Darkangelhome

Moon Lovers – Scarlet Heart Ryeo – 1000 Yıllık Aşk


Dizinin Adı : Moon Lovers – Scarlet Heart Ryeo
Senarist : Jo Yoon-young
Yönetmen : Kim Kyu-tae
Ülke : Güney Kore
Dil : Korece
Bölüm Sayısı : 20
Yayınlandığı Yıl : 2016

OYUNCULAR

Lee Joon Ki – 4. Prens Wang So
IU – Hae-soo
Kang Ha Neul – 8. Prens Wang Wook
Hong Jong Hyun – 3. Prens Wang Yo
Byun Baekhyun – 10. Prens Wang Eun
Nam Joo Hyuk – 13. Prens Wang Wook (Baek Ah)
Ji Soo – 14. Prens Wang Jung
Yoon Sun-woo – 9. Prens Wang Won

KONU : Hikâye, Goryeo rejiminin ilk hükümdarının hakimiyetinde olduğu dönemde geçmektedir. Modern çağda yaşayan 25 yaşındaki makyaj ve güzellik uzmanı Hae Soo (IU) tam güneş tutulması yaşandığı sırada küçük bir çocuğu kurtarmak isterken boğulur. Ancak ölmek yerine zamanda geri gitmek suretiyle kendini Goryeo devrinde bulur. Ruhu onunla aynı anda boğulan başka bir kızın bedenindedir artık ve bu yüzden çevresindeki her şey ona çok yabancıdır. Hafızası yerinde olmasına rağmen içinde bulunduğu durumdan kurtulma şansının olmadığını fark eder ve mecburen yaşadığı döneme ayak uydurmaya çalışır. Yavaş yavaş bağlı olduğu soylu aile sayesinde kraliyet ailesiyle yakınlaşır, Wang Hanesi’nin prensleri arasındaki çatışmalar ve mücadeleler arasında kapana kısılır. Onunla aynı anda ülkesine geri dönen Kurt Köpek lakaplı, yüzünde taşıdığı yarayı bir maskeyle gizleyen, diğer insanların korkudan titremesine sebep olan Wang So ile sevgi/nefret ilişkisi yaşamaya başlar. Oysa kader Wang So için hiç de iyi şeyler hazırlamamıştır. Tarihte neler olacağını bilen Hae Soo bütün sevgisiyle çaresizce onun kaderini değiştirmeye çalışır.

Dizi Tong Hua‘nın Bu Bu Jing Xin (Moon Lovers) adlı Çince romanından uyarlanmıştır. Aynı adla daha önceden 2 sezon olarak yayınlanmış Çin versiyonu da bulunduğu için Kore versiyonu ismine eklenti yaparak iki diziyi farklılaştırmaya çalışmıştır. Kendi ülkesinde en düşük 7.4% , en yüksek ise final bölümünde elde ettiği 11.3% reytingle ortalamanın altında reytingler alarak yapımcılarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Oysa dizinin toplam bütçesi 13 milyon dolar civarındaymış. O.o Neyse ki kendi ülkesi dışında neredeyse bütün Asya’da ve dünya çapındaki Kdrama izleyicileri arasında fazlasıyla popüler olan dizi ülke dışı satışlarıyla zararını kapatmayı başarabildi. Çin’de yayınlandığı video kanalı Youkou da 2.4 milyon izleyiciyle ulaşarak bir rekor kırdı. Dizi Çin dışında Hong Kong, Malezya, Singapur, Endonezya, Vietnam, Japonya, Tayland ve Amerika da Los Angeles yerel kanallarından birinde alt yazılı olarak yayınlandı.

KİŞİSEL YORUM : 2016 yılı içinde yayınlanmış tarihi Kore dizileri içindeki kuşkusuz en iyi diziydi Moon Lovers. Bir ara fazlasıyla polisiye dizi arayışına girdiğim dönemde araya bir tarihi dizi alayım diye düşünerek başladım ama tek kelimeyle bayıldım. Dizinin konusu aslında oldukça fantastik kızın biri güneş tutulması sayesinde geçmişe gidiyor. 😀 Ama geleceğe dönmek için yeterince mücadele ettiğini de düşünmüyorum açıkçası hatta hiç araştırma falan yapmadı desem yeridir. Kaderine razı olup orada yaşamaya çalıştı. Günümüz geleceğinden gelmiş biri olarak dolayısıyla sınıf farklılıklarına yabancı, geçmişteki alfabeyi bilmeyen, diğer kadınların aksine dobra, ağzına geleni patır patır sayan yapısıyla hemen çevresindeki birbirinden yakışıklı prenslerin ilgisini çekiyor. Prensler de prens hani, her biri farklı karakterde ve yakışıklılıkta.

