliğine ulaşamamıştır.

Kayako ve oğlu hakkındaki Ju-On ise yayınlandığı zaman sinema salonlarını dolduran seyircileri korkutmak yerine güldürerek şaşkınlık yaratmış (kullanılan beyaz pudranın çokluğu yüzünden), ancak Sarah Michelle Gellar’ın baş rolünde yer aldığı yeniden çekimle karizmasını toparlamış ve yeni filmleri gelmişti. Halka’nın Amerikan versiyonu sevilmezken Garez’in Amerikan versiyonu nedense daha çok seviliyor, üstelik Garez’in yeniden çevrimini de aynı yönetmen yönetmiş olmasına rağmen. 😀 Kayako hakkında şimdiye dek 12 den fazla film yapılmış.

 

************************SPOİLER İÇERİR**************************

Japon sinema ve dizi sektöründe duyguları gözlerine ve mimiklerine yansıtabilen oyuncu bulmak çok zor ve ne yazık ki bu filmde onlardan bir tane bile yok. Bağıramayan, ağlayamayan hatta doğru düzgün konuşmak yerine mini mini seslerle konuşan karakterlerle dolu. Suzuka’yı canlandıran Tina Tamashiro‘yla başlayalım. Karakteri az önce anne ve babasını korkunç bir şekilde kaybetmiş ağlamıyor bile. O.o İnsan bi bağırır biraz ağlar kardeşim. O kadar duygusuz ki dolayısıyla filmin sonuna doğru büründüğü duygusal ifadeler inandırıcı olamıyor. Filmin baş rolündeki Mizuki Yamamoto‘yla duygusuzlukta yarışıyorlar. Mizuki öyle sakin ki karakter sanki her gün bir hayalet tarafından lanetleniyor. 😀 Filmin sonundaki Sadakaya‘ya hayat vermiş olması bile alacağı negatif puanları azaltmayacak. Sadece Natsumi rolündeki Aimi Satsukawa‘yı biraz beğendim en azından gerçekten hayatı için uğraşan biri izlenimini veriyordu. Gerçi bir buçuk gün içinde hayatını kurtarmaya çalışmaktan intihar etme aşamasına gelmesi hiç inandırıcı değil ama neyse…

Fikir aslında çok güzel, ikon haline gelmiş iki lanetli hayaleti birbirine kırdırmak ve sonucuna bakmak eğlenceli olabilirdi. Ama gelin görün ki Sadako ve Kayako’nun çarpışma sahnesi toplasanız 3 dakika falan ancak ediyor. O.o Resmen seyircilere atılmış yem. Kayako’nun Sadako’ya ait asıl lanetli kasedi parçaladığı sahne dışında elle tutulur hiçbir olay yok. Hele hele sondaki bombastik Sadakaya birleşmesi… Yani buraya nasıl bir facepalm çizsem de duygularımı ifade etsem bilemiyorum. Resmen komedi. 😀 İki hayaleti birbirine kırdırmak için uğraşırken olayı hayaletleri bir bedende birleştirerek daha da güçlendirip sözde ters köşe yapılmaya çalışıyorlar. Filmin finali o kadar oldu bittiye getiriliyor ki keyif almak mümkün değil.

Sadako’nun da Kayako’nun da kendilerine özgü hareketleri var. Kayako kocasının onu öldürme şekline bağlı olarak inanılmaz derecede korkunç bir yürüyüş şekline sahip ve şahsi fikrim bana Sadako’dan daha korkutucu geliyor. Sadako’nun da efsaneleşmiş bir yan yan yürüyüşü vardır ve özellikle de saçlarının arasından görünen korkutucu gözleriyle meşhurdur. Bu filmde iki hayalet de yeterince iyi değildi ama Kayako’nun sahneleri bence yine daha korkutucuydu çünkü yanında kedi ruhuyla birleştiği için kedi gibi sesler çıkararak dolaşan oğlunun hayaleti de var. İkiye karşı bir yani. 😀 Kayako ve oğlunun sahnelerini yine yüzlerini aşırı pudraya boğarak çektikleri dikkatimden kaçmadı, bir yandan hayaletin sergilediği korkunç yürüyüş yüzünden korkuyorsunuz ama yüzündeki makyaj o kadar abartılı, o kadar abes ki bir yandan da gülmek istiyorsunuz. Kayako bu açıdan cidden daha eğlenceli bir hayalet. Filmin ana hayaleti ve şehir efsanesi olarak daha yaygın olarak bilinen de Sadako olarak lanse edilmiş. Ama nedense bütün rahipler bu iki önemli lanetli hayalet konusunda bilgi sahibi olmalarına rağmen hiç harekete geçmemişler. 😀