Dizinin baş rolünde tarihi dizilerin vazgeçilmek oyuncularından biri olan Lee Joon Ki var. Daha önce defalarca kez tarihi dizide rol almış birinin deneyimini göründüğü her sahnede hissedebilirsiniz. Iljimae dizisinde de maskeli bir kahramanı canlandırmıştı. Ona bu konuda soru geldiğinde Joon Ki ” Evet maskeli karakterleri canlandırmayı seviyorum. Maske karakterlere derinlik, gizem ve güç katıyor.” diye cevap verdi. Yüzünün yarısı kapalıyken görünen tek gözüyle gösterdiği oyunculuk performansını izleyen herkes bence ona hak verecektir. Goryeo tarihinde zalim bir kral olarak anılan Wang So’ya hayat veriyor. Wang So tarihe geçen bir hükümdar olmuş çünkü yaptığı önemli reformlar var. Tahta geçtiğinde okuduğu kitaplardan yola çıkarak kendisine bir yönetim şekli çizen Wnag So ilk olarak karşısında duran ve onu kontrol etmek isteyen güçlü soylu aileleri zayıflatmak için köleleri serbest bırakıyor. Özel kölelerini kaybeden aileler güçten düşüyorlar.

Bu adım ekonominin de iyileşmesini de sağlıyor çünkü kurtulan köleler normal vatandaş oldukları için artık çalışmaya ve vergi vermeye başlıyorlar. Ardından sadece soyluların katılabileceği devlet memuru sınavlarına sıradan halkın da katılmasına izin vererek soylulara bir darbe daha vuruyor. Orduyu yeniden düzenleyerek soylu ailelerin en az bir oğullarının kendi özel ordusunda yer almasını sağlıyor. İlk kez kendi devrine isim veriyor ve ” Gwangjong “ adını alıyor. Ona karşı çıkan herkesi soylu olup olmalarına aldırmadan ya hapsediyor ya da öldürüyor. Kardeşleri ve yeğenlerini yolundan çekiyor. O dönemde saltanat kanını korumak için yapılan evliliklere uyarak ilk prensin kızıyla ve yarı kız kardeşi (onlarda aynı rahimden doğmadığın sürece yarı kardeş sayılıyor) ile evlendi. Babasının aksine onlarca evlilik yapmaktan kaçınmıştır ve iki eşinden bir oğul (ikinci oğlu bebekken ölmüş) ve dört kızı olmuş.

Wang So’nun gerçek hayat hikayesini bilince dizide verdiği kararları ve yaptığı şeyleri daha iyi anlayabiliyorsunuz. Tabii dizide bunların nedeni olarak Hae Soo gösteriliyor. Onun köleliğe karşı duruşu, hizmetçisini kardeşi gibi sevmesi, aralarındaki farklılıklara rağmen Wang So’ya destek olması geleceğin kralını şekillendiren şeyler oluyor. Dizide Wang So’ya bir yara izi eklemişler ama bu gerçek kralda bulunmayan bir şey. Ayrıca sanırım uyarlandığı kitapta da bulunmuyor çünkü Çin versiyonundaki Wang So da böyle bir şey yoktu. Kore versiyonunda karaktere farklılık katmak için böyle bir şey yaptıklarını düşünüyorum. Çin versiyonda kız aceyip absürd bir trafik kazasıyla (araba çarpıp onu 54135480368 metre havaya fırlatıyor ve yapıştığı tabelada da elektrik çarpıyor XD) geçmişe gitmişti, en azından buradaki daha kabullenebilir olmuş.

Güzelliğe bakar mısınız arkadaş… Off~

Le Joon Ki karşı konulmaz derecedeki güzel ses tonuyla beni benden aldı. Bir erkeğin güzel ses tonuna sahip olmasına bayılıyorum ama bu adam konuştukça insanın göğsü titriyor yeminle. ♥ Kısa saçlarıyla oynadığı dizileri de izledim ama bence gerçekten ona uzun saç çok yakışıyor. Bunda o kocaman, uydu kulaklarını saçlarla gizleyebilmesinin de etkisi var tabe ki 😀 Dizi için fazlasıyla kilo vermiş, bunu ilk bölüm ve son bölüm yüzünün görünüşünden dahi anlayabiliyorsunuz. Hafif tombul yanaklar bence ona yakışıyor ama dizide yüzünde maske taşımasından dolayı çene kıvrımlarının vurgulanabilmesi için kilo verdirmişler adamcaaaza :/ Zaten yüzündeki maskeye o kadar alışıyorsunuz ki maske takmadığı dönemler geldiğinde gözünüz maskeyi arıyor.^^ Tam bir aksiyon adamı olduğunu da dizideki birkaç aksiyon sahnesinde göstermiş. Joon Ki tekvando ve dövüş sanatlarında kara kuşak sahibi olduğu için bu sahnelerde çok rahat ve kendine güveniyor. Çok gerekli olmadığı sürece de dublör kullanmıyor, bu da her aksiyon sahnesinde gerçekten onun olduğunu bilerek izleyen izleyiciyi daha fazla etkiliyor. Özellikle annesiyle yüzleştiği sahnede tek kelimeyle devleşmiş. Yanak kaslarının titremesine kadar ağlaması o kadar gerçekçi ki insanı hayretler içerisinde bırakıyor. Kuşkusuz Kore’nin en iyi ağlayan erkek oyuncuların başında geliyor.

Joon Ki’nin aksine IU rolünde vasat bir performans sergiliyor. Joon Ki ile aralarındaki kimyayı sevsem de, bazı sahnelerdeki oyunculuğunu da gerçekten çok beğensem de dizi boyunca yüzünde hakim olan O.O ifadesi çok irrite edici. Gözlerini açabildiği kadar açıp boş boş bakınıp durarak oyunculuk yaptığını sanıyor. Zaten dizinin Kore de izlenmemesinin nedeni de IU, neden bilmiyorum ama halk şarkıcılığını seviyor olsa da oyunculuğunu sevmediği ve çok itici olduğunu düşündüğü için IU nun yer aldığı dizileri izlemiyorlar. Joon Ki istediği kadar oyunculuk paralasın, ana kadın karakter IU olduğu için dizi baştan kaybetmişti zaten. O bakışların olmadığı sahnelerde ise çok iyi, Joon Ki’yle kimya yakalayabilmek o kadar kolay değildir (kendisi de çooook güzel bir adam olduğu için) ama IU ile olan kimyalarına bayıldım.

IU dışında kadroda olması ve oyunculuğu çok eleştirilen bir diğer kişi de EXO grubunun yıldızlarından Byun Baekhyun oldu. Bence Baekhyun kendisine biçilmiş olan çocuksu prens rolünde gayet başarılıydı. Bazen mimiklerini abarttığını kabul ediyorum ama ilk oyunculuk deneyimi olduğunu düşünürsek iyi iş çıkarmış bence. İkinci adam konumundaki sekizinci prense hayat veren Kang Ha Neul oldukça iyi bir performans göstermiş. IU ile aralarındaki kimya da güzeldi, belki de bu yüzden 8. prens ve Hae Soo’nun birlikte olmasını isteyenler de oldu. Dizinin başında ağır bir şekilde hissedilen aşklarını düşününce şaşırtıcı değil. Çin versiyonda da olaylar benzer şekilde gelişiyordu. Hatta orada kızın 8. prensten uzaklaşmasının nedeni taht konusundaki hırsı, 4. prensle yakınlaşmasının nedeni de taht konusunda hiç isteğinin olmamasıydı. Kore versiyonda da olayları bu şekilde işleyebilmek için 8. prense adım adım yanlış kararlar aldırdılar, taht konusunda hırslanmasını işlediler, sonra Wang So’nun yalnızlığı ve çektiği acının Hae Soo tarafından fark edilmesi sağlanarak yakınlaşmalarını sağladılar. Aynı olayları farklı ama yine de aynı şekilde anlatabilmek de başarıdır.^^

Dizide benim bir diğer favori karakterim Nam Joo Hyuk tarafından canlandırılan 13. Prens. Bu genç adamı bu dizi sayesinde keşfettiğime seviniyorum. Çok tatlı bir yüz ifadesi var ve çok güzel ağlıyor. Bütün prensler içinde sözde en küçüklerinden biri olmasına rağmen en uzun boylu da buydu zaten pfghgfphgf 😄 Naif, içten ve kırılgan bir yapıya sahip 13. prensi başarıyla canlandırmış. Hikayesine çok üzülsem de aslında kızın ona tanıştıkları ilk andan beri yalan söylemeyi bir an bile bırakmadığını düşününce belki böylesi daha iyi oldu diyorum. Baek-ah’a hiç güvenmedi ve hiçbir zaman aklından geçenleri onunla paylaşmadı. Sırlarıyla geldi ve sırlarıyla gitti. Gerçi onun ölümü Wang So ve onun çok değer verdiği kardeşi Baek-ah’ın arasını açtı. :/ Sürmeli gözlü prens olarak ünlenen Hong Jong Hyun aslında tarihi dizilere yabancı değil. Daha önce de Warrior Baek Dong So da veliath prensi canlandırmıştı. Bir kere da prens rolünde ama bu kez daha karizmatikti. Şahsen karakterini çok sevdim. Annesinin onu da Wang So gibi gözden çıkaracağından ölümüne korkması ve kardeşini öldürmenin vicdan azabı da eklenince delirmesi biraz fazla zorlamaydı sanki ama gerçekte de zaten tahtta fazla kalmamış bir kralmış.^^ Gerçek hayatta Nam Joo Hyuk ile çok yakın arkadaş olan ve dizide fazla ağırlıklı bir rolü olmasa da 9. prensi canlandıran Ji Soo gayet başarılıydı. Özellikle Hae Soo’ya olan sessiz aşkını fark edebilen sadece tek bir kişinin olması içimi acıttı. Hae Soo da neredeyse saraydaki prenslerin yarısını kendine aşık etmiş yani 😄