Hem Sadako’da hem de Kayako filmlerinde hiçbir zaman net bir final olmaz. Her zaman ” lanet aslında bitmedi, devam edecek “ sinyali verilerek devam filmlerine göz kırpılır. Bu filmde bu durum abartılmış, hayatları için mücadele eden iyiler takımı tam bir yenildi almış. Göz kırpmaya gerek kalmıyor çünkü Sadakaya kimseyi sağ bırakmıyor. Bence filmi çekenlerin de devam filmi için umutları yoktu, bu yüzden böyle absürd bir son çektiler. Filmin zayıf yönlerinden birisi de etkileyici müzikler kullanılmamış olması. Korku filmlerinde müziğin etkisi tartışılmaz. Bu filmdeki müzik kullanımını da beğenmedim. Yani neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor.

 

************************SPOİLER İÇERİR**************************

 

10/4 Neden? Yaratıcı bir fikirle yola çıkıp yolda kaldıkları için…

 

Sadece kafa dağıtacak kısa bir film arıyorum diyorsanız bu bir buçuk saatlik eğlenceyi izleyebilirsiniz. Beklentilerinizi son derece düşük tutun, böylece hayal kırıklığına uğramazsınız. Ama özellikle Sadako veya Kayako hayranıysanız sinirleriniz açısından uzak durmanızda fayda var.^^

 

Filmi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN izleyebilirsiniz. Emeği geçenlere teşekkürler.^^

 

Filmin Traileri – DİKKAT Ring’i izlemeyenler için Sadako hakkında Spoiler sahne içeriyor.

 

Warrior Baek Dong Soo – Bromance da Zirve


Dizinin Adı : Warrior Baek Dong Soo
Diğer Adları : Moosa Baek Dong Soo, Honorable Baek Dong Soo
Türkçe : Savaşçı Baek Dong Soo
Yönetmen : Kim Hong Seon, Lee Hyeon Jik, Lee Myeong Woo
Senaryo : Kwon Soon Gyoo
Tür : Tarihi
Yayınlanma Yılı : 2011
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Toplam Bölüm Sayısı : 29

OYUNCULAR

Ji Chang Wook – Baek Dong Soo
Yeo Jin Goo – young Dong Soo
Yoo Seung Ho – Yeo Woon (Semanın Efendisi)
Park Gun Tae – young Yeo Woon
Yoon So Yi – Hwang Jin Joo
Lee Hye In – young Jin Joo
Shin Hyun Bin – Yoo Ji Sun
Nam Ji Hyun – young Ji Sun
Choi Min Soo – Chun (Semanın Efendisi)
Jun Kwang Ryul – Kim Gwang Taek (Kılıç Azizi)
Park Joon Gyu – Huk Sa Mo
Park Won Sang – Jang Dae Pyo
Lee Jin Ah – Jang Mi
Oh Man Suk – Veliaht Prens Sado
Yoon Ji Min – Ji / Ga Ok (Yeryüzü Lordu)
Park Chul Min – In (İnsan Lordu)
Jun Gook Hwan as Kral Yeongjo
Geum Dan Bi – Kraliçe Jungsoo

KONUSU : 1700’lü yıllarda Joseon döneminde krallığın koruyuculuğunu yapan bir ailenin çeşitli entrikalarla hain ilan edilmesinin ardından bu ailenin tümünün yok edilmesi emri verilir. Aileden sadece yeni doğan bir erkek bebek kurtulur. Bu çocuğun adı Baek Dong Soo‘dur. Dong soo’nun kurtulmasına babasının üç arkadaşı yardımcı olur. Bunlardan en önemlisi Sword Saint (Kılıç Azizi) lakaplı Kim Gwang Taek’dir. Kılıç Azizi çocuğun idamını önlemek için bir kolunu feda eder. Çocuğa bakmak için yanına alır fakat daha sonra çocuğu kaybeder. Ama çocuk Kılıç Azizi’nin diğer arkadaşı olan Huk Sa Mo tarafından bulunur ve büyütülür.

O dönemde efsanevi Kuzey Seferi Savaş Kitabı olarak bilinen ve bölgenin gizli yeraltı yollarının haritalarını barındırdığı düşünülen kitap büyük bir önem arz etmektedir. Bu kitabın peşinde olan iyi ve kötü insanlar bulunmaktadır. Veliaht Prens Sado‘nun kitabı elde etmesi ve aynı zamanda korunmasını sağlamak için özel savaşçılar yetiştirilmek üzere bir Savaşçı kampı kurulur. Artık ergenliğe adım atmaya başlamış olan Baek Dong Soo bu kampta bundan sonraki hayatında ona yoldaş olacak arkadaşlarıyla tanışacaktır. Bunlardan en önemlisi ve en yakın arkadaşı babasının da yakın arkadaşlarından birinin oğlu olan Yeo Woon‘dur. Yeo Woon doğduğu andan itibaren üstün savaşçı yeteneklerine sahip biridir. Babasının batıl inançları yüzünden onun kötü biri olacağına inanarak çocukluğu boyunca Yeo Woon’a kötü davranması sonucunda Veliaht Prensin düşmanları olan bir suikast grubunun lideri Semanın Efendisi lakaplı Chun’a bağlılık yemini eder. Kılıç Azizi Gwank Taek ve en az kılıç azizi kadar usta olan Chun ise, geçmişte aralarına bir kadın girmiş olmasından dolayı ezeli düşmanlardır. Birlikte büyüyen iki yakın arkadaş çok yakında hayatlarının en zor seçimlerini yapmak zorunda kalacaklardır.

Dizi Lee Jae Hyun tarafından 2010 yılında yayınlanmış olan ” Yanoe Baek Dong Soo (Honorable Baek Dong Soo) ” isimli çizgi romandan uyarlanmıştır. Çizgi romanın esinlendiği tarihi karakter Baek Dong Soo Kral Jeongjo tarafından görevlendirilmiş savaş sanatları kitapları serisini yazan 3 yazardan biridir. Savaş sanatları kitabını Yi Deokmu (1741–1793), Pak Je-ga ( 1750–1805) ve Baek Dong Soo (1743–1816) yazmışlar ve 1795 yılında 4 bölüm halinde yayınlanmıştır. Kitap Kore ordusu tarafından 18. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar kaynak olarak kullanılmıştır. Aslında dizinin arka planındaki gerçek hikayeyi algılayabilmek için bu tarihi olayları bilmek gerekiyor yoksa dizinin konusu saray entrikalarından ibaretmiş izlenimi verebilir. Çünkü bu önemli kitabın doğuşunun arkasında kumpas sonucu kendi babası tarafından öldürülen Veliath Prens Sado bulunmakta. Güney Kore’nin gelmiş geçmiş en başarılı krallarından biri olarak görülen Kral Jeongjo ise Prens Sado’nun oğludur.

Dizi yayınlandığı dönemde ilk bölümde elde ettiği reytingi final bölümünde iki katından fazlasına katlamış.

Episode Nationwide
1 8.6 (17th)
2 10.2
3 12.4
4 14.0
5 15.0
6 16.5
7 17.9
8 18.4
9 17.6
10 16.5
11 16.7
12 16.3
13 18.7
14 18.7
15 17.7
16 17.8
17 19.3
18 18.8
19 17.8
20 17.9
21 15.6
22 16.6
23 18.9
24 18.2
25 17.0
26 17.4
27 16.8
28 19.3
29 17.8 (3rd)

Dizinin basın toplantısında el ele sahneye çıkarak BROMANCE ın dibine vuran oyuncular XD



KİŞİSEL YORUM : Yorumladığım dizileri takip etmişseniz çok fazla tarihi dizi izlemediğimin de farkına varmışsınızdır. Fazlasıyla uzatılan ve cılkı çıkarılan konuları sevmediğim, Kore tarihi dizileri de maşallah 30 bölümden az olmadığı için pek izlemiyorum. Ama dizinin baş rolünde Ji Chang Wook olduğu için bu diziye şans verdim, iyi ki de vermişim.^^ Aslında dizi eski sayılmaz ancak bizim Kore dizilerini izleme sitelerimizin çoğunda 2014 ve öncesi dizileri kaliteli görüntülerle izlemek biraz zor. Ne yazık ki 2011 yılına ait bu dizinin de izleme sitelerinin hepsinde videolarının kalitesi son derece düşüktü. Tost makinesi kıvamında falan XD

Dizinin övülecek çok noktası olduğu için önce övgülerden başlayalım. Konusu tarihi olayları bildiğinizde oldukça ilgi çekici aslında. Korelilerin Veliaht Prens Sado’ya olan takıntısı, hayranlığı biraz bizim Süleyman’ın öldürttüğü Şehzade Mustafa olayına benziyor. Çok sevilmesine, daha prens iken bile birçok önemli gelişmeye imza atmasına rağmen güç dengelerini korkuttuğu için kumpas kurularak öldürülmüş Prens Sado ve onun muhteşem oğlu Kral Jeongjo üzerine tonla dizi, film ve kitap yayınlamışlar, yayınlamaya da devam ediyorlar. Yeni girdiğimiz 2017 yılında bile onunla alakalı iki sinema filmi ve birkaç dizi gösterilecek. Warrior Baek Dong Soo dizisinde de Veliath Prens Sado ile başlayıp onun üzerine oynanan kumpaslar sonucu öldürülmesi ve sonrasında oğlunun veliaht olarak belirlenmesine uzanan olaylar zinciri anlatılıyor.