Prenslerimizin birlikte eğlendikleri zamanlardan 😀

Görüp görebileceğiniz en güzel dizi manzarası ♥

Kore kadro vs Çin kadro

Dizinin negatif yönlerinin başında insanların yüzlerine odaklanılarak yapılan çekimler geliyor bence. O kadar yakın çekim yapıyorlar ki oyuncuların göz merceklerinde ışık tabelalarını ve onları tutanların yansımasını görebiliyorsunuz. Bu da ister istemez seyircinin sahneden kopmasına ve oyuncunun sergilediği performansın samimiyetini yitirmesine neden oluyor. Bir diğer eleştirim de Hae Soo gök bilimci ile ilk karşılaştığında onu evsiz barksız biri olarak gördükten sonra geleceğe geri döndüğünde adamın tarih profesörü kıvamında görünmesi. Oysa adam geleceğe gidip dönüşünün çocukluğunda gerçekleştiğini söylemişti. Buradaki tutarsızlıklar açıkçası can sıkıcıydı. Bazı sahnelerde oyuncuların üzerinde modern zaman kıyafetleri vardı. Mesela selamlamak için yere kapandıklarında ayaklarında spor ayakkabıların olması gibi^^ Fazla dikkat çekmeyecek ufak detaylar ama insan bir kere fark edince diğer sahnelerde de dikkat ediyor.^^

Pozitif yanlarına gelirsek dizinin uyarlandığı kitap, daha önceden yayınlanmış ve çok sevilmiş bir versiyonu olmasına rağmen cesur bir girişimle aynı hikayeyi güzel bir şekilde yeniden anlatabilmiş olması. Harika ötesi, muhteşem ve 2016 yılının kesinlikle en iyi dizi soundtrack listesine sahip olması. Her biri birbirinden muhteşem, dinlemeye doyamayacağınız harika şarkılar var. Lee Joon Ki’nin 4. Prens Wang So rolünde gösterdiği yüksek performansla koca diziyi sırtlayarak taşıması. Eğer kamera arkalarını seyrederseniz onun Baekhyun veya diğer oyunculara sahnelerinde yardımcı olmaya çalıştığını göreceksiniz. 😉 IU gibi mimiksiz, ifade özürlü bir oyuncu karşısında bile kimya yakalayabilmiş olmasına girmiyorum bile. Görüntü kalitesi, masraftan kaçınılmadığını kanıtlıyor zaten.

Kırmızı başlıklı Kız ve Kurt göndermesini hala anlamamış olan?

 

*DİKKAT SPOİLER!*

 

Çin versiyonuyla aralarındaki en önemli farklar, Çin versiyonunda Hae Soo karakteri bebeğini düşürüyordu. Kore versiyonunda ise kızı dünyaya geldi ve yaşadı. Çin versiyonu sonunda kız ve 4. prens gelecekte yeniden karşılaşıyorlardı. Kore versiyonunda ise bu sahne ya kesildi ya da daha romantik olduğu düşünülerek karşılaşmamalarına karar verildi. Çünkü IU’nun sosyal medya hesaplarından paylaştığı bazı resimlerde ona mendil uzatan biri görünüyordu. Bazen keşke karşılaşsalardı diyorum ama Çin versiyonunda kız ve adam karşılaştıklarında adam kızı tanımayarak müzeden ayrılmıştı. İkinci sezon ihtimali olmadığına göre böyle biteceğine açık kapı bırakan bir sonu tercih ederim. Çin versiyonunda yeniden aşık olmalarını işleyen modern zamanda geçen 2. sezon var. Eğer dizinin reytingleri yüksek olsaydı kuşkusuz o kesilen sahne yer alacak ve 2. sezon için de anlaşılacaktı.:/

 

*DİKKAT SPOİLER!*

 

10/8 Neden? IU’ya rağmen başarılı bir dizi olduğu, sonunun şimdiye kadarki tarihi dizilerden farklı, hem hüzünlü hem de umut vaad edecek şekilde bağlanabilmiş olması.

 

Diziyi Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz.