Bu karmaşık entrikalar etrafında gelişerek büyüyen a-… Aşk diyeceğimi mi sandınız? Hayır efenim aşk değil, bir arkadaşlık destanı izliyoruz. Dizinin ana karakterlerinin çocukluklarını canlandıran karakterler o kadar başarılı ki karakterler büyüdüklerinde izleyiciler çocuk hallerini özlüyorlar. Özellikle Baek Dong Soo’ya hayat veren Yeo Jin Goo kesinlikle geleceğin en büyük oyuncularından biri olacağının sinyallerini veriyor. Sahnelerinde çok başarılı. Yeon Woon’un çocukluğuna hayat veren Park Geon Tae büyük halini canlandıran Yoo Seung Ho’nun sahip olmadığı yamuk gülüşüyle biraz tipten kaybediyor ama yine de olabilecek en uygun oyuncuyu seçmişler. Dizinin hikayesini anlatmak için acelesi olmadığı için çocukluklarına ve arkadaşlıklarının derinleşmesine uzun uzadıya yer veriyor. Baek Dong Soo ve Yeo Woon’un çekişme ve mücadeleyle başlayan ve zamanla birbirine değer vermeye dönüşerek gerçek bir arkadaşlık halini alan ilişkilerini izlemek çok keyifli. Ayrıca onlara babalık eden SaMo ile olan eğlenceli ilişkileri de dizi boyunca beni çok güldürdü. Baek’in Yeo Woon’u ilk kez gördüğünde kurduğu cümle ” Neden onunla arkadaş olacakmışım ki? Erkek orospu gibi güzel görünüyor. ” oluyor. 😀

Gözler güzel adam görsün be! 😀 ♥ Hangi açıdan bakarsan güzel amk yıkılsın bu dünya 😀






Islakken de güzel

Yüzünü kapasa bile güzel O.o Göz yaşına kurban ♥


Şöyle demek istediniz di mi?

Zaman atlamasından sonra bakmışız Baek Dong Soo ve Yeo Woon birer delikanlı olmuşlar ama ne olmuşlar. ♥ Baek Dong Soo’nun yetişkin haline hayat veren Ji Chang Wook her zamanki gibi harika. Zaten onun çıkış yakaladığı projelerinden birisi bu dizi. Uzun saçın kendisine ne kadar yakıştığını bu dizide keşfettim.*Hayır canım ne ağzımın suyunun akması?* Dövüş sahnelerinde uzun boyu ve yapılı vücuduyla göz dolduruyor. Dizinin dramatik tarafının ağır basmaya başladığı bölümlerden önce yayınlanan gençlik eğlencelerini gösterdikleri bölümlerde beni çok güldürdü. Komediye yatkınlığı şaka değil bu adamın, mutlaka bir romantik komedide rol almalı. Dramatik sahneleri oynamada rol arkadaşı Yoo Seung Ho kadar başarılı olamasa da ikisinin kimyası sayesinde sahnelerini sorunsuzca taşımayı başarmış.

Yeo Woon karakterinin büyümüş halini canlandıran Yoo Seung Ho kelimenin tam anlamıyla dizideki bütün ama BÜTÜN kadın karakterlerden daha güzel amk. O.o Yok böyle bir şey. Ağzından cımbızla laf alınan, sessiz, suskun ama yeteneğinin ünü kendisini aşmış Yeo Woon karakterine cuk seçilmiş bir oyuncu. Belki dövüş sahnelerinde Ji Chang Wook kadar başarılı değil ama dövüşürken ondan daha estetik durduğu ve daha göze hitap ettiği için o uzun siyah saçlarını savura savura dövüşmesini izlemek büyük keyifti. *Salyalarınısiler* Bir ara kötü bir peruk kullandılar saçları için ama neyse ki uzun sürmedi bu durum. Çocukken yaptığı hatalı seçimin bedelini ödeyen ve istemese bile girdiği yolda yürümeye devam et(tiril)mek zorunda kalan Yeo  Woon zaman zaman sinirlerinizi bozabilir. Yani düşünün yaşadığı dünyada ona meydan okuyabilecek yetenekte olan savaşçı sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor ama o inatla kötü yolda yürümeye devam ediyor. Bırakmak istediğindeyse artık bırakamayacağı kadar dibe batmış oluyor.