 

Dizinin traileri

Soundtrackın en sevdiğin şarkılarından biri ama ne yazık ki sadece iki kere falan kullandılar. :/

For You – Baekhyun, Chen, Xiumin

Diziyi izledikten sonra bu şarkıyı her dinlediğinizde ağlamak isteyeceksiniz… Im Sun Hae – ‘Will Be Back

En güzel düetlerden biri ♥ Epik High ft. Lee Hi ‘Can You Hear My Heart’

Doukyuusei – Soda köpürcükleri gibi bir aşk…


Adı : Doukyuusei
İngilizce Adı : Classmates
Sequel mangaları : Sotsogyousei (Graduates), Occupation To Beloved ve Hara Sensei özel Sora to Hara (Story of Teacher ya da Sora ve Hara)
Mangaka : Nakamura Asumiko
Tür : Shounen-ai, Okul hayatı, Drama
Yayınlanma Yılı : 2006-2007
Animenin Yayınlanma Yılı : 2016
Anime seiiyu : Kusakabe – Hiroshi Kamiya * Sajou – Kenji Nojima

KONUSU : Rihito Sajou, liseye giriş sınavında tam puanlar almış olan bir onur öğrencisidir. Hikaru Kusakabe ise grubuyla birlikte gitar çalan ve kızlar arasında popüler olan biridir. Aynı sınıfta okuyor olmalarına rağmen daha önce yolları hiç kesişmemiştir. Ancak bir gün Hikaru sınıflarının koro çalışmaları sırasında Sajou’nun aslında şarkıyı söylemediğini ve sadece dudaklarını oynattığını fark eder. Bundan sonra ise onun erkek öğretmenlerini etkileyebilmek için hiç iyi olmadığı müzikte kendini geliştirmek için derslerden sonra çalıştığını öğrenir. Tamamen iyi niyetli bir şekilde Sajou’ya, yakında yapılacak olan koro festivaline hazırlanması için yardım edebileceğini söyler ve böylece konuşmaya başlarlar. Çalışmaları ilerledikçe ve birlikte zaman geçirdikçe hem arkadaşlıkları hem de birbirlerine olan hisleri değişip güçlenecektir.

Mangasının gördüğü yoğun ilgi sonrasında 2016 yılında anime filmi yapılmış ve gösterime girdiği Japonya’da 200 milyon yen hasılat elde etmiştir.




KİŞİSEL YORUM : Mangaka bu şirin, sevimli ve içten aşk hikayesini oldukça ağırdan alarak işliyor. İlk kısım sadece shounen-ai iken devam mangaları yaoi sahneler içermekte. İlk manga Doukyuusei de çiftimizin aynı sınıfta olmalarına rağmen birbirleriyle kesişmeden sürdürdükleri hayatları tesadüf eseri gelişen bir farkındalık sayesinde değişiyor. İlk manganın birbirlerine aşık olmalarını işlediğini söyleyebilirim. Serinin devamı niteliğindeki ikinci manga Sousugyousei ise çiftimizin geleceklerine yön verecekleri kararları alışlarını ve mezuniyetlerini işliyor. Bu mangada artık ilişkilerinden ve birbirlerine olan duygularından emin oluyor, geleceği birlikte paylaşmak istediklerine karar veriyorlar. Sajou’nun ailesinin Kusakabe’den haberi oluyor ve işin güzeli kabulleniyorlar da. Finalde gelen evlilik teklifi de çok şirin.^^




Halen devam etmekte olan Occupation To Beloved mangası ise hikayemizin son halkası oluyor. Geleceklerini inşa etmeye çalışmalarını, ilişkilerini riske etme pahasına da olsa önemli kararlar alarak bir arada kalmaya çalışmalarını okuyoruz. Tabii biri müzisyen, diğeri çalışkan bir öğrenci olunca farklı yollardan ilerlemeleri de çok normal aslında. Bu kadar farklı zevkleri ve ilgi alanları olan iki insanın böylesine iyi anlaşması da çok tatlı.^^ Bu manga özellikle çiftimizin çevresinde yer alan diğer iki gay öğretmenin de sonunda sevgiye ulaşmalarını işliyor diyebiliriz. Ama eğer Hara sensei sizin de ilginizi çektiyse üzülmeyin, mangaka sadece onun için özel bir manga serisi de hazırlamış.^^ Mangada Sajou Hara senseiye, Hara sensei de ona karşı hiç de boş değil. Eğer Kusakabe ile aralarında bir ilişki gelişmiş olmasaydı bu iki karakter arasında olası bir ilişki filizlenebilirdi. Hara senseinin de daha sonra onun için çizilmiş olan mangada yine başka bir öğrenciyle mutluluğa yelken açması okuyucular için şaşırtıcı olmasa gerek^^



Her mangakanın çalışmalarını farklılaştıracak detayları ve çizim teknikleri oluyor. Zaten kendisini diğerlerinden farklılaştırabilen mangaka daha başarılı işlere imza atmış demektir. Bu serinin mangakasının da farklı bir çizim tekniği var. Açıkçası insanları böyle plastik lastik gibi çizen mangakaların eserleri pek ilgimi çekmez. Upuzun bacaklar, insan anatomisine aykırı kocamaaaan omuzlar ve omuzlarla hiç de orantılı olmayacak şekilde küçük çizilen kafalar herkesin beğeneceği tarzda bir çizim şekli değil. Ancak Doukyuusei serisi içerdiği sevimli aşkla kendisini okutmayı becerdi. Animesi de manganın sahip olduğu bu plastik lastik insan görünümünü çok iyi bir şekilde işlediğini söyleyebilirim. Mangaka oldukça aktif biri, bir sürü mangasına aşağıda verdiğim linklerden ulaşabilirsiniz. Genellikle de shounen-ai ve yaoi çiziyor. Mangası ve animesi arasında çok fazla fark yok ama mangası oldukça eğlenceli başka detaylar içeriyor ve animenin bittiği noktadan daha fazlasını işliyor. Bu yüzden serinin hayranları anime filminin devamının gelmesini istiyorlar. Ayrıca Hara senseiye de mangada daha fazla yer veriliyor ve Sajou’ya baya baya yanık olduğunu mangada daha iyi anlıyorsunuz. 😉

Animede karakterleri seslendiren isimler içinde en sevdiğim seiyuulardan Hiroshi Kamiya olunca tabii benim için izlemesi daha keyifli bir hal aldı. Animede arka planlarda müthiş detaylar olmasına rağmen tıpkı mangasındaki gibi ana karakterler dışındaki insanların yüzlerinin olmaması gerçekten çok can sıkıcı bir detay bence. Bu etraflarındaki insanları yüzeyselleştiriyor ve karakterlerin yüzsüz insanlarla dolu bir dünyada yaşadığı izlenimini veriyor. Ne zamanki karakterin ana karakterlerle önemli konuşmalar yapması gerekiyor, bam!, birdenbire bir yüzü oluyor. Bu da hem çok garip ve hem de itici bir detay. Animenin müzikleri oldukça başarılı. Sahip olduğu naif dünyayı yansıtan ve ana karakterlerden Kusakabe’ye de gönderme yaparcasına gitar ağırlıklı parçalar seçilmiş. Arka fonda hafif hafif çalan gitarın güzelliğiyle anime akıp gidiyor.^^

Sanırım ikinci resimdeki kolaj gerçekten de Kusakabe karakterinin özeti gibi ♥


Manganın ilk kısmı olan Doukyuusei ( Classmate ) bölümünü BURADAN İngilizce çeviri ile okuyabilirsiniz. İkinci kısım olan Sotsugyousei (Graduates) bölümünü de BURADAN okuyabilirsiniz. Halen devam etmekte olan son devam mangası Occupation To Beloved ise BURADAN okuyabilirsiniz. Hara Sensei’nin özel manga serisi Sora to Hara‘yı ise BURADAN okuyabilirsiniz. 😉

Anime filmini Türkçe alt yazılı olarak BURADAN seyredebilirsiniz.^^

10/8 Neden? Plastik lastik gibi görünen insanlar bana korkutucu geliyor da ondan 😀

Animenin Traileri

İkinci Trailer

Trailerlerde de duyduğunuz parça, Koutarou Oshio with Yuuki Ozaki from Galileo Galilei

5 ji Kara 9 ji Made – 5 ten 9 a Beni Seven Keşiş


Dizinin Adı : 5 ji Kara 9 ji Made ~ Watashi ni Koi Shita Ikemen Sugiru Obousan
İngilizce Adı : 5→9 From Five to Nine
Türkçe Adı : 5 ten 9 a Beni Seven Keşiş
Yönetmen : Shin Hirano
Senaristler : Miki Aihara (manga), Shota Koyama
Kanal : Fuji TV
Yayınlandığı Yıl : 2015
Tür : Aşk, Komedi
Bölüm Sayısı : 10
Ülke : Japonya
Dil : Japonca
Theme Song : Christmas Song by back number

OYUNCULAR

Ishihara Satomi – Sakuraba Junko
Yamashita Tomohisa – Hoshikawa Takane
Tanaka Kei – Kiyomiya Makoto
Furukawa Yuki – Mishima Satoshi
Takanashi Rin – Yamabuchi Momoe
Saeko – Mouri Masako
Yoshimoto Miyu – Ashigaka Kaori
Nagatsuma Reo – Hachiya Renji
Takada Hyoga – Satonaka Yuki
Tsunematsu Yuri – Sakuraba Nene
Terada Kokoro – Naha Sankyu
Nakamura Anne – Ino Ran
Hayami Mokomichi – Kimura Arthur
Toda Keiko – Sakuraba Keiko
Ueshima Ryuhei – Sakuraba Mitsuru
Ono Takehiko – Terada Kouei
Kaga Mariko – Hoshikawa Hibari
Shison Jun – Hoshikawa Amane