Yeon Woon böyle gülümseyince Baek Dong Soo ne yapsın? Az insaf yav. :(((




Yeo Woon karakteri tam anlamıyla bir anti-kahraman. Baek Dong Soo karakterinden daha fazla iyilik yapmasına rağmen önce bozup sonra tamir ettiğin her eşyada bir iz kalması gibi yaptığı her hamle, verdiği her karar geri dönüp onu vuruyor. Gölgelere saklanıp herkese iyilik yapıyor, hayatlarını koruyup kurtarıyor hatta dizinin ana kötüsünün alt edilmesindeki en önemli hamleleri de o yapıyor ama gelin görün ki gölgelerden uzanan bu yardım elini kimse takdir etmiyor. Sadece ve sadece Baek Dong Soo ona inanmayı bir an olsun bırakmıyor. Ne yaparsa yapsın, ne kadar yanlış adım atarsa atsın her zaman ona geri dönme şansını veriyor. Her zaman Seni bekleyeceğim. Senden vazgeçmeyeceğim. diyor. Sahip olduğu her şeyi bir kenara atmayı dahi göze alıyor. Bu da Yeo Woon’a aslında içten içe güç veriyor, cesur adımlar atmasına yardım ediyor. Ne yaparsa yapsın, nereye giderse gitsin Yeo Woon yanağındaki iz gibi Baek Dong Soo’yu kabinde taşıyor. Biri dönemin en iyi savaşçısı olurken diğeri en iyi suikastçısı oluyor ama dostluklarını bir kenara atamıyorlar. Dizi Kore dizileri içinde kesinlikle şimdiye dek izlediğin en iyi ” Bromance “ dizisi. Hani neredeyse aşk sınırlarına dayanan bir sevgi var Baek Dong Soo ve Yeo Woon arasında. Bu durumu Baek Dong Soo’nun maskülen, Yeo Woon’un feminen yapısı da destekliyor.

Baek/Yeo Woon arasındaki kimyayı nasıl anlatsam ki?




Bakışa bak bakışaaaaa gel de shipleme XD

Yoo Seung Ho Yeo Woon karakteri için iyi ki seçilmiş. Temiz görünüşü, duygulu bakışları, uzun saçın yakıştığı yüzüyle genellikle sessiz sessiz kameraya bakan karakterini taşıyor. Aslında iki kelime etmeden sadece bakınan karakterleri sevmem ama Yoo Seung Ho o kadar güzel bakıyor ki sadece baksa da o sahne izleniyor. ¯\_(ツ)_/¯ Dizinin neredeyse yarısı boyunca zaten sadece kameralara doğru bakıp duruyor. Sesini ancak ikinci yarıda duymaya başlıyoruz. Ji Chang Wook ile yakaladığı kimya da hiç azımsanacak bir şey değil. Dizi bir ara aşk meşk olayı işlemeye niyetleniyor ama Baek ve Woon arasındaki kimya o kadar güçlü ki bir yerde bunu işlemeyi bırakıyorlar. Tamamen ikisinin ilişkisine odaklanıyorlar. İyi ki de öyle yapıyorlar çünkü mimiksiz, ifadesiz bir yüzle buzdan bir kraliçe gibi oyunculuk sergileyen Shin Hyun Bin ile Ji Chang Wook arasında zerre kimya yok. Her ne kadar dizide ikisini baş göz etseler de uyarlanan çizgi romanda aslında Baek karakterinin birlikte olduğu bayan Yoon So Yi‘nin canlandırdığı Jin Joo karakteri, dizide neden böyle bir birleşime gitmişler anlaşılır değil. Dizide bile bu kızla JCW un daha fazla kimyası var. :p Yeryüzünün Lord’u lakaplı Ga Ok karakteriyle Kılıç Azizi ve Semanın Efendisi arasında yaşanan aşk üçgeninin Baek/Woon/Ji Soon arasında yaşatılmaya çalışıldığı açık ama tutmayınca yol yakınken bundan vazgeçmeleri yerinde bir karar olmuş bence.