KONUSU : Junko Sakuraba New York’ta çalışmayı hayal ederken İngilizce speaking hocası olarak çalışmaktadır. Yakında 29 yaşına girecektir. Hayalini gerçekleştirmek için dişini tırnağına taksa da New York hayali hala çok uzaklardadır. Ayrıca uzun süredir kimseyle çıkmamıştır. Bir gün tapınakta düzenlenen cenazeye katılır. Cenaze sırasında sakarlığı tutunca ölünün küllerini o sırada dua eden keşişin üstüne döker. Mahcup olmuştur ve utanmıştır. Daha sonra Junko’nun ailesi duruma müdahale etmeye karar vererek onu görücü usulü randevuya gitmesine karar verir. Randevuda tanıştığı adam üzerine yanlışlıkla kül döktüğü keşiş Takane Hoshikawa‘dır. Takane büyük tapınağı bir gün devralacak olan varistir. Katı, hayati deneyimi az ancak çok iyi eğitim almış Takane neredeyse ilk görüşte Junko’ya aşık olur. Bundan sonra Junko ondan kurtulmaya, Takane ise onu kendine aşık etmeye çalışırken ilişkilerinin önünde kendilerinin dışında engeller de belirir.

Dizi Aihara Miki‘nin aynı isimli mangasından uyarlanmıştır. Yayınlandığı dönemde iyi reytinglerle seyircinin kalbini kazanan dizi 10 bölüm sonunda 11.71% averaj reytingle final yapmıştır. Dizinin them parçası olan Back Number’ın seslendirdiği ” Christmas Song ” 2015 senesinin en çok dinlenen parçası olmuş, satış rekorları kırmıştır. Grubun en popüler gruplar arasına girmesini sağlamıştır.

Dizinin aldığı reyting,

1. Bölüm 12.6
2. Bölüm 12.1
3. Bölüm 10.7
4. Bölüm 11.6
5. Bölüm 11.7
6. Bölüm 10.6
7. Bölüm 12.1
8. Bölüm 11.4
9. Bölüm 11.6
10. Bölüm 12.7
Average Rating: 11.71%

KİŞİSEL YORUM : Uzun zamandır bu kadar keyif alarak izlediğim bir Japon draması olmamıştı. Genellikle sevdiğim oyuncular olduğunda yeni yayınlanan dizilere şans veriyorum ama devam ettiğim çok az. Yamapi artık beni takip edenlerin de bildiği üzere sevdiğim oyunculardan biri. Her ne kadar robopi şeklinde takılsak da bu dizideki gibi rollere ne kadar uygun olduğunu bir kere daha tasdik etmiş olduk. Yamapi ağır dram içeren, onu duygularını yansıtmaya zorlayacak rollerde başarılı değil. Özellikle aşk ve sevgi gibi duyguları gözlerine yansıtmayı beceremeyen bir oyuncu bu da dolayısıyla karakterini istemese de duygusuzca canlandırmasına neden oluyor. Yamapi aşkı taklit edemiyor. Onun birlikte rol aldığı bayan oyuncudan gerçekten etkilenip etkilenmediğini sadece gözlerine bakarak anlayabilirsiniz. Bu yüzden kariyerinin en iyi yapımları sevdiği, en azından hoşlandığı insanlarla birlikte rol aldığı yapımlar olmuştur.

Neredeyse öpüşecekken babanın odaya dalması pfgphfdgphfhfg 😀


Dizi boyunca oyuna dönene ” neredeyse ” öpücüklerden biri 😀

Çok tatlı değiller mi yaaaa~



Yamapi’nin bu dizideki karakteri neredeyse Nobuta Wo Produce dizisinde canlandırdığı Akira kadar başarılı. Bu noktada pastanın büyük payını İshihara Satomi’ye vermek gerek sanırım. Satomi neşeli ve eğlenceli bir kadın. Son yıllarda canlandırdığı karakterler birbirinin kopyası olsa da ona böyle hızlı hızlı konuşan neşeli karakterleri canlandırmak yakışıyor. Satomi ve Yamapi’nin kimyaları da fazlasıyla tutmuş. Aslında Kitagawa Keiko’dan beri Yamapi’nin yanına yakışan tek kadın olduğunu düşünüyorum. Yamapi’nin bakışlarını yumuşatabilmesi ve içindeki muzırlığı rolüne dökmesini sağlayacak rahatlığı vermesi bile bir başarıdır. Yamapi’yi zaten biliyorum ama Satomi’nin de birkaç dizisini izlediğim için bizim Pi-chan’dan etkilendiği belliydi. Birkaç haftadır iki oyuncunun çıktıkları Japonya’daki dedikodu gazetelerinin manşetlerini süslüyor.^^ Boşuna değil yani bu yakıştırmalar. Aralarındaki kimyanın ne kadar uyumlu olduğu görünce bana hak vereceksiniz.