Dizinin kötü karakterlerine geldi sıra. Dizinin kahramanları nasıl şişirilmiş ise kötüleri de o kadar karikatürize edilmiş. Dizinin ana kötüsünü canlandıran Lee Won Jong o kadar başarılı ki diziyi izlediğin sıralarda sokakta karşılaşsan suratına tükürürsün. ¯\_(ツ)_/¯ İnsanı o kadar sinir ediyor. XD Onu iyi/kötü pek çok rolde seyrettim. İnanılmaz yetenekli bir oyuncu. Kötüyü oynarken küfürlere boğar, iyiyi oynarken sevgiyle coşarsınız. Sonra tiz çığlıklarıyla sahneye girmeyi seven suikast grubu Heuksa Chorong un İnsan Lordu’nu canlandıran Park Chul Min de iyi bir oyunculuk sergiliyor. Karakterinin iticiliği bazen sinirleri bozsa da katlanılmayacak düzeyde değil. Jack Sparrow çakması kıyafetleri, göz makyajı, saçı, aksesuarları ve tavırlarıyla adeta bir korsanı andıran, içtiği içkinin %95 ini sakalından akıtarak üstüne başına döken ve havasından geçilmeyen Heuksa Chorong’un lideri Semanın Efendisi’ni ise Choi Min Soo canlandırıyor. Her ne kadar yakışıklı ve role uyan bir havası olsa da dövüş sahnelerinde o kadar kasıntı bir performans sunuyor ki inanılmaz yetenekli kılıç ustası görüntüsünden son derece uzak olduğunu söylemek gerek.

Dizi hakkındaki yorumlara şöyle bir göz atarsanız herkesin Cho Rip karakterine sövdüğünü göreceksiniz. Boşuna değil. Spoiler vermek istemiyorum ama sadece keşke arkadaşına, hayatlarını defalarca kurtarmış birine daha fazla güvenebilseydi. Keşke alınganlığı ve güvensizlikleri bir kenara bırakarak Baek Dong Soo gibi arkadaşı için savaşabilseydi. Yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen üçlüden birinin verdiği kararlar, hatasız olduğunu bildiği halde arkadaşından vazgeçmesi seyirci olarak beni üzdü açıkçası. Dizinin finalini herkes beğenmeyebilir. Ama bir kahraman ve bir suikastçinin arkadaşlığı nereye varabilirdi ki zaten? Sonuçta Yeo Woon her ne kadar büyük iyilikler yapmış olsa da kabullenmesi zor büyük kötülüklere de imza attı. Bütün yaptıklarından sonra herkesin onu Baek gibi kolayca bağrına basmayacağı açıktı. Final hakkında çok konuşup tadını kaçırmak istemiyorum, tarihi dizilerin yarısından çoğu böyle sonlarla bittiği için alıştım artık.^^



Dizinin havasına ve konseptine uygun olarak seçilmiş harika şarkılardan oluşan bir soundtrack albümü var. Tavsiye ederim, bütün albümü indirip dinleyin.^^ Dizi aynı zamanda hakkında en fazla fanfiction yazılan dizilerden birisi olma özelliğini taşıyor. Eh böyle inanılmaz bir Bromance işleyince normaldir.^^

Diziyi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz. Eski bir dizi olduğundan olabilir çeviri pek iyi değil, pek çok hata mevcut ama hikayeyi anlaşılmaz kılmıyor. Bazı kelimeleri ( unni vb) olduğu gibi Korece yazmışlar mesela. XD Ayrıca BURADAN TRT de yayınlandığı Türkçe dublajıyla birlikte izleyebilirsiniz ama uyarmam gerek yani TRT dublajı var pdfgfdhgdfhfdgp XD

10/8 Neden?

Rezil bir görüntü kalitesiyle izlemiş olmama ve sonuna rağmen bu puanı hak ediyor da ondan. Kah SaMo ve Baek Dong Soo arasındaki ağız dalaşlarıyla güldük, kah Yeo Woon yüzünden gözyaşı döktük. Birbirinden yetenekli oyuncuların kadrosunda bulunduğu ve en iyi tarihi diziler arasında kendisine kolaylıkla bir yer bulacağını düşündüğüm, arşivlik diziyi özellikle tarihi dizileri sevenlere öneririm.^^

Dizinin Traileri

Dizinin güzel soundtrack parçalarından örnekler^^

Park Eun Tae – Yanoi (Wild) (Acoustic) versiyon. Tam bir tarihi dizi parçası değil mi? ♥ Bu şarkının BMK tarafından seslendirilmiş versiyonu da ayrı bir güzel, dinlemesi ayrı bir keyif verir. İki şarkıcının da bu kadar iyi seslere sahip olması ve bir şarkıyı farklı farklı böylesine güzel yorumlamasına şapka çıkarmak gerekiyor. İkisini de koyuyorum, dinleyin kulaklarınızın pası silinsin.

Yanoi – BMK versiyon

Super Junior Yesung solo – For One Day

Kim Tae Woo – Falling In Love

The Tunnel – Bir İnsan Hayatının Değeri Ne Kadardır?


Orijinal Adı : Teo-neol
Yönetmen : Kim Sung-Hoon
Senaryo : So Jae-Won (roman), Kim Sung-Hoon
Yapımcı : Lee Taek-Dong, Jang Won-Suk,Kim A-Ran, Lee Dong-Yoon, Yoo Jae-Hwan
Sinematograf : Hong Seung-Hyuk
Müzik : Mok Young-jin – Vitek Kral
Vizyon Tarihi : 2016
Süre : 126 dakika
Tür : Afet, Gerilim
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece

OYUNCULAR

Ha Jung Woo – Lee Jung-soo
Bae Doo Na – Se-hyun
Oh Dal Su – Dae-kyung
Nam Ji Hyun – Mi-na
Kim Hae Sook – government Minister
Park Hyuk Kwon – government official

KONUSU : Lee Jung Soo kızının doğum günü için evine gitmektedir. Normal bir günde her şey normal bir şekilde ilerliyordur ancak arabasıyla bir dağdaki tünelden geçerken beklenmedik bir olay gerçekleşir. Tünel aniden çöker. Lee Jung Soo kendine geldiğinde kendini arabasında sıkışmış olarak bulur. Arabası tonlarca ağırlıktaki beton ve moloz yığını altında gömülmüştür. Arabasında ise sadece cep telefonu, iki şişe su ve kızının doğum günü pastası vardır.

Film, So Jae Won‘un 2013 yılında yayınladığı popüler aynı adlı kitabından uyarlanmıştır. Filmin dünya çapındaki hasılatı 51 milyon doların üzerine çıkmıştır.

KİŞİSEL YORUM : Aslında felaket filmlerini gerçekten severim. Postapokaliptik olmasına da gerek yok, iyi işlenmiş bütün felaket filmlerini severek izlerim. The Tunnel filminin de geçenlerde fragmanını izledikten sonra izlemeyi kafama koymuştum. Bası felaket filmlerinde adrenalin ve gerilim hiç düşmez, seyirciyi heyecandan heyecana sürükler. Bazıları ise daha çok insan psikolojisine odaklanır. The Tunnel ise hem böylesine zor ve beklenmedik bir durumda sıradan bir insanın nasıl tepkiler verebileceğine odaklanırken diğer yandan bir kurtarma operasyonu etrafında dönen politik hesapları ve medya oyunlarını işlemeye çalışıyor.

Korelilerin aslında kendilerini eleştiren ve sistemlerindeki yanlışları, çürümüşlüğü gözler önüne seren yapımlar yapmalarına bayılıyorum. Örneğin filmin başında kurtarma operasyonu için gelen yetkililerin hiçbirinin daha önce çöken bir tünelden insan kurtarmaya çalışmadıkları, deneyim eksiklikleri olduğunu ve yardım alabilmek için kurtarma operasyonu kitabını İngilizce’den Korece’ye çevirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Tünel felaketlerinde deneyimli insanlardan yardım almak yerine deneyimsizliklerini saklayarak kendi içlerinde çözmeye çalışıyorlar. Örneğin Amerikan yapımı felaket filmlerinde kurtarma ekipleri hep cesur, her şeyi bilen ve profesyonel olarak lanse edilirken Koreliler kendi ekiplerine duydukları güvensizliği açıkça işliyorlar.

Medyaya dur diyen yok mesela. Medya etraflarını öyle bir sarmış ki medyanın eleştirilerinden, baskısından o kadar çekiniyorlar ki gazeteciler eğilin dediklerinde kurtarma operasyonunun ortasında daha iyi resim çeksinler diye eğiliyorlar. İçeride neler olduğunu görmek için dron gönderdiklerinde kurtarma ekibinin dronunun ardından medyanın gönderdiği onlarca dron da tünele giriyor. Medya her şeyin tam ortasında ama tek dertleri vatandaşın kurtarılması değil göçük altında en uzun süre sağ kalma rekorunu kırıp kıramayacağı… Yine de medyanın en büyük yararı son ana kadar gösterdikleri yoğun ilgi yüzünden diğer faktörlerin kurtarma operasyonuna devam etmek zorunda kalmalarıydı.