Diziye gelince oldukça eğlenceli ve kısacık bir Japon dizisi. Bol bol kahkaha atacağınızı garanti ederim. Özellikle de Takane’nin Junko’yu aşkıyla boğduğu bölümlerde tepine tepine izlediğim doğrudur. 😀 Gereksiz bulduğum birçok yan karakter (hele de o kız kılığına giren velet) olsa da manga uyarlaması olduğu için fazla üzerinde durmuyorum. Japonların manga uyarlamaları olduğunda uygunluğuna ne kadar kafayı taktıklarını biliyoruz. O karakter gereksiz de olsa yapımda olacak.:P Dizide tanıdık bir çok isim var. Özellikle Arthur Sensei’yi canlandıran Hayami Mokomichi çok hoş bir sürpriz oldu. Uzun süredir şöyle kendine yakışan bir dizide rol almamıştı ama bu dizideki Arthur Sensei kendisine cuk oturmuş. Fanın olduk Arthur Sensei ♥ Miss Momoe de ise kendimi buldum. Tamam yaoi/shounen ai mangalara ben de deli oluyorum ama neyse ki bu kadar değil. 😀 Ama iş yerindeki Mishima senseiyi kendi hayal dünyasındaki semelere uydurması pgdfpgfdgpfd 😀 Ben de bunu sık sık izlediğim dizi/filmlerde yaparım 😀



Satomi de İngilizce performansta bir Japon’un olabileceği en iyi düzeyde olunca Yamapi’ye ayak uydurabilmiş. İngilizce söz konusu olduğunda şu anda Johnnys içinde iki yetenek öne çıkıyor, biri Yamapi diğeri de Marius (babası Alman, hem Almanca hem de İngilizceyi çok iyi konuşabiliyor), durum böyle olunca Yamapi zaten rol için en iyi seçenek olmuş. Dizinin them parçası çok başarılı seçilmiş. Dizinin geçtiği dönem zaten kış olunca tam yeni yıl havasını yaşatmış. Dizinin neredeyse bütün karakterleri karikatür dergilerinden fırlamış gibi olunca bizlere de geriye yaslanıp izlemek kalıyor tabii ki. Takane’nin dizinin ilk başında takındığı aşırı baskıcı aşık tutumu bir parça can sıkıcı olsa da bu sıkıştırmalar sırasında birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı buldukları için bundan sadece 1 puan kırmakla yetineceğim.^^

10/9 Neden?

Japonya da 2015 senesinin en iyi romantik komedisi de ondan.^^ Birbiriyle bir o kadar alakasız ama bir o kadar da eğlenceli karakterler için mısır patlaklarınızı hazırlayıp arkadaşlarınızla ekranın karşısına geçebilirsiniz. Zaten kısacık bir dizi, 1-2 pijama partisi yeter de artar bile.^^

Dizinin uyarlandığı mangayı ingilizce olarak BURADAN okuyabilirsiniz. Dizi ve mangası arasındaki farkları merak edenler için mangada olaylar çok daha hızlı ilerliyor diyebilirim. Mesela Junko ve Takane karakterlerinin bol bol yatak sahneleri var. Ayrıca Junko Mishima’ya karşı hiç de boş değil, üstelik Arthur Sensei’den de bayağı etkileniyor. Arthur sensei de aslında Japonya’da çalışan bir yabancı öğretmen ama dizide Japon. Kız kılığına giren erkek öğrenci mangada da var, evet. 🙂 Dizi konuyu mangasından çok daha serli toplu işlemeyi başardığı için mangasını okumanıza bile gerek olmadığını söyleyebilirim. Yani esinlendiği materyali aşmayı başarmış. Diziyi ayrıca Türkçe alt yazılı olarak BURADAN veya BURADAN izleyebilirsiniz. Emeği geçenlere teşekkürler^^

Dizinin ilk traileri

Dizinin en önemli romantik anlarında çalan parçası ♥ Back Number – Christmas Song

Şarkının tamamını BURADAN dinleyebilirsiniz ama ses biraz kısık ne yazık ki. Bir de BURADA çiftimiz Junko ve Takane’nin görüntülerini de içeren bir video var ama spoiler görüntüler içeriyor benden söylemesi. Ses videoda çok iyi ama.

Şarkının tamamı ne yazık ki youtube da mevcut değil. Ama bu da güzel coverlarından birisi, keyifle dinleyebilirsiniz. 😉