Bakanlar ve yöneticilere gelirsek herkesin tek derdi hayata değer veriyormuş gibi görünüp reklam yapmak. Adamın akıbeti belli değilken, şok içindeki karısıyla poz üstüne poz çektiriyorlar ki mağdurun eşi bakanımıza tamamen güveniyor imajı verebilsinler. Size de ülkemizdeki bazı cenazelerde çoluğunu çocuğunu kaybetmiş babalara kenara çekil de resim çekelim diyen medyayı, en ön safhalarda yer kapıp imaj yapmaya çalışan yetkilileri hatırlattı mı? İşte aynen öyle bir durum… Üstelik tünel öyle eski bir tünel de değil, kullanıma gireli çok olmamış. Yepyeni tünelin çökmesi karşısında tünelin yapımını üstlenen firmaya yönelik hiçbir yaptırımın yapılmaması hatta bunun gündeme dahi getirilmemesi dikkat çekici. Aynı firmanın inşasına devam ettiği başka tüneller de olmasına rağmen hem de. Aksine firmanın çöken tüneli yenilemek için bir an önce kurtarma operasyonunu sonlandırma konusunda baskı yaptığını görünüyoruz. Kurtarma ekiplerine gönderdikleri tünel planları dahi hatalıydı. Bu da hem suçlu hem de güçlü demek oluyor. Eh bizde de meydana gelen maden facialarından sonra yöneticilerin değil de madencilerin tekmelendiğini hatırlarsak sanırım Kore’ye kardeş ülke dememiz boşuna değilmiş.^^


Tünelde mahsur kalan vatandaşı canlandıran Ha Jung Woo son derece başarılı. Gerçi şahsen biraz daha panik olmasını ve kendini kaybetme eşiğine gidip gelmesini beklerdim. Karakterin hemencecik duruma adapte olması ve bu kadar az panik yapması olayın inandırıcılığına darbe vurduğu bir gerçek. Her ne kadar içinden gelmese de kendini onun büyüğü olarak gördüğü ve fazlasıyla nazik bir adam olduğu için yiyecek ve içeceğini başka bir kazazede ile paylaşması güzel detaylardı. Takıldığım noktalardan biri cep telefonunun tünelde çekmesi oldu. Nolmalde asansör ve tünel gibi aşırı kapalı mekanlarda telefonlar zor çeker, burada hem tünelde hem de üzerinde tonla toprak olmasına rağmen telefonu çekiyordu. Bu kısım biraz saçmaydı ama dış dünyayla iletişim olarak uydurabilecekleri başka bir seçenekleri de yoktu sanırım. Ayrıca bu kadar az yiyecek ve içeceğe rağmen adamın bitkinlik ve çöküklük göstergeleri de yetersizdi. Onlarca gün sonra bile gayet dinç gibi görünüyordu. Daha yavaş hareket etmesi, bitkinlik belirtileri göstermesi, yetersiz beslenme sonucu hafızasında oyunlar olması çok daha mantıklı olurdu bence. Ayrıca köpek de hiç şirin değildi, böyle çirkin suratlı köpekleri sevimli bulamıyorum yav. Tamam komik sahneleri vardı ama çirkindi işte. 😀

Sense 8 dizisinden hatırlayabileceğiniz Kore’nin sevilen bayan oyuncularından Bae Doo Na‘yı kazazedenin eşi rolünde izliyoruz. Kore ilginç bir memleket. Kocasını kurtarmaya çalışan görevliler için çalışıp, onlara yemek yapan, bir nevi onlar için karşılık vermeye çalışan bir kadın var. Bizde olsa bir çadırda oturup ağıt yakarlardı sadece. 😀 Etrafındaki bütün rütbeli insanlar, yüksek yetkili kişiler ve medyanın üzerinde baskı kurduğu kişi olan eş karakterini çok iyi bir performansla canlandırmış. Özellikle radyodaki konuşma sahnesi gerçekten çok duygusaldı.

Kurtarma alanı yetkilisi rolündeki Oh Dal Su filmdeki en beğendiğim performansı göstermiş. Kendini devamlı olarak kazazedenin yerine koyması, çok zor zamanlarında çişini içmek zorunda kalan adamı daha iyi anlayabilmek için kendi çişini içecek kadar ileri gitmesi, etrafındaki yetkili kişileri ve medyayı devamlı içeride mahsur kalan kişinin bir insan olduğu yönünde uyarması, kazazedenin hayatından hiç vazgeçmemesiyle filmin kahramanıydı bence.

10/8 Neden?

Duruma çarçabuk adapte olarak inandırıcılığa sekte vuran baş karakterine rağmen kendi sistemini eleştiri yağmuruna tutan harika bir film olduğu için.^^

Filmi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN seyredebilirsiniz. Emeği geçenlere teşekkürler.^^

Filmin Traileri